IŞIKGÜN AKFIRAT

Rusya’nın en etkili düşünce kuruluşlarından Katehon’un Genel Yayın Yönetmeni Dr. Leonid Savin, Rusya’nın 23 Şubat’ta başlattığı özel askeri harekatın dünyada yeni bir döneme işaret ettiğini vurguladı. Rusya ile gelişen ülkeler arasında daha yakın iş birliği olanaklarının ortaya çıktığına işaret eden Savin, TürkRus ilişkilerinin geleceğiyle ilgili de önemli fikirler dile getirdi. Söyleşimizi sorucevap şeklinde sizlere sunuyoruz.

‘ABD SON KIRMIZI ÇİZGİYİ AŞTI’

  • Rusya'nın Ukrayna’ya yönelik askerî harekâtını bir kesim “ABD'nin kışkırtması ve zorlaması” olarak, bir kesim ise “Rusya'nın Avrupa düzenini yeniden şekillendirmek için” yaptığı bir hamle olarak yorumluyor. Siz nasıl değerlendirirsiniz?

Bu harekât kesinlikle Batı tarafından zorlandı. ABD son kırmızı çizgimizi aştı. Hatırlayın, Aralık’ta Rusya müzakere masasına oturmayı ve Avrupa güvenliğini tartışmayı önermişti. Rusya’nın teklifleri reddedildi. Özellikle 2014’teki darbeden sonra militarizm ve Nazizmin pençesine düşen Ukrayna’nın birkaç yıl içerisinde Rusya’yla savaşa girmek üzere hazırlandığını gördük. Şimdi de sahada birçok Batı silahı ve askeri unsuru görüyoruz.

Bu askeri harekatın birinci amacı, Ukrayna’nın militaristleşmesini durdurarak Rusya’ya karşı bir ‘vekil kuvvet’ olarak kullanılmasının önüne geçmek. İkinci hedef de ülkenin Nazizmden arındırılması. Nazizmin yüceltilmesi çok ciddi bir problem. BM’de Nazizmin yüceltilmesini kınayan oylamada karşı oy veren iki ülkenin ABD ve Ukrayna olması ise çok çarpıcı.

Biz Ukrayna’yı elbette bir güvenlik kuşağı olarak görüyoruz. Rusya sınırına yakın bölgede Pentagon şemsiyesi altında çalışan biyolojik laboratuvarlar, NATO güçlerinin varlığı gibi ciddi güvenlik tehditleriyle karşı karşıyayız.

Ukrayna için akıllıca olan şey hızla müzakere masasına oturmak ve Rusya’yla anlaşma olasılığını tartışmaktır. Operasyonun sonuçlarıyla ilgili de Batı’nın, Rusya için hiçbir zaman eskisi gibi olmayacağını, bu harekatın küresel çapta etkileri olacağını söyleyebiliriz.

‘ARTIK BATI’YA KENDİ İŞİNE BAK DEMELİYİZ’

  • Sizce bu harekât, Avrasya jeopolitiği açısından nasıl bir önem taşıyor ve dünya dengelerinde neyi değiştirdi?

Bu sadece Ukrayna ile Rusya arasında bir çatışma değil. Rusya ve Batı arasında bir uzaklaşma ya da kopuş süreciyle karşı karşıyayız. Çin ve ABD arasında yaşanan uzaklaşmaya benzer ancak daha yoğun bir şekilde. Bunun sonucunda Rus pazarı diğer ülkeler için çok daha açık bir hale gelecektir. Orta Doğu’dan Asya’ya, Afrika’dan Latin Amerika’ya. Bu coğrafyaların ülkeleri arasında daha fazla iş birliği olacak demektir. Aynı zamanda çok kutupluluğa doğru ilerlemenin de hızlandığını söyleyebiliriz. ABD’de çok sayıda uzman, siyasetçi, askeri analizci tek kutupluluğun sona erdiğini açıkça ifade ediyor. Ukrayna, Batılı dünya düzeninin bitmiş olduğunun son göstergesidir. Dolayısıyla bu harekât dünyanın birçok ülkesi için önem taşıyor.

Bizim artık kendi kurallarımızı geliştirmemiz gerekiyor. Avrasya derinliği ise bunun için en önemli saha. Çünkü burada TürkiyeRusya, TürkiyePakistan, PakistanRusya ve diğer ülkelerle birbirimizle çok daha yakın ilişkiler kuruyoruz. Avrasya sahasında siyasetlerimizi uygulamak için daha vizyoner, kurucu bir yaklaşıma sahip olmaya ihtiyacımız var. Batı’ya da “Kendi işine bak, bize diktatörlük uygulamaya kalkma!” demeliyiz.

