Salgının başlangıcından beri Çin’de bulunan biri olarak Vuhan dışındaki şehirlerde hayatın daha normal seyrettiğini söyleyebilirim. Ben de yaşantıma tavsiyeleri dikkate alarak olağan akışında devam ediyorum. Ayrıca bu dönemde gıda, taze meyve ve sebzeye ulaşmakta hiç zorluk yaşamadım

NECATİ DEMİRCAN - ŞANGHAY ÜNİVERSİTESİ

Çin’in Vuhan şehrinde koronavirüs salgını sonrası anlatılanların çoğu yaşananları tam anlamıyla yansıtmıyor. Ana medyada Çin’de yaşıyorum diyerek bilgi aktardığını ifade edenler hayatın içinde bulunmadıkları için buradaki durumu yanlış ifade ediyor. Varolan durumun yanlış izahı Çin hakkında bilgi sahibi olmayanları da yanlış algıya sevkediyor. Salgının başlangıcından bu yana burada yaşayan biri olarak söyleyebilirim ki, hayat Türkiye’de görülenin aksine Hubei eyaletinin Vuhan şehri dışında salgın koşullarına göre normal gidişatında seyretmektedir. Sokaklar işlerine giden, yürüyüş yapan, alışverişini yapan insanlarla doludur. Ben de hayatıma olağan akışında ve tavsiyeleri göz önünde bulundurarak devam ediyorum.

BATI İŞGÜZARLIĞI

Salgın veya benzeri durum dönemlerinde insan hayatı için en önemli şey yiyeceğe ulaşmaktır. Burada virus salgını başladığı zamandan bugüne gıda, taze meyve ve sebzeye ulaşmakta hiç zorluk yaşamadım. Fakat yalan haber ve videolarla boş gösterilen sokaklar ve marketler işgüzarların işi; onlar her dönem Çin’in boş tarafını görmeyi tercih ediyorlar. Çin hakkında yapılan en büyük yanlış Çin’i Batı medyasından takip etmek olur. Çünkü çarpıtma ve yalan haberlerle gerçeği görmeleri mümkün değil.

Çin ile aynı dönemde başlayan Amerika’daki grip gözlerden kaçırılıyor. Çünkü çareyi Batı’da arayanların gözleri hep doğudaki olumsuzluklara odaklanıyor. Türkiye’deki kimi medya kuruluşları ABD’de gripten bu yıl 10 bin kişinin hayatını kaybettiğini görmezden gelirken Çin’deki koronavirüs üzerinden felaket algısı yaratıyor.

Çin’in aldığı önlemler sayesinde virus salgını sadece Vuhan şehrinde hapsolmuş durumdadır. 25 ile 30 milyon insanın yaşadığı Pekin ve Şanghay gibi büyük şehirlerde vaka sayıları çok düşük rakamlardır. Başkent Pekin’de toplam 380 vakadan 105’i taburcu oldu ve sadece 4 kişi hayatını kaybetti. Ülkenin ikinci önemli şehri Şanghay’da toplam 328 vakadan 140’ı taburcu oldu ve sadece 3 kişi hayatını kaybetti. 76 bin 392 kişinin yakalandığı hastalıktan şu ana kadar 2 bin 236 kişi hayatını kaybetti ve 20 bin 671 kişi taburcu oldu. Yakın zamanda hastalığa yakalan kişi sayısı kadar taburcu olan kişi sayısına ulaşılacağı söylenebilir.

MASKEDEN DAHA ÖNEMLİSİ DAYANIŞMA

Çin’e para yardımı ya da maske göndermekten daha önemli bir şey varsa o da Çin’e bu mücadelede motivasyon olarak destek olmaktır. Devletimizin Vuhan’daki Türkleri kurtaran ekip ile malzeme göndermesi ve THY kargonun maske desteği burada büyük moral oldu. Çin milletinin yanında olduğumuzu kanıtladı. Bir o kadar büyük motivasyon veren diğer şey ise Çin’de okuyan öğrencilerin platformu Türkiye Öğrenci Birliği’nin (TÖB) videolu yanındayız mesajı oldu. Bu dayanışma mesajları Çinliler için bir maskeden daha büyük anlam taşıyor.

İNSANA DEĞER VEREN PARTİ

Çin Komünist Partisi (ÇKP) daimi komitesi virus salgının ilk yaygınlaşmaya başladığı dönemde toplandı. Yerinde kararlar alarak “Virus salgınına karşı insan hayatı en değerli şeydir, korona salgınana karşı önlem almak en üst görevimizdir ve bu savaşta en ön cephedeyiz” mesajı verdi. ÇKP’nin aldığı ciddi önlemlerin sıkılığının insanların hayatını kurtardığını söylemek mümkündür. Vuhan şehrinin giriş-çıkışlarının kontrol altına alınması bir buçuk milyar insanın yaşadığı Çin’de hastalığın yayılmasını önledi. Bu kararı ancak sosyalist bir mantıkla yönetilen bir devlet alabilirdi. Şehir değiştiren kişilere 14 gün (14 gün virüs kuluçka süresi) ev istirahiti öneren Çin yönetiminin önlemini sokağa çıkma yasağı olarak yansıtıyorlar. Çin’in aldığı önlemleri yasakçı ve komik gösterenler ÇKP’nin insan sağlığına verdiği önemi gözden kaçırıyorlar. ÇKP en başından beri bu virüsü önemsedi ve ciddi önlemler aldı. İnsan hayatına değer veren kararların yasakçı zihniyet olarak anlatılması ve endişe verici olarak gösterilmesi Batı merkezli anlayışın bir ürünüdür.