15 Temmuz darbe girişiminin ardından firar eden NATO'daki FETÖ'cülerin hala Türkiye'ye karşı Gladyo ile hareket ettiği, gemiye çıkma olayında da FETÖ'nün yoğun çabasının olduğu değerlendiriliyor.

TEVFİK KADAN

Bir Yunan Taktik Komutan yönetimindeki Hamburg isimli Alman firkateyninden görevlendirilen İtalyan Özel Kuvvetleri, İspanyol Amiral'in başında bulunduğu EUNAVFOR'un emriyle Türk ticaret gemisi Roseline-A'ya baskın düzenledi. Bu hukuksuz baskının zemini ise İngiliz istihbaratından aldığı uydu görüntülerini servis eden BBC tarafından hazırlandı.

İlk bakışta çokuluslu bir kumpas gibi görünen Roseline-A baskını, aslında tek bir mekanizmanın harekete geçmesiyle yaşandı.

"Süper NATO" da denilen Avrupa içindeki Gladyo merkezi ile 15 Temmuz sırasında NATO'da görevdeyken firar eden FETÖ'cülerin eşgüdümü, Türk toprağına ayak basacak kadar gözü dönmüş bir haydutluğun yaşanmasını sağladı. 16 saat süren ve deniz eşkıyalığından farkı olmayan bu baskının arka planında ise büyük bir karalama kampanyasının yanında FETÖ'cülerin Gladyo ile teşrik-i mesaisi bulunuyor.

NATO'da görev yaparken 15 Temmuz'un ardından firar eden FETÖ'cü subayların, bugün hala "Süper NATO" ile yakın çalıştığı değerlendiriliyor. Türkiye'den kaçırdıkları "Gizli" belgeleri tahrif ederek ABD ve Avrupa'daki Gladyo merkezlerine veren FETÖ'cü askerler, tetikçiliğin ötesinde uluslararası kumpas planlamalarında yer alıyor. Daha 2011’de KCK soruşturmalarında MİT elemanlarının isimlerini deşifre eden FETÖ’cüler, geçen yıl da Libya’da gizli görevde olduklarını iddia ettikleri devlet görevlilerinin isim, fotoğraf ve pasaportlarını internette yayımlayıp hedef göstermişlerdi. Yunanistan ile düşmanlığı körüklemek içinse sözde Suga Eylem Planı'nı resmi belge gibi yayınlamışlardı. Uzmanlar, gemi baskını öncesinde de benzer bir ihbar mekanizmasının yürütülmüş olabileceğini belirtiyor.

Peki kim bu NATO'nun memurları… Gelin şu rütbeli firarilere bir kez daha mercek tutalım…

BÜYÜK ÇOĞUNLUĞU AVRUPA'DA

15 Temmuz 2016'daki Amerikancı darbe girişiminin ardından 220'si Kara Kuvvetleri, 140'ı Deniz Kuvvetleri ve 98'i Hava Kuvvetleri olmak üzere toplam 458 eski asker firar etmişti. Bunların önemli bir bölümünün darbe sırasında NATO görevinde olduğu, darbenin ardından Amerika ve Avrupa'daki çeşitli ülkelere sığınma talebinde bulundukları anlaşıldı. Daha sonra bir kısmı Türkiye'ye dönerek teslim olurken, 100'ün üzerinde azılı FETÖ'cü ihanette vites artırdı. Bu kişilerin yerleştiği ülkelerin başında ise Almanya, Yunanistan, İspanya ve Belçika geliyor.

Firarilerin içindeki en üst rütbeli isim eski Tümamiral Mustafa Zeki Uğurlu. TSK'nın en mahrem sırlarını Amerika'ya taşıyan Uğurlu, 15 Temmuz'un ardından bir süre NATO ACT-Müttefik Dönüşüm Komutanlığı'nda görev yapmaya devam etmişti. Son olarak 27 Temmuz 2016'da Norfolk'taki NATO toplantısında görüntülenen Uğurlu, ardından kayıplara karıştı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin soruşturmada NATO’da görevli TSK mensubu 462 subaydan 237’si hakkında 'FETÖ'den adli ve idari işlem yapıldığını açıkladı. Bu subaylar arasında 200'ünün "Geri Dön" çağrısına uymadığı belirtildi. Buna karşın NATO'da görevli 237 FETÖ şüphelisinden 17'sinin darbe girişimi soruşturması kapsamında delil olarak kabul edilen haberleşme programı ByLock'u kullandığı belirtildi.

Eski Tuğgeneral Numan Yediyıldız'ın ise Almanya'da olduğu değerlendiriliyor. NATO'nun Güneydoğu Avrupa Tugayı'nda görevli olan Yediyıldız'ın Bulgaristan üzerinden Almanya'ya kaçtığı biliniyor.

