Aydınlık.com.tr Genel Yayın Yönetmeni Tevfik Kadan, sıcak gündeme dair 3 çarpıcı soru sordu, Emekli Hava Pilot Tümgeneral Beyazıt Karataş dikkat çeken cevaplar verdi.

TEVFİK KADAN

Soru1) 4 Temmuz 2003'teki 'Süleymaniye/Çuval Olayı' sözde müttefikimiz ABD ile yaşanan kırılma noktalarından biriydi. Daha önce hep gündeme getirdiğiniz ve hatırlattığınız bu kabul edilemez olayın 16’ncı yıldönümünde, değerlendirmeleriniz nelerdir?

4 Temmuz 2003 tarihindeki “Süleymaniye/Çuval Olayı” sonrası ilgili makamlara çektiği telgraf içeriğinde ABD’nin Ankara Büyükelçisi, “Bunun acısı bir kuşak geçmez” demişti. Cevabımı daha önce vermiştim şimdide de net bir şekilde tekrarlıyorum: “Unutmadık, unutturmayacağız nesilden nesile, kuşaktan kuşağa yaptığınız hainliği ve ikiyüzlülüğü anlatmaya hatırlatmaya devam edeceğiz.”

BİR MADALYA REDDETME ÖYKÜSÜ

20032005 yılları arasında Tuğgeneral rütbesi ile görev yaptığım ABD’deki Silahlı Kuvvetler Ataşeliği ve Hava Ataşeliği görevine önemli olaylar ve gelişmeler sonrası gittim. Özetle;

01 Mart 2003: Irak Tezkeresinin reddedilmesi,

20 Mart 2003: ABD’nin Irak’a saldırısı,

06 Nisan 2003: Irak’ın ABD tarafından işgali,

04 Temmuz 2003: Süleymaniye/Çuval olayıdır.

Türkiye ve ABD arasındaki ilişkilerin sıkıntılı bir süreçten geçtiği, 01 Mart 2003 Tezkeresi'nin TBMM’den geçmemesinden TSK’nın sorumlu tutulduğu bu dönemde Washington DC’deki görevime başladım. ABD’deki görevime başladığım Ağustos 2003'ten yaklaşık üç ay sonra Kasım 2003'te, Pentagon’da ABD Genelkurmay Başkanlığı’nın Türkiye’den sorumlu proje subayı ile bazı konuları görüşmek üzere bir araya geldik. Pentagon’da proje subaylarının ofislerinin diğer ülke proje subayları ile ortak kullanılması nedeniyle kişilere düşen kullanım alanı bazen kısıtlı olabilmektedir. Bu nedenle ABD’li proje subayı rahat konuşabilmek için daha büyük bir yere geçmeyi, “Tank” adı verilen bilgilendirme (brifing) odasına gitmeyi önerdi. “Tank” adı verilen odalar, dışarıdan dinlemeye karşı her türlü izolasyonu sağlanmış, güvenlikli Pentagon’daki bilgilendirme odalarıdır. Sayıları ihtiyaca göre değişiklik göstermektedir.

Reklamdan sonra devam ediyor 

ABD’li proje subayı ile birlikte bilgilendirme odasındaki masanın etrafında karşılıklı oturup konularımızı görüşmeye başlamadan önce içeriye girerken dikkatimi çeken, odada bulunan toplantı masasını ortadan tepeden gören kameranın kayıtta olduğuydu. Konuşmamızı yarıda keserek “Yanılmıyorsam kamera kayıtta” diye proje subayına sordum. Şaşıran ABD’li proje subayı, "Hayır, "Haberim yok" veya 'Bilmiyorum' cevabı veremeyince, “madem öyle, hazır kamera kayıttayken şahsi düşüncem olan birkaç konuyu ABD’deki görevimin başlangıcında belirtmek istediğimi” proje subayına söyledim.

04 Temmuz 2003 Süleymaniye/Çuval Olayının üzerinden yaklaşık beş ay geçmiş olduğunu, ABD tarafından yapılan bu davranışın çirkin ve müttefik ülkelerden birinin diğerine düşmanca yaklaşımı olduğunu, olayın üzerimizde derin bir iz bıraktığını, başta ben olmak üzere “Türk Halkının bunu asla unutmayacağını” ifade ettim.

