'HDP MEĞER GÜVENCEYMİŞ'

MEHMET BARLAS

Kendilerini siyasetin derin aklının sahibi olarak görenler, HDP kapatılsa da açık kalsa da bundan sadece o partinin yararlanacağını iddia ediyorlar. Sahip oldukları belediyelerle ülkeyi bir hendekler savaşının eşiğine getiren ve kendileri ile PKK terörü arasına bir ayraç koyamayan HDP, meğer Türk demokrasisinin sağlığının güvencesiymiş.

'ABD VE AB’Yİ TEŞHİR ETMEDEN MÜCADELE ETMEK MÜÜMKÜN DEĞİLDİ'

MAHMUT ÖVÜR

Yeni paradigma iki eksende sürdü: Dışarıda PKK'yı durdurmak, içeride de siyasi ayak HDP'nin "dağ"a insan taşıyan merkez olmasına izin vermemek. Devlet bu "bağı", 2015 yılı sonrası HDP'ye yönelik büyük operasyonlarda keşfetti. Tabii bu mücadele sadece HDPdağ ilişkisiyle de sınırlı değildi, akademiden medyaya kadar şiddeti motive eden, besleyen inanılmaz bağlar kurulmuştu. Bu bağ kesilmeden terörle baş etmek mümkün değildi. Buna küresel bağlantıları (ABD ve AB ülkeleri) teşhir etmek de dahil.

'TÜRKİYE’NİN BATIDAKİ ROLÜ ÜZERİNE OKUMALAR ESKİ ALIŞKANLIK'

HASAN BASRİ YALÇIN 

Sanırım bir tür eski alışkanlık. Türkiye'nin Batı ittifakı içindeki rolü üzerinden Türkiye'yi değerlendirmeye yönelik genel bir eğilim var. Çok da yanlış değildi bu okuma biçimi. Çünkü yaklaşık 70 yıldır Türkiye kendi güvenliğini veya ulusal çıkarını Batı ittifakına sıkı biçimde bağlamıştı. Durum böyle olunca da Batılı "dostlarımızın" Türkiye'yi nasıl gördüğü önemli hale geliyordu. Günümüzde ise sanırım bu tür bir okumaya hiç yer yok. Çünkü başta Batı diye bir analiz biriminin kaldığı bile şüpheli. Amerika artık kendine ortak aramıyor. Uzun vadeli ve karşılıklı bağımlılık siyasetinden bilerek kaçınıyor. Avrupalı eski ortaklarına bile güven vermiyor.

'PAKİSTAN’IN UZAK DURMASININ SEBEBİ ÇİN’İN RAHATSIZLIĞI'

MUHARREM SARIKAYA 

Pakistan da Afganistan’da bulunmayı arzu etmiyor; nitekim iki gün önce açıklamada bulunan Pakistan Başbakanı İmran Han, Kabil Havaalanı’nı koruma görevi üstlenme gibi bir çabalarının olmayacağını söyledi. Bunun gerisinde yatan neden de Çin olarak görülüyor.

Çünkü Çin, hem Hindistan ile Hint Okyanusu’nda yaşadığı sorunlarını gözeterek, Keşmir sorunundan bu yana ezeli rekabet içinde olan Pakistan’ın yanında yer aldı. Ticari ilişkisini İran ile olduğu gibi Pakistan ile de geliştirdi .Hedefi, KuşakYol projesini sağlıklı bir şekilde işletmek ve bölgedeki ABD hakimiyetini mümkün olduğunca azaltmak. Prof. Dr. Hilmi Demir, bu noktada Keşmir ile ilgili Çin’in önemli bir atağının olabileceğini vurguladı, “Belki Afganistan içindeki El Kaide’nin Keşmir’e kaydırılması sağlanabilir” dedi.

'PATRON HDP DEĞİL KANDİL'

ABDÜLKADİR SELVİ

HDP çizgisindeki partiler hep PKK’yla ilişkileri açısından kapatıldılar. Şimdiye kadar hiçbir zaman bu sorgulamayı yapmadılar ama bu kez “Bu yol çıkmaz sokak, PKK bağlantılı 40 parti kursak kırkı da kapatılır, onun yerine demokrasi mücadelesini önceleyen yeni bir siyasi yapılanmaya gidelim” derler mi? Umudum yok. Çünkü patron HDP değil, Kandil.

'HİNDİSTANİSRAİL EKSİNE KARŞI PAKİSTANTÜRKİYE EKSENİ’

ÇETİNER ÇETİN  

Türkiye’nin Afganistan’ın yeni sürecinde üstlenmek istediği rol, ülkedeki birçok problemin, ABD’nin çekilmesinden sonra boşluğu doldurmaya çalışan komşu ülkelerin ve küresel güçlerin mevcudiyeti düşünülürse kolay olmayacak. Keza Türkiye Rusya ve İran ile ilişkileri düzeyinde de bölgedeki dengeleri yeniden kurmak istiyor. Afganistan’da Türkiye’nin karşısına çıkan en bariz problem Taliban’ın ülkede yabancı, dolayısıyla da Türk varlığını reddeden tutumu. Bu yüzden Türkiye Taliban hareketini ikna etmesi için Pakistan’ın kendisiyle işbirliği yapmasını istiyor. Bu bir anlamda ülkede Hindistanİsrail eksine karşı PakistanTürkiye ekseni demek. Ancak Kabil yönetimi Pakistan’ın denklemde yer almasına sıcak bakmıyor. Kabil, İslamabad’ı teröristleri desteklemekle suçluyor. Halihazırda Türkiye’nin Afganistan denklemindeki pozisyondan güç almak istediğine dair işaretler var. Basında çıkan ancak henüz doğrulanmayan haberlere göre Amerikalıların S400 füze savunma sistemi nedeniyle Ankara'ya yönelik yaptırımlarını geri çekmesi talep ediliyor. Kulislerde S 400’lere dair eylül ayında önemli bir çözüm mekanizmasının devreye gireceği söyleniyor. Ancak Ankara’nın NATO’dan yedi noktada garantiler aldıktan sonra S 400 planını devreye sokabileceği belirtiliyor.

ANTİEMPERYALİST GEREKÇELERLE TÜRKİYE’YE BASKIYA İTİRAZ EDİLMEMELİYMİŞ…

ORHAN BURSALI

ErdoğanBiden görüşmesi, ABD Başkanı’nın AB liderleriyle gerçekleştirdiği zirve temasları ve NATO toplantılarıyla açıklamaları, ABD’nin yeni Başkanı ile AB ve NATO’nun ilişkilerinin belirlenmesinde, demokrasi, insan hakları, şeffaf toplum, özgür basın kavramlarının öncelikli bir yere sahip olacağını gösteriyor.Bu durumda, Tayyip Bey’in, önümüzdeki dönemde sözü geçen kurum ve kuruluşlarla temaslarında üzerinde demokratik bir baskı hissedeceğini söylemek mümkün müdür?Bu sorudan önce belki de “Böyle bir baskıyla karşılaşma halinde nasıl davranmak gerekir” sorusunu yanıtlamalıyız.Ulusal bağımsızlığın, artık kimseye “ister asarım, ister keserim, sana ne!” demek yetkisini vermediği, milli iradenin evrensel ölçütlerini çiğneyerek zulmü meşrulaştırma gücü kalmadığı bir dönemde, güya antiemperyalist gerekçelerle demokrasi çağrılarına karşı çıkmak mümkün değildir.

Aydınlık