Yaşam
2019-09-01 02:38:56 ( 6 izlenme )

Spotify’ın “satılık” listeleri

İnternet çağından en çok etkilenen sanat dallarından biri de müzik oldu. Parayla yapılan playlist’ler, sahte YouTube izlemeleri, naylon Spotify dinlemeleri ve düzmece yorumlar…

BirGün’den Anıl Aba, “Spotify’ın ‘satılık’ müzik listelerini keşfetmeye hazır mısın?!” başlıklı yazısında müzik sektöründe neler olup bittiğini anlattı.

İşte o yazı…

Çağımız parayla ünlü olma çağı… Kapitalist tekelleşme her alanda olduğu gibi müzik endüstrisinde de yozlaşmaya neden oluyor. Parayla yapılan playlist’ler, sahte YouTube izlemeleri, naylon Spotify dinlemeleri ve düzmece yorumlar ile plastik bir müzik piyasası oluşmuş durumda. Tabii, rüşvetin belgesi olmadığı gibi dikkatli satın alınmış naylon dinlemelerin de belgesi olmaz. Bu nedenle makul şüphe uyandıran birtakım çelişkili rakamları kıyaslamalı olarak sizlerle paylaşıp bazı şarkıcıların nasıl bir mekanizmayla dinleme satın aldıklarını delilleriyle birlikte göstereceğiz. Takdir sizlerin…

DİJİTAL ÇALMA İSTATİSTİKLERİNDEKİ GARİPLİKLER

Spotify’ın Üçünçü Yeniler, Hot Hits Türkiye, Türkçe Rock ve Seven Kalpler gibi popüler listelerinde 30 milyona yaklaşan dinleme sayılarıyla Nick Cave, Manic Street Preachers, Faith No More, Bush, Radiohead, PJ Harvey, Starsailor ve Tindersticks gibi efsane grupların çoğu şarkısından daha çok dinlenmiş bir yığın yerli alternatif şarkı var. Örnek vermek gerekirse, Mahmut Orhan ve Sena Şener düeti “Feel” şarkısı 48 milyon ile DJ Shadow ve The Chemical Brothers’ın bütün, Portishead’in bir şarkı hariç bütün şarkılarından fazla dinlenmiş [1].

Bakın, Spotify’ın Türkiye’deki pazar girişi gelişmiş batı ülkelerinin çok gerisinde. Dünyada 232 milyon aktif Spotify kullanıcısı varken Türkiye’de bu sayının 600 bin civarında olduğu ifade ediliyor [2]. 600 bin kullanıcılı bir uygulamada, misal, Eypio’nun aylık tekil dinleyici sayısı 700 bin [3]. Buna göre, Türkiye’deki bütün kullanıcılar ve yurtdışından 100 bin kullanıcı her ay düzenli olarak Eypio dinliyor. Reynmen’in her ay iki milyon, MERO’nun üç buçuk milyon tekil dinleyicisi olduğu gözüküyor. Yahu kedi buysa et nerede, et buysa kedi nerede?! Gauss yaşasa matematiği bırakırdı… Demem o ki takribî 600 bin kullanıcısı olan bir platformda 6-7 haneli aylık dinleyici sayıları ve 8 haneli şarkı istatistikleri pek çok kişide yüksek şüphe uyandırıyor. Yani Spotify’daki bütün yerli şarkıcıların bütün dinlemelerini toplayıp kullanıcı sayısına bölsek ortaya aşırı mantıksız bir ortalama dinleme rakamı çıkacak gibi.

Bizde YouTube hâlâ en popüler platform. En büyük yerli video havuzu olan netd müzik [4] kanalındaki bazı videolar rekordan rekora koşarak Avrupalı sanatçıları adeta kıskandırıyor. Nedenini anlamak için kanaldaki seçmece bazı şarkılara bakalım:

