Orçun Göktürk

“American Purpose” adlı dergide dün yayımlanan “Orta Doğu’da Homurdanmak” adlı makalesinde Fukuyama, Türk SİHA’larının bölgedeki seyri değiştirdiğini irdeliyor. 2010’lu yılların başında İngiliz Financial Times’a yazdığı bir makalede dronların küresel etkisi olacağını belirttiğini ve o zamanlar ABD ve İsrail’il dron teknolojisini büyük ölçüde kontrol ettiğini, bu küresel etkiyi ise “ABD veya İsrail değil Türkiye sağladı” diyor. 2010’ların başlarında kendi hayalini “özel kullanımlar, hedefe yönelik suikastlar için” olduğunu söyleyen Fukuyama şunları ifade ediyor:

“Bu gelişmedeki ana aktör, otokratik Cumhurbaşkanı Tayyip Recep Erdoğan yönetimindeki Türkiye’dir. Ülke, kendi iç insansız hava araçlarını geliştirdi ve bunları son birkaç askeri çatışmada yıkıcı etkilerde kullandı: Libya, Suriye, Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki Dağlık Karabağ savaşında ve kendi sınırları içindeki PKK ile mücadelede. Süreç içinde, Rusya, Çin veya Amerika Birleşik Devletleri’nden daha fazla sonuçları şekillendirme becerisine sahip büyük bir bölgesel güç haline geldi.”

ABD ASKERİ YAPTIRIMLARININ TÜRK SAVUNMA SANAYİSİNE ETKİSİ

Türkiye’nin MIT eğitimli Selçuk Bayraktar önderliğinde dron devrimi yaptığını söyleyen Fukuyama, Bayraktar TB-2 ve Anka gibi SİHA’ların Türkiye’de üretildiği vurguluyor ve 1975’teki ABD askeri yaptırımlarının Türk sanayisini dönüştürdüğünü söyleyerek şöyle devam ediyor:

“Türkiye’de yerel olarak bir insansız hava aracı yaratma dürtüsü, 1975’teki ABD askeri ambargosu ve Washington’un ülkeye gelişmiş Predator ve Reaper dronlarını satma konusundaki isteksizliği tarafından gelişti. Türkiye, İsrail’den Heron adlı insansız hava aracı satın aldı, ancak bu ilişkiyi de sorunluydu. Dronların üretimi o kadar da zor değil ve en son Türk tarafının ürettikleri oldukça etkileyici. TB2, 24 saat havada kalabilir ve hem keşif hem de saldırı görevlerini gerçekleştirebilir. Bu silahların etkinliği ilk olarak Mart 2020’de Türkiye sınırının ötesinde Suriye’de gösterildi.”

‘SURİYE’DE, LİBYA’DA, KARABAĞ’DA’

Fukuyama, Türkiye’nin son dönemde etkin bir şekilde askeri mücadele verdiği yerlerde “Türkiye’de milliyetçi bir gurur haline gelen” SİHA etkisini şöyle anlatıyor:

“Suriye saldırısı tamamen durduruldu ve İdlib vilayeti mülteciler için bir sığınak olarak güvence altına alındı. Ardından Mayıs ayında, Türk insansız hava araçları, LNA’nın (Hafter’e bağlı Libya Ulusal Ordusu, Ç.N.) Trablus’a saldırısını sona erdiren BAE destekli General Hafter Ordusu tarafından kullanılan Libya’daki bir hava üssüne saldırmak için kullanıldı. Son olarak, Eylül ayında Nargorno-Karabağ savaşı sırasında, Azerbaycan’ı destekleyerek Ermenistan’a karşı müdahale eden Türk insansız hava araçları, tahminen 200 tank, 90 diğer zırhlı araç ve 182 topçu parçasını imha ederek ikincisini bölgeden çekilmeye zorladı.”

‘KARA BİRLİKLERİN YAPISINI DEĞİŞTİRECEK’

Fukuyama, Türk insansız hava silahı araçlarını 20.yüzyılın başlarında İngilizlerin denizcilik tarihinde çığır açan baskın savaş gemisi “Dretnot” (Dreadnought) gemisinin yarattığı etki ya da “uçak gemilerinin normal savaş gemilerinin modasını geçirmesi” gibi askeri anlamda büyük bir değişime öncelik ettiğini vurguluyor:

Aydınlık