IŞIKGÜN AKFIRAT

Macaristan’da Viktor Orban’ın 3 Nisan 2022 tarihinde dördüncü kez üçte iki meclis çoğunluğuyla seçimleri kazanması, tüm dünyada yankılandı ancak Türkiye’de özel bir ilgiyle takip edildi. Nitekim Türkiye’deki gibi Atlantik yönelimli bir “altılı muhalefet” cephesi kurulmuştu ve bu partiler “bıçak sırtı” geçmesi beklenen seçimlerde ezici bir mağlubiyet aldı. Başbakan Viktor Orban, zafer konuşmasında “Macar solunun Soros’un en kötü yatırımı” olduğunu ve “bu galibiyeti Brüksel’deki diplomatlara, Soros imparatorluğuna, Zelenskiy’e karşı” aldığını söyledi. Macaristan seçimlerinin sonuçlarını, Orban’a yakın bir uluslararası haber platformu olan Visegrad Post’un Genel Yayın Yönetmeni Ferenc Almassy ile konuştuk. Söyleşimizi sorucevap şeklinde okurlarımıza sunuyoruz.

Viktor Orban

BRÜKSEL DİPLOMATLARI, SOROS VE ZELENSKİY

  • Sayın Orban, zafer konuşmasında bu galibiyeti “Brüksel diplomatlarına, Soros imparatorluğunun tüm fon ve kurumlarına, uluslararası medyaya ve Ukrayna cumhurbaşkanına karşı kazandığını” söyledi. Bu vurguyu neden yaptı?

2015 yılında sözde göçmen krizi yaşandı. Viktor Orban, insanların kontrolsüz bir şekilde ülkeye girmesini istemediğini, kanun ve düzenin herkese uygulanması gerektiğini söyledi. Bu siyasetlerle birlikte ünü Avrupa’da yeni bir zirveye ulaştı. Fakat elbette Avrupa Birliği'nin Batı yakasındaki ülkeler karşı saldırıya geçtiler. Yolsuzluk, hukuk devleti vb. mazeretlerle Orban’a saldırmaya başladılar. Bu noktadan sonra Viktor Orban farklı bir taktik izlemeye başladı. Her zaman bir düşman figürü insanların dikkatine getirmeye başladı. Başta Brüksel'in bürokratlarıyla, daha sonra George Soros daha çok öne çıktı.

Son olarak Ukrayna krizinde Cumhurbaşkanı Zelenskiy, Macaristan'ın Ukraynalı mültecilere sağladığı yardım için minnettar olmak yerine daha fazlasını istemeye, örneğin bize “Rus gazını kesin” demeye başladı. Hangi hakla böyle bir şey söyleyebilirsiniz? Zelenskiy, Avrupalı ​​‘ilericilerin’ yardımını almak için ‘ilerici’ Avrupalı figürünü oynama işini abarttı. Macaristan'a bu şekilde saldıran Zelenskiy, Rus gazını kesmek konusunda aynı sorunu yaşayan Avusturya ve Almanya'ya karşı sesini çıkarmadı. Ve hala nüfusa vurulduğunda diğer tüm ülkelerden daha fazla mülteci kabul eden bir ülke olan Macaristan'a saldırıyor. Orban da buna karşı “Tamam. Bu oyunu mu oynamak istiyorsunuz?” diyerek Zelenskiy'i Macaristan'ın ulusal çıkarlarına müdahale eden biri olarak karşısına alıyor.

‘ALMAN HEGEMONYASINA KARŞI YENİ ORTAKLAR ARIYORUZ’

  • Orban Rusya ile nasıl bir ilişki kurmaya çalışıyor?

Son 20 yıldır Viktor Orban, Almanya'nın Macar ekonomisindeki payını azaltmak istedi ve bunun için yeni ortaklara, yeni açılımlara yöneldi. Rusya yeni bir ortak değildi ama Viktor Orban'ın Çin, Türkiye, İsrail, Mısır ve daha birçoklarının yanı sıra Macaristan için istediği ortaklardan biri oldu. Ortaklıkların bu şekilde çeşitlendirilmesi, Viktor Orban'ın dış politikasının anahtarı.

Unutmayın, Macaristan küçük bir ülke. Denize erişimimiz yok, karayla çevriliyiz. Petrolümüz veya gazımız yok. Gıda üretimimiz, turizmimiz, biraz da araba imalatımız var. AB'den çıkmayı başaran Birleşik Krallık ya da Türkiye gibi güçlü bir egemenlik politikası uygulayabilecek araçlara sahip değiliz. Ancak Viktor Orban da egemenliğinin tümünden asla vazgeçmek istemiyor ve işlerin ne yöne gittiğini görüyoruz. Brüksel'deki insanların ne yapmaya çalıştığını görüyoruz. Bunun için dışarıdan gelen baskıyı karşı ağırlıklarla dengelemeye çalışıyoruz. Bu nedenle Türk Konseyi, Rusya ve bazı Arap ülkeleri ve ayrıca Hindistan, Pakistan ile çalışma konusunda Orban çok daha girişken davranıyor. Rusya ile ilişkileri açıklayan da bu etkin politikadır. Macar ekonomisinde Alman hegemonyasının payını azaltmak için ortaklar arıyor.