Aleyna Tilki 453 milyon, Ersay Üner 197, Simge 187, Ece Seçkin 166, Derya Uluğ 150, İlyas Yalçıntaş 133, Bahadır Tatlıöz 126, Güven Yüreyi 83, Aynur Aydın 44 milyon izleme… Müzik piyasasını iyi kötü takip eden biriyim. Yüz milyonlarca izleme almış bu isimleri, Aleyna Tilki hariç, gerçekten ilk defa duyuyorum. Bakın, Simge’nin [5] Miş Miş şarkısı Sting’in Englishman in New York ve Shape of My Heart şarkılarından falan fazla izlenmiş, adamın 17 Grammy ödülü var. Mabel Matiz’in Öyle Kolaysa şarkısı Michael Jackson’ın Smooth Criminal şarkısından, Güven Yüreyi’nin Sen Maşallah şarkısı David Bowie’nin Space Oddity’sinden, Aynur Aydın’un şarkıları Norah Jones ve Björk’ün teker teker bütün şarkılarından fazla izlenmiş. Üstelik Norah Jones, Sting, Michael Jackson gibi sanatçılar bütün dünyada dinleniyor. Ama bizimkilerin Edirne’den sonra pek bir karşılığı yok.

Şöyle bir durum da var. Mesela bir platformda milyonlarca dinlenmiş ve listelerde üst sıralarda olan bir grup, başka bir platformda yerlerde sürünebiliyor. Örnek… “Adı Sevgi” isimli ilk teklisini çıkaran İnanç Karaduman’ın netd’deki videosu ilk iki günde 300 bin izleme almış ama Spotify’da 1000’in altında, hiç takipçisi yok falan. Ömür Gedik’in yeni cover’ı Resim, YouTube’ta 187 bin civarındayken Spotify’da 3800 idi; 50 kat fark… Tam tersi olanlar da var. Yani platformlar arası geçişkenliğin bu derece düşük olması kulağa biraz garip geliyor. Daha ziyade bir platforma abanılmış ama diğer platformlar boş bırakılmış gibi duruyor.

Bütün bu rakamlara nasıl ulaşılıyor?! [6] Müzisyenler ve plak şirketleri yetkilileri ile yaptığımız görüşmelerin kesişim noktasında şu argüman var: “Evet böyle şeyler yapıldığını duyuyoruz, hatta biliyoruz, ama biz kesinlikle yapmıyoruz.” Herkes duyuyor. Herkes biliyor. Fakat her nasılsa kimse yapmıyor. Ama biz yaptık…

SOCİOBLEND, STREAMİFY, STREAMSBYTE VESAİRE

On gün evvel Spotify’da “Sazan Avı” diye bir sanatçı hesabı açtık. Ardından Tunecore üzerinden çakma bir kaydı Kedi Nerede? adıyla Spotify’a aktardık ($10). Ortada ne bir grup var ne de doğru dürüst bir şarkı… Sonra Streamify.me ve Socioblend sitelerinden beşer binden toplam 10 bin naylon dinleme satın aldık ($40). Siz bu yazıyı okurken Spotify’da nur topu gibi 10 bin dinlemeli bir teklimiz olacak. Bunun için 50 dolar harcadık. Streamify, isteyenlere 1000 dinlemelik ücretsiz demo da veriyor, kredi kartsız. İki milyon dinlemeyi ise 2250 dolara satıyor. Bir başka naylon dinleme şirketi olan Spotistar aylık abone olanlara her ay düzenli olarak 10 bin dinleyiciyi 59 dolara satıyor.

