İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) İstihbarat Başkanı Hüccetülislam Hüseyin Taib, Kudüs Gücü Komutanı Tümgeneral Kasım Süleymani’ye yönelik suikast planlandığını, istihbarat elemanların bunu önlediğini duyurdu.

İran’ın Fars Haber Ajansı, 23. DMO Komutanları Genel Kurulu’nda konuşan Hüccetülislam Hüseyin Taib’in açıklamalarına yer verdi. Taib, bunu İsrail ve Arap ülkelerinin istihbarat örgütlerinin planladığını belirterek, “Suikastçılar, Fatımiye günlerinde İran’a sızarak 350500 kilo patlayıcıyı kazdıkları bir kanalla (Muharrem ayında) Tasua ve Aşura günlerinde Tümgeneral Süleymani’nin her yıl halkla bir araya geldiği Hüseyniye’nin altına yerleştirmeyi planlamışlardı” dedi.

Üç kişilik suikast çetesinin İran’a geldikleri zaman söz konusu bölgede bir binayı aldıklarını belirten Taib, “Eğer suikast girişimi başarılı çıksaydı onlar fırsattan yararlanarak bu olayın ülkede bir 'iç intikam' olduğunu ileri sürüp, bir mezhep savaşı çıkarmayı ikinci plan olarak uygulamaya çalışacaklardı” diye konuştu.

Hüseyin Taib, “Teröristler o kadar kendilerine güveniyorlardı ki Siyonist Rejim Başbakanı ondan bir süre önce Tümgeneral Süleymani’ye yönelik suikast girişiminde bulunabileceklerini iddia etmişti. Ama Allah’ın yardımıyla bu terör çetesi Devrim Muhafızları’ndaki istihbarat görevlileri tarafından çökertildi” dedi.

KASIM SÜLEYMANİ KİMDİR?

Süleymani, 11 Mart 1957’de İran’ın güneydoğu eyaleti Kirman’ın Afganistan sınırına yakın dağlık bir bölgesinde, aşiret yapılarının hâkim olduğu Rabord Köyü'nde doğdu.

Daha çocuk yaşta, çiftçi olan babasının devlete olan 9 bin Riyal borcunu ödeyebilmek için Kirman’da inşaatlarda çalışmaya başladı. İlkokulu bitirdiğinde 13 yaşındaydı; aynı yıl köyünü terk etti. Devrim Muhafızları’na katıldıktan sonra aldığı 45 günlük askeri eğitim sayılmazsa, bütün eğitimi bu 5 yıllık ilkokul tecrübesiyle sınırlı kaldı.

On sekiz yaşındayken, işçi olarak Kirman Su İşleri’ne girdi. Bir yıl sonra, şimdiki dini lider Hamaney’in öğrencilerinden biri tarafından verilen sohbetlere katılmaya başladı; Süleymani için “devrimci çalışmalar” dönemi açılmıştı, İran İslam Devrimi’ne daha üç yıl vardı.

Bu yıllarda Kirman eyaletinin Ciroft bölgesine sürgüne gönderilmiş bulunan Hamaney ile bağlantı kurdu. O andan itibaren de Hamaney’i içerde ve dışarıda giriştiği her türlü iktidar mücadelesinde destekledi.

1979’daki İran Devrimi'nin ardından Devrim Muhafızları adına yürütülen çalışmalara katıldı. Kendisi o günleri “Hepimiz gençtik ve devrime bir şekilde hizmet etmek istiyorduk" diye anlatıyor.

KUDÜS GÜCÜ KOMUTANLIĞI

Kudüs Gücü’nün başına getirildiği 1997’de İran kritik zamanlardan geçiyordu. Afganistan’da büyük oranda Sünni Peştunlardan oluşan Taliban hareketi, zaten güvenliği pamuk ipliğine bağlı doğu sınırlarında İran için ciddi bir tehdit olmaya başlamıştı. Tahran yönetimi Taliban’ın yükselişini doğu sınırlarında Suudi Arabistan ve Pakistan’ın pençelerinin İran’a doğru açılması olarak görüyordu.

İçte ise değişim isteyen reformcu hareket Muhammed Hatemi liderliğinde iktidara gelmişti. Hatemi, İran’da Devrim Muhafızları’nın etkisini kırmaya çalışırken, dini lider Hamaney, tam tersine onları güçlendirmeye gayret ediyordu.

Irak savaşının en önemli cephe komutanlarından Kasım Süleymani, İran için böyle kritik bir zamanda ülkenin en kritik gücünün başına bizzat Hamaney tarafından atandı. Bunda, Afganistan’ı çok iyi tanımasının da rolü vardı.

O tarihten itibaren Süleymani’ye desteğini hiç esirgemeyen Hamaney, kamuya açık alanlarda birçok kez onu “Cephede defalarca şehit olduğu halde hâlâ yaşayan bir devrim şehidi” diye övdü.

Hamaney’in, İranIrak savaşı sürerken cepheyi ziyaretinde çekilen ender fotoğraflarının birinde sağ tarafında Süleymani, sol tarafında Devrim Muhafızları Genel Komutanı Muhsin Rızai oturuyordu.

'ORTADOĞU'YU PARMAĞINDA ÇEVİREN ADAM'

Farsça yayın yapan Aparat adlı sitede Süleymani’nin konuşmalarının toplandığı koleksiyonun en tepesinde “Khavermiyane roye engoşte in merd miçerkhed” ibaresi bulunuyor. Yani, “Ortadoğu bu adamın parmağında dönüyor!”

Ortadoğu’nun bu önemli komutanı rakiplerinin de tanımak, profilini çıkartmak için yoğun çaba harcadığı biri. Cevabı aranan sorulardan biri, dinle ilişkisine dair… 2007’den 2009’a kadar ABD’nin Bağdat Büyükelçisi olarak görev yapan Ryan Crocker, Süleymani ile görüşen Iraklı bazı yöneticilere onun “münhasıran dindar” olup olmadığını sorduğunda şu cevabı almıştı: “Düzenli olarak camiye gider ama onu harekete geçiren asıl şey dindarlığı değil, İran milliyetçiliğidir.”