‘BATI UĞRUNA ÖLMEK İÇİN HİÇBİR SEBEBİMİZ YOK’

  • Seçimler savaşın gölgesinde yapıldı. Ve kırsal kesimdeki insanların bunu barış ve savaş arasında bir seçim olarak gördükleri bildirildi. Orban'ın Ukrayna'daki savaşa ilişkin tutumu seçim sonuçları üzerinde belirleyici bir etkiye sahip oldu mu?

Ölçmek zor ama etkisi var. Muhalefet partilerinin lideri Peter Marki Zay, tamamen Atlantikçi bir politika izledi. Eğer NATO asker göndermeye karar verirse, biz de asker göndermeliyiz, dedi. Herkes buna “Ne? Rusya ile savaşa mı gireceğiz?” diye yanıt verdi. Ayrıca Ukrayna'da Macaristan sınırının yakınında yaşayan yaklaşık 150 bin Macar var. Macaristan'ın Ukrayna'ya askeri destek vermesi, bu azınlığın güvenliğini, huzurunu tehlikeye atabilir.

Peter Marki Zay

Ayrıca geçmişten çıkardığımız dersler var. Sovyetler Birliği 1956'da Budapeşte'yi işgal etti. Gerçekten büyük bir savaştı, çok fazla ölüm ve yıkım oldu. İnsanlar bunu hatırlıyor. Bu arada, büyük güçlerin her zaman bu oyunu oynadığını da anlıyoruz. Herkes Batı'nın bizi kurtaracağını düşünüyordu. Bu olmadı. Kimse gelmedi. Rusya'nın gerçekten de saldırgan olabildiğini geçmişten biliyoruz. Ancak Batı'ya güvenmememiz gerektiğini ve Batı uğruna ölmek için hiçbir nedenimiz olmadığını da hatırlıyoruz.

‘RUSYA TARAFINDAN ASKERİ TEHDİt ALTINDA HİSSETMİYORUZ’

Bu yüzden Macaristan çok dikkatli. Kimse Rusya'nın tüm Ukrayna'yı alıp Macaristan'ı vb. işgal edeceğine inanmıyor. Bu saçmalık. Rusya tarafından askeri olarak tehdit altında hissetmiyoruz. İkincisi, Rus gazına bağlıyız. Bunun kesilme riskini alamayız. Macaristan'da insanların yüzde 60'ı evlerini gazla ısıtıyor. Bu gazın ise yüzde 65'i Rusya’dan. Bu sadece evi ısıtmakla ilgili değil, aynı zamanda endüstriyle de ilgili. Gaz kesilirse, belki yarım yıllık rezervimiz var, peki sonra ne olacak? En iyi senaryoda, farklı bir gaz kaynağına geçebiliriz, ancak bu üç ila altı kat daha pahalıya mal olur. Bu bir seçenek değil. Ne Macaristan ekonomisi için ne de gelecek kış Macar halkı için. Enerji politikası bir ulusal çıkar meselesi ve Rus gazından vazgeçemeyiz.

Muhalefet lideri Peter Marki Zay ise Viktor Orban'ı insanların kanı yerine gazı tercih etmekle suçladı. Macar halkı bunun bir demagoji olduğunu biliyor. Macaristan'da Rus gazını kesersek ülke büyük bir çöküş yaşayacaktı. Ancak Rusya için büyük bir fark olmayacaktı. Bu yüzden tamamen anlamsız bir siyaset. Muhalefetin tamamen başarısız olmasının nedenlerinden biri de budur. Orban ulusun koruyucusu, barış ve istikrarın teminatı olarak göründü. Onu sevmeyenler bile bu yüzden ona oy verdi. Üçte iki çoğunluk için belirleyici olan buydu diyebiliriz.

‘MUHALEFETİN TEK YAPABİLDİĞİ DIŞ BASKIYI KÖRÜKLEMEK’

  • Macaristan’da da Türkiye’deki bir “altılı muhalefet” var ve esas olarak Atlantik yanlısı olarak görülüyor. Orban da seçimden sonra "Macar solu, Soros'un en kötü yatırımıydı." ifadesini. Bu muhalefeti nasıl tarif edebilirsiniz?

