CHP ve İyi Parti’nin, Saadet Partisi’nin yanısıra HDP ile birlikte yaptığı görüşmeler ve sonucunda çıkan rapor tartışılıyor. Toplantılarda CHP'yi temsilen bulunan Anayasa Profesörü İbrahim Kaboğlu da, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da 'ortak ilkelerde' anlaşıldığını, anayasa taslağı hazırlanmadığını söylüyor. İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener de 'anayasa çalışmamız yok' diyor, HDP ile aynı masada bulunduğu ortaya çıktığı için köşeye sıkışmış durumda. Bu olayın ortaya koyduğu net gerçek ise şu: CHP ve İyi Parti, HDP ile basit bir yerel seçim ittifakı yapmanın ötesinde Anayasadan Türklüğün çıkarılmasından federasyona uzanan bir sistem değişikliğini hedefleyen bir ortaklık içindeler.

İyi Parti Milletvekili Ümit Özdağ’ın, Kaboğlu'ndan aldığı raporu kamuoyuyla paylaşması üzerine 'dört partinin anayasa çalışması' tartışmaları başladı. HDP ve Saadet Partisi konuya sessiz... CHP dört partinin buluşmasını kabul ediyor ancak 'anayasa taslağı hazırlamadık' diyor, İyi Parti ise inkar ediyor. Özdağ’ın açıkladığı raporun, bir “anayasa taslağı” olmadığı iddiasına sarılıyorlar. 

Oysa anayasa, zaten bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargı güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını belli ilkeler çerçevesinde belirlendiği temel yasa demek.

Ortadaki somut olguları sıralayalım:

 Dört parti aynı masaya oturdu. İçlerinde, HDP için önce “Kürtlerin siyasi hareketinin temsilcisi”, daha sonra bu açıklamaya tepkiler gelince soru üzerine “PKK’nın yanında konumlandırıyorum” demek zorunda kalan Meral Akşener Başkanlığındaki İyi Parti de var.

 'Ortak ilkeler' belirlendi, Anayasa Uzlaşma Metni hazırlandı.

Şimdi zihinleri berraklaştırmak adına, konunun muhataplarının yaptıkları açıklamalar etrafından olguları inceleyelim.

KABOĞLU: ANAYASA RAPORU HAZIRLADIK

Dört partinin anayasa çalışması yapması tartışmaları 2019'a dayanıyor. İyi Parti'den istifa eden Adem Taşkaya 24 Temmuz 2019'da, sosyal medya hesabından dört partinin gizlice bir araya gelerek yeni bir anayasa için çalışma yaptıklarını duyurmuştu. Aydınlık'ın da manşetinden gündeme getirdiği konuyla ilgili olarak CHP Milletvekili İbrahim Kaboğlu 3 Ekim 2019'da, CNN Türk canlı yayınına katılarak şu açıklamayı yapıyor: “2018 ocak ve nisan ayında dört parti arasında yapılan anayasa çalışmasına ilişkin bir bilgidir, doğrudur. CHP, HDP, Saadet Partisi ve İyi Parti uzmanlarıyla, yetkilileriyle bir ortak paydalar oluşturan anayasa raporu hazırlandı.”

ÖZDAĞ İFŞA ETTİ

Sonrasında tartışmalar bir süre yatıştı, İyi Parti Milletvekili Ümit Özdağ'ın açıklamalarına kadar... İyi Parti İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu'nun FETÖ bağlantılarını duyuran Özdağ, Cumhuriyet Gazetesi'nde 10 Kasım 2020'de yayımlanan söyleşisinde "2018 genel seçimlerinden önce İyi Parti’den iki kişi Akşener’in talimatı ile divandan habersiz CHP, Saadet ve HDP’lilerle birlikte oturup dört ay boyunca seçimlerin ikinci tura kalması durumunda açıklanacak bir anayasa hazırlamışlar. Ve bundan benim ancak yerel seçimlerden sonra haberim oldu" demişti. Özdağ süreci şöyle anlatmıştı:

