Prof. Dr. Tolga Yarman

100 yıl önceki Ermeni Tehciri gündeme getirilirken, daha dün yapılan 8 milyon Suriyeli'nin, vahşinin vahşisi tehcirinin, giderek katliamının, üstü örtülüyor!.. Ve biz buna, heyhat, ses çıkartamıyoruz...

Ermeni meselesiyle ilgili olarak, vaktinde çok yazdım... Bu konuya, burada, hiç değinmek istemiyorum... 

Şu kadarını belirtmekle yetineceğim ki, emperyaller varlarıyla yoklarıyla 1915'te, Çanakkale'ye yüklenirken, stratejinin şaşmaz gereğidir, kuvvetlerimizi bölmek üzere, Gazi'nin de sonradan işaret ettiği gibi, Doğumuz'da, Taşnaklar'ı, bize karşı azmettirdiler... Mukalete (karşılıklı boğuşma) oldu... 

Burada, o oldu bu oldu, bu topraklarda hangi acı olmuşsa bu elbet, bizim acımızdır... AncakTarihçilerin görevini üstlenip ABD Başkanı Biden'in "SOYKIRIM" tabirinin gerçekleri yansıtmadığını dahi söylemeyeceğim... 

O'na bir tek şey diyeceğim:

- Kıymetli Joe Kardesim, Dedelerim'i töhmet altında bırakacak idiysen , bir zahmet önce kendi dedelerinizi töhmet altında bıraksaydın!..

Mesele bu değil, tabii, tek başına... Bu iktidar, böyle bir zulü, davet etmemeliydi... Etti... Bu geniş bir stratejinin ilk bir basamağı olarak, görülmek, yerinde olur...

Burada, asıl üstünde duracağım, şudur:  ABD Başkanı, "Bugünkü Türkiye'yi üzmek istemiyorum, ancak BİR DAHA OLMASIN diye bunları söylüyorum", demiş...

İyi de, 8 milyon Suriyeli'nin; yok ARAP BAHARI'ydı; yok YENİ OSMANLICILIK'tı; yok Büyük Orta Doğu Projesi'ydi (BOP); acılar içinde yerlerinden yurtlarından edildiği, ayrıca milyonlarcasının öldüğü, öldürüldüğü süreç, allaşkına, daha DÜN VUKUA GELMEDİ Mİ!..

Bunu görmeyecek bir Biden'e: 
 
- "BU BİR DAHA OLMASIN" demeyecek miyiz? Ya arkadaş, ne diyorsun, biz beş milyon Suriyeli'yi, sizin dürtmenizle, Şam'da Emeviyye Camii'nde, Cuma namazı kılacağız, hevesiyle, yanıp tutuşurken, kendi kucağımızda buluverdik, 
diyemeyecek miyiz?

BOP EŞ BAŞKANI iseniz, DİYEMEZSİNİZ.

Irak'ın, Saddamı'nın sarayı bir tarafa, Irak tarihinin eşsiz hazinelerini, yağmalayan, emperyalizmanın neferlerinin evlerine salimen dönmelerine "DUACI" olmuşsanız, yine diyemezsiniz...

Bu konuda MUHALEFET de, henuz, ne yazık ki, kulağımıza erişebildiği kadarıyla, o yönede bir LAF ETMEDİ...

Hazin...

Inşallah, gereğini, yarın öbür gün yerine getirir...

"ARAP BAHARI", taammüden, kasden, dünya tarihinin görmediği bir TEHCİRİ yapmıştır, Suriye'den... Tunus'taki, Mısır'daki, Libya'daki, ondan önce İrak'taki (Saddam'ın mezalimini aratmayan) mezalimden sonra... 
 
Ne için? PETROL ve DOĞAL GAZ için... 
 
Giderek aynı emelle ve "YENİ OSMANLICILIK" namı altında, mezhebî bir Emeviyye Ordusu oluşturup, "Şİİ IRAN"I VURMAK ÜZERE... 
Ne için? PETROL ve DOĞAL GAZ için... 

**

Amerikalı dostlarım, bana, "Profesör Yarman, neden bu kadar sert konuşuyorsunuz?", diyorlar, sıklıkla...

Onlar'a:

- Ben, sizin en bıçkın bilim tornalarınızdan geçmiş bir bilim adamıyım... Oraları benim, hele zaman ilerledikçe, daha da çok özlediğim, bilim cennetleri... Bu ne kadar böyleyse, şimdilerde bölgemizde, her yıl bir milyon insanın kanını içerek yaşayan savaş makinasının parçası olmayı reddediyoruz...  

Kimin düsturudur bu? Mustafa Kemal ATATÜRK'ün ve Silah Arkadaşları'nın...

 "SAVAŞ, SAVUNMA İÇİN DEĞİLSE, CİNAYETTİR", diyen, adamın...
 
"Yurtta sulh, cihanda sulh", işte tam da, bu demektir... 

Cumhuriyet'i özümseyen millî vicdanlar, emperyalistlerle kol kola, macera peşinde koşmaz... Bir de tabii dik durur... Dik... Dik durmak içinse,  boyundurukta olmamak gerekir... 

Asla seyirci kalmayacağız...

Allah yardımcımız olsun...