Bu muhalefet partilerinin birçoğunun George Soros da dahil olmak üzere farklı ağları var. Bütün bu ‘ilerici’, Batılı, liberal ağlar hala bu partileri destekliyor. Örneğin Avrupa parlamentosundaki diğer Batılı liberal partilerle gerçekten güçlü bağları var. Ve bu bağlantıları Macaristan'a Avrupa düzeyinde saldırmak için kullanıyorlar. Yapabileceklerinin en iyisi bu. Çünkü ulusal düzeyde Orban'a karşı her seçimde kaybediyorlar. Bu sol partilerin sahip olduğu tek şey, kendi hükümetlerine karşı dış baskı kullanmaktır.

Bu bloktaki önemli iki partiden biri, postsosyalist, Avrupa federalisti bir parti olan Demokratik Koalisyon'dur. Açıkça bir Avrupa Birliği Federasyonu kurma çağrısı yapıyorlar. Egemenliğe kesinlikle karşılar. Bu partinin lideri, Orban'dan önce başbakan olan ve 2007 ekonomik krizinden sonra bazı kemer sıkma politikalarından sorumlu olan eski başbakan Ferencs Gyurcsany. Ancak ilginçtir ki o dönemde Batı tarafından ‘sosyalist’ olarak sunuldu.

Ferencs Gyurcsany

MUHALEFETİN EN BÜYÜK HEZİMETİ

Buna tek bir istisna var: Peter Marki Zay. Macaristan'ın teknokratik bir hükümete sahip olmasını istiyor. “Bağımsız” uzmanlar istiyor. Bağımsız, ne anlama geliyor? Parlamentodan mı bağımsız? Seçmenlerden mi bağımsız? Evet, demek istediği bu. Bu tür uzmanlar istiyor. Anayasayı değiştirmek istiyorlar, böylece kimse Orban'ın ulaştığı gibi güçlü bir konuma ulaşamamasını sağlayacaklar. Bence başarısız olmalarının bir nedeni de bu.

Ulusal listede Orban’ın Fidesz partisi yüzde 53 kazandı. Ancak 106 yerel milletvekilinin 88'ini kazandı. Bu ikisi birlikte tüm parlamentoyu oluşturuyor. Geçen seçime kıyasla 7,7 milyon seçmene sahip bir ülkede muhalefet 900.000 oy kaybetti. Bu, Macaristan'daki sol partiler için şimdiye kadarki en kötü sonuç.

‘ONLARA GELİNCE STK’LARA SALDIRI’

  • Orban, Soros’la mücadelede neler yaptı?

Aslında Orban, Soros’u yasaklamadı. Soros ağları ve liberal gündemi destekleyen tüm insanlar, bu Macaristan'dan kovulma anlatısını oluşturdu. Kendi başlarına ayrılmaya karar verdiler. Meşhur Orta Avrupa Üniversitesi (CEU) bile hala Budapeşte'de. Viyana'ya sadece Amerikan diploması veren birimleri taşındı. Çünkü Macaristan bir yasa değişikliği yaptı ve yabancı diploma vermek istiyorsanız, diploma veren ülkede mezun sayılabileceğiniz bir kurum olması gerekir, dedi. Örneğin ABD diploması vermek istiyorsanız, ABD'de gerçek bir kampüsünüz ve işleyen bir üniversiteniz olması gerekir. CEU'da bu yoktu. İş bundan ibaret. CEU hala bir Macar üniversitesi olarak faaliyet gösteriyor ve Macar diplomaları veriyor.

Soros vakfının ayrılma kararı alması bence çok daha fazla bir iletişim operasyonuydu. Diğer birçok STK gibi kalabilirlerdi. Macaristan parlamentosunun STK'ların fonlarına daha fazla şeffaflık getiren bir yasayı oylamış olması belki de hoşlarına gitmedi. Bu, onlara göre, STK'lara yönelik bir “saldırı”ydı. Sürekli bizden istedikleri tek şey şeffaflık. Onlara gelince ise, hayır, bu STK'lara karşı bir saldırı oluyor.

‘DEMOKRASİ İLE LİBERALİZM TAMAMEN FARKLI’

  • Orban, Batı’nın “otokrat” gibi suçlamalarına karşı kendisinden “liberal olmayan demokrat” olarak bahsediyor. Nedir bu liberal olmayan demokrasi?