‘DÜNYA, RUSYA’NIN FARKINI GÖRÜYOR’

  • Bu operasyon, Avrasya siyaseti açısından bir kırılmayı temsil ediyor mu sizce? Batı dışındaki dünya bundan sonra nasıl hareket edecektir?

Karl von Clausewitz’in dediği gibi savaş siyasetin başka araçlarla sürdürülmesidir. Bu operasyonun Avrasya politikası, sahası ve Rusya’nın gelecekteki siyasetleri açısından büyük bir etkisi olacağı aşikâr. “Rus saldırganlığı” türünden Batı propagandalarına katılmayan birçok ülke var dünyada. Örneğin Pakistan Başbakanı İmran Han, geçen gün çıktı ve “Biz ABD ve AB’nin kölesi değiliz, bize emir veremezsiniz!” dedi. Çünkü ABD’nin Afganistan’da neler yaptığını hatırlıyorlar, Pakistan’ın Afganistan’daki anlamsız savaşın içine nasıl çekildiğini biliyorlar. Bence dünyadaki pek çok ülke Rusya’nın, askeri harekâtını son derece sorumlu ve dikkatli bir şekilde yürüttüğünü görüyor. Rus harekatının, milyonlarca sivilin ölümüne sebebiyet veren ABD ve NATO’dan farkını görüyorlar. Bu da Rusya ve dünyanın diğer ülkeleri arasındaki kurulacak yeni ilişkilerde önemli bir etken olacaktır.

‘OPERASYON, KİEV’İN DONBASS’I İŞGAL PLANINA KARŞI YAPILDI’

  • Operasyonun Ukrayna’yı militarizm ve Nazizmden arındırmak için yapıldığı ilan edilmiş olduğunu belirttiniz. Devlet Başkanı Putin de orduya “daha iyi anlaşmamız için hükümeti devirin” çağrısı yapmıştı. Rusya, bu krizden nasıl bir Ukrayna’yla çıkmayı planlıyor? “Artık NATO’dan soğudum” diyen Zelenskiy’in akıbeti ne olur?

NATO’nun Ukrayna’yı desteklemeyeceği ve bu askeri çatışmaya dahil olup Rusya’yı durduramayacağı artık tamamen ortaya çıktı. Rusya, Kırım’ın, Donetsk ve Luganks Halk Cumhuriyetlerinin tanınmasını istiyor. Bunlar, Ukrayna tarafına sunulan tekliflerin parçası. Ve Ukrayna için, özellikle de Zelenskiy için oldukça ciddi talepler. Çünkü Zelenskiy’in Donbass’a yönelik askeri hazırlık içerisinde olduğu biliyoruz. Rus ordusu, bugün askeri operasyon başlamadan önce Ukrayna’nın saldırı hazırlığında olduğuna dair belgeleri yayınladı. Bu Minsk anlaşmalarının tamamen ihlali anlamına geliyordu çünkü Kiev, sorunları sadece diplomatik yollarla çözmeye çalışacağına dair orada söz vermişti.

Rusya askeri operasyonu bu sebeple başlattı. Ukrayna askerleri istisnasız her gün Donbass bölgesindeki sivillerin üzerine ateş açmaya başlamıştı.

Bu nedenle müzakerelerin Ukrayna tarafı için oldukça zor geçeceğini tahmin ediyorum. Ve belirli siyasetçilerinin beyninin Ukrayna aşırı milliyetçiliğiyle yıkanmış olduğunu göz önünde tutmamız lazım. Bunca olaydan sonra Donbass ve Kırım’ın geri alınmasında ısrar ediyorlar. Bu ise tamamen imkânsız bir hedef ve Ukrayna için bir çıkmaz.

‘TÜRKİYE, DAHA FAZLA KATKI YAPABİLİR’

  • Krizin başından beri Türkiye’nin aldığı tutumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu tavır Rusya’dan nasıl göründü? Yarın Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Ukrayna Dışişleri Bakanı Kureba, ilk defa Antalya Diplomasi Forumu’nda bir araya gelecekler. Bundan nasıl bir sonuç bekliyorsunuz?

