48 ülkeden 58 partiyi buluşturan Dünya Marksist Partiler Sempozyumu’na Almanya’dan katılan tek parti Almanya Komünist Partisi’nden Schikora Aydınlık’a konuştu.

Cengiz Köse / Almanya

Schikora, ‘Halkın emlak lobisine karşı kamulaştırma taleplerini ‘sol’ radikallerin ofis kundaklayarak ‘destekleyen’ eylemleri gericilik olarak değerlendiriyoruz’ dedi.

Almanya’da ‘sol radikalizm’ başta 1 Mayıs gibi önemli günlerde, kitlesel hareketlerde ve Kovid-19 önlemleri karşıtı gösterilerde kendisini kamufle ederek, haklı eylemlere gölge etmeye devam ediyor. Alman İçişleri Bakanlığının (BMI) 2019 raporuna göre, dokuz binden fazla “sol menşeli” şiddet eylemi kaydedilmiş.

Mayıs ayı sonlarında 48 ülkeden 58 partiyi buluşturan Dünya Marksist Siyasi Partiler Sempozyumuna Almanya’dan katılan tek parti Almanya Komünist Partisi (DKP) idi.

DKP temsilcilerinden, tarih alanında yüksek lisansa sahip olan ve doktorasına da siyasi bilimlerde devam eden Sayın Daniel Schikora ile gündemde olan “sol radikalizm” konusunu görüştük.

‘LENİN VE SOL RADİKALİZM’ EĞİTİMLERİ

DKP önceki aylarda 5 dizi halinde “Lenin ve Sol radikalizm” başlıklı eğitim seminerleri düzenledi. Kendi üyelerine ve halka açık olan teorik programla, Lenin’in eserlerinden yararlanarak, konu kamuoyunun dikkatine sunuluyor. Verilmek istenen mesajda, güncel mücadelede sendika ve kitle hareketlerinin radikalizmden ayırt edilmesi amaçlanıyor. Sol radikalizmin örgütsüz gençlikte görüldüğü, çocukluk hastalığı olduğu ve tedavisinin demokratik merkeziyetçilik ve bilimsel sosyalizmde olduğu, analiz ediliyor.

“Teorik birikime sahip olmayan ‘solcular’ sendika ve kitle içerisindeki çalışmaları ‘monoton’ bulabilir” diyen Daniel Schikora, DKP için “Sol kavramı nedir?” sorusunu şöyle yanıtlıyor:

“Tarihsel çerçevede burjuvazinin karşısındaki siyasi sol; eşitlik, özgürlük, kardeşlik ve toplumun geniş kesimi olan işçi sınıfının yanındadır. Komünist partiler de bu sınıftan doğdu. Günümüzde sol adını hak etmek, ancak tekelci burjuvaziye karşı devrimci tavırla olur. Bu duruş olmadan ne demokrasi ne de burjuva demokratik haklar kazanılabilir.”

‘RADİKALİZM, HÂKİM SINIFLARA VE EMPERYALİZME HİZMET EDİYOR’

“Sol” adına bireysel şiddet, terör ve bunun dolaylı propagandası, kesin duruşla reddediliyor. DKP, radikalizmin parti görev ve faaliyetleriyle asla bağdaşmadığını ayrıca ifade ediyor. Mücadelenin özü, tekelciliğe karşı en geniş ittifakta yer almak olduğu söyleniyor. Sayın Schikora şöyle devam ediyor: “Tarihi tecrübeler göstermiştir ki ‘devrimci radikalizm’ rüzgârına kapılanlar, sonunda hâkim sınıfın ajanlarına hizmet etmiştir ve bu da işçi hareketine zarar vermiştir.”

İçişleri Bakanlığı raporuna göre Almanya’da son yıllarda 9 binden fazla “sol radikal” eylem kaydedilmiş. Mülteciler dairesi ve askeriyeye ait araçların kundaklanması, G-20 Zirvesini bahane ederek kamu malına zarar verme ve bunların devrimle ilişkisi noktasında Schikora şöyle vurguluyor: 

“Bu eylemlerin sol ile ilgisi yok, çünkü emperyalist ve gerici kampanyalara hizmet etmekte. Örneğin ‘sol’ radikalizm Kuzey Akım 2 projesine karşı düzenlenen protestolarda yer alıyor, oysa bu projeye ABD yaptırım uyguluyor ve yapımını durdurmaya çalışıyor. Halkın emlak lobisine karşı kamulaştırma taleplerini ‘sol’ radikallerin ofis kundaklayarak ‘destekleyen’ eylemlerini de gericilik olarak değerlendiriyoruz.”

“Başta Lenin olmak üzere, devrimci önderler Sol radikalizmi nasıl değerlendirdi?” sorusuna, Daniel Schikora, ustaların eserlerinde verilen cevapların hâlâ geçerli olduğunu belirtiyor:

“Kapitalist sistem kendisini bireylere dayandırmaz, birkaç yetkili kişiyi etkisizleştirmekle sistemin mekanizması çökmez! Çünkü sistem kendisine uşaklık eden bireyleri her zaman bulur ve işlemeye devam eder! Bizim kapitalist sistemle hesaplaşmamız ise, çok geniş, güçlü ve kapsamlı olacaktır. Bu da emekçilerin sınıf bilinciyle örgütlenmesi, partileşmesi ve sendikaların doğru siyasetiyle, boykotlarla ve nihai genel grevle olacaktır. Küçük burjuva kökenli sol radikalizm bu aşamaları bilmez, uzun vadeli düşünmez, hepsini atlayarak ‘kısa yoldan devrim’ hayaline kapılır.”

‘KRİZ KAMUCULUKLA AŞILIR’

Daniel Schikora, 28 Eylül’de yapılacak genel seçimlerde, partisinin üçüncü sıradan Mecklenburg-Vorpommern eyalet milletvekili adayıdır. Almanya’daki somut durumu DKP şöyle değerlendiriyor:

“Demokratik haklarımıza ve sosyal kazanımlarımıza yönelik, her gün yoğun saldırılar var. Konut kira ücretleri, sağlık ve eğitim bunlardan bazıları. Kovid-19 önlemleriyle kapitalizmin krizi örtülmeye çalışılıyor, kriz ancak kamuculukla aşılır. Rusya ve Çin’e karşı da savaş hazırlıkları devam ediyor, NATO saldırganlığına alet olunmamalı. Bu uygulamalara karşı sağlam duruş gösterilmeli ve en geniş ittifaklar kurulmalı.”

28 Mayıs günü düzenlenen Dünya Marksist Siyasi Partiler Sempozyumu’na DKP´yi temsilen parti başkanı Sayın Patrik Köbele katılırken sempozyumla ilgili değerlendirmenin ilerleyen günlerde kamuoyuyla paylaşılacağı bildirildi.

Aydınlık