Orban, Macaristan'ın bir demokrasi olduğunu ancak Batı ile liberal yani toplumun değerlerini değiştirmek anlamına gelen aynı yolu izlemek istemediğimizi açıkladı. Demokrasi ile liberalizmin birbirinden tamamen farklı olduğunu söyledi. Parlamento, seçimler ve hukukun üstünlüğü, adalet bağımsızlığı vb. demokratik kurumlara sahip olabilirsiniz. Bütün bunlar Macaristan'da geçerli. Bu arada, neden evliliğin tanımını değiştirelim, çocukların okulda sodomi ve cinsiyet değişikliğiyle ilgili konuşmalara maruz kalmasını ve tüm bu LGBT anlatılarını kabul edelim. Bunun demokratik sistemle bir alakası yok. Özellikle de insanların çoğunluğu demokratik olarak bunu istemediğini söylediğinde.

Elbette Orban sadece pragmatik biri değil, ideolojik bir yönü de var. Batı'dan gelen tüm saldırılarla bu ideolojik yaklaşımı pekişti ve Macar toplumuna yayıldı. Çünkü insanlar Batı'nın Macaristan'a neden saldırdığını anlamadı. Batı'ya inanan, Batı toplumuyla tam anlamıyla bütünleşmeyi uman insanlar da bu rüyadan uyandılar. Travestilerin normalleşmesini ve 5 yaşındaki çocuklara tuhaf seks yöntemlerinden bahsedilmesini istemiyoruz. Bunda sorun nedir? Neden bunları söylediğimiz için biz kötü adamlar oluyoruz?

‘TÜRKİYE BİZİM GİBİ BATI’DAN GELEN TEHDİTLERİ ANLIYOR’

  • Son olarak, Türkiye ile Macaristan arasındaki ilişkileri nasıl değerlendirirsiniz? ABD’den gelen tehditler bakımından bu ilişkiyi nasıl görüyorsunuz?

Orban ve Erdoğan arasında iyi bir anlayış geliştiğini düşünüyorum. İkisinin de ülkeleri için güçlü bir gündemi var. Türkiye, Macaristan siyasetine karışmak istemiyor ve bunun tersi de geçerli. Macaristan, Türkiye'yi çok önemli bir ortak olarak görüyor. Orta ölçekli bir ülke, önemli bir jeopolitik konumda bulunuyor.

Joe Biden'ın ABD'si ise Macaristan için kesinlikle iyi değil. Biden gibi bir “Büyük Birader”in eski solcu CIA ağlarını aktifleştirip bize parmak sallamasını istemiyoruz. 2014'te Ukrayna’da Maidan tezgahlandığı zaman Macaristan'da da neredeyse buna benzer bir şey yaşanacaktı. Macar devleti Ukrayna devletinden çok daha istikrarlı olduğu, polis çok daha profesyonel olduğu için bu önlendi. Milliyetçiler ve futbol taraftar grupları hükümet tarafından yanlış tarafta yer almamak konusunda ikna edildi. Orban da bir şekilde tehlikenin yakın olduğunu hissetti. Batı'daki birçok insan Orban'ın düşüşünü görmeye bayılırlardı. Neyse ki her şey kesinlikle barışçıl bir şekilde sona erdi. Ama Orban durumun farkındaydı. Bunu anlayan ülkelerden daha fazla destek almasına neden olan şeylerden biri olduğunu düşünüyorum. Elbette Türkiye bu tehlikeyi açıkça anlıyor. Macaristan'ın henüz NATO'dan ayrılma imkânı yok, bu yüzden şu anda bu bir soru değil. Orban saldırgan bir NATO istemiyor. Uzun vadede tarafsızlık sağlamak istiyoruz. Bunun için NATO'nun çekirdeğinden uzaklaşmak iyi bir şey.

MACARİSTAN’IN DOĞU’YA AÇILMA STRATEJİSİ

Macaristan sadece Türkiye ile değil, Orta Asya ülkeleriyle de iyi ilişkilere sahip olmak istiyor. Bu, Doğu'ya açılma ve Batılı ortakların ötesinde başka ortaklara sahip olma stratejisinin bir parçasıdır. Bu tamamen Macaristan'a daha fazla hareket özgürlüğü kazandırmak için uygulanıyor. Çünkü AvrupaAtlantik bloğunun dışından çok büyük ortaklarınız varsa, bir gün Macaristan'a yaptırım uygulamak istedikleri zaman “Durun, biz onlar onlarla beraberiz, yaptırımlar bize de zarar veriyor.” diyeceklerdir. Macaristan için bu önemli bir hamle.

Doğu’da bulduğumuz yeni ülkeler gerçekten iyi ortaklar. Macar siyasetine karışmaya çalışmıyorlar. Ne yapmamız ve nasıl yapmamız gerektiği konusunda büyük ahlaki dersler vermeye çalışmıyorlar. Birbirimize saygı duyuyoruz. Birbirimizin ulusal politikalarına karışmayız. Ticaret yapıyoruz ve birlikte çalışıyoruz. Viktor Orban'ın istediği de bu.

Aydınlık