Türkiye’nin Batı tarafında yer almaması ve mevcut krize yönelik gerçekçi yaklaşımı Rusya’da oldukça olumlu karşılandı. Şimdi Rusya ve Ukrayna taraflarının Türkiye’de görüşmesi de güzel bir adım. Türkiye’nin bu çatışmayı sona erdirmek için daha fazla katkıda bulunabileceği kanaatindeyim. Özellikle de Ukrayna tarafında ciddi insani bir kriz ortaya çıkmasından sonra Rusya ‘insani koridorlar’ açmak için teklifte bulundu. Ancak Ukrayna bunları dahi reddetti ya da pratikte uygulanmasının önüne geçecek adımlar attı.

KKTC’NİN TANINMASI

  • Özellikle Lavrov’un Halk Cumhuriyetlerine yönelik operasyonu meşrulaştırmak için KKTC örneği vermesi Türkiye ve Kıbrıs basınında çok tartışıldı. Bu, Rusya’nın KKTC’yi tanımaya hazır olduğu anlamına mı geliyor?

Bu daha karmaşık bir konu. Ancak eğer Türkiye Kırım’ın Rus toprağı olduğunu tanımaya hazırsa KKTC’nin Rusya tarafından tanınması da bence oldukça mümkün. Örneğin Türkiye’nin Irak’ta ve Suriye’de askeri üsleri var. Türkiye bu ülkelerdeki terörist örgütlerden kendisine yönelen tehditlerden korunmak için çeşitli operasyonlar yaptı. Rusya da Türkiye’nin yaptığından farklı bir şey yapmıyor. Bu nedenle Türkiye, Ukrayna’daki durumu, Rusya’nın endişelerini en iyi anlayacak olan ülkelerden birisi. Ancak NATO üyeliği sebebiyle Ankara’nın da şu anda Brüksel ve ABD’den gelen yoğun baskı altında olduğunu tahmin edebiliyorum.

Savin’in Avrasya stratejisinden siber güvenliğe kadar farklı dillere çevrilen çok sayıda kitabı var.

‘PERİNÇEK’İN ÖNERİLERİ SON DERECE GÜZEL’

  • Vatan Partisi Genel Başkanı Dr. Doğu Perinçek, bir çok alanda Türkiye’nin önünde altın fırsatlar olduğunu açıkladı. Bunların içinde enerjiden turizme, kültürden askeri iş birliğine birçok alanda Rusya’yla stratejik iş birliğini derinleştirmek var. Siz bu öneriyi nasıl değerlendirirsiniz?

Sayın Perinçek’in önerileri son derece güzel ve dikkat çekici. Ancak ben duruma biraz daha gerçekçi bir noktadan yaklaşıyorum. Çünkü Vatan Partisi dışında Türkiye’de hala çok güçlü olan Batıcı ve liberalizm yanlısı partiler, Amerikancı güçler ve bazı İslamcı gruplar var. Hepsi Rusya’yı bir ‘düşman’ olarak görüyorlar ve yansıtıyorlar. Rusya’nın Türkiye’de nasıl göründüğünü de hesaba katıyorum. Türkiye’de Çeçen ayrılıkçıları liderlerinin adıyla meydanlar açıldı ve heykeller dikildi. Türk siyasetini pek çok açıdan değerlendiriyoruz. Ve ne yazık ki hala Rus karşıtı tavırların öne çıktığını görüyoruz.

‘AVRUPA ÜLKELERİ AVRASYA’YA YÖNELECEKTİR’

  • ABD ve Avrupa ülkelerinin yaptırımlarıyla birlikte bir “Transatlantik Rönesans” yaşandığı söyleniyor. Buna katılıyor musunuz? Atlantik ittifakı açısından gerçekte yaşanan nedir?

Elbette onlar bir ‘Atlantik Rönesansı’ olsun istiyor. Ancak gelecek ay ve gelecek yıl, ortada gerçekten bir Rönesans yaşanacağından ya da Atlantik iş birliğinde artan bir derinleşme olacağından ben pek emin değilim. Bazı Avrupa ülkeleri, bu krizin sonuçlarını gördükçe, Atlantik’ten kopup daha Avrasyacı bir siyasete yöneleceklerdir. Petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki artış bu ülkelerin ekonomilerinde çok ciddi etkiler doğuruyor. Borsaların ve emtia piyasalarının ABD ve Avrupa’da ciddi sıkıntılar içine girdiğini de görüyoruz. (Gülerek) Bunun sonunda bir rönesans olacak mı hep birlikte göreceğiz.

