Sri Lanka’da, “Pearl Harbour baskınını” çağrıştıran korkunç Paskalya terör saldırıları Yeni Zelanda’daki cami saldırılarının devamı.

(Pakistan ve Hindistan arasındaki uçak düşürme gerginliği de bunların bir parçası)

Yeni Zelanda’da cami tarayan manyak Hristiyan Neonazi teröristlere, Sri Lanka’da kiliseleri havaya uçuran sapık IŞİD’çiler selam çaktı.

Aslında her ikisi de dolaylı da olsa aynı merkezden yönlendiriliyor: Batılı istihbarat servisleri ve bölgedeki taşeronları.

Yapanların kimler olduğu veya nasıl yapıldığı polis adliyenin işi.

Jeopolitik, yaptırana ve konjonktüre bakar.

Yeni Zelanda ve Sri Lanka, Çin orijinli Kuşak ve Yol girişiminin kapsama alanında.

Yeni Zelanda, 2017’de Çin ile Kuşak ve Yol İnisiyatifi işbirliği anlaşması imzalayan ilk Batılı gelişmiş ülke olmuştu.

Wellington hükümeti, Çin ile ilişkilerde pek çok ilke imza attı.

Yeni Zelanda, Çin'in Dünya Ticaret Örgütü'ne girişi için Beijing ile ikili görüşmeleri başlatan, Çin'in piyasa ekonomisi statüsünü tanıyan, Çin ile ikili serbest ticaret anlaşması imzalayan ve uygulamaya koyan, Çin'in önerisiyle kurulan Asya Altyapı Yatırım Bankası'na kurucu üye olarak katılan ilk Batılı gelişmiş ülke aynı zamanda.

Christchurch’teki cami saldırıları sonrası takındığı tutumla tüm dünyanın takdirini kazanan Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern, saldırılar sonrası gittiği Pekin’de Çin Halk Cumhuriyeti ile ilişkileri sürdürme kararlılığını vurguladı.

Ardern, 1 Nisan’daki Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile görüşmesinde önemli bir mesaj da verdi.

Ülkesinin Çin ile ilişkilerini “5 Eyes” (5 göz; ABD, İngiltere, Avustralya, Yeni Zelanda ve Kanada ortaklığındaki istihbarat mekanizması) güvenlik sisteminden bağımsız olarak yürüteceği mesajıydı bu.

Başbakan Ardern, ayrıca ABD’nin hedefindeki Huawei için ülkesinde her hangi bir yasak bulunmadığını söyledi.

Ardern’in bu mesajının ülkesindeki cami saldırılarıyla doğrudan bağlantılı ve adeta bir manifesto niteliğinde olduğunu düşünüyorum.

SRİ LANKA SALDIRILARI

Gelelim Sri Lanka’ya.

Sri Lanka, Çin’in Deniz İpekyolu projesinde çok önemli bir yere sahip.

Çin, 2000’li yıllardan beri geliştirdiği Kolyesi Stratejisi’nde, ABD’nin kontrolündeki deniz darboğazlarına alternatif liman ve rotalar oluşturuyor. (Bakınız HV yazısı: https://odatv.com/cindenkritikhamleincidizisistratejisi2002131200.html)

Pakistan’ın Gwadar Limanına açılan Çin, buradan hem İran ile enerji işbirliğini güvene alıyor, hem de ABD’nin bölgesel tehditlerine yanıt veriyor. ABD’nin son İran yaptırımları kararındaki saldırı ve panik tonu da, öncelikle Çin kaynaklı. İran ve Basra Körfezi’ni Çin’e kapatmak için yeni bir kriz durumu planlanıyor.

Çin ticaret ve savaş gemileri, inci kolyesi dizilişindeki yeni üsleriyle, Myanmar, Pakistan, Sri Lanka, Maldiv Adaları, Oman ve Cibuti'de boy gösteriyor.

Sri Lanka’nın hedef olması bundan dolayı.

Pentagon’un geçen sene ABD Kongresine sunduğu rapor bunu çok net anlatıyor.

Çin’in başlıca tehdit olarak gösterildiği raporda, ABD özetle, Hint okyanusu, Arap denizi, Kızıldeniz ve Akdeniz'deki “Deniz İpekyolu Projesi”nin (İnci Kolyesi Stratejisi) önünü kesmeyi bir stratejik hedef olarak önüne koyuyor. (M. A.Kancı https://www.aa.com.tr/tr/analizhaber/abdninonualinamayancinkabusu/1239996#)

Bu raporun ışığında, yine geçen sene ABD Pasifik Donanması’nın ismi Hint Pasifik Komutanlığı olarak değiştirildi.

Terör hamleleri de bundan sonra gelmeye başladı.

HAMBANTOTA LİMANI

Sri Lanka’nın İnci Kolyesi’ndeki öneminden söz etmek gerekirse...

Çin, Sri Lanka’nın Hambantota uluslararası limanına ortak oldu ve işletmesini üstlendi.

Reklamdan sonra devam ediyor 

Burası yeni yatırımlarla büyütülüp, aynı zamanda bir enerji alım satım merkezi haline de getirilmeye başlandı.

Aslında limanın inşası Çin inisiyatifi değil, Sri Lanka’nın fikriydi. Sri Lanka hükümeti, 2000’li yıllarda inşaatı finanse etmek için Dünya Bankası ve Japonya'ya başvurdu. Farklı nedenlerden dolayı isteği reddedildi. Ancak o zaman hükümet, yardımı kabul eden Çin'e yaklaştı.

