Tehlike mi? Hangi tehlike?

Anlatalım. ABD turumuzun ilk iki haftasında, kişisel olarak karşılaştığımız iki önemli olayı hatırlatalım da, işin ne denli acil bir hal aldığını gösterebilelim.

Geldiğimizin ilk haftası, çok yakınımız olan Türk bir ailenin yanında kalmıştık. Beni gördüklerine sevineceklerini zaten biliyordum ama, onların sevincinin miktarı biraz fazla olunca merak ettim. Biraz da utanarak açıkladılar: Onyedi yaşındaki lise son sınıf öğrencisi olan kızları, ben gelmeden önceki hafta, bir erkek arkadaşı olduğunu açıklamış anne ve babasına. Bizimkilerin sevinç miktarının iki katına çıkmasına sebep de buymuş. Diyeceksiniz bunda ne var ki? Zaten o yaşa gelmiş erkek ve kız çocukların, birer kız ya da erkek arkadaşı olacak elbette. Hele de eğer Amerika’da yaşıyorlar ise. Bu doğru ama, başlığımızda bahsettiğimiz tehlikenin boyutu da burada başlıyor zaten. Bu aile de, son birkaç yıldan beri genç kızlarının erkeklerle olan ilişkisini ve ilgisini bir türlü çözemeyince, kafaları karışmış ve her ailenin başına gelebilecek bu büyük felakete kendilerini hazırlamışlar bile.

NURTOPU GİBİ YENİ BİR PROBLEMİMİZ OLDU!

Yani kızlarının, bir erkeğe değil de bir başka kıza ilgi duyabileceği ihtimaline karşı, psikolojilerinin hazır olması gerektiğine ikna etmişler kendilerini. Genç kızın etrafında bir sürü kız görünümlü oğlanlar ve oğlan görünümlü kızlar olduğu için, kızlarının hangi kampa gideceğini son dakikaya kadar bilememenin stresi ile birkaç yıl geçirmişler. Ve o nedenle de genç kız, ben gelmeden birkaç gün önce, artık bir erkek arkadaşı olduğunu açıklayınca, o denli sevinmişler ki, bir şişe şarap açıp kutlamış anne ile baba. Elbette kızlarına farkettirmeden. Zaten birkaç gün sonra da aynı genç kız ile yemek masasında “Me Too” hareketi ile ilgili tartıştığımızda, erkeklere karşı nefrete varan bir tutum içinde olduğunu görünce, kızcağızdaki bu kafa karşıklığının sebebini daha iyi anlamış olduk.

Bundan bir hafta sonra da, Virginia’daki konserlerimizden birine gelen arkadaşım, günlerdir sıkıntısını bastıramadığı için, bize açılmak zorunda hissetmiş olmalı ki, uzunca ama oldukça stresli bir sohbet ile durumunu anlattı bize. Onun da, üniversite son sınıfta okumakta olan 21 yaşındaki oğlu, son zamanlarda kadın haline gelmek için doktorlar ve kliniklere gitmeye başlamış, adını da değiştirmiş, ama ailesine yeni kadın adını söylemiyormuş. Arkadaşım da bu durumu, eve posta ile gelen doktor faturasından öğrenebilmiş ancak. Durumun açıklanması için, eşi ile birlikte, genç delikanlı ile konuşmak istemişler ama, red cevabı almışlar. Oğlan, “bu benim kendi kararım, ve benim işime karışmayın lütfen”, diyerek kestirip atmış. Arkadaşım, hele de ameliyat ile oğlunun cinsiyet değiştirmeye çalıştığını duyunca, büyük bir strese girmiş. O nedenle de, yıllardır görüşmediği bana bile açılma ihtiyacı duymuş olmalı.

Mary Washington Üniversitesi

ÜNİVERSİTELER LGBT’NİN ÖZGÜRCE OYUN ALANI MI?