S%C3%BCleymaniye%20%C3%87uval%20Olay%C4%B1%20(04%20Temmuz%202003)
Süleymaniye Çuval Olayı (04 Temmuz 2003)

Diğer bir konu ise, ABD’deki Kıdemli Askeri Ataşelik görevinden Türkiye’ye dönen Türk Askeri Ataşelerine yurda döndükten yaklaşık 12 yıl sonra iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesine yaptıkları katkılarından dolayı Ankara’daki ABD Büyükelçiliği’nde düzenlenen bir törenle geleneksel olarak ABD Başkanı tarafından imzalanan belge ile birlikte “Liyakat Madalyası/Nişanı” verilmektedir. ABD’li proje subayına, “Süleymaniye’de düşmanca davranan bir müttefikten böyle bir madalyayı istemediğimi şimdiden belirtmek istiyorum, benim için planlama yapmalarına gerek olmadığını, ileride Türk milletine, aileme, arkadaşlarıma bunu izah edemeyeceğimi” söyledim.

Türkiye’ye döndükten sonra beklediğim gibi “not alma” konusunda kendini tek yetkili gören ABD tarafından bana herhangi bir madalya teklifi yapılmadı. Zaten çok da umrumdaydı! ABD dönüşümden yaklaşık 3 yıl sonra 2008 yılında dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Ergin Saygun’un “ABD’nin bir personelimize madalya teklifi olduğunu, yine daha önce askeri ataşe olan Karataş’a böyle bir teklifin yapılıp yapılmadığının” sorulmasını istediği Şube Müdürü'ne, ABD’lilerin şahsıma neden teklif yapmamış olabileceklerinin sebebini anlattım. Benim düşünce ve tavırlarımın kendisine aktarılmasından sonra Orgeneral Ergin Saygun’un, ABD’lilerin madalya teklifini geri çevirdiği haberi gelmiştir.

Daha sonra bilindiği gibi “Türk Ordusuna Balyoz” adlı kitabı yazarak ABD’nin bu tertiplerdeki rolünü net biçimde anlatan en üst düzey bir komutan olan Emekli Orgeneral Ergin Saygun ve diğer yurtseverlerle birlikte Balyoz Kumpasında yargılandık. Ben bu yazıyı hazırladığım saatlerde sözde Balyoz mahkemesi başkanı, “şimdilik” sadece FETÖ/PDY terör örgütü üyeliğinden yargılandığı davadan 13 yıl 4 ay hapis cezası alıyordu. Unutmadık, Unutturmayacağız.

T%C3%BCrk%20Ordusuna%20Balyoz%20(Kaynak%20Yay%C4%B1nlar%C4%B1)
Türk Ordusu'na Balyoz (Kaynak Yayınları)

BİR MADALYA VERİLMESİ ÖYKÜSÜ

2010 yılında Türk Hava Kuvvetleri Karargâhında yapılan bir törenle, Türkiye’yi ziyaret eden dönemin ABD Hava Kuvvetleri Komutanı’na madalya verilmiştir. Bu olay bana 2004 yılında ABD’de görevli olduğum dönemde kendisi o zaman Korgeneral olan ve son olarak ABD Hava Kuvvetleri Komutanı olarak Türkiye’den madalya alan aynı generalle yaptığım bir konuşmayı hatırlattı. ABD’li general; “1991 yılında yapılan Irak Harekâtı sonrası oluşturulan Kuzeyden Keşif/Çekiç Güç kapsamında helikopter pilotu olarak görev yaptığını, Türkiye’nin o zaman kendilerine çok ağır suçlamalar yönelterek PKK terör örgütüne havadan yardım malzemeleri atmakla suçladığını” söylemiştir.

Reklamdan sonra devam ediyor 

Bilindiği gibi o dönem bu iddialar çok sık gündeme gelmiş, Orgeneral Eşref Bitlis ABD’lilerin bu faaliyetlerini tespit etmiş ve gerekli tedbirlerin alınması için yetkililerin uyarılmasını sağlamıştır. ABD’li generale havadan attıkları yardım malzemelerinin kimlerin eline geçtiği hakkında bir fikri olup, olmadığını sorduğumda kendisi bana “sadece insani yardım malzemesi olarak havadan attıklarını” söylemiş terör örgütünün eline geçip, geçmediği konusuna cevap verememiştir.

ABD%20Hava%20Kuvvetleri%20Komutan%C4%B1na%20Madalya%20Verilmesi%20t%C3%B6reni2010
ABD Hava Kuvvetleri Komutanı'na Madalya Verilmesi Töreni2010

2004 yılında Korgeneral rütbesiyle ABD Genelkurmay Başkanlığı’nda Harekât Başkanı olan Orgeneral Norton A. Schwartz’a, bu sefer ABD Hava Kuvvetleri Komutanı olarak hem de Süleymaniye Olayı’nın 7’inci yılında 19 Temmuz 2010 tarihinde ”TSK Liyakat Madalyası/Nişanı” verilmiştir. Bu programı öğrendiğimde Hava Kuvvetleri Kurmay Başkanı’nı arayarak düşüncelerimi paylaştığımda kendisi bana “artık çok geç olduğunu gerekli planlamaların yapıldığını Genelkurmay Başkanlığının emri olduğunu” söyledi.

