Sağlık
16 Mayıs 2020 ( 345 izlenme )
Reklamlar

Güneş Erkul yazdı: Kurtuluşu ateşleyen ilk kıvılcım, ilk milli refleks: Hasan Tahsin ve İlk Kurşun

Kurtuluşu Ateşleyen İlk Kıvılcım, İlk Milli Refleks : Hasan Tahsin ve İlk Kurşun

O EMPERYALİZME KARŞI İLK KURŞUNU ATAN SEMBOL BİR İSİM…KADIN HAKLARI VE İNSAN HAKLARI SAVUNUCUSU..PARALI EĞİTİME KARŞI ÇIKAN YAZILARIYLA BİLİNEN TOPLUMCU… ,İŞGALİ ÖNCEDEN GÖREN VE YAZILARIYLA ULUSU UYARAN; VATANSEVER BİR GAZETECİ…HASAN TAHSİN’LERİ UNUTTURARAK ULUSAL BENLİĞİMİZE KURŞUN SIKMAK İSTEYEN EMPERYALİSTLER VE YERLİ İŞBİRLİKÇİLERİ İYİ BİLSİNLER DAHA ÇOK HASAN TAHSİN’LER ÇIKACAK…

Hasan Tahsin ruhunun öldürülmeye çalışılması psikolojik savaşın en önemli amacıdırPsikiyatrist Kerem Doksat’a göre;
“Ünlü Rus Fizyolog Pavlov, köpeklerine et verirken zil çalınca ve bunu çok kere tekrarlayınca ZİL SESİNİ İŞİTTİĞİNDE ET
GÖRMEDEN DE HAYVANIN SALYASI AKMAYA BAŞLAR.

BU, “ŞARTLI REFLEKS”TİR.

EĞER SÜREKLİ OLARAK ZİL ÇALAR AMA HİÇ ET GÖSTERMEZSENİZ, BİR SÜRE SONRA ŞARTLI REFLEKS SÖNER.
DEVAMIN SAĞLANMASI İÇİN ARADA BİR ET GÖSTERİLEREK REFLEKS PEKİŞTİRİLMELİDİR.

BİR GÜN PAVLOV’UN ENSTİTÜSÜNÜ SU BASAR. KÖPEKLERİN BIR KISMI BOĞULUR, BIR KISMI DA GÜNLERCE KORKUYLA TİTREŞİR ÇÜNKÜ ÖLÜMDEN ZOR KURTULMUŞLARDIR.
KURTARILABİLENLER TEKRAR ENSTİTÜYE TOPLANIR.
PAVLOV ZİL ÇALAR, KÖPEKLERDE TIK YOKTUR.
ŞU MÜTHİŞ SONUCA VARIR PAVLOV:
AĞIR TRAVMALAR, ŞARTLI REFLEKSLERİ ORTADAN KALDIRMAKTADIR.

HAYVAN EN DOĞAL, EN İLKEL DURUMUNA GERİ DÖNMEKTEDİR.

BIR YANDAN HER GÜN GÜNEYDOĞU ŞEHİTLERİ İÇİN “KANLARI YERDE KALMAYACAK” DENMESİNE RAĞMEN KANLARIN SÜREKLİ “YERDE KALMASI”,
BİR YANDAN “ERGENEKON” DENİLEREK BÜYÜK BİR ÇOĞUNLUĞUNUN TEK SUÇU
“ATATÜRK’Ü SEVMEK” OLAN İNSANLARIN SABAHA KARŞI EVLERİNDEN ALINARAK
HAPSE ATILMALARI,
BİR YANDAN ARABA YAKIP POLİSE TAŞ ATARAK GELİŞEN ETNİK KALKIŞMALAR…
HEPSİNİ TOPLARSANIZ, TEMEL GÜVENLİK DUYGUSUNUN ARTIK ZATEN ORTADAN KALKTIĞINI GÖRÜRSÜNÜZ.
AĞIR TRAVMALARLA BİZİM DE ŞARTLI
REFLEKSLERİMİZ (MİLLİ DUYGULARIMIZ VE TEPKİLERİMİZ) KIRILIYOR. 

(SON ÖRNEKLERİ HABUR’DAN PKKLI KATİLLERİN ELLERİNİ KOLLARINI SALLAYIP GİREREK KAHRAMANMIŞ GİBİ KARŞILANMALARINA TEPKİSİZ KALDIK, BU HABURCULARIN AVUKATLARI ATATÜRK’ÜN KURDUĞU PARTİYE GENEL BAŞKAN YARDIMCISI OLDU TEPKİSİZ KALDIK, BOP EŞBAŞKANI TERÖRİSTBAŞI İLE PAZARLIĞI DOĞRULADI TEPKİSİZ KALDIK VE EN SON 1 MAYIS’TA TAKSİM’DE ATATÜRK ANITINA PKK’LILARIN ALÇAKÇA SALDIRISINA HİÇKİMSE TEPKİ GÖSTERMEDİ)
EMPERYALISTLER SİNSİ SAVAŞLARINDA PSIKOLOJI BİLİMİNİ KULLANIRLAR.

