Yazarlar
30 Mart 2020 ( 15 izlenme )
Reklamlar

Yeni Bir Dünyanın Kapısı Aralanırken

Liberalizmin minimum etkili eleman olarak değerlendirdiği devlet baba, artık en etkili eleman olarak hayata dönüyor.

Yeni Bir Dünyanın Kapısı Aralanırken
Gözdenur Mercan 
Gözdenur Mercan

31 Aralık 2019'dan tarihinde Dünya COVİD-19 salgınıyla sarsıldı. Yalnızca üç aylık bir sürede toplam ölüm sayısının 10 bini geçtiği ve Avrupa'dan Asya'ya tüm dünyayı saran bir salgınla karşı karşıya kaldık. Virüs ise dünya çapında önlem alınmadıkça yayıldı. 10 Mart gecesi Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca'nın basın açıklamasıyla Türkiye'de de alınan önlemlere rağmen ilk vaka duyuruldu. Aynı zamanda toplumu telaşa sürüklememek adına tek vakanın salgın anlamına gelmediğini ve karantinadaki bir hastanın toplumu tehlikeye atmayacağını aynı açıklamada aktardı. Bakanlık önlemleri açıklayıp çalışmalara başladı.

Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, pandeminin 3 yolla bitmesinin mümkün olduğunu anlattı. Ceyhan, şunları söyledi: "Ya insanların önemli bir kısmı bağışık hale gelecek ve virüs artık yayılamayacak ya da aşı bulunacak ve aşı ile insanlar bağışık hale getirilecek. Üçüncü olarak virüs mutasyona uğrayacak ve insandan insana bulaş özelliğini kaybedecek. Pandemi ancak bu üç yoldan biriyle bitecek."

Bilim şüphesiz bu sınavı da kolayca verecek ancak toplumun bilimden farklı sınavları var: Ortak hareket kabiliyeti, bilime ve gerçeklere güven, toplum faydasını gözetme ve daha pek çoğu...

Toplumsal felaketlerde karşımıza çıkan belli tipler vardır. Karşılaşılan sorunu çözmeye en ufak bir faydaları dokunmadığı gibi bir yandan da çözümün bulunmasını yavaşlatır hatta bazen çözüme engel oluştururlar. Çünkü toplumda yarattıkları panik havası ve yalan rüzgarı ile toplumu böler ve toplumun kafasını karıştırır. Dolayısıyla toplum çıkarının ya da çözümün değil; sorunun yanında dururlar, bundan rahatsızlık duymazlar. Rahatsızlık duymama sebepleri, bulundukları yerin farkında olmamaları ya da bilinçli bir tercihle karşı cephede bulunmalarıdır. Bu tipler kendilerini her gündeme uyarladıkları gibi virüs gündemine de uyarlayarak güncellediler. Bunlar; karamsarlar, komple teorisi üretenler, virüsü hafife alanlar, alternatif ilaç mümessilleri ve son olarak gökte uçan kuşa muhalefet edebilen muhalifler. Gazetecilerden, Youtube kanallarına, fenomenlerden, komşularımıza herkesin bir anda virüs uzmanı kesildiği bir Türkiye ile karşı karşıya kaldık.

PANİK, YALAN VİRÜSÜ ve AŞISI

Sosyal medyada bir yanlış bilgi furyası başladı. Haberleri gören herkes ya hasta sayısını büyütüyordu ya da reçete yazıyordu. İkisini de yapmayanlar ise kaynağı olmayan bilgileri yaydılar. Maalesef bu furyaya TV ekranlarında doktorlar da, gazeteler de ortak oldu. Örneğin Prof. Dr. Canan Karatay COVİD-19'a karşı kelle paça tüketerek önlem almayı önerip, grip hastalarında ölüm oranları ile COVİD-19'un oranlarını karşılaştırıyordu. Sonucu ölüme varan, bulaşıcı bir hastalığa önerilen yine alternatif tıp oldu ve bu haber elbette ulusal basında yer buldu. Kimisi bunu şok açıklama olarak kaydetti kimi gazeteler hemen benimseyip kelle paça tarifleri verdi.