Mekanizma şöyle çalışıyor… Dinleme satın alınan siteler şarkıları Spotify’da kişisel bir playlist’e koyuyorlar. Mesela bizim çakma şarkımız, Glenn Bersano isimli kullanıcının Great Music ve Ja Woodburn isimli kullanıcının The Top Hits listelerine kondu. Sonra bu listeler, şirket tarafından işletilen yüzlerce hesapdan loop’a alınıyor. Dakika hesabı yapılarak hedeflenen dinleme sayısına ulaşıldığı zaman şarkı listeden çıkarılıp yeni müşteriler geldikçe şarkılar listelere ekleniyor (bu mekanizma Almanya’daki Y-Kollektiv YouTube kanalından İlhan Coşkun’un “Der Rap Hack” başlıklı video haberindeki flaş röportajında da anlatılıyor). Spotify’ın masaüstü versiyonunda Sazan Avı’nın “About” sekmesine tıklayıp aşağı indiğinizde “Discovered On” bölümünde bizim keşfedildiğimiz listeleri göreceksiniz; yani satın alınan dinlemeler için konduğumuz Great Music ve The Top Hits listelerini. Türkiye’den Kaan Malkoç, Emre Tezcan, Şahedar, Melihcan gibi az bilinen isimlerin yanı sıra MuzikPlay kanalında klipleri dönen Hülya Avşar, Alya ve Gökcan Sanlıman ile netd kanalında klipleri dönen Ozan Doğulu, Çağla ve Aylin Yeşilova’nın da bizimle aynı listelerden “keşfedildiklerini” aşağıdaki ekran görüntülerinden görebilirsiniz. Mesela Spotify sayfasında Aylin Yeşilova’nın dinleyicilerinin Seattle, Los Angeles ve Chicago’dan olduğunu gözüküyor. Gökcan Sanlıman’ın yeni gelen dinleyicileri İstanbul, Ankara ve İzmir’den olsa da Silver Springs ve Los Angeles ilk beşte kalmış. Oysa bazı siteler sahte dinleme hizmetini coğrafi alana göre de veriyor (GEO targeted plays). Ülke seçerek alınan dinlemeler birkaç kat daha pahalı oluyor. Tavsiye etmek gibi olmasın ama, Türkiye hedefli dinleme satan şirketlere örnek olarak Zyptop ile ortak çalışan Streamsbyte.com şirketini gösterebiliriz.

Kendi YouTube hesabıma yıllar evvel bir video yüklemiştim (Pentagram – Behind the Veil acoustic cover). 1352 görüntülemesi vardı. Hindistan menşeli Socioblend sitesinden 1000 izlemeyi 3 dolara satın aldık. 24 saat içinde 2353’e çıktı. Socioblend, 15 güne yayılan bir milyon görüntülemeyi 2200 dolara satıyor. Bu sitelerden sahte video yorumları, Twitter takipçileri, iOS App/Android App puan ve değerlendirmeleri, hatta rakip video için dislike dahi satın alabiliyorsunuz (Fight Kulüp?!). Çoğunu test ettik, onayladık.

Her şey o kadar basit ki… Şimdi biz tüm bunları sadece birkaç tık ve birkaç dolar ile kolayca yapabildiğimize göre, bu koca yaşlı şişko piyasada para kazanmak için duranların neler yapabildiklerini varın siz düşünün. Der Rap Hack videosunda, bu işlerin daha çok menajerler vasıtasıyla yapıldığı, grupların ve plak şirketlerinin durumdan bazen haberdar oldukları bazen de olmadıkları belirtiliyor.

Peki bu işler nasıl ayyuka çıkmıştı?! Hatırlarsanız Erol Köse, 2008 MTV Avrupa Müzik Ödülleri’nde Best Turkish Act ve Best European Act kategorilerini kazanarak duble yapan Emre Aydın’ın ve 2009 yılında ise yine aynı ödülleri kazanan Manga’nın şike yaptıkları iddiasını ortaya atmıştı. Bu iddia Samsun Demir ve Ahmet Çelenk tarafından da desteklenmişti. Anlatılanlara göre yurtdışından getirilen bir yazılım ile Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde kapatılan internet kafelerden Avrupa’daki internet oylamasını spam’leyerek bu ödüller kazanılmıştı. Hatta hakkı yenen Hande Yener “parayla kariyer satın alabiliyorsanız bu çok acı bir şey” diye atarını yapıp Emre Aydın’a dava açacağını söylemişti. Bunların üzerine, 2010 yılında Türkiye yarışmaya davet edilmemişti. MTV, Türkiye’den başka bir kurumla anlaşınca yarışmaya 2011 yılında tekrar katılmıştık. Ama bu sefer de Atiye ve Hadise arasında benzer bir olay dönünce MTV bir daha Türkiye’yi hiçbir yarışmaya almadı. Yunanistan’ı aldı, Güney Kore’yi aldı, Afrika’yı aldı ama Türkiye’yi almadı. Ne kadar utanç verici…

BU LİSTE BİLADERİM İÇİN, BİLADERİM

Albümlerin yerini playlist’ler aldı. Görüştüğüm müzisyenlerden biri Spotify listelerine girdikten sonra grubun dinleme istatistiklerinde çok ciddi sıçramalar olduğunu belirtmişti. İnsanlar kolaycıdır; ana sayfada gözümüze sokulan hazır listelere tıklamak tek tek şarkı aramaktan daha pratik olduğundan listelerde yer almak grupların dinleme sayılarını çok etkiliyor. Aynı anda ne kadar çok listede yer alırsanız o kadar çok dinleniyorsunuz.