“Kaboğlu’na sordum. 'İyi Parti CHP, Saadet ve HDP ile birlikte bir anayasa taslağı çalışmalarına katıldı mı?' 'Evet, katıldı' cevabını verdi. Ben 'partiyi kim temsil etti' diye sorunca 'Önce Nuri Okutan katıldı. Sonra o hastalanınca Ahmet Erozan ile devam ettik' dedi. Gerçekten Okutan o dönemde hastalanmıştı. Anayasa taslağını rica ettim. İkinci görüşmemizde Kaboğlu anayasa taslağını teslim etti. Taslak mahrem bir yol haritası öngörüyor. Ve sonunda 'dört siyasi partinin liderinin katılımıyla gerçekleştirilecek bilimsel bir anayasa toplantısı vesilesiyle kamuoyu ile örtülü veya açık olarak paylaşılacağı' ifade ediliyor.”

'TASLAK YOK, İLKELER VAR'

Ardından tartışmalar yeniden alevlendi. Sözcü Gazetesi'nden İsmail Saymaz, konunun muhataplarından İbrahim Kaboğlu'nun kapısını yeniden çaldı, “Dört parti bir araya gelerek, anayasa çalışması yaptı mı?” sorusunu yöneltti. Kaboğlu önceki açıklamalarını teyit ederek şunları söyledi: “Evet, bu çalışma yapıldı ama ben milletvekili olmadan, 2018'in başında bu partilerin daha çok uzman temsilcileri ile yapılan ortak parlamenter rejime yönelik bir yol haritası ortak ilkeler raporu diye çalışma yapıldı. TÜSES’in çağrısı üzerine yaptık. Ben anayasa başkanı olarak öncülüğünü yaptım. Tabi ki siyasal destek de vardı ama… Esasen partilerin uzmanları, öne çıkardıkları anayasacılarıyla yaptık. Dört partiden daha çok uzman temsilciler katıldı. Bir anayasa taslağı yok. Ortak ilkeler çerçevesinde partiler ne şekilde uzlaşabilir biçimindeki sorulara daha çok anayasa hukuku bilgi birikimiyle bir yanıt oluşturulmasına çalışıldı.”

'DÖRT PARTİ ÇALIŞMADIK DEDİ AMA...

Kılıçdaroğlu da önceki gün tartışmaları 'büyük bir hayretle' izlediğini söyledi, “'Bir anayasa yazıldı. Dört parti bir araya geldi, anayasa taslağı hazırladı' böyle bir şey yok” dedi. Şu açıklamayı yaptı: “Türkiye Sosyal, Ekonomik, Siyasal Araştırmalar Vakfı (TÜSES) bir sivil toplum örgütü. Türkiye’nin ekonomik, politik konularını masaya yatırıyor. Yine TÜSES anayasa konusunda da bir toplantı yaptı. O toplantıya işin uzmanları, akademisyenler katıldılar, görüşlerini beyan ettiler. Bizim dört partiyle bir araya gelip, oturup, anayasa taslağı hazırlamamız asla söz konusu olmadı. Böyle bir şey yok.”

KILIÇDAROĞLU KENDİNİ YALANLADI

Yani Kılıçdaroğlu çok açık bir biçimde dört partinin bir araya geldiğini, taslak hazırladığını reddetti. Peki aynı Kılıçdaroğlu, 21 Haziran 2018’te canlı yayında ne demişti: “Biz daha önceden yani seçimler daha gündemde yokken Millet İttifakı'nı oluşturan partiler olarak bir araya geldik zaten. Bir anayasa değişikliği için neler yapabiliriz diye ilkeler belirlendi ve o komisyonun başkanlığı da sayın Kaboğlu yapıyordu. Kaboğlu bir anayasa hukukçusu. Sayın Kaboğlu dört partinin anayasa değişikliğinde ilkeler üzerinde bir anlaşma metni hazırlandı.”

