Çin usulü bir genel affın ortaya çıkardığı Sinciang'daki eğitim merkezleri, ciddi bir aydınlanma seferberliğinin çok özel bir modelini oluşturuyor. Bu merkezler, ekonomik kalkınma ve istihdamın da dinamosu olmuş

Çin'in Sinciang Uygur Özerk Bölgesi'ndeki Eğitim Merkezleri'ni keşfetmeye devam ediyoruz. Yeni durağımız, Hotan iline bağlı Moyu ilçesinde kurulmuş olan Merkezi Eğitim Merkezi. Burası bölgenin en büyük yerleşkelerinden biri. İçinde ana eğitim binası, sanat ve hobi binası, meslek eğitimi binası gibi pek çok yerleşke bulunuyor. 700’den fazla öğrencinin eğitim aldığı bu kampüs, bugüne kadar da 734 mezun vermiş. En az 3 ay, en fazla 24 ay öğrenim görülüyor. Bize okulu gezdiren rehber öğretmen ise amaçlarını şu şekilde açıklıyor: “Biz burada hafif boyutta suç işleyen ve aşırı dincilikten etkilenen gençleri yeniden topluma kazandırmak için görev yapıyoruz.”



EKONOMİK SEBEPLER ÖNCELİKLİ

Okulda ilk olarak Meslek Eğitimi Binası'na giriyoruz. Çok fazla sınıf olmasına rağmen, hemen hepsine bakmaya, en azından göz atmaya çalışıyoruz. Gördüğümüz manzara, gerçekten köy alanındaki bir meslek yüksekokulunu andırıyor. Burada bilgisayar eğitimi, turizm sektörüne ilişkin iş öğrenimi, otel temizliği ve bakımı, bebek bakıcılığı, aşçılık, elektrik elektronik, otomotiv motor, hayvan bakıcılığı, bahçecilik ve tarım işleri, kuaförlük, makyaj ve cilt bakımı, masaj sanatı ve çiçekçilik gibi dersler verildiğine tanık oluyoruz. Bu yoğun meslek edindirme faaliyetinden şunu anlıyoruz ki, yaşanan sorunların ekonomik kaynağını çözme konusunda Çin Hükümeti kararlı. Rakamlar da bunu doğruluyor zaten. Sinciang Uygur Özerk Bölgesi’nde 20162018 arasında yeni iş bulan sayısı 1 milyon 400 bin kişiye ulaşmış.

ÇAĞDAŞLAŞMA ATILIMI

Bölgede son yıllarda yaşananlar, aslında bir çağdaşlaşma atılımı. Merkezi Eğitim Merkezleri de bunun çok önemli bir parçası. Özellikle Hotan ili yoksullukla ve geri kalmışlıkla mücadele eden bir yer. Nüfusun eğitim ve okur yazarlık seviyesi düşük, ekonomik açıdan da Çin’in diğer bölgeleri kadar kalkınmış değil. Eğitim Merkezleri'nde de doğal olarak öğrencilerin hepsi genç ve yoksul insanlar.

Okulda koridor koridor dolaşıyor, sınıfları geziyoruz. Öğretmenler soru soruyor, öğrencilerin cevaplarını dinliyoruz. Dil öğrenilen sınıfta hep bir ağızdan Çince kelimelerin okunuşu seslendiriliyor. Dersler hummalı bir şekilde devam ediyor. Meslek eğitiminin yanında, hukuka giriş ve vatandaşlık bilgisi ve dil öğrenimi dersleri de görülüyor. Tüm derslerde ise bilime ve bilimsel yöntemlerle bağlılık kavratılıyor.

Öğrencilerle sohbet şansı bulduğumuzda ise bize şunları anlatıyorlar:



'KIZIMI OKULA GÖNDERMİYOR İTİRAZ EDİNCE DÖVÜYORDUM'

Abduhelili: 32 yaşındayım, 9 aydır bu okuldayım. Hayvancılıkla uğraşıyordum. Kızımın okula gitmesini yasaklamıştım. Büyükannem bana bu telkinlerde bulunmuştu; “Kız torunum okula giderse bu evden uzaklaşır” demişti. Kızım sözümü dinlemeyince çok dövdüm onu. Sonra muhtarlıktan yetkililer aradılar. Düşüncelerimi değiştirmek üzere beni buraya davet ettiler. Kendi isteğimle geldim, şimdi çok memnunum. Haftada 1 eve gidiyorum.