Spotify kendi liste yaptığı gibi, Filtr, Digster ve Topsify gibi playlist şirketleri ile de çalışıyor. Majörlerden kaçar mı hiç!? Tabii ki Filtr Sony’nin, Digster Universal’in [7], Topsify da Warner’in. Bu listelerde plak şirketleri kendi sanatçılarını ön plana çıkartıyor. Yani üstlerde “Top Dance Hits” gibilerinden bir Filtr listesi gördüğünüz zaman burada aslında gayet dar bir yelpazeden seçilmiş Sony sanatçılarını dinleyeceksiniz. İşin kötüsü çoğu kişi bu detayların farkında değil.

Mesela Digster’in Türkçe Keyfi listesinde ağırlıklı olarak Can Kazaz ve Jabbar gibi Universal kataloğundan sanatçıları; Filtr’in Alternatif Sesler listesinde ağırlıklı olarak Sony sözleşmeli Merve Çalkan, Melis Güven, Seda Erciyes ve Yüzyüzeyken Konuşuruz gibi sanatçıları görüyoruz[8]. Warner, Topsify Turkey diye bir profil açtıysa da henüz yerli liste hazırlamadılar am ilerleyen zamanlarda DMC ile çalışarak bu işe girebilirler.

#LİSTECİLERYALNIZDEĞİLDİR

Bir de “bağımsız” playlist küratörleri var. Yurtdışında bu tezgâh şöyle işliyor. Ünlü bir müzik eleştirmeni, DJ ya da müzisyen Spotify’a liste yapıyor. Başlarda tamamen özel zevke veya popüler yönelimlere göre hazırlanıyor. Liste tuttuktan sonra, dinleme sayılarını arttırmak isteyen gruplar bu küratörlere, Playlist Pump veya Playlist Push gibi şirketler üzerinden, şarkılarını gönderiyorlar. Küratörler bir şarkıyı dinleyip değerlendirmek için 5 dolar alıyor. Dinledikten sonra beğenmezse listesine almıyor; ya da beğenirse 200 dolara şarkıyı listeye koyabileceğini söylüyor. Bu fiyat çok takipçisi olan listelerde 5000 dolara kadar çıkabiliyor. Buna “playlist pitching” deniyor. Bu işi yapan ortalama küratörler şarkı dinleyip listeye koyarak haftada 350-400 dolar kazanıyorlar. 50 şarkılık çok yıldız bir playlist ayda 150-200 bin dolar gelir getiren bir varlık haline getirilip üçüncü şahıslara, satılabiliyor. E listelere de takipçi ve dinleme satın alınabildiğine göre, saçma sapan bir kapalı devre sistem oluşmuş oluyor. İyi izleyin, yakında bizde de çıkacak bunlar. Ali’nin seçkisi, Ayşe’nin dinledikleri falan diye pazarda don satar gibi liste satacaklar.

Özetle, Spotify ve benzeri mecralarda karşınıza çıkan hiçbir şey tesadüf değil. Herhangi bir listede en güzel ve en kaliteli şarkıları değil en çok parayı verenlerin şarkılarını dinliyorsunuz. Mesela o hafta Türkçe rap dinlediğiniz zaman Spotify’ın şirket bazlı algoritması hemen size rap listeleri öneriyor. Hangi listeleri? Kaliteli müzik içeren listeleri mi, yoksa parayla yapılan listeleri mi?

Spotify’ın 50 şarkılık Türkçe Rock listesinde Adamlar grubunun 6 şarkısı var(dı). Tamam ben de severek dinliyorum ama Bulutsuzluk Özlemi, Pilli Bebek, Mavi Sakal, Kesmeşeker, Haluk Levent listede yokken Adamlar’ın 6 şarkıyla girmesi sizce de biraz garip değil mi?! Mesela Yavuz Çetin, Nev, Peyk ve Ars Longa hiçbir listede yok. 50 şarkılık Türkçe Rap listesinde 6 tane Ben Fero, 5 tane Ezhel, 4 tane Şam var. Fuat, 2019 yılında albüm çıkarmış olmasına rağmen, listede yok. Abluka Alarm yok. 90 BPM de yok. Saian zaten hiç yok. Spotify’ın 50 şarkılık Babalar listesine Ebru Gündeş 4 şarkıyla girmiş. İnsan gerçekten hayret ediyor…