Kılıçdaroğlu, 2 Haziran 2018'de de Sözcü'den Başak Kaya'ya verdiği röportajda da “Millet İttifakı olarak çalışma yaptık. Başında İbrahim Kaboğlu vardı. Mutabakat metni elimizde” demişti. CHP Sözcüsü Faik Öztrak ise Kılıçdaroğlu’nun bahsettiği dört parti içinde HDP değil Demokrat Parti olduğunu savundu.

AKŞENER DE YAPMADIK DEDİ

Kılıçdaroğlu'nun iki yıl önceki açıklamalarını tekzip etmeyen İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, dün FOX Tv'de katıldığı yayında çalışmaları reddetti: “Anayasa çalışmamız yok. Nereden çıktı, nasıl çıktı konusu da kocaman bir soru işareti. Rahmetli Erdal İnönü’nün kurduğu TÜSES diye bir vakıf var. Çeşitli entelektüelleri toplayarak bazı çalışmalar yaptıkları bir gerçek. Burada sayın Kaboğlu’nun ya da bir başkasının başkanlığında Saadet Partisi’nin, CHP’nin yaptığı bir anayasa çalışması yok. Biz anayasa yapmıyoruz. Biz iyileştirilmiş, güçlendirilmiş parlamenter sistemin nasıl yapılacağını yapıyoruz. Biz bunu İyi Parti olarak yapıyoruz, başka kimse yok. Bu çalışmanın sonlarına geldik, sonrasında basın ve STK’lar ile paylaşacağız.”

İYİ PARTİ YAZIYOR AMA NOT 2012'DENMİŞ!

Akşener'in açıklamalarına karşın, Anayasa Uzlaşma Metni'nin girişinde “CHP, HDP, İyi Parti ve Saadet Partisi temsilcilerinin uzmanlar eşliğinde dört ay boyunca yürütülen ortak çalışma metninin kısa özeti” notu yer alması dikkat çekiyor. Nottaki İyi Parti ifadesine rağmen Akşener yayında Özdağ'ın açıkladığı uzlaşma metninden şöyle bahsediyor:“Sayın Kaboğlu 2012’de bütün partileri bir anayasa düzenlemesi için topladı. Meclis’teki 4 siyasi parti oturdular, ben de o zaman MHP milletvekiliyim. Benim bildiğim 3 farklı anayasa çalışması var. Sayın Özdağ’ın sürekli elinde salladığı kağıt 2012’den kalma çalışmadan.”

İNCE: BU GERÇEK

Eski CHP Milletvekili Muharrem İnce de dün, çalışmayla ilgili şunları söyledi: “Bu iddia değil gerçek bir şey. Görünen şu ki yapılmış bu. Ben de yeni öğreniyorum. O dönem cumhurbaşkanı adayıydım, benim haberim yoktu o tür görüşmelerden. Çelişkili açıklamalar yapmak, bir 'yaptık' bir 'yapmadık' demek doğru değil.”

KILIÇDAROĞLU'NUN KENDİNİ İLK TEKZİBİ DEĞİL

Kılıçdaroğlu'nun söylediği sözleri yalanladığına daha önce de şahit olduk. Posta gazetesi yazarı Oral Çalışlar, Kılıçdaroğlu'nun Demokratik Gelişim Enstitüsü (DPI)'nün düzenlediği yuvarlak masa toplantısına katıldığını yazmıştı. Çalışlar, Kılıçdaroğlu'nun anadilde eğitim ile sözlerinden şunları aktardı:

“Anadilde eğitim. Bu konuda konunun uzmanlarıyla, Kürt aydınlarının da katılımıyla değişik toplantılar yaptık. Dünyadaki uygulamaları inceledik. Çocuğun ilk iki veya üç okul yılında eğitimini asıl olarak anadilde yapması, paralel olarak resmi dili de öğrenmesi, üçüncü veya dördüncü sınıfta resmi dile geçmesi, bir çözüm yolu. Kürt meselesinin çözüm yeri, meclistir. Özellikle bu sorunun çözümünde aydınların desteğine çok ihtiyaç bulunuyor. Evet bu sorunu biz çözeriz.”

