Hatırlıyor musunuz, bundan kısa bir süre önce kendisine “gazeteci” diyen bazı isimler başta olmak üzere Twitter ve diğer sosyal medyada “Kız Kulesi ya çalındı ya yakıldı ya da satıldı” diye yazanlar oldu. Hemen o gün, Kız Kulesi’nin biliminsanlarının kontrolünde aslına uygun olarak restore edildiği ortaya çıktı. Ama yalanı uyduranların hiç birisi özür dilemedi. 

İlginç olanı, onları takip edenlerle ilişkileri. Yalan yazdığı açıkça bilinen kişileri hâlâ takip edip yazdıkları yalanlar konusunda eleştirmiyorlar.

Bilinçli bir şekilde yalan ve dezenformatif haber üretenle onu kullanan arasındaki ilişki, uyuşturucu alan ve satan arasındaki “bağımlılık ilişkisine” çok benziyor.

Buna benzetmek gerekirse; yalan, belli kesimlerin ihtiyacı olan uyuşturucu, yalancı da o uyuşturucuyu satan “torbacı”...

YALAN SAHTE MUTLULUK

Siyasi nefretle krize girenlerin “enjekte” edilen yalanlarla yaşadıkları sahte mutluluk birbirine benziyor. Sonradan yalan olduğu ortaya çıksa da o anki geçici mutluluk bir sonraki nefret krizine kadar onları tatmin ediyor.

Gazete, televizyon, internet siteleri, sosyal medyadaki her köşebaşı bu torbacılardan geçilmiyor. Hele kılıktan kılığa giren ve kalabalık bir kitleyi de peşinden sürükleyen FETÖ’cü ve PKK’lılar, müşterisi hazır yalanı organize şekilde yayabiliyor.

DOZU ARTIYOR

6 Şubat’taki depremlerden beri yüzlerce yalan yazıldı, milyonlarca kez paylaşıldı. Şu anda toplumun önemli bir kısmı depremi bu yalanlar üzerinden konuşuyor. Oysa 6 Şubat depremleri ile birlikte tüm ülkenin yüreği bölgede yaşayan insanlarla atıyor, kayıplarımız için yas tutuyor, yaralıların acılarını sarmaya çalışıyoruz.

Deprem ve sonrası yeterince acı gerçek ortada iken birileri yalan söylemekten, dezenformasyon yapmaktan hiç vazgeçmiyor. Yüzlerce yalanı okudum, bu köşeden de paylaştım. Yalanların etkisi azaldıkça, yalan söyleyen ve yazanlar dozu artırmaya başladı.

PROFESÖRDEN YALAN PAYLAŞIM

Bunların dışında bireysel olarak da bu değirmene su taşıyanlar var. Hâlâ gündemde olduğu için değinmeden geçemeyeceğim. Deprem konusundaki açıklamalarıyla gündeme gelen Jeofizik Profesörü Ahmet Ercan’ın 28 Şubat günü Malatya’dan attığı üç Twitter mesajı buna örnek oldu. Konuyu sadece Ahmet Ercan’ın içeriği yalan olan ve provokatif yönüyle yalan olması değil, kısa süre içinde silmesine rağmen yüzbinlerce görüntülenme ve beğeni alması yönünden de anlatmak istiyorum.

Ahmet Ercan, 28 Şubat 2022 günü saat 13.31’de şu tweet’i atmış:

Deprem bölgesinde geziyoruz. Malatya’daki bin kadar çocuk yitik. Organ mafyası ya da çocuk pornocularından kuşkulanılıyor.”

Ahmet Ercan durmamış, üç dakika sonra saat 13.34’te şunu yazmış:

“İlk iki gün asker inmediği için korumasız kadınlara tecavüz edilmiş.”

Yedi dakika sonra saat 13.42’de ise: “Yakınlarını yitiren genç kızlar, imam nikâhıyla evlendirilerek, kim olduğu belirsiz kişilerce alıp götürülüyor, sorun çok büyük.”

YALANIN YAYILMA HIZI

Silmeseydi şimdiye kadar milyonlarca kez görülüp yüz binlerce kez retweet edilecek, on binlerce beğeni alacak olan mesajlarından birinci tweet’i 114 bin kez görüntülenmiş, 1.121 kez beğenilmiş, 362 kez retweet edilmiş, 139 yorum yazılmış.

İkinci twiti 397 bin kez görüntülenmiş, 2 bin 483 beğeni almış, 593 kez retwet edilmiş. 1.390 yorum yazılmış.

Üçüncü tweet’i ise 115 bin kez görüntülenmiş, 1.675 kez beğenilmiş, 506 kez retweet edilmiş, 399 yorum yazılmış.

Bu rakamları ekran görüntüsü alınmış üç Twitter mesajının altında görmek mümkün.

Şimdi neye üzülelim; içeriği tamamen yalan olan ve içinde tecavüz, kız kaçırma, kayıp çocukların pornocuların eline düşmesi gibi hiçbirisi gerçek olmayan yalan içeriklerin yazılmasına mı, bunu Ahmet Ercan gibi bir biliminsanını yazmasına mı yoksa bu mesajları retweet ederek yayan, beğenen, gerçekmiş gibi yorum yazarak bu yalanlara inanmaya hazır bir kitlenin varlığına mı?

Ahmet Ercan bu nedenle gözaltına alındı ve mahkeme tarafından yurtdışı yasağı konularak serbest bırakıldı. Ercan mahkeme ifadesinde, “Pişmanım, art niyetim yoktu, oralarda öyle konuşuyorlardı, doğru olmadığını öğrendim, ben de paylaştım ve geri kaldırdım” demiş.

Ahmet Ercan yalan mesajları için en azından “Pişmanım” demiş.

Bir de onu, onun yalanını yayanlar, deprem konusunda yaptığı açıklamaları nedeniyle gözaltına alındığı yalanını yayanlar var ki, onlar pek pişman olmuşa benzemiyorlar çünkü artık hiç utanmıyorlar...

Hürriyet