Mehmet Mecidi: 30 yaşındayım, 9 aydır buradayım. Dedemin etkisinde kaldığım için buraya geldim. Yulaf ve sigara tüketenleri dövmem gerektiğini söylüyordu, ben de öyle yapıyordum. “Müslümanlar yulaf ve sigara tüketmemeli” derdi. Buraya geldikten sonra, yaptıklarımın hata olduğunu gerçekten anladım. 3 çocuğum var. Okula düzenli gitmelerini sağlayacağım ki, memlekete faydalı olsunlar.

Ruzi Mehmeti Tulaniyaz: 22 yaşındayım, çok yoksul bir aileden geliyorum. Amcam din adamıydı. “Müslümanlar televizyon izlememeli, radyo dinlememeli” derdi. Amcamdan etkilenip Hükümet'in bize verdiği televizyonu kırıp parçaladım. Köy muhtarlığı bunu fark etti ve beni uyardı. Ben de hatamı gördüm ve kendi isteğimle geldim buraya. Konaklama, eğitim ve yemekler ücretsiz ve kaliteli, o yüzden çok memnunum.



'MAHALLE POLİSLERİ BENİ UYARDI'

Abdurehim Abduvahit: Bir arkadaşım vardı, sürekli beni aşırı dinci fikirlerle etkilemeye çalışıyordu. Müslüman kadınların okula ve işe gönderilmesinin inancımıza göre yasak olduğunu anlatıyordu. Ben de bir süre sonra kız kardeşimi okula göndermemeye başladım. Annemin de işe gitmesini engelledim. Burada öğrendim ki, onları bu şekilde engelleme hakkım yok. Onların bireysel özgürlüğü var, kendi kararlarını vermeliler. 23 yaşındayım ve bu okulda şimdi otomotiv öğreniyorum.

Gohernisar Ababekir: Buraya gelmeden önce internet üzerinden insanlarla iletişime geçtim ve bu insanlar Müslüman yaşam tarzını telkin ediyorlardı bana. “Açık giyinmemeli, kadınlar çarşaf giymeli” diyorlardı. “Evlendikten sonra kadın bedenini sadece kocasına gösterebilir” diyorlardı. Çok bilgili değildim, ben de inandım. WeChat üzerinden bu fikirleri yaymaya başladım. Mahalle polisi bunu öğrendi, beni ikna etmeye çalıştı. Dediler ki, “Yasal dini faaliyetler serbesttir, ama yaptığın paylaşımlar yasadışıdır. Uyarıyoruz sizi. Bu yaptığınız aşırı dinciliğe girer. Tam o sıralarda işsiz kaldım. Bana buraya gelmeyi önerdiler, ben de kabul ettim. 1 yıldır buradayım, 30 yaşındayım. Haftada 1 kocamla görüşüyorum. Hukuk ve ulusal dil sınavlarını geçtim. Çiçekçilik sınavından da geçersem mezun olacağım ve çiçekçi dükkanı açacağım.

GÖNÜLLÜ ÖĞRETMEN

Uygur Öğretmen Emine Maksut, bu merkeze gelerek gönüllü olarak eğitim vermeye başlamış.

32 yaşındaki idealist öğretmen, şunları anlatıyor: “Buraya gelmeden önce ilkokul öğretmeniydim. 9 aydır burada öğretmenlik yapıyorum, gönüllü olarak geldim. Gençleri topluma kazandırmak için iyi bir fırsat. Öğrencilerden çok yoğun ilgi var ve hızlı öğreniyorlar.”



MEZUN OLDU EVİNİ YAPTI PARASINI DA DEVLET VERDİ

Hotan Moyu Eğitim Merkezi’nden mezun olan genç bir erkeğin aile evini ziyaret etme imkanımız oluyor. Evlerine gazeteciler geldiği için genç çift heyecanlı. Yakın zamanda Eğitim Merkezi'nden mezun olmuş olan Abdulveli Abdulkeber 25 yaşında. Karısı Minaver Aziz ise 22 yaşında. 2 buçuk yaşında kızları Aliya ile bizleri kapıda karşılıyorlar. Salona geçip meyve, kuruyemiş ve çay eşliğinde sohbet ediyoruz.

'PUTPEREST ÖLDÜRME HAYALİ KURUYORDUM'

Abdulveli vakti zamanında aşırı dincilerin videolarını yaymış, eylemlerine katılmış. Eşinin o zamanlar iş bulmasını yasaklamış. “Bir putperesti öldürmek gibi bir hayal kuruyordum her gün” diyor. Okur yazarlığı yokmuş. Yetkililer Eğitim Merkezi'ne davet ettiklerinde o da kabul etmiş. “Ulusal dil, hukuk ve tarih eğitimi aldım. Oradaki her öğrencinin hikayesini öğrendim ve etkilendim. Yavaş yavaş fikirlerim değişti. Hukuk bilincimi geliştirdim. Aşırı dinci fikirlerin hata olduğunu anladım.”

