ABD dış politikasının oluşturulmasında etkili kuruluşlardan Rand Corporation’ın Eylül 2020’de yayımladığı raporda, ABD’nin dünya çapındaki etkisinin azaldığı belirtildi

ABD dışpolitkası ve güvenlik politikalarının oluşturulmasında etkili kuruluşlardan Rand Corporation’ın, Eylül 2020’de yayınladığı raporda ABD’nin dünya çapındaki etkisini azaldığı saptanıyor. Raporun özeti: “ABD'nin küresel otoritesi bitiyor, itibarı sarsıldı. Avrupa ülkeleri de Almanya ve İtalya başta olmak üzere ABD yerine Çin'i tercih ediyor.” ABD Dışpolitikasında Kayıp Nesil, Amerikan Etkisi Nasıl Azaldı ve Bu konuda Ne Yapılabilir (The Lost Generation in American Foreign Policy How American Influence Has Declined, and What Can Be Done About It) başlıklı rapordaki bazı vurgular özetle şöyle:

KESKİN DÜŞÜŞ

  • ABD 2. Dünya Savaşı’ndan sonra küresel liderliğe soyundu ancak son 20 yılda bu küresel liderlik iddiasında keskin bir düşüş var.
  • ABD’nin KOVİD19 sürecini kötü yönetmesi dünya çapında saygınlığını azalttı.
  • ABD’nin uluslararası etkisini ölçmek için iki yöntem kullanıyoruz. Birincisi, yabancı kamuoyunun ABD’ye duyduğu saygı ve güveni ölçen anket verileridir. İkincisi, zaman içindeki önemli dış politika başarılarının bir hesabıdır. Her iki yöntem de son 20 yılda keskin bir etki düşüşü gösteriyor. Daha sonra, birbirini izleyen yönetimlerin politika tercihlerindeki bu gerileme, Amerikan toplumundaki değişimler ve küresel çevredeki değişimlerdeki bu düşüş için olası açıklamaları arıyoruz.
  • ABD’nin, ekonomik ve askeri ağırlığından kaynaklanan, sert gücü büyük ölçüde eksilmemişken, yumuşak gücü yani güveni muhafaza etme, sevgiye ilham verme ve başkaları tarafından örnek alınmayı teşvik etme kapasitesi ölçülebilir şekilde azaldı.

ÇİN, ABD’Yİ YAKALIYOR

  • ABD'nin küresel ekonomik gücünün payı (yüzde 25) kırk yıldır sabit kaldı. Bu arada, Çin’in payı bu süre içinde yüzde 2’den yüzde 16’ya yükseldi.
  • Almanlar, Washington veya Pekin'in daha önemli ortak olup olmadığı konusunda neredeyse eşit şekilde bölünmüş durumda ve yüzde 37'si ABD'yi seçerken yüzde 36'sı Çin diyor. Bu, Almanların ABD'ye Çin'e karşı yüzde 26 puanlık bir üstünlük sağladıkları Eylül 2019'da yapılan son anketle karşılaştırıldığında bile önemli bir değişimi temsil ediyor.
  • Amerikan etkisinin azalmasının nedenleri, çok sayıda yoruma konu oldu. Gözlemciler çeşitli açıklamalar sundular. Bazıları Amerikan toplumundaki değişiklikleri, bazıları da ABD politikasındaki hataları arıyor, her iki grup da düşüşü kendi kendine yapılmış olarak görüyor.
  • Charles Kupchan, değişen dünya düzeninin simgelerinin, geniş bir güç yayılımı ve Batı değerlerinin egemenliğini azaltan “çoklu modernitelerin” ortaya çıkışı olduğunu savunuyor. Çin'in, dünyanın önde gelen ekonomisi olan ABD'yi bazı açılardan çoktan geride bırakan yükselişi, alternatif bir çekim kutbu yarattı.

ÇOK KUTUPLULUĞU KABUL

Analizimiz, 21. yüzyılda Amerikan etkisindeki düşüşün birçok nedenine işaret ediyor. Soğuk Savaş sonrası tek kutupluluk, 11 Eylül saldırıları tarafından kışkırtıldığında, fazla ileri gitmeye ve sonuçta aksiliklere yol açan kibir yarattı. Bunlar da jeopolitik daralmaya yol açtı.

Uluslararası ortakların istekli işbirliğini yeniden kazanmak için, ABD liderlerinin Amerikan çıkarlarını dünyanın geri kalanıyla bir kez daha bütünleştirmeleri gerekecek. Koronavirüs süreci bunun için önemli bir fırsat olabilir.

2017'den bu yana, dünyanın her yerinden daha fazla insan ABD'yi güvenlikleri için Çin'den veya Rusya'dan daha büyük bir tehdit olarak görüyor. 2013'te 23 ülkenin yalnızca dörtte biri Amerikan gücünü ülkeleri için büyük bir tehdit olarak görüyordu. Bu sayı 2017'de yüzde 38'e, 2018'de yüzde 45'e sıçradı.

Washington'un uzun süredir liderliğini takip edeceğine güvendiği ülkeler de dahil olmak üzere, yabancı halklar arasında ABD’ye saygı ve güvende belirgin bir azalma olduğunu göstermiştir.

ABD’DE REFAH BEKLENTİSİ ORTADAN KALKTI

  • Geçtiğimiz birkaç on yıl içinde, çoğu Amerikalı için yaşam standartlarındaki iyileşmeler yavaşladı ve bazıları için, II. Dünya Savaşı'nı izleyen 30 yıllık patlama sırasında belirlenen sürekli genişleyen refah beklentilerini tamamen ortadan kaldırdı.
  • Onlarca yıllık ücret durgunluğu, artan gelir eşitsizliği ve azalan sosyal hareketliliğin kat ettiği yol uluslararası bir topluluğun varlığını reddeden ve tüm dış ilişkileri dar bir şekilde işlemsel gören "Önce Amerika" duruşunun cazibesini açıklıyor.
  • ABD’nin uluslararası alandaki liderliği, ancak Amerikan liderleri yurtiçinde geniş ve yeterli halk desteğine sahip olursa sürdürülebilir olacaktır.

BAŞARISIZLIKLAR...

Raporun sonunda 1945’ten bu yana ABD dışpolitikasındaki başarı ve başarısızlıklar tablosuna yer veriliyor. Bu tablo içinde, “Çin’in kaybı” başlığıyla verilen 1949 yılındaki Çin devrimi, Vietnam’daki ABD yenilgisi, Küba’ya yönelik Domuzlar Körfezi çıkarması fiyaskosu gibi başarısızlıklar arasında Türkiye’nin Barış Pınarı Harekatı nedeniyle Suriye’nin kuzeydoğusundaki ABD askerlerinin çekilmesi dikkat çekiyor.

Yine listede ABD’nin Irak işgalinin başarısızlık olarak gösterilmesi dikkat çekiyor. Bu başlıktaki açıklama şöyle: ABD, çürük istihbarata dayanarak, Irak’ı işgal etti, Saddam Hüseyin yönetimini devirdi fakat ülkede güvenliği sağlamakta başarısız oldu, dahası bütün bölge çapında istikrarsızlığa neden oldu.