2017 yılında bizde bir Deeperise spam’i vardı, Spotify’cılar iyi hatırlar. Adam resmen Spotify’ın insanlara premium aldırma yöntemiydi. Geçen sene de efsane bir Drake spam’i yaptılar. Her yerden Drake çıkıyordu. O kadar çok para yatırmışlar ki Spotify adamı Indie Hits ve Bachata Lovers listelerine dahi kapak yapmıştı. Tam bir fars… Akabinde Drake, 2018 yılının en çok dinlenen şarkıcısı oldu. Adamın sadece Spotify platformunda toplam 15 milyar civarı dinlenmesi var. Bu da tahminen 90 ilâ 125 milyon dolar telif geliri demek. Eşi de öğretmen olsa, ayda 4000 liradan… Toronto şartlarında gayet iyi…

PARAYI VEREN DÜDÜĞÜ ÇALAR

Spotify sanatçılara stream başına 0.006 ilâ 0.0084 dolarlık bir ödeme yapıyor. Napster ve Apple Music daha fazla, YouTube ve Pandora daha az ödüyor. Müzik işi çok büyük bir pasta. Herkes bu pastadan en kalın dilimi yemenin peşinde. Kimin ne kadar kalın bir dilim yiyeceğini üretim sürecine yapılan katkı değil, ekonomik ve politik güç ilişkileri belirliyor. Bu pastadan en büyük pay tabii ki Sony, Universal ve Warner’a gidiyor. Sanatçılara kalan kısımdan ise en büyük payı her ay milyarlarca stream alan Beyonce, Ed Sheeran, U2, Ariana Grande gibi süperstarlar alıyor. Eğer piramidin orta ve alt katlarında bir grupsanız Spotify ve YouTube’dan size ayda 300 euro ya gelir ya gelmez… O yüzden ben geceleri uyumadan evvel tabletin sesini kısıp sevdiğim küçük grupları Spotify’da loop’a alarak sabaha kadar çalıyorum. Bir dolar bir dolardır.

Bu sistemde kaliteli ve orijinal bir müzik yapsanız dahi, kendinizi insanların kulaklarına zorla sokacak parayı şirketlere ve playlist tacirlerine yedirmiyorsanız eleniyorsunuz. Ama vasat ve jenerik gruplar parayı bastırıp kolayca popüler olabiliyorlar. Maalesef, iyi müzik yapan gruplar da bu çarkın içine giriyorlar. Çünkü diğerleri yaparken siz yapmazsanız geride kalıyorsunuz. Bunu bazen plak şirketleri, bazen menajerler, bazen de gruplar kendi cebinden vererek yapıyorlar. Zaten ilk bir “push” verdikten sonra, dalga etkisiyle kendi kendini besleyen bir momentum yakalanıyor. İnsanlar YouTube’da 3-5 milyonu görünce “neymiş lan bu” diyerek tıklamaya başlıyor.

Diyeceğim; ilerleyen teknoloji, siber-liberteryenlerin öngördüğü gibi demokratik bir gelecek değil, tam tersine, parayı verenin düdüğü çaldığı bir şirket distopyası getiriyor. Yarın Spotify, Apple ve YouTube sözleşmeli sanatçılarını kendi streaming uygulamalarında ön plana çıkartacak şekilde bir plak şirketi kurarsa ne olacak? Sonra kendine bağladığı müzisyenlerden fahiş oranlarda kesintiler yapmaya başlarsa? Netflix tam olarak bunu yapmamış mıydı? Önce DVD kiralama dükkanı, sonra online streaming hizmeti veren bir internet sitesi, şimdi de Emmy ödülleri alan dizi ve filmler çeken dev bir yapım şirketi… Eğer yapım, dağıtım ve performans/gösterim işleri tek bir şirkette birleşirse cümleten geçmiş olsun.

