Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Ulusal Kanal’da gündeme ilişkin açıklamalar yaptı. Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Sinan Sungur ve Aydınlık gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İlker Yücel’in sorunlarını yanıtlayan Perinçek, CHP Milletvekili Ali Mahir Başarır'ın “Türk Ordusu satılmıştır” sözlerini yorumladı: 

SARAY SAVAŞI BOZGUNCULARI

CHP’li Başarır'ın sözlerini yalnızca söz konusu olay üzerinden değerlendirmeyelim. Türk Ordusu’na karşı bu tür tavırlara, CHP’nin bütün stratejisinde ve söylemlerinde hep rastlıyoruz. İyi Parti de aynı çizgide. Bunun nedeni, CHP ve İyi Parti’nin Vatan Savaşı'na karşı konumlanması. 2015 yılının 24 Temmuz'un da PKK’ya karşı askerî harekât başlatıldığı zaman, CHP hangi söylemi kullanmaya başladı? ‘Bu bir Saray Savaşıdır.’ Kılıçdaroğlu, ‘Afrin’e girmeyelim’ diye TSK’nın karşısına dikildi. İYİ Parti Genel Başkanı Akşener de muhalefetini, ‘Erdoğan savaşa kendi tosuncuklarını göndersin’ ifadeleriyle yaptı. Onlara göre, Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı harekâtları Türkiye'nin savaşı değildi. Saray, Tayyip Erdoğan istediği için Türkiye savaşmak zorunda kalıyordu. Cephede savaşan Mehmetçiği, ordumuzu da ‘Sarayın kapıkulu’ olarak göstermeye çalıştılar. ‘Vatan Savaşı değildir’ dediklerinde, Mehmetçiğe de ‘silahını bırak, savaşma’ demiş oldular. Düşman propagandası ancak böyle yapılabilirdi. ABD’nin menfaatleri için iç cephede bozgunculuk yaptılar.”

ABD PİYONLARINI EZEN TSK’YA KARŞI PSİKOLOJİK SAVAŞ

Perinçek, TSK’nın neden hedef alındığını Türk–Amerikan mücadelesine bakılarak anlaşılabileceğini kaydetti: “Türk Silahlı Kuvvetleri, Fırat Kalkanı ve devamındaki harekâtlarla ABDİsrail koridorunu yardı. Irak’ın kuzeyinden Akdeniz’e açılmasını planlayan ABD’nin 2. İsrail projesini başarısızlığa uğrattı. Türk Ordusu, bu zaferlerini, 15 Temmuz Amerikancı–FETÖ’cü darbe girişiminden kısa süre sonra elde etti. ABD’nin Türkiye’deki silahlı gücü, 1516 Temmuz 2016 gecesi Türk Ordusu ve Türk milleti tarafından ezildi. Genelkurmayımızın yaptığı açıklamalara göre 23 bin FETÖ’cü general, subay, astsubay uzaklaştırıldı; bunları tasfiye ettiğiniz zaman geriye kim kalır? Mustafa Kemal’in askerinden başka kimse kalmaz! Böyle olduğu için ABD’ye ve piyonlarına karşı askeri gücümüzü artırdık. Bugün de bu güçle, Mavi Vatan’da egemenlik haklarımızı koruyoruz, Suriye’nin kuzeyinde ABD ve YPG karşısında sağlam duruyoruz, Kafkaslarda ABD’ye, Fransa’ya yenilgiler yaşatıyoruz.”

“BIDEN TAYFASI”NIN AMACI: ABD’YLE BİRLİKTE İKTİDARI YIKMAK

CHP’li bir milletvekilinin çıkıp ‘ordu satılmıştır’ demesi veya İYİ Partili bir milletvekilinin, orduda gemilerimizi yüzdürecek, uçaklarımızı kaldıracak subay kalmadığını söyleyerek TSK’yı küçümsemesi… rezil durumdalar. Türk Ordusu’na, Vatan Savaşına karşı bozguncu siyaset yürütenler, şimdi ‘Biden Tayfası’ olarak ABD projelerinde rol üstleniyorlar. CHP yönetimi, Türkiye’deki mevcut iktidarı yıkmak için Biden’e açıkça çağrıda bulunuyor. Artık, ABD’den Türkiye’ye müdahale talep eden bir yerdeler. Bunu isteyenler elbette Türk Ordusu’yla, Mehmetçikle birlikte olmaz. Türk milletiyle olan bağlarını koparmış vaziyetteler. Artık onların ordusu Amerikan ordusudur, Türk Ordusu değildir!”

