DEVA Partisi Eğitim Politikaları Başkanı Zeynep Dereli, bölücü Rudaw televizyonuna verdiği demeçte parti programlarında ana dil konusunu çok net şekilde belirttiklerini ve ana dilde eğitimin bir vatandaşlık hakkı olduğunu söyledi.
DEVA Partisi'nden 'Ana dilde eğitim' kışkırtması

Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Eğitim Politikaları Başkanı Zeynep Dereli'ye "ana dilde eğitim" konusunda partisinin düşüncesini sordu. Türkiye'nin bölünmüş haritalarıyla yayın yapan kanala verdiği demeçte 21. yüzyılın çoğulculuğun, farklı düşüncenin, farklı dillerin, farklı disiplinlerin, farklı bakış açılarının birlikte çalışması ile başarılı olabilecek bir yüzyıl olduğunu kaydeden Dereli, "Parti programımızda ana dil konusunu çok net şekilde belirttik. Ana dilde eğitim bir vatandaşlık hakkıdır, bir anayasal haktır" ifadelerini kullandı. Anayasanın 2. maddesinde "Devletin dili Türkçedir" ve 42. maddesinde yer alan "Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez" hükümlerini görmezden gelen Dereli, kendisinin daha önce ana dilde eğitim çalışma grubunda yer aldığını da belirtti.

'ANA DİLDE EĞİTİMİ SAHİPLENECEĞİZ'

Ana dilde eğitim konusunun partisinin programında net bir şekilde belirtildiğini söyleyen Zeynep Dereli, "Çok detaylı bir raporumuz var. Sizinle de paylaşmaktan memnuniyet duyarız. Ana dilde eğitim bir vatandaşlık hakkıdır, bir anayasal haktır. Biz şöyle görüyoruz: nitelikli eğitime erişmek, herkese kaliteli bir eğitim vermek devletimizin anayasa ile kanıtlanmış bir görevi ise anayasamızda belirtildiği gibi vatandaşımızında kendi ana dilini öğrenme arzusu, kendi ana dilini koruma ve aynı zamanda ülkemizin resmi dilini de öğrenme imkanının ona sağlanması en önemli haklarından biridir. Ana dilde eğitim tehdit değil, zenginliktir. Biz bunu sahipleneceğiz" şeklinde konuştu.

DEVA PARTİSİ PROGRAMINDA 'ANA DİLDE EĞİTİM' VURGUSU

DEVA Partisinin programında ise ana dilde eğitim vurgusu dikkat geçiyor. Programda, "anadilin bir çatışma konusu haline getirilmesini doğru bulmuyoruz. Resmi ve ortak dilimiz olan Türkçe’nin iyi öğretilmesi esas olmakla birlikte anadile ilişkin talepleri, vatandaşlarımızın kültürel farklılıklarının tanınması, temel bir insan hakkı ve pedagojik bir gereklilik olarak ele alıyoruz" şeklinde ifadeler yer alıyor.

BABACAN SİNYALİ VERMİŞTİ

Ekim ayında DEVA Partisi Diyarbakır İl Kongresi'nde konuşan Ali Babacan, “Resmi ve ortak dilimiz olan Türkçe’nin iyi öğretilmesinin yanında, ana dili hakkı kapsamında bütün vatandaşlarımızın ana dillerini kullanmaları ve geliştirmeleri için demokratik bir hukuk devletine yakışan bütün düzenlemeleri yapacağız” sözünü vermişti.

 'ANA DİL, İNSANIN ETNİK KÖKENİNDEKİ DİL DEĞİLDİR'

Atlantik etrafında şekillenen ana dilde eğitim istekleri, ulus devlet olan Türkiye Cumhuriyeti'ni "etnik haklar" temelinde bölmeyi hedefliyor. Yabancı basın ve düşünce kuruluşları sürekli kışkırtıcı propagandalarını yürüterek, bölücülüğü "demokratik talepler" adı altında toplumun hafızasına kazıyor.

Vatan Partisi Genel Başkanı Dr. Doğu Perinçek'in geçmişte yapmış olduğu açıklamalarda şu ifadeler yer alıyor:

Ana dil, en iyi bildiğimiz ve toplum hayatındaki dilimizdir. Ana dille eğitim, kuşkusuz evrensel bir haktır. Ancak ana dil, bir insanın etnik kökenindeki dil değil, en iyi bildiği ve toplum hayatının her alanında en iyi konumda olmasını sağlayan dildir. Türkiye’de Kürt yurttaşlarımızın büyük çoğunluğunun en iyi bildiği dil, Kürtçe veya Zazaca veya bu dillerin çeşitli lehçeleri değil, Türkçedir. Türkçe, hem Türkiye ölçeğinde bütün yurttaşlarımız arasındaki; hem de Kürt yurttaşlarımız arasındaki ortak anlaşma aracıdır. Türk-Kürt tekmil milletimizin anlaşma dili Türkçedir.

Ana dilde eğitim,Türkiye ve çevre ülkelerden koparılan topraklarla bölgede ikinci bir İsrail kurmak amacını güden emperyalistlerin üzerinde en çok yoğunlaştığı konuların başında geliyor. "Farklılıklara hoşgörü" kisvesi altında yürütülen uzun vadeli misyonun en önemli kilometre taşlarından biri olan ana dilde eğitim meselesi, Türkiye siyasetini Batı'dan nemalanan partiler eliyle meşgul ediyor. Doğu Akdeniz, Kıbrıs, Kafkasya ve diğer birçok ulusal güvenlik alanında geri adım atmayan Türkiye, iç cepheden çökertilmeye çalışılıyor.