E. Hava Tümg. Beyazıt Karataş, E.Tüma. Cem Gürdeniz ve E. Kur. Alb. Dr. Ömer Lütfi Taşçıoğlu, İHA ve SİHA'ların etkisini anlattı.

ERCAN DOLAPÇI

E. Hava Tümg. Beyazıt Karataş, E.Tüma. Cem Gürdeniz ve E. Kur. Alb. Dr. Ömer Lütfi Taşçıoğlu, İHA ve SİHA'ların etkisini anlattı. Komutanlara göre İHA ve SİHA'lar asker kaybını azaltıyor. Zaman ve maliyet kazandırıyor. Şimdi sırada deniz karakol uçakları görevini yerine getirecek platformlara ağırlık vermek var.

Suriye’de ve özellikle Azerbaycan’da gördük ki insansız hava araçları (İHA) ve silahlı insansız hava araçları (SİHA) çok etkili araçlar/silahlar. Özellikle nokta atışlarında çok isabetli ve yıkıcı… Geleceğin yeni silahları olacağı konusunda çok kişi hemfikir… Böyle giderse savaş konsepti de değişecek. Zaten konuşuluyor da. Birçok ülkenin Azerbaycan’daki gelişmeleri yakında izlediği ve Türklerin bu iki aracı çok iyi kullanmasından etkilendikleri söyleniyor. Peki, bu konuda uzmanlar ne diyor.

Türk havacılık sektörü ve insansız hava araçları teknolojisinde ulaştığımız düzeyi Emekli Hava Tümgeneral Beyazıt Karataş, Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz ve Emekli Kurmay Albay, Dr. Ömer Lütfi Taşçıoğlu ile konuştuk. Komutanlarımız, İHA'ların savunmadaki yerini ve ağırlığını değerlendirdiler:

'MÜŞTEREK KULLANIM ÖNEMLİ'

 Emekli Hava Tümgeneral Beyazıt Karataş: Hiçbir silah sistemi tek başına etkili değildir. Başka sistemlerle desteklenmeli. Bunlar durum üstünlüğü sağlıyor. Taşıdıkları silahlarla büyük avantaj sağlıyor. İmha açısından büyük üstünlük sağlıyor. Uçaklar bir hedefe iki saatte ulaşır, hazırlık dahil. Bunlar zamandan kazandırır. İyi değerlendirirseniz önemli avantajlar kazandırır. Kuvvet çarpanı yaratır. Hepsinin kendi kullanma yolu var. Bize maliyet açısından da avantaj yarattı. En önemlisi de şehit sayımızın düşmesidir. Askerlerimizi kullanmadan terör örgütüne daha büyük zayiat verdiriyoruz.

İdlib’de Suriye ile karşı karşıya geldiğimizde İHA’lar ve SİHA’lar önemli başarılar elde etti. Özellikle SİHA’larımız… Düşmanın elindeki tank, zırhlı araçlar ve hava savunma sistemlerinin hepsinin imhasında çok büyük başarılar elde etti ve büyük zayiat verdirdi. Güvenlik güçlerimizin sahada daha güvenle görev yapmasını sağladı. Daha sonra hava savunma sistemimizin de kurulmasıyla orada şehit sayımız da azaldı.

Burada önemli olan konu şu: hiçbir silah sistemi tek başına dünyayı kurtarmaz. Her sistemin zayıf yanları olduğu gibi kuvvetli tarafı da vardır. Bir savunma sistemine taarruzda bulunurken o sistemin hassas ve zayıf taraflarına yöneleceksiniz. Bunları analiz edersiniz. Ona göre yeni yöntemler geliştireceksiniz. Bu konulara bizim askerlerimiz, pilotlarımız çok iyi çalıştı. İnanılmaz derecede çok önemli taktiksel uygulamalarla Suriye’de ve Libya’da karşı tarafın savunma sistemlerinin zayıf yönlerini çözerek çok önemli taktiksel görevler icra ettiler. Onlara zarar verdiler. Savunma sistemlerini vurdular. Bu ekibi kutlamak gerekir. SİHA’ların başarısı da bir ekip çalışmasıdır.


Bu konuda son olarak söyleyeceğim, her türlü silah sisteminin müşterek kullanılması önemlidir. Türkiye bu konuda başarılıdır.