Alanı dışında bilgi veren uzmanlar, bir noktadan sonra halkı yanlış yönlendirmeye başladılar. Örneğin genetik alanında uzman Doç. Dr. Oytun Erbaş tuzlu su ile virüsü yok edebileceğimizi söylerken1 Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan virüsü tuzlu suyun öldürmeyeceğini açıkladı.2

İnsanın en temel ihtiyacı hayatta kalmaktır. Hayatın devamlılığı var oldukça insan diğer kaygılarını dile getirebilir. Dolayısıyla bu temel kaygıyı harekete geçiren her bir düşünce toplum içinde büyük yankılar uyandırması normaldir. Zaten anormallik bu noktada değil. Paylaşım ve beğeni uğruna, gündeme gelmek uğruna dillendirilen yanlışlarda..

Televizyon kanallarında her akşam gerçekleşen tartışmaların gündemi, haliyle, koronavirüs oldu. Dolayısıyla kanıtlanmamış sözde tedavi ve koruma yöntemleri meydana çıktı. Ancak Sağlık Bakanlığı yani bu konudaki yetkili ve güvenilecek tek kurum, tedbirleri net bir şekilde ve defalarca dile getirmişti.

Sosyal medya ise yeri geldiğinde bir cadı kazanı olma işlevini sürdürdü. Çağımızın en büyük örgütlenme araçlarından olan sosyal medya kullanım amacına göre yalanı ya da gerçeği örgütleyebiliyor. Ne yazık ki, korona gibi önemli bir meselede ise yalan örgütleniyor. Bakanlığın açıklaması olmadan telaş yaratmak için sahte instagram hikayeleri paylaşan hesaplar sosyal medyada yer buldu. Bakanlığın açıklamalarını yalanlayanlar da vardı. Bunlar ise yalnızca telaşa ve kafa karışıklığına yol açtı. Türkiye'de de yalan virüsüne karşı en önemli tedavi kaynaksız bilgiye itimat etmemektir. Rehberimiz yalnızca ve yalnızca Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulu olmalıdır. Bilime itibar etmeli ve safsataya geçit vermemeliyiz.

VİRÜS SALGINI VE MUHALEFETÇİLİK SALGINI

COVİD-19'un dünyanın tamamının ortak sorunu olduğu, herkesin aynı oranda tehlikede olduğu su götürmez bir gerçek. Ancak bu gerçeği muhalefetle görmezden gelmek en çok karşılaştığımız şey. İlk başta "Hükümet para almak için koronavirüs var, diyor" diyen sözlerin hepsini hayat çürüttü. Dr. Fahrettin Koca sayıyı devamlı olarak güncelledi, halkı bilgilendirdi ve ısrarla tedbirler üzerinde durdu. Yine de kör muhalefet atağa geçti ve öylesine bir körlükten bahsediyoruz ki muhalefet etikleri şeyin hükümet değil, koronavirüse karşı yürütülen mücadele olduğunu fark etmediler bile. Hatta çözüm üreten ve eksikleri gösteren bir muhalefetten de bahsetmiyoruz burada. Yalnızca bozgunculuk yapan ve telaş oluşturan bir muhalefet bahsettiğimiz. Örneğin Enver Aysever "Sağlık bakanına güvenen mi dersiniz... Süreç başarılı yönetiliyor diyen mi ararsınız... Ah benim güzel ülkem... İyi uykular sana."3 diyerek süreci kendince eleştirmişti. Ancak bu eleştirinin kime ne faydası var diye sorduğumuzda cevapsız kalıyordu. Gerçeklere karşı muhalefet olma hissi, "Bakın, haklı çıktım” ve "Ben biliyorum" cümleleri, başarısızlık adına pusuda bekleyenler için sırayla haksız çıktı.

Topluma devamlı olarak kalabalıkta bulunmaması gerektiğini telkin eden Sağlık Bakanlığı'nın uyarıları kapsamında pavyonların, barların ve meyhanelerin faaliyeti durdurulduğunda Can Dündar da "Bana nereleri kapattığını söyle, sana asıl niyetini söyleyeyim." demişti.4 Halbuki biraz daha beklese Diyanet, Cuma namazını toplu kılınmaması için de açıklama yapacaktı.

