Orçun GÖKTÜRK

Çin Halk Cumhuriyeti geleneksel diplomasisinin son 1,5-2 yıldır değişmeye başladığını görüyoruz. Özellikle Trump döneminde başlayan ticaret savaşı ve Çinli teknoloji firmalarına karşı uygulanan ambargolar, Hong Kong’da ABD destekli renkli devrim girişimi ve hemen bütün Batı destekli medyanın Sinciang-Uygur Özerk Bölgesi ile ilgili psikolojik savaş haberleri ve ABD’nin başını çektiği “soykırım” yalanları, Çin’in dış politikasında değişikliğe gitmenin esas sebepleri olarak görülüyor.

SUUDİ ARABİSTAN: SİNCİANG VE HONG KONG’DA YANINIZDAYIZ

Wang’ın ilk durağında Suudi Arabistan ile görüşmelerde Körfez Serbest Ticaret Anlaşması, Çin-Arap zirvesi gibi önemli konular masadaydı. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Salman’ın “Hong Kong ve Sinciang’da Çin’in politikalarını destekliyoruz. Çin’in iç işlerine müdahale edilmesine, Çin ve İslam dünyası arasında ihtilaf yaratma teşebbüslerine karşı çıkıyoruz” açıklaması oldukça önemliydi. Suudi Arabistan’ın iki yılı aşkın süredir Rusya ile S-400 satın alımı görüşmeleri yaptığını biliyoruz. ABD’nin çökmekte olan hegemonyası ve özellikle Biden yönetimi sonrası ABD’nin Suudi Arabistan’a silah satışının durdurması ve Cemal Kaşıkçı kararlarının ardından gerilen ABD-Suudi ilişkileri, Suudi Arabistan’ın bile Atlantik kampından çıkabileceğini gösteriyor.

Wang Yi’nin ikinci durağı Türkiye oldu. Gazetemizde de geniş yer verilen görüşmelerde Wang Yi, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edildi ve müthiş bir samimi ortamda gerçekleşen toplantılar sonunda her iki ülke de “stratejik ortaklık” seviyesinde ilişki kurma iradesini belirtti.

Bu görüşme sonrası hala Batı basınında “Erdoğan Batı’ya karşı Çin ve Rusya ile hareket ediyor” başlıklı değerlendirmeler yazılıyor. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de bu durumu “Çin ve Rusya, NATO içerisindeki bölünmelerden yararlanarak Batılı müttefikleri çevreliyor” değerlenmesinde bulunuyor.

İRAN’LA TARİHİ ANLAŞMA

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ve İran Dışişleri Bakanı Cevat Zarif, Cumartesi günü, iki müttefik arasında 25 yıllık bir işbirliği anlaşması imzaladı. İmza töreni İran devlet televizyonunda canlı yayınlandı.

İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Said Hatibzade, söz konusu belgenin, ticaret, ekonomi ve ulaştırma için bir yol haritası olduğunu ve iki tarafın özel sektörüne de odaklanıldığını söyledi.

Wang Yi, “İran diğer ülkelerle ilişkilerine bağımsız olarak karar veriyor. Konumunu tek bir telefonla değiştiren ülkeler gibi değil” ifadesini kullandı. Wang Yi’nin “Çin’in zorbalık eylemlerine ortaklaşa karşı çıkması, uluslararası eşitliği ve adaleti desteklemesi ve uluslararası ilişkilerin temel normlarını savunması için İran ve diğer ülkelerle birlikte çalışmaya hazır olduğunu” söylemesi ise ABD’ye çok açık bir mesaj.

Wang Yi, İran’dan Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) geçti. Körfez’de barış ve istikrarın korunması çabasını sürdüreceğiz açıklaması yapan Wang şöyle devam etti:

“Çin, kendi kalkınma yolunu seçmede BAE’nin bağımsızlığını destekliyor ve BAE’nin içişlerine dış müdahaleye karşı çıkıyor, Çin yeni bir kalkınma paradigmasının inşası arasındaki sinerjiyi güçlendirecek BAE ile karşılıklı fayda sağlayan işbirliğini daha yüksek bir seviyeye yükseltmek için 50 yıllık ulusal kalkınma stratejisi ile Çin, Körfez barış ve istikrarını koruma konusunda BAE ile karşılıklı iletişimi ve koordinasyonu derinleştirecek.”

Wang Yi, dün de BAE’de temaslarını sürdürdü. Bugün Umman ve Bahreyn’e geçmesi bekleniyor.