MESELA ERMENILERLE TÜRKLER ARASINDA ULUSAL BIR DÜŞMANLIK MI VAR, ORADA PSIKIYATRIST VAMIK VOLKAN GIRER DEVREYE VE BU DÜŞMANLIĞIN KÖKENLERINI “İNCELER” (!)
BURADA İZLENEN YOL, ABD’NİN TEHDİT OLARAK GÖRDÜĞÜ ULUSLARIN ULUSAL BİLİNÇLERİNİN, TARİHLERİNİN VE BENLİKLERİNİN SORGULANMASI,
“AŞINDIRILMASI” DIR.
KISACASI, MİLLİ DUYGUNUN YOK EDILMESİDİR ETNİK PSİKİYATRİNİN GÖREVI. 
BİR ULUSUN ULUSAL BİLİNCİNİ, ULUSAL DUYGUSUNU VE REFLEKSLERİNİ NASIL YOK EDERSİNİZ?
BUNUN DENENMİŞ, SINANMIŞ BİR YÖNTEMİ VARDIR:
“O ULUSUN TARİHSEL VARLIĞINI SORGULAMAYA AÇARSINIZ”.
YANİ O ULUSUN TARİHİNİ YENİDEN TARTIŞIRSINIZ.
MESELA TÜRKLER KENDİLERİNİ KAHRAMAN BIR ULUS OLARAK MI GÖRÜYORLAR?
ONLARA NE KADAR KORKAK BIR ULUS OLDUKLARINI GÖSTERMEK GEREKİR.

YA DA TÜRKLER ATATÜRK’Ü ÇOK MU YÜCELTİYORLAR?
ONLARA ATATÜRK’ÜN NE KADAR SIRADAN BİRİSİ OLDUĞUNU GÖSTERMELİSİNİZ.
FARKINDAYSANIZ SON ON YILDIR TAM DA BÖYLESİ BİR DÖNEMDEN GEÇİYORUZ.

“DEMOKRATLIK” , “TARTIŞMA KÜLTÜRÜ” ADINA NEYİ TARTIŞIYORUZ VE BİZDEN NEYİ KABUL ETMEMİZ İSTENİYOR?
DİYORLAR Kİ, “SİZ SOYKIRIMCI BIR MİLLETSİNİZ!

ERMENİLERE SOYKIRIM UYGULADINIZ …”
BİZ DİYORUZ Kİ, “HAYIR, UYGULAMADIK !”
O ZAMAN DENİYOR Kİ: “TAMAM, MADEM UYGULAMADINIZ, BUNU TARTIŞALIM, ÖYLE SONUCA VARALIM”.
SİZE MANTIKLI GELİYOR, “NASILSA SUÇLU DEĞİLİZ, TARTIŞMADAN GALİP
AYRILIRIZ”
 DİYORSUNUZ.
AMA TARTIŞMA MASASI KURULDUĞUNDA EŞİT BİR TARTIŞMA ŞANSI OLMADIĞINI GÖRÜYORSUNUZ.
BAKIYORSUNUZ, TÜM TELEVIZYONLAR, GAZETELER, “AYDINLAR” SİZİN ERMENİLERİ KATLETTİĞİNİZİ YAYMAYA BAŞLIYOR. KANITLARI VAR MI ? 

ELBETTE YOK.
AMA YALAN BİR KEZ YAYILDI MI VE YALANI SÖYLEYENLERİN SAYISI DA YETERİ
KADAR ÇOK OLDU MU, GERÇEĞİN SESİ BASKILANIYOR.

“HAYIR” DİYORSUNUZ, “GERÇEKLERI BİR DE BİZ ANLATALIM”,
AMA ANLATAMIYORSUNUZ ÇÜNKÜ TÜM PROPAGANDA KANALLARI SİZE KAPATILMIŞ DURUMDA.
İŞTE O ZAMAN ANLIYORSUNUZ “TARTIŞMAYA AÇMAK” DENİLEN TUZAĞI.

