EMRE ŞENBABAOĞLU / BANGKOK

“Bir Zamanlar Kıbrıs” adlı Türk dizisinin ilk bölümü 1 Nisan’da TRT1’de yayınlandı. Böyle bir yakın tarih dizisinin Türk televizyonlarında yayınlanıyor olması çok sevindirici. Kıbrıs Türklerinin var olma mücadelesini ele alan dizi, başta Kıbrıs Türkleri olmak üzere geniş bir kesimin takdirini topladı. KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Twitter hesabından “Kıbrıs Türkünün yaşadığı acılar en etkili bir şekilde ekranlara taşınmıştır” diyerek TRT’ye teşekkür etti.

Bu dizinin ortaya çıkması bir tesadüf değil. Türkiye’nin 2014 sonrası aşamalı olarak milli politikalar izlemeye başlaması TRT’yi de olumlu etkiledi. Türkiye yönünü Asya’ya çevirdikçe TRT de “Diriliş: Ertuğrul”, “Yunus Emre: Aşkın Yolculuğu”, “Mehmetçik Kut’ül Amare”, “Ya İstiklal Ya Ölüm”, “Uyanış: Büyük Selçuklu” gibi milli yapımlara imza atmaya başladı. “Bir Zamanlar Kıbrıs” da bu güzel çizginin bir devamı niteliğinde.

‘DİRİLİŞ: ERTUĞRUL'UN DÜNYA ÇAPINDAKİ ETKİSİ

Türk dizilerine dünya çapında bir rağbet var. Örneğin 2014 yılında yayınlanmaya başlayan ve 2019’da sona eren beş sezonluk “Diriliş: Ertuğrul” dizisi, sadece Türkiye’de değil tüm dünyada etki yarattı. Dizinin Netflix’te yayınlanmasından sonra Brezilya’dan Güney Afrika’ya, ABD’den Pakistan’a kadar birçok ülkede geniş bir izleyici kitlesi ile buluştu.

Açıkçası “Diriliş: Ertuğrul” 2020’ye kadar dikkatimi çekmemişti çünkü sosyal medyadaki yorumlardan dolayı diziye önyargılı bakıyordum. Farklı ülkelerden arkadaşlarımın bu diziyi izlemeye başlaması ve bana Türk tarihi ile ilgili sorular sormaya başlaması algımı değiştirdi. Diziyi izleyen sosyalist çizgide bir Hint arkadaşımın Türklere olan saygısı ve sevgisi, bu diziyi izledikten sonra daha da arttı ve sosyal medyada Türkleri ve Türk tarihini öven yazılar yazmaya başladı.

İngiltere’den Tayland’a gelirken uçakta “Kuruluş: Osman”ı izleyen bir Afrikalı görünce, “Diriliş: Ertuğrul” dizisini izlemeyi o gün kafama koydum. İçerik ve biçim açısından beklediğimin de üzerinde bir dizi çıktı.

‘TÜRK TARİHİNE IŞIK TUTUYOR’

“Diriliş: Ertuğrul” dizisi Türk tarihinin çok fazla bilinmeyen bir dönemine ışık tutuyor, Türklerin o dönemdeki kültürünü, sosyal ve siyasal yaşamını çok güzel anlatıyor. Dizinin senaryosu tarihi gerçeklerle birebir örtüşmüyor ama dizideki Süleyman Şah, Ertuğrul Gazi, Gündoğdu Bey, Hayme Ana ve Halime Sultan gibi bazı karakterler gerçekten tarihte yaşamış kişiler.

Kayı boyunun doğudan batıya göç ediş hikayesini izlerken bazen günümüzde yaşadığımız sıkıntılarla ilişki kuruyorsunuz. Ertuğrul Bey, tarihi ileriye taşıyan devrimci ve ufku geniş bir boy lideri. Altı asırlık devletin temellerini atan bu kişinin adaletli yönetimi ve her zaman mazlumların yanında yer alması, Cumhuriyet devrimi ile mazlum milletlere ilham kaynağı olan Atatürk’ü hatırlatıyor.

Sultan Alaeddin Selçuklu Devleti’ni ayakta tutmayı amaçlarken, Emir Sadeddin Köpek devlet yönetiminde etkili olmaya çalışıyor. Yiğit alplerle dolu Türkmen obalarından yabancı devletlerle işbirliği yapan hainler eksik olmuyor. Deli Demir adlı karakterden Oğuz Kağan’ın, Kürşad’ın ve Sultan Alparslan'ın hikayelerini dinliyorsunuz. Türk töresinde ve geleneklerinde kadının toplum içinde ne kadar değerli olduğunu görüyorsunuz. Türkmen obalarındaki kadınlar hem üretiyor hem savaşıyor. Asırlar geçse de özümüz değişmemiş. Dizi büyük ölçüde kurgu olsa da tarihsel ve kültürel dinamiklerimizi çok iyi işliyor.

Tarihimizden ilham alınarak hazırlanan bu dizi İslam dininin gerçekte ne kadar barışçı bir din olduğunu da çok güzel ortaya koyuyor. Endülüslü Muhyiddin İbnü’l-Arabi çok etkileyici bir karakter ve onun anlattığı hikayeler İslam’ın gerçek özünü ve ilkelerini kavramanızı sağlıyor. Dizi, Müslüman olmayanların İslam hakkındaki bakış açısını da olumlu etkilemiş. Diziyi izleyip Müslüman olanlar bile var.

‘KÜLTÜR EMPERYALİZMİNE KARŞI MEVZİ KAZANDIRDI’

Dizinin yarattığı etki ile kültür emperyalizmine karşı önemli bir mevzi kazandığımızı söyleyebilirim. 11 Eylül 2001 sonrasında Müslümanlar hakkında oluşan olumsuz düşünceler bugün hâlâ aşılabilmiş değil. Batı ülkelerinde yaşayan birçok Müslüman hâlâ ayrımcılığa maruz kalıyor. Bu tür diziler, Müslümanlar hakkındaki önyargıları ortadan kaldırmaya yardımcı oluyor ve Müslümanlar arasındaki dayanışmayı artırıyor.

“Bir Zamanlar Kıbrıs” dizisi de “Diriliş: Ertuğrul” gibi iyi tanıtılırsa uluslararası kamuoyu Kıbrıs Türklerinin geçmişte çektiği sıkıntıları görecek ve Mavi Vatan konusundaki kararlığımızı daha iyi anlayacaktır. “Bir Zamanlar Kıbrıs”ı izleyenler, Türk askerinin adada işgalci olmadığını ve barışı tesis etmek için orada bulunduğunu çok iyi kavrayacaktır. Türk dizilerine uluslararası alanda büyük bir ilgi varken, “Bir Zamanlar Kıbrıs” dizisinin yaratmış olduğu Kıbrıs sorununu anlatma fırsatını iyi değerlendirmeliyiz.

DEVAMI GELMELİ

Dizi deyip geçmemek gerekiyor. Kaliteli Türk dizileri, Türkiye’nin uluslararası ortamda daha iyi tanınması ve etkili olması için bir yumuşak güç işlevi görüyor. Türk halkı kültür emperyalizminin dayattığı anlamsız dizilerden ve filmlerden bıktı.

TRT, bu fırsatı çok iyi değerlendiriyor ve gerçekten güzel işlerin altına imza atıyor. Umarım devamı gelir.

Aydınlık