Eski Tuğgeneral Ali Kalyoncueski Tuğgeneral Mehmet Nail Yiğiteski Tuğamiral Ayhan Bayeski Tuğamiral Hayrettin İmren ve eski Tuğamiral Ali Suat Aktürk'ün ise yerleri bilinmiyor.

BİRLİKTE HAREKET EDİYORLAR

FETÖ'cü eski askerlerin daha çok Avrupa'da yoğunlaştığı ve birlikte hareket ettikleri görülüyor. Avrupa'daki bu firari çete, 2018 yılının Temmuz ayında Almanya'da bir araya gelerek Türkiye'ye karşı çeşitli eylem planları yapmıştı. Aralarında eski subaylar Ethem GürbaşCafer Topkaya ve Sultan Çakıroğlu gibi azılı teröristlerin de bulunduğu toplantıda; Fetullah Gülen’in talimatları doğrultusunda Türkiye aleyhinde kampanyaların artırılması kararlaştırıldı. Türk istihbaratına takılan toplantı görüşmelerine göre; örgüt elemanlarından "mağdur edebiyatı yapmak suretiyle halkı yanlarına çekmeleri, Türkiye’nin işkenceci ve kanun tanımaz olduğunu göstermeleri, FETÖ ile mücadeleyi ve mücadele edenleri etkisiz hale getirmeleri, korkutmaları, muhalif gruplardan insanları birleştirerek hükümet aleyhine faaliyet yürütmeleri, Avrupa’da yayın yapan basın organlarına röportajlar vererek Türkiye’nin imajını bozmaları" istendi. Toplantılarda ayrıca asker kökenli firarilere Twitter hesabı açarak sosyal medya üzerinden algı yönetimi yapmaları talimatı verildi.

SOSYAL MEDYA EKİBİ KURDULAR

Gülen'in talimatıyla birlikte sosyal medya ekibini kuran Avrupa'daki çete, Türkiye'ye yönelik karalama kampanyasını da başlattı. Ekipte eski Kurmay Albay Hüseyin Demirtaşeski Kurmay Albay Halis Tunçeski Yarbay Ethem Gürbaşeski Kurmay Binbaşı Mehmet Çavdareski Binbaşı Cafer Topkayaeski istihbaratçı Binbaşı Engin Bükereski Binbaşı Serkan Bakışgan ve eşi eski Üsteğmen Merve Bakışgan gibi teröristler bulunuyor. Bu kişilerin yanında "Patagonya Bahriyesi""Tutuklu General""Gangway""Mareşal Von Manstein""DzKK""Mormontların Jorah""Sürgün Binbaşı""Viya Böyle" gibi isimlerle de çok sayıda hesap açıldığı görülüyor. Türkiye'nin diktatörlükle yönetildiği, hukukun hiçe sayıldığı, basın özgürlüğünün olmadığı, işkence ve savaş suçlarının işlendiği algısı yaratmaya çalışan bu hesaplar, ABD ve AB'den Türkiye'yi cezalandırmasını istiyor.

GEMİ KUMPASININ ZEMİNİNİ HAZIRLADILAR

Türkiye'nin Libya'ya silah kaçakçılığı yaparak ambargoyu deldiği yönündeki iddiaları da yine bu ekip yaydı. 1.5 yıl öncesinden "MİT TIR'ları MİT gemileri oldu" diyerek Türkiye'nin ambargoyu deldiğini iddia eden çete, Fransız firkateyni Courbet'nin Türk gemisini tacizini de kaçak silaha bağladı. Courbet'yi engelleyen Türk firkateynlerinin "silah kaçakçılığına refakat ettiğini" ileri süren bu hesaplar, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı "Kaçacak yer bulamayacaksın" sözleriyle tehdit etti.

FETÖ'cü hesapların iddialarına paralel olarak BBC de devreye girdi. İstihbarat işi olduğu anlaşılan çeşitli uydu görüntülerini yayınlayan BBC, "Türkiye'nin hayalet gemileri" başlığıyla sözde ambargonun delindiğini ileri sürdü. Mersin Limanı'ndan kalkan AMAZON, BANA ve ANA isimli gemilerin uydu görüntüleri ile içeriden bazı fotoğrafları yayınlayan BBC, Türkiye'nin Misrata Limanı'na zırhlı araçlar götürdüğünü yazdı. Bu haber de tüm FETÖ'cü hesaplar tarafından günlerce paylaşıldı.

