Türkiye Barolar Birliği, 24 Nisan 1915 olaylarıyla ilgili yazılı açıklama yaptı. Soykırım iftirasına karşı, hukuk ve tarihsel gerçeklik temelinde mücadelenin önemli olduğuna dikkat çekildi.

- Hukukun; tarafsızlık, önyargısızlık, nesnellik ve tarihsel gerçeklikten koparılıp, siyasal çıkarların mızrağına dönüştürülmesinin en tipik örneklerinden biri hiç kuşkusuz 24 Nisan üzerinden Türkiye’ye yönelik suçlamalardır. Seneler geçtikçe politik amaçlı bu suçlamaların yerini gerçeğe saygının alması gerekirken tam tersi olmaktadır.

Açıklamada, savaş döneminde yaşanan göçün soykırım olmadığının altı çizildi.

- 27 Mayıs 1915 tarihli olarak çıkarılan “Sevk ve İskân Kanunu” ile ayaklanma bölgesindeki bazı unsurlar, o dönemde Osmanlı toprağı olan Irak ve Suriye’nin kuzeyine göç ettirilmiştir. Savaş koşullarındaki bu uygulamada bazı trajik olayların yaşandığı kuşkusuzdur. Fakat Osmanlı Devleti’nin kendi uyruğu bir kısım yurttaşlarını başka bölgeye nakil etmesini soykırım olarak nitelemek ne tarihi gerçeklerle ne de hukukla bağdaşmaktadır.

Türkiye'nin aleyhine kullanılan sözde soykırım iddiaların kabul edilemeyeceği vurgulandı.

- Savaş koşullarında yaşanan, asla etnik temizlik ve soykırım amacı taşımayan bir uygulamanın aradan geçen 106 yıla rağmen üstelik dozajı sürekli artırılarak Türk Milletine ve Türkiye’ye yönelik bir şantaja dönüştürülmesi kabul edilemez.Sürekli güncelleyip Türkiye’nin önüne koymak, Türkiye’ye yönelik başka hesapların maskesi ve makyajına, daha doğrusu şantajına dönüştürülmüş durumdadır.