Yeni Şafak Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Likoğlu dikkat çeken bir yazı kaleme aldı. ''Onuncu Yıl Marşı'nı hangi ruh haliyle okuyorsunuz'' başlıklı yazısını Likoğlu, ''Cumhuriyet de bizim, Atatürk de bizim. Dünün mandacıları ile bugünün himayecilerinden ne alacağımız ders, ne de çekineceğimiz bir durum var'' sözleriyle noktaladı.

Hüseyin Likoğlu, Yeni Şafak'taki köşesinde milli değerler ve milli isimler üzerinden yapılan ayrıştırmaya karşı çıktı. Likoğlu, yazısında ''Allah Allah nidalarıyla bu toprakları bize vatan kılan başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehit ve gazilerimiz için hiçbir zaman dualarımızı eksik etmeyeceğiz'' dedi.

İşte Likoğlu'nun milli değerler ve milli isimler üzerinden yapılan ayrıştırmaya karşı çıktığı o yazı:

ONUNCU YIL MARŞI’NI HANGİ RUH HALİYLE OKUYORSUNUZ

Her milli gün ve bayramda “Acaba bu kez manevi değerlerimize ve inancımıza nasıl hakaret edecekler, nasıl saldıracaklar” endişesini yaşıyoruz. Karşı çıksanız “Cumhuriyet ve Atatürk düşmanı” yaftası yapıştıracaklar, razı olsanız vicdan rahat değil.

Bu durum istisnasız yıllarca böyle yaşanıyor. “10 Kasım’da Anıtkabir’e gitti gitmedi, camilerde dualar yapıldı yapılmadı.” Bu tartışmalar milli gün ve bayramlarda hiç eksik olmadı hayatımızdan.

İşte yine böyle günlerden geçiyoruz. Ağustos ayı Türk tarihi için zaferler ayıdır. 1071 Malazgirt Zaferi’yle yurt edindiğimiz Anadolu’yu 30 Ağustos 1922’de terk etmeyeceğimizi tüm dünyaya ilân ettiğimiz tarihi zaferlerin yıl dönümlerini coşkuyla kutluyoruz.

Eylül ayı da Ağustos gibi tarihimiz açısında önemli zaferler barındırıyor. Anadolu’daki son işgalci Yunan’ın denize döküldüğü aydır Eylül. Dolayısıyla Ege Bölgesi’nde birçok ilimizin kurtuluşu Eylül ayı içinde gerçekleşmiştir. Bu yüzden Ege Bölgesi’nde bir il ve ilçemizin kurtuluş yıl dönümlerinde Eylül ayında törenler düzenlenir.

Balıkesir Edremit’in düşman işgalinden kurutuluşunun 99’uncu yılı dolayısıyla düzenlenen törende yine aynı çirkinliklerin sahnelenmesi üzerine ‘Yeter artık!’ diyen bir isim ortaya çıktı. Edremit Belediye Meclisi Üyesi Murat Tuna, sözde kurtuluşu temsil eden çarşaflı bir kadının zincire vurulması iğrençliğine isyan etti.

Edremit olayı milat olmalı. Bundan sonra hiçbir milli gün ve bayramda mukaddes değerlerimize, inancımıza yönelik hiçbir saygısızlığa izin verilmemeli. Bu çirkinlik şehit kanıyla yurt edindiğimiz ve şehit kanlarıyla koruduğumuz bu topraklarda bir daha yaşanmamalı.

Bu konuda ilk adım eğitimde atılmalı. Yalan-yanlış ideolojik dayatmalar artık okullarda çocuklarımıza okutulmamalı. Kurtuluş Savaşı yıllarında mandacılığı savunanların yazdığı tarih kitapları ders kitabı olmaktan çıkarılmalı. Milletten gizlenen-saklanan hiçbir belge, bilgi, tutanak kalmamalı. Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına adım attığımız bu günlerde her şey bütün şeffaflığı ile ortaya konmalı.

Geçtiğimiz hafta Kurtuluş mücadelesinin en önemli duraklarından bir olan ve Kurtuluş’tan Kuruluş’a giden yolda en önemli kararların alındığı Sivas Kongresi’nin 101’inci yıl dönümünü kutladık. 10 maddeden oluşan kararların 9’uncu maddesi şu ifadelerden oluşmaktadır: “Tamamen millî vicdandan doğan ve aynı amaç için kurulan bütün millî cemiyetler Anadolu ve Rumeli Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleştirilmiştir. Bu cemiyet her türlü particilik akımlarından ve şahsî ihtiraslardan tamamen arınmıştır. Bütün Müslüman yurttaşlarımız bu cemiyetin tabii üyesidir.”

Bütün Müslümanların tabii üye olduğu Anadolu ve Rumeli Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti tarafından başlatılan Kurtuluş mücadelesinin neticesinde kurulan devlette Müslümanlar, her milli gün ve bayramda aşağılanıyor.

Bu çarpıklığa artık dur demenin zamanı çoktan geldi geçti.

Muhafazakâr ve dindar insanlara karşı 28 Şubat’ta zulmü zirveye taşıdıkları dönemde moda haline getirdikleri Onuncu Yıl Marşı okuma geleneğini yine aynı kafa ve anlayışla sürdürme arzusunda olanlar var. Onuncu Yıl Marşı’nı okurken nasıl bir ruh hali içinde olduklarını hiç düşündünüz mü? Sizce Onuncu Yıl Marşı’nı okurken düşman olarak Yunan’ı mı görüyorlar, Müslüman’ı mı?

İzmir’i bir şehir devleti anlayışıyla Türkiye’den koparıp müstakil bir yer haline getirip Helen kültürünün bir parçası haline getirmek isteyenler, “İzmir’in Dağlarında Çiçekler Açar” marşını söylerken, sizce 100 yıl önce Yunanların Batı Anadolu’da yaptıkları zulmü mü gözlerinin önüne getiriyor, yoksa Edremit’te olduğu gibi dini değerlerimiz mi?

Yıllarca Cumhuriyet ve Atatürk düşmanı ithamlarından çekindiğimiz için katlanmak zorunda olduğumuz bu kötülüğe artık razı olmamız mümkün değil. Bunu yapanların ne Cumhuriyet’le ne de Atatürk’le alakaları olabilir. Atatürk’ün arkasına saklanıp değerlerimize saldıranların maskesini düşürmenin tam vaktidir.

Mustafa Kemal Atatürk’e bir cenaze namazını bile çok görenler, bizi Atatürk’e dua etmemekle itham ediyor. “Gelin birlikte dua edelim dediğimizde”, “Siz dua edin, biz vals edeceğiz” diyorlar. Allah Allah nidalarıyla bu toprakları bize vatan kılan başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehit ve gazilerimiz için hiçbir zaman dualarımızı eksik etmeyeceğiz.

Cumhuriyet de bizim, Atatürk de bizim. Dünün mandacıları ile bugünün himayecilerinden ne alacağımız ders, ne de çekineceğimiz bir durum var.

https://www.yenisafak.com/yazarlar/huseyin-likoglu/onuncu-yil-marsini-hangi-ruh-haliyle-okuyorsunuz-2059581