Her fırsatta kriz çıkaran, TSK’nın değil Türkiye’nin başına çuval geçiren, PKK/KCK/PYD/YPG ve FETÖ/PDY’na yardım eden, S400 alırsanız F35 programından çıkartırım bir de üstüne üstlük yaptırım uygularım diyen ABD’den madalya veya nişan alanlara hep olduğu gibi tekrar hatırlatıyorum: “başınıza çuval geçirenlerin madalyasını hiçbir yerde öğünerek sergileyemezsiniz. Bu olayı izah etmek önümüzde yıllarda daha da zorlaşacaktır. Kapının önüne atın kurtulun.”

Sonuç olarak; S400’lerin ilk partisi planlandığı gibi Temmuz 2019 ayı içerisinde Türkiye’ye gelmeye başlarsa mükemmel bir zamanlama olacaktır. Diplomatik açıklama yapmaya ihtiyacı olmayan sade bir vatandaş olarak düşüncem, “Türkiye işte o zaman ABD’nin başına çuvalı geçirmiş olacaktır.”


Soru2) Türkiye’nin hak ve menfaatlerinin korunmasına yönelik olarak Türk Hava Kuvvetleri’nin Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’taki geçmiş faaliyetleri hakkında bilgi verir misiniz?

19992001 yılları arasında 2’nci Hava Kuvveti KomutanlığıDiyarbakır’da Kurmay Albay rütbesi ile Kuvvet Harekat Başkanı olarak görev yaptım. Daha sonra Tuğgeneral ve Tümgeneral rütbelerim dahil farklı zamanlarda üç kez Diyarbakır’a tayin olarak altı yıl süreyle dört farklı görev yaptım. Yeri geldikçe bu anlamlı görevlere ilişkin tarihi bilgileri, “bilmesi gereken konseptine” uygun paylaşmaya çalışacağım. Bu örneklerden birisi, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’taki Türk Hava Kuvvetleri’nin faaliyetlerine ilişkindir.

Doğu Akdeniz’deki petrol ve doğalgaz mücadelesi kapsamında Türk Hava Kuvvetleri ve yabancı hava kuvvetleri unsurlarına ait faaliyetleri, son 10 yıl içerisindeki gelişmelere göre değil en az 20 yıl öncesine taşıyarak hatırlatmak gerekmektedir. Yaklaşık 20 yıl önce 19992000 yıllarında bir bakıyorsunuz Fransız keşif uçağı, bir bakıyorsunuz İtalyan keşif uçağı, bir bakıyorsunuz ABD keşif uçağı Doğu Akdeniz ve Kıbrıs etrafında uçuş yapıyor. TSK’nın ilgili üniteleri tarafından yakından takip edilen keşif uçaklarının ait olduğu ülke sayıları ile faaliyetlerinin yıllar içerisinde Doğu Akdeniz ve Kıbrıs bölgesinde artış göstermesi, takip ettikleri uçuş rotaları ve uçakların teknik özellikleri, Rum tarafının MEB ilan etme hazırlıkları ve yabancı petrol şirketleri ile görüşmeleri sonucunda amaçlarının, petrol ve doğalgaz olduğu çok açık tespit edilmiştir.

KUMPASLARIN HEDEF ALDIKLARI

20032004 yıllarından itibaren tanımadığımız şimdiki sözde GKRY ruhsat bölgeleri hava sahası üzerinde ve tüm Kıbrıs’ın etrafında Türk Deniz Kuvvetleri ile koordineli Türk Hava Kuvvetleri tarafından savaş uçakları ile aramakurtarma uçak ve helikopterleri desteğinde özel görevler icra edilmeye başlanmıştır. Ege ve Karadeniz’de olduğu gibi Doğu Akdeniz’deki tatbikat sayısı ile hava faaliyetleri de artırılmıştır. AB Raporlarında da eleştirilen bu faaliyetler sonrası kumpas davalar ile yapılan tutuklamalarda Türkiye’nin hak ve menfaatlerini koruyan ve savunanların sayısal olarak ön planda olduğu bir rastlantı değildir.