_BU SÜRECİN SONUNDA, ULUSAL GURURU VE HASSASİYETLERI YÜKSEK İNSANLAR BİLE “ACABA” DEMEYE BAŞLIYOR, “ACABA GERÇEKTEN ERMENİLERİ BİZ Mİ KATLETTIK ?”._ 
“ULUSAL BENLİKTE İLK KIRILMA” YAŞANIYOR…
PSİKOLOJİK HARBİN ETKİSİ BÜYÜK BIR HIZLA BU ŞEKİLDE YAYILIYOR.
BİR DÜŞÜNÜN LÜTFEN, SON DÖNEMDE NELERI TARTIŞMAYA AÇTIK VE ŞİMDİ NEREDEYİZ:
BUGÜN MISAK-I MILLI’YI PEK ÖNEMSEMİYORUZ.
KIRMIZI ÇİZGİLERİ UMURSAMIYORUZ.
TÜRK DİLİNİN ÖNEMİ KALMAMIŞ.
BU ÜLKEDE FEDERASYON DA OLABILIR, ERMENILERDEN ÖZÜR DE DİLEYEBILIRIZ

KISACASI, ULUSAL VARLIĞIMIZA AİT HAYATI HER ALANDA KAYBETMİŞ DURUMDAYIZ.
SIRADA NE VAR ?
ATATÜRK VAR ELBETTE…
ÇÜNKÜ ÖNEMLI OLAN, ULUSAL ÖNDERLERİ YOK ETMEK.

İŞTE PSİKOLOJIK HARP BUDUR ARKADAŞLAR…
ŞİMDİ YILLAR ÖNCESİNE GİDELİM.MONDROS İMZALANMIŞ.DÜŞMAN ASKERLERI İSTANBUL’A ÇIKARTMA YAPIYOR.
MİLYONLARCA TÜRK, SADECE İZLİYOR !
DEMEK Kİ ÖNEMLI OLAN İLK ADIM: “İŞGALİ İZLETTİREBİLMEK” MİŞ.

EMPERYALİSTLER ŞU ANDA BEYİNLERİMİZE VE YÜREKLERİMİZE YÜZYILIN
ÇIKARTMASINI YAPIYOR.

ÇIKARTMA SÜRERKEN IKI TAVIR VARDIR ALINABİLECEK.
BİRİNCİSİ ŞU:
İSTANBUL’DA IŞGALCILERI KARŞILAYAN VE ONLARDAN “TOKAT YİYEN” BIR OSMANLI PAŞASI OLABİLİRSİNİZ VEYA DOLMABAHÇE’DEN ÇIKARTMAYI İZLEYEN BİR PADİŞAH.
BELKİ DE EVİNİN PERDELERİNİ KAPATAN SIRADAN VE SUSKUN BIR TÜRK.
AMA ASLINDA HEPSI AYNI KAPIYA VE AYNI KİŞİLİĞE ÇIKAR:
“İZLERSİNİZ !”HER ŞEYİ…

YA DA ILK KURŞUNU ATAN HASAN TAHSIN OLURSUNUZ
1919 Yılı 15 Mayıs’ında İzmir Limanını dolduran Yunan Donanmasının içinden karaya ayak basmak için sabırsızlanan Yunan Efzun alayını yaşlı gözlerle izleyen İzmirliler, tarihin en kara gününü yaşıyordu. Mavi – Beyaz bayraklarla donatılmış Kordonboyu o sabah hiç de ışıldamıyordu. Rum kızları eteklerini savurarak şarkılar söyleyip dans ederken ,Yunan Efzun Alayı karaya ayakbastı. Bando önde Başpapaz Hristamos önderliğindeki Efzun Alayı arkada Kordon boyunda gövde gösterisine başlamıştı. Hemen orada bir kıraathanede saçları dağınık esmer tenli güneşten iyice yanmış bir genç kendi kendine söyleniyordu “Kollarını sallaya sallaya mı girecekler? Olmaz… Olamaz ki. Sonunda ölüm var .. Kan var. .Bunu anlamalılar.”
Bu genç Selanik’ten İzmir’e göç etmiş , Osman Nevres beyden başkası değildi.Hasan Tahsin takma adını kullanıyordu.
Hukuk-u Beşer Gazetesi’nin başyazarı vatanperver Hasan Tahsin takma isimli Osman Nevres o güne kadar kalemiyle , eylemleriyle İŞGALİN BAŞLAYACAĞINI göstermeye çalışmış bir gazeteciydi. İşte korktuğu başına gelmiş , Efzun Alayı Kordon boyunda zafer çığlıkları atıyordu.Birden yerinden fırladı,aynı anda kendisini Yunan işgal askerlerinin karşısında buldu. Az önce kalemini hırsla kıran parmakları arasındaki Rovelver silahı ile ilk kurşunu attı. Kalabalığı yarıp tek başına fırlayan uzunboylu siyah elbiseli adamın attığı ilk kurşun Efzun Alayının sancaktarını yere serdi. Sancaktar boğukbir sesle yere yıkılırken, o elindeki Rovelverle peşi sıra kurşun sıkmaya başladı. Hiç beklenmedik bu ateş karşısında, önce paniğe uğrayan Yunanlılar gerilediler , peşlerindeki Rum kalabalığı arasından denize düşenler görüldü. Fakat karşılarında ateş edenin yalnızca bir kişi olduğunu fark eden Yunan Efzun Alayı hemen karşı ateşe başladı. Silahlardaki kurşunlar biten Hasan Tahsin, süngü darbeleriyle şehit edildi. Hırslarını Hasan Tahsin’in vücudunu paramparça etmekle de alamayan Efzunlar, bu defa sağa sola tüfekle, mitralyözle ateşe başladılar, hatta denizden Yunan torpidolarıda ateşe katıldı. Bu sırada sivil halk arasından çok sayıda can veren oldu.

