Neden binlerce kişi o kadar sıkı korunan, güya “halkın” ama halk için bir o kadar da “ulaşılmaz” Kongre'nin kapısına dayandı.

Başına gelecekleri göze almış olmalılar.

Bütün emperyalist Batı ülkelerinde halk sindirilmiştir.

Amerikan demokrasisi deyip duruyor bizim “teve yorumcuları”...

Demokrasi mi kaldı.

Hele de ABD halkı için.

Kuruluş döneminden öylesine farklı ki.

Nerede o oy hakkı için atın önüne binlerce kişinin gözleri önünde ölüme atlayan o yürekli kadınlar.

Eğitim sistemleri bile burunlarının ucunu bile görmeyecek biçimde tasarlanmıştır.

Sıralamaya giren ünlü üniversiteleri aralardan elenip özel seçilen seçkinin de seçkini içindir.

Rüyasını bile bazılarının bazıları görür.

TV BAŞINDA YAPAY ZEKASIZ

Bırakın eğitimi vatandaşının yediğini içtiğini bile, ödediği vergiye göre ayarlayan bir düzen.

O da yetmez; alttakilerin alttakini de ayrıştırır. 

Renk sırası. 

Gir hizaya!

Siyah... kahverengi...sarı...tarikatçı... alt beyaz... orta beyaz...

Aman değmesin. 

Mahalleler, sokaklar, yollar, marketler, hastanelere kadar her şey ayrı.

Ama herkes tüketim nesnesi. 

Alkol.

Uyuşturucu.

Cinsellik.

Cinsiyetsizlik.

Televizyon önünde, bilgisayar oyunu başında yapay zekasız!

TAKKE DÜŞTÜ

Şimdiye kadar mazlum ülkelerin, bizim... başkaldırı geleneği diri, değiştirici iradeleri kaplarına sığmayan milletlerin alınterlerinden, Mehmetçiklerinin kanlarından bir parmak balı işte bu kendi güdülen kitlesine dağıtıyordu. “Cesaret hapı” uyuşturucuyu verip bizim üzerimize öyle salıyordu. Altlarına “yayla gibi” “benzin harcamayan, yutan” bir Amerikan arabası verip ucuz yakıtını da deposuna doldurup bastırıyordu gaza! 

Lüküs hayat!

Sanıyordu.

Dünya değişti.

Değiştirdik.

En son Afganistan.

Sudan.

Irak.

Aslanlar gibi Türkiye.

Ergenekon. Silivri duvarları.

1516 Temmuz.

Karabağ.

Takke düştü.

ABD saltanatı doların saltanatına bağlı.

Doların saltanatı S400'ün esintisinden bile sallandı.

Batı Asya kapısında tekmeyi yedi. 

Bu Kovid19 küresel salgını işte bu örtüyü kaldırdı, altından gerçekler gün yüzüne çıktı.

Amerikan halkının kaybedeceği bir canı kalmıştı. 

Bir Kovid19 testi yaptırmak kaç yüz dolar biliyor musunuz?

Salgının başladığının ikinci üçüncü haftasında ne yaptı ABD yönetimi?

Gıda için bir halk ayaklanması olursa... Beyaz Sarayı basarsa... güvenlik nasıl sağlanacak tatbikatı planı çekmeceden çıkarıldı, güncellendi.

Silahlanmaya kısıtlama getirilmek istendi. Silah tekellerini aşmak Mars'ta inşaata başlamaktan zor.

2008 krizinden bu yana ABD toparlanmaya çalışıyor.

DİZ KEMİĞE DAYANDI

Eskiden de siyahlar öldürülürdü. Hem de çok daha acımasız. Çok daha göz önünde. Haber bile olmazdı.

Ama artık diz kemiğe dayandı.

Trump bir umuttu.

Hâlâ 74 milyon oy alıyor. Biden'la arasında yedi milyon var. İstihdam dedi, vergi, sağlık sistemi... Büyük Amerika. “Ne işimiz var Ortadoğu'da”

Dört yılda 25 bin tivit attı diye dalga geçiliyor. Günde 1520 tivitini burada biz de okuduk. Sıradan ABD'li başkanın attığı tivitin altına fikrini yazdı. Ona değdi. Bu bile özel onun için.