Aydınlık'ın bu sözleri manşetine taşımasının ardından Kılıçdaroğlu inkar etti. Kılıçdaroğlu, 22 Eylül'de TTB ziyareti sırasında “Acaba toplantıda anadilde eğitim öneriniz oldu mu?" sorusu üzerine “Hayır, öyle bir önerim olmadı. Ama böyle bir tartışma oldu” yanıtını verdi.

Üzerinden çok geçmeden, 4 Kasım'da aynı sözleri ABD merkezli Ortadoğu Enstitüsü’nde tekrarladı. Yeniden inkar edemedi, çünkü oturumun videosu yayınlandı.

METİNDEKİ O MADDELER!

Peki 'ortak ilkelerin içinde neler var? Soru önemli çünkü, tanım üzerine yapılan tartışmalar, inkar ve itirazlar meselenin özünü saptırıyor. Özdağ’ın açıkladığı dört partinin hazırladığı Anayasa Uzlaşı Metni'nde ilk 3 madde değiştirildi, Anayasa'daki Türk vatandaşlığı kaldırıldı, Türkiye 20-25 bölgeye ayrıldı, anadil vurgusu yapıldı.

ATATÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ YOK

 'Metinde Anayasa'nın değiştirilmesi ve değiştirilmesinin teklif dahi edilmesi 4. Madde ile yasak olan 2. ve 3. Maddesi değiştirilmiş. 2. Maddeden milli dayanışma ve Atatürk milliyetçiliği çıkarılıp, “Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına dayanan, milli, demokratik, laik ve sosyal hukuk devletidir” şekline dönüştürülmüş. 3. Maddede “Dili Türkçedir” ifadesi “Resmi dili Türkçedir” şeklinde değiştirilmiş.

GİRİŞ DEĞİŞTİ

 'Mevcut Anayasamızın ‘Türk vatanı ve Milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, ölümsüz ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O’nun inkılap ve ilkeleri doğrultusunda;’ diye başlayan girişi şöyle değiştirildi: ‘Biz, Anadolu uygarlıklarının mirasçısı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin, -çocukları dahil- kadın ve erkek yurttaşları olarak özünde insan onurunun bulunduğu halk ve özgürlüklere dayalı, eşitlik ve barış içinde yaşayan bir toplumu kurmak ve bunu gelecek kuşaklara emanet etmek amacıyla, bu Anayasa’yı hazırladık.'

ANADİLDE EĞİTİM

 'Taslağın 15. sayfasında iki dilli eğitimin önü açılmıştır; “Anadilde eğitim konusunda yasa koyucuya belirli bir takdir alanı bırakılmalı ve çift dilli (resmi dil ve anadil) eğitime açıklık prensibini benimsemelidir.”

ÖZERKLİK

 'Öncelikle yetki genişliği çerçevesinde merkeziyetçi yapının alanı daraltılmalıdır. Üniter devlet, ademi merkeziyetçi biçimi ile yeniden yapılandırılmalıdır. Yerel Yönetimlerin güçlendirilmesi, yerel kararlara katılımın sağlanması, merkezin yerel yönetimler üzerindeki idari vesayet yetkisinin sınırlandırılması gerekmektedir. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı, asgari standart olmalıdır. -Türkiye’nin, sayıları 2 ile 5 arasında değişen idari birimleri kapsayacak şekilde (kuşkusuz Ankara ve İstanbul’da bu sayı, 1 ile sınırlı kalabilir) 20-25 bölgeye ayrılarak, yerinden yönetim birimleri oluşturulması, başta kamu hizmetlerinin verimliliği ve halka yakın demokratik yönetimlerin kurulması gelmek üzere, birçok bakımdan yararlı olabilir.'


Aydınlık