HABERCİLİK DEĞİL İKİYÜZLÜLÜK

Türkiye'nin ambargoyu deldiğini iddia eden BBC ile FETÖ'cü hesaplar, aynı günlerde Hafter'in elindeki silahları ise görmedi. Halbuki Fransa, ABD'den aldıkları Javelin tanksavar füzelerinin Hafter'in Giryan'daki deposundan çıktığını kabul etmişti. Libya Ordusu'ndan kaçarken Hafter güçlerinin geride bıraktığı BAE silahları hiç gündeme gelmedi. İmha edilen Pantsir S-1'ler görmezden gelindi. Mısır'dan gelen onlarca TIR'lık mühimmatla ilgilenilmedi. Ambargo yalnızca Ulusal Mutabakat için geçerliymiş gibi Hafter'e giden silahların izini kimse takip etmedi. Halbuki sözde ambargoyu kontrol eden İrini Harekatı'nı Trablus yönetimi kabul etmemiş, Avrupa'ya herhangi bir taahhütte bulunmamıştı. FETÖ'nün tek derdi ise Türkiye'yi "savaş suçlusu" olarak göstermekti.

SOSYAL MEDYADAN FAZLASI VAR

TSK içinde yıllarca FETÖ'yle mücadele etmiş komutanlar ise Türkiye karşıtı eylemlerin sosyal medyayla sınırlı olmadığını belirtiyor. Firariler tarafından Türkiye karşıtı her türlü bilgi ve belgenin ilgili makamlara verildiğini belirten komutanlar, Avrupa ülkelerini de bir tuzağa çekebilecek yalan ihbar ve iftira mekanizmasının bulunduğunu söylüyor.

ALMANYA'DAKİ NATO VARLIĞI

1955 yılında NATO'ya üye olan Almanya, ciddi bir Amerikan askeri varlığına ev sahipliği yapıyor. Şuan için ülkede 87 ABD üssü bulunuyor. ABD dışında 8 NATO ülkesinin de Almanya'da askeri merkezleri yer alıyor. ABD'nin Avrupa Komutanlığı'nın (EUCOM) merkezi Stuttgart'ta. Avrupa çapındaki yedi Amerikan garnizonundan beşi de Almanya'da. Amerikan garnizonlarının ana karargahı ise Wiesbaden/Frankfurt'ta bulunuyor. ABD'nin 97 bin dönümlük dünyadaki en büyük deniz aşırı askeri üslerinden biri ise Grafenwoehr'de. Amerikan Deniz Piyadeleri'nin Avrupa ve Afrika Genel Komutanlığı Böblingen'de. 9 bin 600 Amerikalı havacının bulunduğu NATO'nun lojistik merkezi ise Ramstein ve Spangdahlem'de. Ayrıca ABD'nin 20 nükleer bombası da Büchel Hava Üssü'nde tutuluyor.

FETÖ HALA ETKİN

Emekli Tuğgeneral Doç. Dr. Fahri Erenel, NATO-FETÖ ilişkisinin ayrıntılarını Aydınlık'a anlattı. NATO'nun derin devlet yapılanmasına dikkat çeken Erenel, "FETÖ hala yabancı istihbarat örgütlerine en nitelikli bilgileri temin eden örgüttür" dedi. Doç. Dr. Erenel şunları söyledi:

NATO'DA NEDEN BİR SORUŞTURMA YOK!

"FETÖ'nün sadece ABD ya da NATO ile değil bir kısım ülkelerin derin devletleriyle de ilişkili olacak şekilde geliştirildiğini düşünüyorum. Çünkü aksi olsaydı; NATO'da görev yapan bu subayların ilişiği kesilmesine ve Türkiye'de aranıyor olmalarına rağmen görevlerine bir süre daha devam etmeleri açıklanamazdı. Kaldı ki NATO üyesi ülkeler içerisinde de çok sayıda üst düzey görevli personel vardı. NATO'nun bunlar hakkında herhangi bir araştırma yaptığı yok, yani NATO'nun hangi tür belgelerini ele geçirdikleri, bu belgeleri Rusya'ya verip vermedikleri gibi konular NATO içinde soruşturulmuyor. Çünkü bunlardan o kadar eminler ki; bu bilgilerin asla verilmeyeceğini biliyorlar. Yoksa NATO, Amerika, CIA bu FETÖ'cülerin hepsinin peşine düşerdi. "Vay siz buradan ayrıldınız, bir müttefikimize ihanet ettiniz" denilirdi.

Bu isimler böyle sıradan değil, büyük bir kısmı albay ve general rütbesinde olan isimler ve bunlar hem Türkiye'de hem NATO'da bir takım önemli verilere sahipler. NATO'nun kendi iç mevzuatı gereği böyle bir öncelikli soruşturma başlatması lazımdı. NATO'dan çıt çıkmadı ve uzun süre bunları muhafaza ettiler, arkasından da ABD ve başta Almanya olmak üzere faaliyette bulunmalarına göz yumdular. Bütün bu verilere baktığımızda bunun tamamen Amerikan merkezli, NATO'da dahil, ortaklaşa kurulan bir mekanizma olduğunu görüyoruz."

