23 Haziran sonrası Ak Parti’de çalışmalar hızlandı.

Hükümette ve partide değişiklik kesin.

Uygun isim ve uygun zaman arayışı var.

Kurban Bayramı sonrası konuşuluyor.

Ekonomi için de çareler aranıyor.

Erdoğan Mehmet Şimşek’le görüşmüş.

Üstelik de talep Erdoğan’dan gelmiş.

Şimşek’in partide bir gücü yok.

Hesabın başka olduğu anlaşılıyor.

KİM BU MEHMET ŞİMŞEK

Üniversitede aynı mekanı paylaştığı arkadaşlarının anlattıklarını geçiyorum.

Herkesin bildiği konu şu:

Londra finans çevrelerinin adamı.

Maliye Bakanlığı’na da onların atadığı vurgulanıyor.

Aynı Kemal Derviş gibi.

Derviş’in Ak Parti modeli.

Maliye Bakanı iken masasındaki sözlük dikkat çekiciydi.

İngilizce-Türkçe.

Yanlış anlaşılmasın;

Türkçe-İngilizce değil.

KRİZİN MİMARLARINDAN

Türkiye geçmiştekilere benzemeyen bir kriz yaşıyor.

Krizin mimarlarından biri de o.

Görevde olduğu sürece el kesesinden yiyip içtik.

Borçlar dağ gibi büyüdü.

Üstelik de çoğu döviz borcu.

Uyarılar dinlenmedi.

"Bu gidişin sonu yok" eleştirilerine kulak tıkandı.

Derken duvara dayandık.

ŞİMŞEK’TEN UMUT OLUR MU?

Şimdi yeniden Mehmet Şimşek konuşuluyor.

"Günü kurtarma" çabasının öne çıktığının göstergesi.

Borcu, borçla çevirme politikasının çıkmazı.

Kemal Derviş.

Ali Babacan.

Mehmet Şimşek.

Birbirinin devamı.

Reklamdan sonra devam ediyor 

İzledikleri politikalar da arkalarındaki güçler de aynı.

SONUÇ ORTADA

Türkiye’yi getirdikleri nokta ortada.

Döviz kurlarını bastırdılar.

İthalatı ucuzlattılar.

Ülkemizi ithalat cenneti yaptılar.

Yerli sanayiyi zora soktular.

İplik fabrikaları kapandı, sahipleri iplik ithalatçısı oldu.

Otomobil fabrikalarında yerli katkı oranı düştü.

Diğer sektörlerde da durum aynı.

Türk çiftçisini, sanayicisini, işçisini değil;

ABD’li, Avrupalı çiftçileri, işçileri, sanayicileridesteklediler.

YİNE Mİ?

Şimşek şu anda Türkiye’de değil.

Londra’da.

Patronları onu el üstünde tutuyor.

Erdoğan krizden çıkış derdinde.

Ama Şimşek’ten umut bekliyorsa vay halimize.

Bu anlayışla bırakalım 2023’ü;

2020’yi aşmak bile çok zor.

ÜRETİM

Türkiye’nin çözümü belli.

"Üretim" dışında bir çıkış yok.

Çiftçi üretmek istiyor.

İşçi üretmek istiyor.

Ekmek teknesi ayakta kalsın istiyor.

Sanayici fabrikaları çalıştırmak istiyor.

Esnaf işlerin açılmasını istiyor.

Ama şu ana kadar önlerini açacak bir hamle görmüş değiller.

11. Kalkınma Planı Meclis’e sunuldu.

"Üretim"in esas alınacağına ilişkin fazla bir işaret yok.

GİDİŞ

Peki bu gidiş nereye?

Türkiye tercih aşamasına geldi.

Üretimin önünü kim açacaksa;

Türkiye’yi de o yönetecek.

Gerisi teferruat!


Aydınlık