‘TÜRKLERE VE RUSLARA KARŞI BATI’NIN HAÇLI SEFERİ’

  • Harekattan sonra spor müsabakalarında Rus milli marşının ve bayrağının yasaklanması, Rus olduğu için dünya çapında orkestra şeflerin görevlerine son verilmesi, öğrencilerin yollanması, Dostoyevski’nin derslerden çıkarılması gibi olaylar yaşandı. Bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Evet, Batı güçleri ve toplumu açısından çok tuhaf bir durum. Bunun sebebi bir tür ırkçılığın etkisi altında olmaları ve Rusları, kendilerinden olmayan halkları “altinsan” (Untermensch) olarak görmeleri. Batı’da pek çok ülkede Rusların artık “normal insan” olarak görülmediğine tanık oluyoruz. Bu yaklaşıma belki 21. yüzyılda haçlı seferi bile denebilir. Batı devletlerinin Müslümanlara, Ruslara karşı tarihte pek çok haçlı seferi olmuştu. Görünüşe göre bu, Batı toplumunun bilincinde derin bir yere sahip. Ve şimdi tekrar ortaya çıkıyor.

UKRAYNA’NIN SALDIRI HAZIRLIĞI BELGELENDİ

Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü İgor Konaşenkov, Ukrayna ordusuna ait, ayrılıkçıların kontrolündeki Donbas bölgesine yönelik bu ay gizli taarruz emrinin olduğu belgeleri paylaştı.

Konaşenkov yaptığı açıklamada, Ukrayna Ulusal Muhafızları Komutanı General Mykola Balan'ın, 22 Ocak 2022 tarihinde gizli bir emir yayınladığını söyledi. Emrin, ilgili birliklere gönderildiğini belirten Konaşenkov, belgedeki imzaların orijinal olduğunu öne sürdü.

Konaşenkov, söz konusu emirde, ilgili askeri birliklerin Donbass'ta ortak kuvvetler operasyonu bölgesinde saldırıya geçmesi için hazırlanması planının yer aldığını kaydetti.

Şubat ayında Ukrayna makamlarının Donbass sorununu güç yoluyla çözme planı olmadığını, diplomatik ve siyasi adımlara bağlılıklarını açıkladığını dile getiren Konaşenkov, "Ancak Ukrayna Ulusal Muhafızları'nın gizli taarruz belgelerinin orijinalleri, bu açıklamaların yanlışlığını açık bir şekilde kanıtlıyor. Şu ana kadar belirsiz olan tek bir soru var: Mart ayı başında Ukrayna güçlerinin Donbas'a saldırı planlanması ve hazırlanmasına ABD yönetimi ve NATO müttefikleri ne kadar derinden dahil oldular?" ifadelerini kullandı.

HAÇLI SEFERLERİ SADECE İSLAM DÜNYASINA KARŞI MIYDI?

Haçlı Seferleri, çoğu zaman Hristiyan dünyanın İslam dünyasına karşı savaşı olarak anılır. Diğer yandan meselenin Katolikler ile Ortodokslar arasındaki çatışmayı içeren bir boyutu da var. Haçlı Seferleri’ni örgütleyen Katolikler aynı zamanda Ortodokslar üzerinde de hakimiyet kurmak için hareket etti.

KİLİSELERİN AYRIŞMASI

Katoliklik ile Ortodoksluk arasındaki ayrışmanın kökleri çok eskiye uzanıyor. Roma’daki Papa ile Konstantinopolis Patriği arasında teolojik ve siyasi anlaşmazlıklar sebebiyle yüzyıllar süren mücadele, 1054 yılında Batı Kilisesi ile Doğu Kilisesi arasında ilişkilerin kopması ile sonuçlandı. 1054’te Papalık Doğu Kilisesi’ni aforoz etti, Patriklik ise Batı Kilisesi’nin temsilcilerini. Böylece bugüne kadar gelen iki köklü kilise birbirinden ayrı varlıklar olarak ortaya çıkmış oldu.

KONSTANTİNOPOLİS YAĞMALANMIŞTI

1204 yılında Haçlı orduları, dönemin Konstantinopolis’ine girerek Doğu Kilisesi’ne bağlı olanları katletti. Günler süren kanlı kıyımda Haçlılar, Bizans İmparatoru’nu gözlerini oyarak öldürdü. Kutsal hazineler çalındı ve ikonlar tahrip edildi. Ortodoks Hristiyan Bizans İmparatorluğu yerine Frank asıllı hükümdarlar altında bir Katolik Hristiyan Latin İmparatorluğu kuruldu.

Haçlı Seferleri’nin önemli bir boyutunu oluşturan KatoliklikOrtodoksluk çatışması günümüze önemli etki bıraktı. Bugün, esas itibariyle, Rusya ve Doğu Avrupa ülkeleri Ortodoks iken, Batı Avrupa ülkeleri Katolik’tir.