27 Eylül 2020 tarihinde Ermenistan, Azerbaycan'a yönelik saldırılarını başlattı. Azerbaycan, çatışmaların ilk anlarından itibaren karşı saldırıya geçerek özellikle başta SİHA ve Kamikaze Drone'larla Ermeni hedeflerine karşı çok başarılı saldırılar düzenledi. Azerbaycan'ın işgal altındaki topraklarının kurtarılması mücadelesinde ve bu başarının kazanılmasında diğer tüm silahlı güçlerinin yanı sıra Türkiye'den satın alınan İHA/SİHA'ların önemli bir yeri bulunmaktadır.

'KONSEPTİ DEĞİŞTİRDİ'

 Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz: Dünyada İHA sektöründe AR/GE ve daha sonra seri üretim yatırımı yapan, Türkiye dahil 90 ülke var. Bu araçların kısa sürede yaygınlaşması askeri doktrinde de yeniliklere neden oldu. Böylece 21’nci yüzyıla askerlik sanatı, Drone Warfare (İHA Savaşı) adı altında yeni bir kavramla girmiş oldu.

Bu alanda en yoğun yeri İHA'lar alsa da su üstünde ve sualtında kullanılan araçlar da pazardaki yerini genişletiyor. Artık yeni dizayn edilen firkateyn ve daha büyük tonajlı su üstü savaş gemilerinde insansız silahlı su üstü aracı, gemi savaş sisteminin organik parçası haline geldi. Üzerinde roket dahil ağır silah sistemleri taşıyabilen bu botlar (protector tipi) ana gemiden uydu sistemleri yardımıyla kontrol edilerek yüzlerce mil öteye, rakip kıyılarına gönderiliyor ve işi bitince geri alınıyor.

'SAVAŞIN HER VEÇHESİ İNSANSIZLAŞIYOR'

Biz şunu öğrendik: İyi bir donanma denize yatırım yapar, karaya yatırım yapmaz. Bu sistemlerin yerleri barış zamanında tespit edilir. Savaşın başladığı ilk dakikalarda bu sistemler daha kullanılamadan imha edilir. Kara konuşlu sistemler ile düşmana ilk atış yapılabilir. Örneğin bu sistemler bir ülkeye ait donanma unsurlarının, belirli bölgeye girdiği anda vurulacağının açıklanması ile kullanılabilir. İlk atış bu sistemler ile yapılır ancak atışı yaptığı anda imha edileceği göze alınır. Bu silah sistemlerinin kaybı göze alınmıştır.

Bir çatışma durumunda hareketli, sürekli konum değiştiren bir geminin yaratacağı sürpriz ve etkiyi, sabit kara bataryasının yaratması çok zor. Bu sistemleri aniden gizli bir alandan çıkarıp atış yapıp tekrar gizlemek şeklinde kullanım olabilir ancak bu da olukça zordur. Yunanistan’ın Skyros, Limni Adaları’nda, Güney Kıbrıs’ın BAF Üssü’nde kıyı savunma bataryaları bulunuyor. Hepsinin yerleri biliniyor. Bilinen bir şeyin yaratacağı sürpriz büyük olmaz, bilinmeyenin sürprizi büyük olur. O da ancak gemiyle olur diye düşünüyorum.


Dünya savunma sanayi, özellikle Atlantik blokunun temsil ettiği emperyal blok, 21’nci yüzyılda savaşın her veçhesini insansızlaştırıyor.

Artık insan dışı ruhsuz varlıklar insan hayatını sonlandırabiliyor. Yani insanlık kendinden uzaklaşıyor. Diğer yandan bu makineler cep telefonlarının 90’lar sonrası hayatımıza girmesi gibi savaşın vazgeçilmezleri arasında yerini aldı.


Artık yeni dizayn edilen firkateyn ve daha büyük tonajlı su üstü savaş gemilerinde insansız hava araçları ile silahlı su üstü aracı, gemi savaş sisteminin organik parçası haline geldi. Su üstü savaş gemilerinin taşıdığı helikopter yanında mutlaka İHA da bulunuyor. Üzerinde roket dahil ağır silah sistemleri taşıyabilen insansız su üstü araçları, ana gemiden uydu sistemleri yardımıyla kontrol edilerek, yüzlerce mil öteye rakip kıyılarına gönderiliyor ve işi bitince geri alınıyor. Benzer şekilde sualtı sistemleri, mayın avlama, liman savunma ya da denizaltıları tespit etme aracı olarak kullanılıyor. Denizaltılardan, dalmış haldeyken torpido kovanlarından atılabilen ve denizaltıya uydu vasıtasıyla istihbarat veren tek kullanımlık araçlar da sahada kullanılmaya başlandı. Bu sistemler son yıllarda o kadar hızlı gelişti ki, sadece ABD savunma sanayinde bugün için 5 milyar doların üzerinde bir pazara sahipler.