Hasan Tahsin şehit edildiğinde 31 yaşındaydı. Güler yüzlü, neşeli bir vatansever olarak tanımlanan Hasan Tahsin, işgal acısına dayanamayan yüreğinin sesini dinleyip tek başına da olsa bir alaya savaş açacak kadar cesurdu. Atılan bu kurşun Türk Kurtuluş Savaşının meşalesini yakarken, bütün dünyada Türk ulusunun bu işgali hazmedemeyeceğinin mesajını veriyordu.
Bugün Konak Meydanı’nda bir elinde bayrağı diğer elinde Rovelveri ile anıtlaşan bu genç,Türk Basınının bir sembolü olarak tarihe gülümsüyor.

İlkokul sıralarında ezberlettiler bizlere “Hasan Tahsin” adını. Onun bir gazeteci olduğunu da öğrettiler. Ama, hiç merak ettiniz mi; ilk kurşunu sıkan gazeteci hangi gazetede yazıyordu?.. İşte, bizlere anlatılanlarda bu bilgi yoktur. Olamazdı, çünkü Hasan Tahsin’in başyazarı olduğu gazetesinin adı “Hukuku Beşer” yani “İnsan Hakları”dır. Sunay Akın’dan dinleyelim:
Nurdoğan Taçalan, Hasan Tahsin’i anlattığı kitabına şu anlamlı soruyla son verir: “Türk Kurtuluş Savaşı bitti mi? Yoksa hala devam ediyor mu?” Öğrencilere, memurlara alanlarda uygulanan şiddete, düşünce özgürlüğünü savunduğu için yargılanan yazarlara, cezaevlerindeki uygulamalara bakarak, bu alanda bir insan hakları savunucusunun başlattığı direnişin bittiğini hiç kimse söyleyemez. Hasan Tahsin’in gazetesinin adının, ders kitaplarına yazılmayarak unutturulmak istenilmesi, direnişin devam ettiğinin kanıtı değil midir?
Ne var ki, insan hakları savunucularının çoğu da, Hasan Tahsin’in “İnsan Hakları” adlı bir gazetesi olduğunu bilmezler. Bu yüzden, her 15 Mayıs günü, Konak Meydanı’ndaki Hasan Tahsin heykelinin önünde düzenlenen anma törenine yalnızca “protokol” katılır. Sahi, düşünce özgürlüğünü, insan haklarını savunan kaç insan bir karanfil bırakır, Hasan Tahsin heykelinin önüne?…

Ders kitaplarında ne Hasan Tahsin’in gazetesinin adına yer verdiler, ne de onun bir tek yazısına. Ama biz de, işgale karşı direnişi başlatanın bir gazeteci olduğunu bildiğimiz halde, onun bir tek yazısını olsun merak ettik mi?.. Eminim, bu yazıyı okuyanların çoğu, Hasan Tahsin’in bir yazısıyla birazdan ilk kez karşılaşacaktır. Tarih, 22 Mart 1919… Hasan Tahsin’in “Alt Tabaka” başlıklı yazısından bir bölüm: “Umumi olması lazım gelen mektepler bile patronların çocuklarına mahsustur. Fakir, sabahtan akşama kadar kızgın güneşin altında çalışır, didinir. Fakat bu kadar say ve gayretiyle beraber ailesini yine bilhhakkın terfih edemez. Ve çocuğunun mesaisine de muhtaç olur. O sebepten çocuklarını da tarlada, yahut ki dükkanda çalışmaya sevk eder ve nihayet çocuklar tahsil çağını geçirirler. Bu suretle cahil kalanlar adedi, ekseriyeti teşgil eder.” 
Hasan Tahsin’in paralı eğitime karşı olduğu açıkça belli oluyor yazısından. Öyleyse, paralı eğitime karşı olan öğrencilere vurulan her tekme, atılan her yumruk Hasan Tahsin’in düşüncelerine de uygulanan şiddettir. Ne var ki, fırsat eşitliğini ortadan kaldıran paralı eğitime haklı olarak karşı çıkanlar da, Hasan Tahsin’i tanımamaktadırlar.