'PARTİMİZE TEŞEKKÜR EDİYORUM'

Geçmişi anlattıktan sonra bugüne geliyor Abdulveli: “Şu anda da İslamiyet’e inanıyorum, ama doğru din bilgileriyle. Ben ayakkabı fabrikasında çalışıyorum, karım da tekstil fabrikasında çalışıyor. Mezun olduktan sonra taşındık ve 6 aydır bu evde yaşıyoruz. 150 bin yuene bu evi yaptım. Bunun için 100 bin yuen devlet verdi.”

Bu sefer karısı Minaver ile sohbete başlıyoruz, o da anlatıyor: “Önceleri işe gitmemi, para kazanmamı engelliyordu. Şimdi düşüncesi değişti. İkimiz de işe gidiyoruz. Hukuku öğrendiği için, meslek kazandığı için çok mutluyuz. Bunun için eşime teşekkür etmek istiyorum. Ama daha çok Partimize ve Hükümetimize teşekkür ediyorum bize bu fırsatı tanıdığı için.”

KÜLTÜREL GELİŞİM ÖN PLANDA

Okulda, öğrencilerin kültürel gelişimini sağlamak için hobi grupları oluşturulmuş. Müzik aleti çalmayı öğrenen gençlerle çat kapı girdiğimiz bir sınıfta karşılaşıyoruz. Bizi gördüklerinde orkestra halinde müzik çalmaya başlıyorlar, biz de bu resitali kayıt altına alıyoruz. Ardından başka bir odaya giriyoruz ve bir dans kursuyla karşılaşıyoruz. Heyecanlanan öğrenciler, sergiledikleri dansa bizden bazı gazeteci arkadaşları da davet ediyorlar ve neşeli bir gösteri ortaya çıkıyor. Ayrıca kütüphanede kitap okuyanlarla, spor yapanlarla da karşılaşıyoruz.

İPEĞİN ANAVATANI YOKSULLUKLA MÜCADELE EDİYOR

Hotan ili, Sinciang Uygur Özerk Bölgesi’nin güneybatı ucunda yer alıyor. İki buçuk milyon kişinin yaşadığı Hotan’da nüfusun yüzde 96.7’si Uygur. Yakın geçmişte ayrılıkçı ve aşırı dinci hareketlerin en yoğun faaliyet gösterdiği yer burası. Az gelişmiş bir bölge olan Hotan’da yoksullukla mücadele yürüyor. Kunlun Dağları’nın yamacında bulunan, İç Moğolistan Özerk Bölgesi, Tibet Özerk Bölgesi ve Pakistan ile Hindistan’a komşu olan Hotan, şeftali, ceviz, üzüm ve incirleriyle meşhur. Bu bölge, şarkıların ve dansların, meyvelerin ve ipeğin anavatanı olarak biliniyor.

GERÇEKLERİ GÖRMEZDEN GELDİLER

Aydınlık Gazetesi, Çin'in Sinciang Uygur Özerk Bölgesi'ne gitti, bölgedeki eğitim merkezlerine girdi, ayrılıkçılar tarafından öldüğü iddia edilen Ünlü Uygur Halk Ozanı Abdurehim Heyit'i Urumçi'deki evinde ziyaret etti. Heyit'in öldürüldüğünü iddia edenler Aydınlık'ın haberini görmezden geldi.

Şubat ayında Türkiye ile Çin'in arasını bozmaya çalışan Uygur ayrılıkçılarının başını çektiği bir kesim, ünlü Uygur Halk Ozanı Abdurehim Heyit'in tutukluyken hayatını kaybettiğini iddia etmişti. Bu yalan üzerine birçok isim Türkiye'nin Çin'e tepki göstermesini istedi. İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, MHP Milletvekili Olcay Kılavuz, Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş, Türk Ocakları Genel Başkanı Mehmet Öz, sanatçı Murat Kekilli ve Ali Kınık gibi isimler sosyal medya hesaplarından yaptıkları paylaşımlarla Çin'e tepki gösterdi, katliamcı ilan etti. Çin iddialar üzerine Heyit'in videosunu paylaştı. Heyit videoda hayatta olduğunu açıkladı.

Aydınlık Heyit'i Sinciang Uygur Özerk Bölgesi'nin başkenti Urumçi'deki evinde ziyaret etti. 'Abdurehim Heyit'le karşılaşınca' isimli videoda Heyit'le yapılan görüşmeden görüntüleri yayınladı. Abdurehim Heyit'in öldürüldüğü iddialarını savunup Çin'e tepki gösteren isimler Aydınlık'ın haber ve videolarını görmezden geldi.

Tunç Akkoç
Aydınlık