Reklamdan sonra devam ediyor 

29 Haziran 2019 tarihinde Türk F16 savaş uçaklarının Doğu Akdeniz'de faaliyette bulunan Fatih Sondaj Gemisi ile ona refakat eden TCG Barbaros Fırkateyni'ni alçak uçuşla selamlaması olarak yorumlanan fotoğrafı görünce eski bir Hava Kuvvetleri personeli olarak gurur duydum ve Türk Hava Kuvvetleri’nin geçmiş bu tür faaliyetlerine ilişkin özet bilgi vererek bu desteğin yeni olmadığını ve en az 20 yıldır devam ettiğini hatırlatmak istedim.

T%C3%BCrk%20F16%20sava%C5%9F%20u%C3%A7aklar%C4%B1%20Do%C4%9Fu%20Akdeniz
Türk F16 savaş uçakları Doğu Akdeniz'de 29 Haziran 2019

Sonuç olarak; Akdeniz’de en uzun kıyısı olan ülkelerden birisi olarak Türkiye’nin, jeostratejik konumu açısından Doğu Akdeniz’deki hak ve menfaatlerinden vazgeçmesi, kumpas davalar sürecinde olduğu gibi engellenmesi ve oyun dışında bırakılması istenilse de artık mümkün değildir. Öncelikle Türk Halkı bu oldu bittilere zaten müsaade etmeyecektir. Uçan, uçuran ve onları destekleyen çelik kanatlara emniyetli uçuşlar diliyorum.


Soru3) 1 Temmuz 2019 tarihinde Balyoz Kumpası mahkeme başkanı, İzmir’de yargılanmakta olduğu Ağır Ceza Mahkemesi tarafından silahlı terör örgütü FETÖ/PDY üyesi olmaktan 13 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. Sizin de yargılandığınız bu süreçle ilgili bilgi verir misiniz?

2010 yılında başlayan Balyoz Kumpası’nda, 2014 yılında Anayasa Mahkemesi hak ihlali kararı vermiş ve 2015 yılında yeniden yargılama sonucu tüm sanıklar beraat etmiştir. Fakat bu kararın arkasından ne maksatla yapıldığı çok net olan yedi komutan ve arkadaşımın beraat kararının bozulması için Yargıtay’a temyiz başvurusu yapılmıştır. 01 Temmuz 2019 tarihinde Balyoz Kumpası mahkeme başkanının silahlı terör örgütü FETÖ/PDY üyesi olmaktan yargılanıp “şimdilik” 13 yıl 4 ay ceza almasından sonra yaklaşık 4 yıldır Yargıtay’da bekleyen yedi komutan ve arkadaşımın temyiz dosyası kararının beraat şeklinde hemen onaylanması artık yakıcı bir önceliktir. Çok net olarak ifade etmek gerekirse bu gecikmenin izah edilir bir yanı artık kalmamış olup, yargıya güvenin yeniden kazanılmasına yönelik önemli bir aşamadır. Bütün bu ifade ettiklerim, yargılaması daha önce biten ve her ne hikmetse FETÖ/PDY kumpası olduğu bilinen başta 28 Şubat olmak üzere hâlâ inatla sürdürülen kumpas davalar ile en son 01 Temmuz 2019 tarihinde beraatle sonuçlanan Ergenekon Kumpası için de örnek teşkil etmesi açısından önemlidir.

Silivri%20L5%20C8%20(14%20Aral%C4%B1k%202012)
Silivri L5 C8 (14 Aralık 2012)

ADİL BİR İÇTİHAT

Yeri gelmişken çok sorulduğu için beraat kararı sonrası açılan Balyoz Kumpası tazminat davalarına ilişkin özet bilgi vermek istiyorum. 20142015 yıllarında açılan tazminat davaları ilk derece mahkemeler ve istinaf mahkemesine gidenler dahil tamamlanmış ve Yargıtay’ın ilgili dairesine gönderilmiştir. Yargıtay’da halen bildiğim kadarıyla yaklaşık 10 tazminat dosyası karara bağlanmış olup, yüzlerce dosya burada beklemektedir. Bazı önemsiz tazminat davalarının 12 yıl gibi kısa sürede sonuçlandığı dikkate alındığında Yargıtay’ın artık adaletli bir içtihat oluşturmasının zamanı gelipte geçmektedir. Kamuoyunun her kesimi tarafından yakından takip edilen hayatların karartıldığı, insanlık suçlarının işlendiği ve düşman hukukunun uygulandığı bu sürecin adil bir şekilde “21’inci yüzyıl bitmeden” tamamlanmasını umuyorum.