'DENİZ KUVVETLERİ LOKOMOTİF ROL OYNADI'

Türk savunma sanayi soğuk savaş sonrası büyük bir sıçrama yapmıştır. Bu gelişmede Deniz Kuvvetleri lokomotif rol oynamıştır. 2005 yılında kızağa konulan milli gemi Heybeliada korvetinin 2011’de Deniz Kuvvetleri'ne katılması çok karmaşık bir süreç olan savaş gemisi inşasında yüzde 65’lik milli katkı payı ile savunma sanayisine büyük ivme sağlamıştır. Benzer girişimlerin havacılık sanayisinde başlatılması ve bu alanda başta ABD'ye bağlı olan dışa bağımlılığın azaltılmasına katkı sağlamıştır. Kendine güveni gelen havacılık sanayi yeni bir alan olan, insansız hava araçları alanına yatırım yaparak, Türkiye ye gelecekte askeri strateji alanında da yeni fırsat pencereleri açacak bir sektörü yaratmıştır. Bugün küresel pazarda haklı yeri olan Türk insansız hava araçları, Türk sanayisi ve insan gücü potansiyelinin bir sonucudur. Çok hızlı öğrenen ve adapte olan Türk insanı, bu yeteneğini İHA ve SİHA alanında da sergilemiştir. Bu aşamadan sonra yapılması gereken, başta Anadolu amfibi hücum gemisinde kullanılmak üzere uzun menzilli, yüksek süratli ve faydalı yük kapasitesi yüksek SİHA’lar ile mavi vatanın 426 bin km karesinde 7/24 kaplama sağlayacak su üstü ve denizaltı gemilerini tespite yönelik deniz karakol uçakları görevini deruhte edebilecek platformlara ağırlık verilmelidir. Bu sektörün kazandırdığı tecrübe ve bilgi birikimi mutlaka insansız su üstü ve su altı araçlarına da yansıtılmalıdır.

'ZAFER PİYADENİN SÜNGÜSÜNÜN UCUNDADIR'

 E. Kurmay Albay Dr. Ömer Lütfi Taşçıoğlu: İHA'lar ve SİHA'lar havadan yere taarruzda çok etkin silah sistemleri. Ayrıca pilot kullanılmadığından personel kaybetme riski de yok. Ancak savaşı sadece İHA ve SİHA'larla kazanmanız mümkün değil. Örneğin Azerbaycan-Ermenistan arasındaki savaşta Azerbaycan'ın derinlikteki kritik arazi arızalarını ele geçirmesi gerekiyor. Bunun için zırhlı ve mekanize birlikler, uçar birlik ve hava indirme birlikleri gibi unsurlara ihtiyaç var. Hedefi vurunca sadece o hedefi yok etmiş olursunuz. Ama nihai hedef olan arazi kesimlerini ve meskun mahalleri ele geçirmedikçe savaşı kazanamazsınız. Savaşın sonucunu belirleyen, savaşan askerin ayağının bastığı yerdir. İHA'lar, SİHA'lar, hatta savaş uçakları ve helikopterler sadece bu hedeflere ulaşılmasını kolaylaştıran vasıtalardır. O nedenledir ki “zafer piyadenin süngüsünün ucundadır” ifadesi günümüzde de hâlâ geçerlidir ve gelecekte de geçerli olmaya devam edecektir.

'ATARİ OYNAR GİBİ!'

Tümamiral Cem Gürdeniz, savaşların neden insansızlaştığı sorumuzu şöyle yanıtladı:

Bir yandan dünya nüfusu artıyor. Yeni krizler çoğalıyor. Bir yandan Atlantik blokta askeri harekâtlarda oluşan insan kayıplarında kamuoyu baskısı artıyor. O zaman insansız savaş araçlarının yüksek ateş gücü ile emperyalizm karşısında değeri olmayan insan kitleleri ya da askerlerinin imha edilmesi hedefleniyor. Zira emperyalizm dünyayı öyle bir hale getirdi ki hafif silah yayılması sayesinde dünyamız, tarihinde benzeri görülmemiş bir cephaneliğe döndü. Bu cephanelikte hegemonya, askeri şövalye gibi savaşmaktan ziyade atari oynar gibi savaşmayı tercih ediyor. Neden evlerde dijital oyunların hastalık derecesinde yaygınlaştığını ve bu oyunların şiddeti neden teşvik ettiğini iyi anlamak gerekir.