Bu bahsettiğimiz cinsiyet konusunda yapay olarak yaratılan kafa karışıklığı, ABD’de fikir özgürlüğü, bireyin kendi kaderini tayin hakkı gibi süslü temalar sebebi ile korku verici boyutlarda aslında. Buraya geldiğimiz 3 hafta içinde ziyaret ettiğimiz 6 üniversite kampüsunda, bunun izlerini bizzat gözlerimizle görüp yaşadık. Konferans verdiğimiz dershanelerde, soru sormak için söz alanların hiç de azımsınmayacak bir kısmı, erkek mi, kadın mı acaba dedirtecek ölçüde bir giysi ve görünüm karışıklığı içindeydiler. Müzik bölümündeki bir derste, profesörün “yes Pamela” diye söz verdiği gence bakınca, yakışıklı bir delikanlı gördüğümüzde, oldukça şaşırmıştık. Çünkü Pamela adı, yüzde yüz bir kadın adı idi bildiğimiz kadarıyla!
Yani kısacası, zavallı Amerikalı anneler ve babalar ile, ABD’de yaşayan bizim Türk anne ve babalar, şimdi de nurtopu gibi bir ek endişe kaynağına sahip olmuş durumdalar: kızlarının oğlan, oğlanlarının kız olma ihtimali! Sanki başlarında başka sorunlar yokmuş gibi üstelik. Öyle ya, Amerikan toplumu, her gün bir yerde patlayan toplu katliamlar, üniversite ücretlerinin ödenemeyecek derecede yüksekliği, öğrenciler için ev kiralarının giderek artan miktarları, her türden uyuşturucunun pençesine düşmelerinin an meselesi olması gibi endişe kaynakları, zaten aileleri perişan ederken, şimdi de bu LGBT problemi o endişelere eklenmiş oluyor.

Wintage University

ATALARIMIZA NE DERİZ SONRA?

Dünyanın her tarafına savaş ve çatışma ihraç eden ABD’nin, kendi nüfusunu bu tür bölücü projelerle uyutması ve kendi gençlerinin kafasını karıştırma çabaları bir derece anlaşılabilir, kendi açısından. Ama aynı amaçları, Türkiye gibi ülkelere de ihraç etmesine izin vermemek gerekir. İkibin senedir, alın teri ile inşa ettiğimiz Türk kültürünün ve Türk harsının, Batı medeniyetinin intihar ettiği bu günlerdeki bir kurbanı haline gelmesine izin vermemeliyiz. Bu konuda atılacak her adım desteklenmelidir. Devlet, yeryüzündeki en güçlü organize olmuş güçtür. Türk devleti de, bu konuda, tüm araçları ile savunmaya geçmeli ve Türk insanının geleceğini karartacak olan bu tür yapay bölünmeler ve kafa karışıklığına izin vermemelidir.

LGBT İsrail desteği.

 

BU KONUDA DA ‘SAHTE SOL’ ŞAŞKINLIĞI

LGBT konusunda Türkiye’de başı çekenlerin, sahte “sol” maskesi takıyor olması da ilginçtir. Batı’nın çeşitli konularda ortaya attığı tanımlamalar ile her defasında “dolduruşa getirilen” bu çevreler, artık memleketin bir beka sorunu haline gelmiştir. Çöküntü içindeki Batı, “insan hakları”, “düşünce özgürlüğü”, “cinsiyet seçme özgürlüğü”, “etnik kimlik özgürlüğü” adı altında, tüm dünyadaki ülkeleri bölme ve parçalama niyetlerinde, bu tür sahte “solu” birer piyon olarak kullanmaktadır. Ülkemizdeki aydın ve entellektüel sorununun en önemli unsuru da, bu sahte “sol” olduğu için, bunlara karşı en etkilisinden mücadele yollarını bulup, ortamımızı sınıf mücadelesi gibi memleketin gerçek problemleri ile uğraşabilecek bir hale getirmek boynumuzun borcu olmalıdır.


Latif Bolat Aydınlık

EtiketlerLGBT