SERRAC KADDAFİLEŞEBİLİR KORKUSU

"Bu kişilerin daha önce Libya'da görevli olan personelin isimlerini vermeleri de esasında ABD'nin Libya politikasıyla, o güne kadar niye sessiz kaldığıyla yorumlanabilir. Rusya'dan Libya'ya bir sürü malzeme giderken, en azından "Pantsir S1 burada ne arıyor", "Wagner burada ne arıyor" sorgusu yapılmadan Türkiye'nin gemilerine karşı müdahalenin gündeme getirilmesi anlamlı. Bunun ayrıca uydu görüntüleriyle de desteklenerek yapılması çok önemli, çünkü ortaya konulan bir senaryoyu destekleyecek emareler yaratmaya çalışıyorlar. Bugün ABD'nin aniden Libya'da bir barış sürecini başlatması, ardından yapılan 5+5 yada siyasi diyalog gibi görüşmelerde Türkiye'yi dışlayıcı kararlar alınması, yapılmak isteneni bize gösteriyor. Akdeniz'deki İrini Operasyonu da benzer şekilde tamamen Türkiye'yi Libya'nın dışına çıkartmaya yöneliktir. Almanya, Fransa ve tabi bunun arkasında NATO var… Şu anda Afrika'ya hakim olma mücadelesi yaşanıyor. Libya, Afrika'ya önemli bir giriş noktası. Kaddafi politikalarını hatırladığınızda; Amerikan ve İngiliz üslerini kapattığını, petrolü millileştirdiğini görüyoruz. Bugün Türkiye'nin desteklediği Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin de böyle bir yola girebileceği düşünülerek, Amerika ve Fransa'nın Afrika'yla bağını kesebileceği için bir takım bilgiler gerekiyordu. "

'FETÖ'NÜN BİLGİ AKIŞI KESİLMEDİ'

"Ben FETÖ'cülerin onları kullanan ülkeler tarafından bir nevi haber toplama elemanı ve istihbarata dönüştürülebilecek yalancı kaynaklar gibi kullanıldığını düşünüyorum. Yani bunları para karşılığı çalışan kaynaklar olarak görüyorum.  TSK içerisinde de birtakım yapılanmaları hala var. Düzenlenen operasyonlardan görüyoruz, yeni tutuklamalar geliyor. Bunların bilgi temini, bilgi akışları net bir şekilde hala kesilebilmiş değil. İstihbarat elemanları da bilgi akışını temin ettikleri sürece kendilerine bu şekilde görev veren ve işbirliği içinde çalıştıkları ülkeler veya mekanizmalar tarafında korunup kollanmaya devam edilir. Ne zaman işi biter o zaman onlarla ilişkileri kesilir. Ben İrini Operasyonu'yla ilgili bilgilerin de ABD ve NATO derin devletinin Avrupa Birliği ile işbirliği içinde üretildiğini değerlendiriyorum. Arkas gibi; Türkiye'nin çok üst düzey bir şirketinin gemisinin böyle bir işe karışmayacağı bilinebiline, böyle bir baskın yapılmasının da temel nedenin bu olduğunu düşünüyorum. Yani yanlış istihbaratı doğru bilgilerle birleştirerek manipüle ediyorlar. Bu, Amerika'nın en çok yaptığı şeydir. Colin Powel da anılarında anlatır, "Bizim Irak'a saldırmamız için fazla veri yoktu, istihbarattan gelen bir ifade işleri değiştirdi, çok güçlü bir Irak Zırhlı Birliği harekete geçti denilince bombalama yapıldı" diyor ki o da boş çıkıyor. Yani müdahale etmek için bir takım şartlar yaratıyorlar."

'FETÖ TEMİZLENMEDEN GLADYO BİTMEZ'

"Türkiye'de hala derin devletin varlığını sürdürdüğünü, NATO'nun kurduğu Gladyo yapısının devam ettiğini düşünüyorum. FETÖ'cüler tam anlamıyla temizlenmediği sürece de Gladyo devam edecek. 15 Temmuz esasında derin devletin fiilen devlet haline gelmesinin engellendiği bir süreç olmuştur. Bunların hala beklenti içinde olduklarını Akıncı Davası'nda gördük. Türkiye'nin yurt içi ve yurtdışındaki tüm faaliyetlerinde; karşısındaki ülkelerden önce FETÖ'nün izlerini araması gerekiyor. Gerçekten de yabancı istihbarat servislerine en nitelikli bilgileri temin eden bunlar."

Aydınlık