Yaşam
14 Şubat 2020 ( 12 izlenme )

Koronavirüs hakkında yalanlar ve gerçekler

NİLAY TUĞÇE BOSTANCI

2019'un Aralık ayında Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıkan yeni tip koronavirüs salgını, şimdiye kadar 23'ten fazla ülkede görüldü. 1000'in üzerinde kişinin hayatını kaybettiği salgın, hızla kontrol altına alınıyor. Çin Hükümeti, bir yandan salgınla mücadele ederken bir yandan da yalan haberlere karşı şeffaf bir yönetim sergiliyor. Uluslarası kuruluşlarla yapılan açık işbirliğine rağmen, Batı basını her gün onlarca yalan haber servis ediyor. Koronavirüs ve Çin hakkındaki bazı yalanları ve hakikatleri sizler için derledik...

İddia: Koronavirüs bugüne kadar ortaya çıkmış en ölümcül virüs. Dünyanın yüzde 60'ını yok edebilir.

Gerçek: Koronavirüs salgını nedeniyle ölüm sayısı bini geçmiş durumda. Fakat yalnızca geçen yıl ABD'de gripten ölenlerin sayısı 25 bini buluyor. Çin Başkonsolosu Cui Wei, bu iddiayı şöyle yanıtlıyor:

“Bu virüsün özelliği, yüksek oranda bulaşıcı olmasına rağmen öldürücü etkisinin düşük olmasıdır. Şu an bu virüsün öldürücü etkisi yüzde 2.1 oranındadır. Hayatını kaybedenlerin çoğu yaşlı, alt hastalıkları bulunan, hassasiyeti yüksek ve bağışıklığı düşük kişilerdi. Öldürücü etkilere baktığımızda, SARS yüzde 10, H1N1 yüzde 17.4 ve MERS yüzde 34.4 oranında idi.”

İddia: Virüs ilk kez Çin'de tüketilen yarasa çorbasından insanlara bulaştı.

Gerçek: Çin'de yarasa tüketildiğine dair ilk iddia, Çinli Wang Mengyun'a ait yarasa çorbası tüketilen videonun ortaya çıkmasıyla yayıldı. Gerçekte ise o video Çin'de değil bir Pasifik adası olan Palau'da 2016 yılında çekilmişti. Bu iddia üzerinden Çin'in yemek kültürü Batı basınında günlerce hedef alındı. Yarası iddiası üzerine Çin Halk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Cui Wei, “Salgına yol açtığı iddia edilen yarasa çorbasını içen Çinli kadının çektiği video, aslında 2016 yılında Güney Pasifik'te çekilmiş bir videodur. Yarasa, Çin mutfağında ve sofralarında kesinlikle yer almıyor” açıklaması yaptı.

İddia: Koronavirüs Çin'deki bir hayvan pazarından bulaştı.

Gerçek: Başkonsolos Cui'nin bu iddiaya yanıtı ise şöyle: “Pazarda satılan deniz ürünleriyle alakası olmadığı tespit edilen bu virüsün, yasadışı yollarla satılan yabani hayvanlarla alakalı olduğu düşünülüyor. Fakat henüz kesin olarak hangi yabani hayvan olduğu tespit edilemedi.”

Bu iddia üzerinden Çin'deki gıda güvenliği tartışmaları piyasaya sürüldü.

The Economist Intelligence Unit tarafından hazırlanan 2019 Küresel Gıda Güvenliği Raporu’na göre, gıda güvenliğinde Çin, dünya çapında 71 puanla 35. sırada yer alıyor. İlk sırada 87 puanla yine bir Asya ülkesi olan Singapur yer alırken, Türkiye ise 69 puanla 41. sırada. Çin bu endekste bir yıl içinde 0.4 ilerleme kaydetmiş. Yani Çin, verilere göre gıda konusunda Türkiye'den güvenilir bir tablo izlemiş. (https://foodsecurityindex.eiu.com/Resources )

İddia: Çin, çoğunlukla vahşi hayvanları tüketiyor.

Gerçek: Çin, Türkiye gibi çoğunlukla tahıl ürünleri tüketen bir ülke. 2011’de National Geographic tarafından hazırlanan “Dünya Ne Yiyor” araştırmasının verilerine göre Çin, günlük olarak yüzde 47 oranında tahıl tüketiyor ve bunun çoğunluğunu pirinç oluşturuyor. Et ürünlerinin günlük tüketimi ise yüzde 17 seviyesinde. (https://archive.fo/8dFHS )

Et tüketiminin az olmasının sebebi ise tatlı su kaynaklarının sınırlı olması nedeniyle bir kilogram et üretmek için gerekli olan su miktarının, bir kilogram sebze tüketmek için gerekenden 25 kat fazla olmasından kaynaklanıyor.

İddia: Bulaşıcı hastalıkların çoğu Çin'de çıkıyor.

Gerçek: Koronavirüs'ten önce Hong Kong'da ortaya çıkan SARS salgını da vurgulanarak, hastalıkların sürekli olarak Çin'de çıktığına dair yaygın bir düşünce var. Bunun en büyük nedeni olarak da yine Çin'de sürekli tüketildiği düşünülen vahşi hayvanlar olduğu iddia ediliyor. Fakat gerçek, yine iddialarla uyuşmuyor. Örneğin;

İspanyol gribi, ilk olarak 1918 yılında Amerika Birleşik Devletleri’ndeki askeri personelde tespit edilmiş.

Deli dana salgını, 1986’da İngiltere’nin güneyinde bir çiftlikte ortaya çıkmış.

2000’li yıllarda kuş gribi salgınının kaynağı yine Asya idi. Ancak salgına vahşi hayvanlar değil, kümes hayvanları sebep oldu.

Mevcut mevsimsel salgına yol açan domuz gribi, 2009 yılında Meksika’daki domuz çiftliklerinde ortaya çıktı.

Bugünkü salgının bir benzeri olan ve yine koronavirüs ailesinin bir mensubunun yol açtığı MERS salgını ise Ortadoğu’da ve neredeyse yalnız “helal” gıda tüketilen Suudi Arabistan’da ortaya çıktı.

İddia: Koronavirüs, Çin'in biyolojik silahı olarak laboratuvarlarda üretildi.

Gerçek: Çin'in, koronavirüsü, laboratuvarlarında üreterek biyolojik bir silah olarak kullandığı iddiası sosyal medyada çokca gündeme getiriliyor. İddianın kaynağı ise 1981 yılında yazılan bir kitaba dayanıyor. Dean Koontz, 1981'de yazdığı “Karanlığın Gözleri” adlı romanında koronavirüse benzer bir olayı ele almış. Sosyal medya kullanıcıları da bu hikayeyi bugüne aitmiş gibi paylaşıyor. İddiaların ise bugüne kadar ispatlanamadığı görülüyor.


Bunlar da İlginizi Çekebilir