MİLLİ SAVUNMA BAKANI AKAR’A KARŞI PSİKOLOJİK SAVAŞ

“Milli Savunma Bakanı Em. Org. Sayın Hulusi Akar’ı hedef almaları da anlamlı ve kritiktir” diyen Perinçek sözlerine şöyle devam etti: “Hulusi Akar, 1516 Temmuz gecesinde, FETÖ darbesini ezen Türk Ordusu’nun Genelkurmay Başkanıdır. O gece darbe bildirisini ölümü göze alarak imzalamamış ve Türk milleti için tarihi bir rol oynamıştır. Sonrasındaki Suriye’deki askeri harekâtlarımızı da bizzat yönetmiştir. Amerikan emperyalizmine karşı, onun kara gücü PKK’ya ve FETÖ Gladyosuna karşı savaşan Türk Ordusu ve onun komutanından bahsediyoruz. Ayrıca bu savaş devam ediyor. Doğu Akdeniz’de, Ege’de, Kafkaslar’da, Suriye’nin kuzeyinde sürüyor. Bütün bu cephelerde Milli Savunma Bakanı Sayın Hulusi Akar’ın kararlılığını görüyoruz. Tabii ‘Biden Tayfası’ Sayın Akar’a karşı propaganda yürütür.”

TÜRKİYE’NİN KATAR’LA İLİŞKİLERİ

Perinçek, hükümetin Katar’la yakınlaşmasına yönelik tepkileri şu ifadelerle yorumladı: “Katar’ın bulunduğu mevziiye bakacağız. Katar ne yapıyor? Bölgede Türkiye ile stratejik ilişkiler geliştiriyor. Bunu da ABD ve İsrail’e kafa tutarak yapıyor. Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’la bugün mücadele ediyor. Bu ülkelere bakınca cepheden Türkiye’nin karşısındalar. Katar, bizimle olduğu gibi komşumuz İran’la da yakınlaşma siyaseti izliyor. Türkiye’nin, mazlum milletlerin, dünyanın devrimci kuvvetlerinin yanında olan bir Katar’dan niye rahatsız oluyorsunuz? İstiklal Savaşımız sırasında da Türkiye’ye dostluk elini uzatan Sovyetler ile Afganistan vardı. Afgan Şahı Emanullah Han dünyanın en geri ülkesini lideriydi ama Türk İstiklal Savaşını destekledi. Bugün de Katar İkinci İstiklal Savaşımızı destekliyor. Amerikancı cephenin Katar’a karşı tepkilerinin esas nedeni de bu.”

TANK PALET KATARLILARA MI SATILDI?

Perinçek, Tank Palet fabrikası konusunda da şöyle konuştu: “Tank Palet Fabrikası’yla ilgili olarak da tezviratlar yayılıyor. Fabrikanın Katar’a satışı diye bir şey yok. O kurumun işletmecisi olan şirketin bir payı satılıyor. Bir sermaye ortaklığı söz konusu. Tüm mülkiyet, Milli Savunma Bakanlığında, karar verme yetkileri ve denetim hakkı da Bakanlık ve Türk şirkette. 25 yıllığına yapılmış bir üretim sözleşmesi… Türk Ordusu’nun talebi üzerine, Türkiye’nin hızla yerli tankını üretebilmesi için buradaki fabrika tahsis ediliyor. Bu konuda kara propaganda yürütenler, aslında çeşitli bahanelerle Türkiye’nin kendi tankını üretmesine muhalefet ediyorlar. Çünkü Amerika istemiyor. Dikkat ederseniz ‘Tank Palet satıldı’ diyen aynı koro, Türkiye’nin S400’ü almasına ve kullanmasına da karşı çıkıyor. ABD, Türkiye’ye bastırdıkça da seslerini daha da yükseltiyorlar.”

PERİNÇEK’TEN EKONOMİDE ÖNEMLİ UYARILAR

Ekonomiyle ilgili değerlendirmeler de yapan Perinçek, şu uyarılarda bulundu: “Türkiye ekonomisinin karşı karşıya kaldığı zorluklar giderek artıyor. En önce çözülmesi gereken sorun istihdam meselesi. İstihdam ve üretimi artıracak önlemlere ve yatırımlara yönelinmesi gerekiyor. Korona sürecinin olumsuz etkilerini de azaltmaya yarayacak bir Milli Direnme Ekonomisini uygulamak zorundayız. Sıcak para–borçlanma ekonomisinden tamamıyla kurtulup Üretim Devrimine geçmek üzere kısa vadede kalkan işlevi görecek bir ekonomi... Esaslarını şöyle sıralayabiliriz: Gıda Güvenliği; içinde bulunduğumuz koşullarda herkesin karnı doyacak. Güvenliğin Güvenliği; Türkiye içte ve dışta güvenliğini sağlamak zorundadır. Ordu ve polisimizin ihtiyaçları mutlaka eksiksiz karşılanacak. Sağlığın Güvenliği; bütün milletimizin sağlık hizmetlerinden kolayca yararlanmasını sağlayacağız. Eğitimin Güvenliği; bir yandan mücadelemizi sürdürürken diğer yandan insanlarımızı eğitmeye devam edeceğiz.”