2007’de yapılan ikili anlaşmayla, Çin tarafından 2010’da bitirilen liman, 99 yıllığına Çin’e kiralandı.

Sri Lanka’nın güney kıyısındaki Hambantota büyük bir potansiyele sahip. Dünyanın en işlek ve en önemli deniz nakliye hatlarına sadece 9 deniz mili uzaklıkta.

İşte son saldırıların anahtarı bu limandı.

21 Nisan Pazar günkü Paskalya saldırıları öncesinde 19 Nisan’da Hambantota limanında USS Millinrocket ile USS Spuance savaş gemilerinin ortak bir deniz tatbikatı bahanesiyle demirlemesi de ilginç bir rastlantı.

Son dönemde, Hindistan’ı da ABD’nin yanında Çin karşıtı konumlanmada görebiliyoruz.

Sri Lanka saldırılarını Pakistan’a mal etmek isteyen Hint medyası, saldırıların “devam edebileceği” yönünde adeta tehdit gibi yeni uyarı yapan ABD hükümeti ile ortak çalışıyor. Sanırım Putin ile Şi’nin Hindistan seçimleri tamamlandıktan sonra temel stratejik hedefi, Hindistan’ın tekrar Asya ittifakına çekilmesi üzerine olacak.

SALDIRILAR ÇOK ÖNCEDEN PLANLANMIŞ

Saldırıları AMAQ isimli IŞİD yapılanması üstlendi.

IŞİD’in Irak’ta ABD ve İsrail gizli servislerince kurulduğunu, Suriye’de onların amaçları doğrultusunda terör ve katliam yaptığını sanırım bilmeyen yok.

Ancak Sri Lanka’da 300’e yakın insanın öldüğü terör saldırısının geniş kapsamlı ağına baktığımızda, bu bize yeni bir Pearl Harbour baskınını hatırlatıyor.

Terör saldırıları adeta bir orkestra gibi önceden hazırlanmış, herkesin çalacağı notaları, enstrümanları ellerine verilmiş, hamleler hesaplanmış, çok kapsamlı bir hazırlık yapılmış.

Yani bunu ancak bir devlet ya da devletler örgütleyebilir. Bu noktada Çin ve Pakistan’ın, bölgede ABD ile işbirliği halindeki düşmanı Hindistan ve Başbakanı Modi’nin rolünü de göz ardı etmemek lazım.

Terör saldırılarının tam da Çin Donanmasının 70. Yıl kutlamalarına ve Çin’de düzenlenen uluslararası Kuşak ve Yol forumuna denk gelmesi, Petagon’un yeni Çin stratejisi ile uyumlu görünüyor.

Saldırılarla aynı gün 21 Nisan’da Çin’in Qingdao limanında 12 ülkenin donanmalarının katılımıyla düzenlenen tatbikat ve etkinliklerde, Çin, yeni savaş gemileri ve silah sistemlerini tanıtıyordu.

Pekin’de 2527 Nisan tarihleri arasında düzenlenen Kuşak ve Yol 2. Uluslararası Forumu ise, 150 ülkenin (40’ının devlet ve hükümet başkanı) katılımıyla düzenleniyor. (Ne yazık ki, bizim dışişlerinin 9 Şubat’taki skandal Uygur açıklaması sonrası Türkiye bu zirvede yer almıyor! Ama Türkiye’ye karşı soykırım kararı alan İtalya’nın başbakanı Pekin’de. AB Komisyonu Başkanı Juncker ve IMF Genel Sekreteri Lagarde da oradaydı. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev de.)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de Pekin’e gelerek, bir süredir Rusya’nın Kuşak ve Yol’a soğuk baktığı yönündeki algıyı bozdu ve “Avrasya Ekonomik İşbirliği ile Kuşak ve Yol’un hedefleri tamamen uyumludur” mesajını verdi.

Forum, Çin’in girişimiyle başlatılan küresel işbirliği ve kalkınma modelinin kısa zamanda aldığı yolu ortaya koyuyor.

Çin, 2013 yılından bugüne kadar, 125 ülke ve 29 uluslararası kuruluş ile toplamda 179 işbirliği anlaşması imzaladı. (https://www.rt.com/oped/457530beltroadthreatchinaus/)

Çin’in, 2013 – 2019 arasında Kuşak ve yol ülkelerine yatırımları 90 milyar doları geçti.

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, son Pekin zirvesinde Kuşak ve Yol girişiminin artık Çin’in malı değil, tüm gelişmiş ve gelişmekte olan dünya ülkelerinin projesi olduğunu ilan etti.

Bunun jeopolitik tercümesi, ABD küresel hegemonyasının sonu demek oluyor.

Dünyada artan tüm terör saldırıları ve savaş tehditleri, donanma ve silah gücüyle, dünyayı karşılıksız dolarıyla yöneten ve soyanlardan kaynaklanıyor.

Yeni Zelanda ve Sri Lanka saldırıları da bu küresel krizin görünen yüzüdür.

ABD’nin kolay at oynattığı ülkeler ise, bir dönem Atlantik ittifakında yer alıp, şimdilerde yüzünü Avrasya’ya dönenler.

Bu açıdan bakıldığında Türkiye, İran’dan bile daha büyük bir tehdit altındadır.

Twitter’e giren CIA’nın ilk tweetindeki fotoğrafta bir nazar boncuğu olması manidardır.

Milli Hükümet ve Türkiye İttifakı şart.