ERCAN DOLAPÇI

Lozan Barış Antlaşması’nın 97. yılını kutluyoruz. Zorlu bir süreç sonrası elde edilen barış, bizi İkinci Dünya Savaşı’ndan da korudu. Bu yönü çok önemli. Pek bilinmeyen bu yön, Lozan Antlaşması’nın ne kadar sağlam olduğunu da ortaya koyuyor. Atatürk’ün deyimiyle “Dünyanın en sağlam antlaşması”dır.

ZORLU MÜZAKERE

Birinci Dünya Savaşı’nı 9 Eylül 1922 günü İzmir’de bitiren TBMM Hükümeti, İsviçre’nin Lozan kentinde başlayan Lozan Konferansı’na 28 Ekim 1922 günü davet edildi. Dışişleri Bakanı İsmet Paşa’nın reisliğinde geniş bir uzman heyet yola çıkarak Lozan’a gitti. 8 devletin katıldığı görüşmeler 20 Kasım günü başladı. Ağırlıklı olarak Musul meselesinde anlaşma sağlanamayınca Türkiye görüşmelerden 4 Şubat 1923 günü çekildi. 23 Nisan günü tekrar başlayan konferansta sınır, Osmanlı borçları, kapitülasyonlar, azınlıklar ve Boğazlar meselesinde anlaşma sağlandı. Musul meselesinde ise yine anlaşma sağlanamadı. Barışın yapılması için bu mesele ayrıca ele alınmak üzere ertelendi. Türkiye siyasi bağımsızlığını ön plana alarak kapitülasyonlara önem verdi. Osmanlı borçlarında da en uygun vade ve para birimi seçildi. Batılı kapitalist ülkeler yüzyıllara dayalı tek taraflı imtiyazlar olan kapitülasyonlardan vazgeçmek istemedi. Görüşmelerin en zorlu bölümü buydu… Türkiye bastırdı ve bunu onlara kabul ettirdi. Bunun neticesi 24 Temmuz günü imzalanan anlaşma Türkiye’yi rahatlattı. Neredeyse 10 yıldır seferber olan Türkiye yeni bir döneme adım attı. Büyük atılımlarını da bu dönemde yaptı. En önemlisi zorlu müzakere döneminden sonra elde edilen barış bizi bugünlere getirdi.

Dışişleri Bakanı İsmet Paşa, anlaşmayı imzalarken.

İKİ SAVAŞIN TARAFLARI

Avrupa’nın güçlü kapitalist ve emperyalist devletleri Birinci Dünya Savaşı’nda istediklerini elde edemeyince İkinci Dünya Savaşı’na tutuştu. Bu savaşta da taraflar neredeyse aynıydı. 1918’den 1939’a tam 21 yıl süren savaşsız ortam bozuldu ve kanlı bir 6 yıllık savaş dönemi başladı. 60 milyona yakın insan hayatını kaybetti. Savaş sonrası yine devletler tam istediğini alamadı. İki savaşta da önemli rol oynayan ve savaşı çıkaran Almanya bu savaş sonrası ağır yıkıma uğradı ve bölündü. Cihan Harbi sonrası yıkılan ve küllerinden Sovyetler Birliği olarak yeniden doğan Sovyet Rusya ise 20 milyona yakın insanını kaybetmesine rağmen savaşın galibi oldu. Berlin’e kadar Doğu Avrupa’ya hâkim oldu. Dünya hâkimiyeti de kapitalist cephede ABD’nin eline geçti. Türkiye bu savaşta -bütün meselelerini Lozan’da elde ettiği için- tarafsız kaldı ve girmedi. Dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü bu durumu 1 Kasım 1945 günü Meclis’te şu ifadelerle açıklar:

“Sayın Milletvekilleri! Alman Siyaseti, İkinci Cihan Harbini, Birincinin devamı saymıştır. Gerçek şudur ki, Birinci Cihan Harbi'nde merkezi grup tarafında bulunan bütün devletlerden yalnız Türkiye'den başkaları, İkinci Harp'te de aynı safta bulunmuşlardır. Türkiye ise, Birinci Cihan Harbi'ni her memleketten fazla olarak, dört sene daha yüklenmiş. 1923'te barış yapabilmiş büyük bir imparatorluk kaybetmiş, hayatını ve milli sınırlarını kurtarabilmek için hesapsız felaketler geçirmiştir. İşte memleket onaltı sene sonra çıkan İkinci Cihan Harbi'nde türlü tehlikeleri göze alarak, açıktan açığa İngiltere'nin yanında ve Birleşmiş Milletler davasında kesin durum almıştır. Bu duruma karşı, eskiden kaybettiklerinden ve yeni ihtimallerden hiçbir şey istemeksizin, elinden geldiği kadar faydalı olmaya çalışmıştır. (Bravo sesleri.) Herhangi bahane ile, toprağı ve hakları üzerinde Türkiye'den bir şey istemek, en ufak bir insaf ile izah edilemez. (Bravo sesleri, alkışlar.)

(…)

Bütün bunlarla beraber, Birleşmiş Milletler Anayasası'nın prensiplerinin iyi ve samimi niyetlerle konulmuş olduklarına inanmak istiyoruz. Eğer insanlık hisleri gelecek dünya için temel tutulmak boş bir sözden ibaret değilse, Türkiye'nin yeni cihan barışı için faydalı bir unsur olduğunun teslim olunacağına inanıyoruz. (Bravo sesleri, alkışlar.) Açıkça söyleriz ki, Türk topraklarından ve haklarından hiç kimseye verilecek bir borcumuz yoktur. (Bravo sesleri, alkışlar.) Şerefli insanlar olarak yaşıyacağız ve şerefli insanlar olarak öleceğız. (Bravo sesleri; alkışlar.)" (İsmet İnönü'nün TBMM'deki Konuşmaları, İkinci Cilt, (1939-1960), TBMM Yayınları, Ankara, 1993, s.56-59.)

MONTRÖ DE RAHAT ETTİRDİ

İkinci Dünya Savaşı içinde en çok baskı gördüğümüz meselelerden biri de Boğazlar’dı. Türkiye 20 Temmuz 1936 tarihinde Montrö Boğazlar Sözleşmesini taraflara imzalatarak bu savaşta rahat etti. Boğazların hâkimi oldu. Üzerindeki baskıları, bu antlaşmaya atıfta bulunarak geri çevirdi. Bu da Cumhuriyet yönetiminin elde ettiği önemli bir başarıydı…

EMSALİ GÖRÜLMEMİŞ ZAFER 

Bugün Lozan Antlaşması’na olur olmaz laf ederken bu durumları iyi düşünmek gerekiyor. İnönü her şeyi anlatıyor. Daha da önemlisi yaşadıklarımız… 97 yıldır Türkiye savaş görmedi. Son söz Atatürk’ün... Atatürk, 1927'deki tarihi Nutuk'unda Lozan zaferini şu ifadelerle değerlendirir: "Lozan Barış Antlaşması'nın ihtiva ettiği esasları, diğer barış teklifleriyle daha fazla mukayeseye mahal olmadığı fikrindeyim. Bu antlaşma, Türk milleti aleyhine asırlardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması'yla tamamlandığı zennedilmiş büyük bir suikastın yıkılışını ifade eder bir vesikadır. Osmanlı devrine ait tarihte emsali görülmemiş bir siyasi zafer eseridir." (ATABE C.20, Nutuk 2, Kaynak Yayınları, s.270.)