Tünelin ucu bombok bir yere çıktı. Joan Baez’den Katy Perry’ye, Barış Manço’dan Ben Fero’ya geldik. Plastik bir piyasa burası. Sizi bilmem ama ben yeni müzikleri dinlerken eskilerden aldığım kadar keyif almıyorum. Bu kesinlikle nostalji değil. Sistematik bir şekilde müzikal kalite ve çeşitlilik giderek azalıyor. Fuarlarda “business, strategy, subscribers” üçgeninde ele alınan müzik, bir sanat formu olarak çürüyor. Çürüdükçe de kokuyor.

Eğer hâlâ depresyona girmediyseniz Leonard Cohen’in Everybody Knows şarkısıyla bitirelim, tam olsun.

Herkes biliyor geminin su aldığını…

Herkes biliyor kaptanın yalan söylediğini…

Herkes biliyor zarların hileli olduğunu…

Ve herkes biliyor sahnenin öldüğünü…

Hepinize iyi dinlemeler.

[1] Bu konuda müzisyenler Can Kazaz ve Kaan Boşnak, bahsi geçen grupların sosyal medya çağında çıkış yaptıklarını, kıyaslanan (mesela Nick Cave gibi) sanatçıların gelip geçmiş eski sanatçılar olduklarını, bundan ötürü de yapılan kıyaslamanın doğru olmadığını söylediler. Bu karşı argümanın haklılık payı olduğunu kabul ediyorum. Ancak karşı argümana karşı bir argüman olarak, mesela Bob Dylan, Black Sabbath, Iggy Pop, Metallica gibi yine sosyal medya çağında çıkış yapmamış ve gelmiş geçmiş eski sanatçılar pekala yüzlerce milyon dinlenebilmiş. Yani Kaan ve Can’ın ayrı ayrı getirdikleri argümana kısmen hak vermekle birlikte meseleyi tamamen kapatmadığını düşünüyorum. Tartışmayı ayrıca devam ettirmek isterim.

[2] Spotify şirketine ulaşarak Türkiye’deki aylık aktif kullanıcısı sayısını sorduk. Fakat Türkiye’deki PR ajansı yetkilisi Duygu Nergiz ülke bazında rakamsal kırılım verisini vermediklerini söyledi. Neden vermediklerini sorduğumda ise bunun bir şirket politikası olduğunu söyledi. Ancak digital streaming sektörünün içinden ismini vermek istemeyen bir uzman bize bu rakamın 600 bin civarında olduğunu aktardı.

[3] Eypio’nun menajeri bize Cuma gecesine kadar yazılı bir cevap vereceklerini söyledi, ancak herhangi bir geri dönüşte bulunmadılar.

[4] Doğan Müzik aramamıza cevap vermedi, mesajlarımıza geri dönüş yapmadı.

[5] Simge Sağın aramamıza cevap vermedi, mesajlarımıza geri dönüş yapmadı.

[6] Sony Müzik Türkiye Pazarlama Müdürü Gamze Sakallılar ile yaptığımız görüşmede kendisi bize, müzik piyasasında sahte dinlemeler ile şişirme istatistikler yaratıldığını bildiklerini ancak kurumsal bir şirket olan Sony’nin sanatçılarına kesinlikle böyle çalışmalar yapmadığını söyledi. Çok dinlenen şarkıların genelde popüler dizilerden ve/veya sosyal medyadaki viral paylaşımlardan gelen dinleyicilerin Spotify algoritmasıyla birlikte kar topu etkisi yaratarak bu rakamlara ulaşılabildiğini belirtti.

[7] Universal Müzik Türkiye yetkilileri bize, yazıya mevzu bahis olan konular hakkında herhangi bir açıklama yapmak istemediklerini belirtti.

[8] Sony Müzik Türkiye’nin Playlist ve Digital Streaming sorumlusu Zeynep Okyay, Filtr listelerinde yüzde 50 Sony, yüzde 50 diğer plak şirketleri oranını gözetmeye çalıştıklarını, ancak bazı haftalarda bunun yüzde 75-25’e kadar çıkabildiğini ve (misal, Coffee Afternoon gibi) konsept listelerde bu oranın yüzde 75’i de aşabildiğini söyledi. Ayrıca listelerin ilk üç şarkısının kendi plak şirketlerinden olacak şekilde kurulduğunu da ekledi.

Odatv.com

Bunlar da İlginizi Çekebilir