ÇİN’DEN BATI ASYA’YA GÜVENLİK VE İSTİKRAR İÇİN 5 MADDELİK PLAN

Öte yandan, Çin Dışişleri Bakanlığı, Wang Yi’nin bölge ziyaretini “Wang Yi, Batı Asya’da Güvenlik ve İstikrarı Sağlama Girşimi Başlattı” adlı 5 maddelik bir plan yayımladı. “Batı Asya’da birçok sıcak nokta ve karmaşık sorun, küresel güvenliği ve istikrarı etkileyen bazı çelişkiler hala ciddi şekilde bulunmaktadır. Uluslararası toplumdaki tüm paydaşlar, Batı Asya’nın güvenliği ve istikrarında aktif bir rol oynamalıdır. Çin, aşağıdaki girişimleri ortaya koymaya isteklidir” şekilde duyurulan planın ana başlıkları şu şekilde:

Karşılıklı saygı. Batı Asya, kendine özgü bir medeniyete, sosyal ve politik sisteme sahiptir. Batı Asya özelliklerine, Batı Asya modeline ve Batı Asya yoluna saygı duymalıyız. Geleneksel düşünceyi değiştirmek için Batı Asya’ya jeopolitik rekabet perspektifinden körü körüne bakmamalı, Batı Asya ülkelerini işbirliği, kalkınma ve barışın ortakları olarak görmeliyiz. Batı Asya ülkelerini bağımsız kalkınma yolunu keşfetmede desteklemeli, bölge ülkelerine ve insanlara öncelik vermeli ve Suriye, Yemen, Libya ve diğer bölgelerdeki sıcak sorunların siyasi çözümünü teşvik etmeliyiz. Kültürler arasında diyalogu ve alışverişi teşvik etmeli ve Batı Asya’daki tüm etnik grupların barış içinde bir arada yaşamasını sağlamalıyız. Çin bu konuda yapıcı bir rol oynamaya devam etmek istiyor.

Eşitlik ve adalet. Batı Asya’da eşitlik ve adaleti sağlamak için en belirgin şey, Filistin sorununu çözmek ve “iki devletli planı” uygulamaktır. Uluslararası toplumun bu hedefe yönelik aktif katılımını ve koşullar olgunlaştığında yetkili bir uluslararası konferans düzenlenmesini destekliyoruz. Çin, bu yıl Mayıs ayındaki başkanlığı sırasında Güvenlik Konseyi’nin Filistin meselesine ilişkin kapsamlı değerlendirmesini desteklemeye ve “iki devletli planı” yeniden onaylamaya isteklidir. Çin tarafı, Filistin ve İsrail taraflarının barışçıl diyalogu için Çin’e davet etmeye devam edecek ve aynı zamanda Filistin-İsrail taraflarından müzakerecileri Çin’de doğrudan görüşmeler yapmaya davet ediyor.

Nükleer silahların yayılmasının önlenmesi. Tüm taraflar, kapsamlı İran nükleer anlaşmasının uygulanmasına devam etmeleri için ABD ve İran için bir yol haritasını tartışmak ve formüle etmek için pratik adımlar atmalıdır. En büyük öncelik, ABD tarafının Irak’a karşı tek taraflı yaptırımları ve üçüncü şahıslar üzerindeki “uzun erimli yargı kararlarını” hafifletmek için önlemler alınması, Irak’ın nükleer taahhütlerine karşılıklı uyumu yeniden başlatması acil görevdir. Uluslararası toplum aynı zamanda bölge ülkelerinin nükleer ve diğer kitle imha silahlarından arınmış bir Batı Asya kurma çabalarını desteklemelidir.

Kolektif güvenlik. Batı Asya’da güvenliği ve istikrarı teşvik ederken, tüm tarafların meşru endişeleri dikkate alınmalıdır. Basra Körfezi ülkeleri arasında eşit diyalog ve danışma, karşılıklı anlayış ve uzlaşmayı teşvik etmek ve ilişkileri geliştirmek önemlidir. Terörizm ve radikalleşmeye karşı kararlı bir şekilde mücadele etmek zorunludur. Çin, Basra Körfezi’nde bölgesel güvenlik için çok taraflı bir diyalog konferansı düzenlemeyi, petrol tesislerinin ve nakliye yollarının güvenliğini sağlamak, kolektif, kapsamlı, işbirliğine dayalı ve sürdürülebilir güvenlik için bir çerçeve oluşturulmak için Batı Asya güven mekanizmasının kurulmasını önermektedir. 

Kalkınma ve işbirliği. Orta Doğu’da barış ve güvenliği sürdürmek, kalkınma, işbirliği ve entegrasyon gerektirir. Kovid-19’u yenmek ve bir an önce ekonomik-sosyal açıdan iyileşmeyi sağlamak için bir araya gelmek gerekiyor. Bölgedeki farklı ülkelerin kaynak birikimleri, çatışma sonrası ülkelerin yeniden inşa edilmesine, petrol üreten ülkelerin ekonomik büyümesinde daha fazla çeşitliliğin desteklenmesine ve diğer Batı Asya ülkelerine kalkınma ve canlanmanın sağlanmasına yardımcı olması için kullanılmalıdır. Çin, yönetişim deneyiminin Batı Asya ülkeleriyle paylaşımını artırmak için Çin-Arap Reform ve Kalkınma Forumu ve Batı Asya Güvenlik Forumu düzenlemeye devam edecek.


Aydınlık