ONU “HASAN TAHSIN” YAPAN NEDİR ?
“İLK KURŞUN”DAN ÖNCE DE KURŞUN ATMIŞTIR BU KAHRAMAN ADAM.

Trablus Savaşı’nın sürdüğü günlerde Osman Nevres, bu savaşla ilgili bir belge filminin Paris’in ünlü sinemalarından Olimpia’da oynandığını duydu. Heyecanla filmi seyretmeye koştu. Film başlayınca Osman Nevres ,yerinde duramaz hale gelmişti. Filmde Türkler kötüleniyor,barbar ve zalim insanlar olarak gösteriliyordu. Trablus’a saldıran İtalyanlar ise mazlum…
Seyirciler perdede Türk askerlerinin görünce yuhalıyor,İtalyan askerlerini alkışlıyorlardı. Osman Nevres dayanamadı ve oturduğu sandalyeyi perdeye fırlattı. Beyaz perde boydan boya yırtılmıştı. Sandalyenin arkasından Osman Nevres de sahneye fırladı ve Fransızca “ışıkları yakın” diye bağırdı.
Seyircilerin korku ve şaşkınlık içinde bağırmaları üzerine makinist filmi durdurmuş ve ışıklar yanmıştı. Osman Nevres(Hasan Tahsin) sinirli bir sesle konuştu:
“Benim sizlerden ne farkım var? Sarbonne Üniversitesi’nde okuyor ve sizin dilinizi konuşuyorum. Ben de Türküm .Türkler bu filmde gösterildikleri gibi vahşi ve zalim insanlar değillerdir. Onlar da en az sizin kadar uygardırlar..”
Osman Nevres daha konuşacaktı. fakat sinema yöneticisinin şikayeti üzerine birkaç polis salona girmişti. Genç Türk milliyetçisi ,haklı olmanın verdiği yüreklikle polislere:
“Olaya sebep olan benim,buyurun gidelim!..” dedi.

Osman Nevres,götürüldüğü karakolda şöyle konuştu:”Ben vatanını seven bir insanın yaptığını yaptım. Fransa Hükümeti ,Osmanlı Devleti aleyhindeki bu kampanyayı durdurmazsa ,aynı davranışı pişmanlık duymadan tekrar yapabilirim..!”
Bu olay Fransız basınında derin yankılar uyandırdı. Stephan Lausenna bir yazısında Osman Nevres’le tanıştığını anlattıktan sonra “O bir vatanseverdir” demekten kendini alamadı.
İzmir’in işgalinden bir gün önce ,düşmana karşı koyma ve vatanı savunma hareketi için toplanan ve Redd-i İlhak Beyannamesi’ni hazırlayan vatansever aydınlar arasında Hasan Tahsin de vardır.

Emperyalizme ilk kurşunu sıkan Osmanlı’daki İLK KADIN HAKLARI VE İNSAN HAKLARI SAVUNUCUSU gazeteci Osman Nevres(Hasan TAHSİN)’i saygıyla anıyoruz.
Türk Milleti, içinde nice Hasan Tahsin’leri yetiştirir; işbirlikçilere, işgâlcilere ayrıca hatırlatıyoruz!

Güneş Erkul
İLK KURŞUN

KAYNAKLAR:
1-Kerem Doksat/Psikiyatrist,2-Sunay Akın,İlk Kurşun Son Film,3-Şevket Süreyya Aydemir,4- Selahaddin TANSEL:Mondros’tan Mudanya’ya Kadar Cilt :1 M. E. B. Yayınları İstanbul,1991
5-Nurhan TAÇALAN:Ege’de Kurtuluş Savaşı Başlarken

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Emekliye Nisan kazancı! Kocaeli'de PKK operasyonu! HDP'li ve CHP'li isimler gözaltında!. Reuters'e konuşan Batılı yetkililer: Her şey Türkiye'nin devlet destekli siber casusluk operasyonuna işaret ediyor Son dakika: YÖK Başkanı Yekta Saraç'tan Türkiye'ye dönmek isteyen akademisyen ve öğrencilere hatırlatma