SESSİZ BEYAZ ORTA SINIF UYANDI

Sessiz beyaz orta sınıf uyandı. 

2008 krizi onu da sarsmıştı. Haksız savaşlar. Eve dönen hastalıklı oğullar, kızlar, eşler. Ne işimiz var oralarda tepkileri. Göçmenler. Ucuz işgücü ve işsizlik.

Üzerine sağlık krizi.

Trump çok kötü yönetti.

Umut umutsuzluğa dönüştü.

Taleplere yanıt verilemedi.

Berkeley, Kalifornia Üniversitesi ekonomi profesörü Gérard Roland “Amerika'da iç savaştan bu yana yaşanan en büyük siyasi sistem krizi” diyor. Bu ortak görüş. 

ABD'nin ilk yerleşimcilerinin doğayla mücadelesi, kendine güveni, zorlukları ve başarıları dayanışmacı ve paylaşmacı kültürü çok gerilerde kaldı. 

Evsizler, her gün gıda yardımı alanlar, bir bidon suya muhtaç kalanlar, işsizlik ücreti alanlar katlanarak artıyor. Milyonlarca artıyor. Nüfusun yarısına yaklaşıyor. Sokaklarda insanlar ölüyor, mezarlıklarda yer sıkıntısı başladı. 

İşte Meclis'i basmayı göze alanlar onlar.

Kaybedecekleri bir tek canları kalanlar.

Bir kez daha dikkatinizi çekiyorum. Bu özeldir. ABD halkı bizim gibi değildir. Biz hâlâ canlı, dinamik, değiştirici, kurucu 200 yıllık devrimci geleneğimizi sürdürüyoruz.

KİM İÇİN DEMOKRASİ

Bizim buradaki Biden tayfası yorumcuları “çapulcu” diyor. Üstelik hepsi “Gezi'ciydi”.

Vurulan kadın hava kuvvetlerinden emekli.

“Demokraside utanç verici gece yaşamışız”! 

Kim için demokrasi?

Basanlar için olmadığı kesin.

“Burası bizim evimiz” diyorlar. Meclis'le aynı sözcük. Bir zamanlar aynı anlama gelirdi.

Onlar gözünü açanlar. Sessiz çoğunluk. Ülkenin ilk kurucu geleneğini ta derinlerde barındıranlar.

Daha diptekiler ya da siyahlar doğal olarak arkadan gelecektir.

Doğru, Trump çağrı yaptı.

Ama Trump'ın yaptırım gücü geldiği zamanki gibi değil. O zaman çözüm umudu vardı.

Anımsayın, Trump seçimden hemen sonra da çağrı yapmıştı. Birkaç eyalette 60 kişiyi geçmedi. Bu kez sonuçtan kendisi de ürktü.

İçlerinde Biden'a oy verenlerin de olduğu saptanıyor.

“Namludan bir iç savaşa bakıyoruz” deniyor.

BİDEN ÇÖZÜM OLABİLİR Mİ

AB de telaşlandı.

Artık “proje başkanlar” dönemi bitti. 

Gerçek çözüm isteniyor.

Fransa ne kadar dayanır. Kapısı çalınıyor.

Vitrinler işe yaramıyor. Obama geldiğinde Kars'ta kurbanlar kesilmişti.

Hem ABD'nin hem de dünyanın mazlum milletlerinin canına okudu.

Peki, Biden çözüm olabilir mi?

Bize önerdiği tasarım da buydu. Şakşakçı tayfalar alkışlıyor. Biden o müthiş konuşmasında demiş ki, başkanlar kral değildir! Oldu! Demokrasi getirecekmiş. Hem kendi halkına hem bize.

İnsaf!

Arkasındaki sopa bu kez beyzbol sopası bile değil.

Fena! Çok fena!

Gelsin sözde demokrasi kılıcını kuşanıp bu kez sopayı bizim bu bölgeden yiyecek.

Fena! Hem de çok fena!

Artık hiçbir şey eskisi gibi değil. Eskisi gibi de olamaz!

Aslanlar gibi başında nöbet tuttuğumuz serhaddimiz var.

Şule Perinçek

Aydınlık