KAMUCULUK KAZANIYOR, TÜM KARA PARÇALARINDA

Çin'de dört gündür ülke içi kaynaklı koronavirüs vakasına rastlanmıyor. Virüsü yenmek imkansız değil, insanın ve devletin müdahalesi ile mümkün! Virüs gerçekten de tedbirden daha büyük değil!

Ancak fark ettiğimiz tek gerçek de bu değil.

Dünya Sağlık Örgütü, virüsün merkezinin Çin'den Avrupa'ya kaydığını kaydetti. Avrupa'da virüsün bulaşmadığı tek bir ülke dahi kalmadı. "Rüyalar Ülkesi" olarak lanse edilen ABD, elinden dünya liderliğini kaçırdı, hızlı hareket edemedi. Batı halkını koruyamadı çünkü liberalizm özelleştirmelerle, sermaye hükümdarlığı ile kurduğu sistem ile devletleri çökertti. Devletin ekonomiden çekilmesi, her şeyin piyasaya terk edilmesi, sermayedarların tüm toplumsal yaşama egemen olmalarıyla mali, ekonomik ve medyatik gücü elinde bulunduran bir avuç azınlığın devletleri ve dünyayı yönetmesi gibi bir durum ortaya çıkmıştı. Ancak Avrupa şimdi devlete sarılmış durumda, devletse kamucu önlemler ile kendini ayakta tutuyor. Devletçi-kamucu düzenin şafağı yaklaşıyor. Pek çok ülkede sokağa çıkma yasağı uygulanıyor, Almanya'da merkezî hükümet güçlendiriliyor, Fransa OHAL ilan ediyor, Türkiye'de ise özel ve vakıf hastaneleri pandemi hastanesi haline getiriliyor. Dünya Sağlık Örgütü "Şu anda güçlü kamu sağlığı önlemlerini hayata geçirmezsek, bu hareket kısıtlama ve sokağa çıkma yasakları kaldırıldığında hastalığın yeniden zıplaması tehlikesi var" diyerek yine kamucu önlemlere ve politikalara yönelmenin tek çare olduğunu gösteriyor. Bir yandan dünya gözünü Çin'e çeviriyor, ABD'nin tahtı da sallanıyor. Çin ise bu süreci dünyanın yeni keşfetmiş olduğu adımlarla atlattı.

Virüs aynı virüsken Çin nasıl oldu da kısa sürede bu başarıyı elde etti? Çin Başkonsolosu Cui Wei Aydınlık'a verdiği demeçte "en kapsamlı, en katı ve en tamamlayıcı" önlemleri derhal uygulamaya başladığını ve ülke çapında bütün güçleri, tamamen örgütlü olarak seferber edildiğini dile getirdi. "2019 Aralık ayında Wuhan’da, görülmemiş türde zatürre hastaları görüldü. 30 Aralık tarihinde Merkezi Hükümet acil durum mekanizmasını hayata geçirdi. Virüsün gen dizisi belirlendi ve salgına karşı müdahale başladı. Ocak ortalarında, geniş çapta önlem ve kontrol çalışmaları başladı.  23 Ocak günü, Wuhan karantina altına alındı. Şubat ayının ortalarında ise, enfekte olmuş kişileri tedavi etmek amacıyla 40 bin yataklı lokal hastaneler inşa edildi ve diğer eyaletlerden gelen 40 bin sağlık çalışanı da bu hastanelerde görev almaya başladı.10 Mart sonrasında da, kurulan bütün kabin hastaneler görevini tamamladığı için kapatıldı ve burada görev alan diğer şehir ve bölgelerden gelen sağlık çalışanları da evlerine gönderildi. Tüm bu süreçte, aldığımız önlemleri, edindiğimiz bilimsel araştırma sonuçlarını ve edindiğimiz tüm deneyimi, anında DSÖ ile paylaştık ve DSÖ de diğer ülkelere sürekli olarak bildirdi ve rehberlik etti." diyerek aynı demeçte bu sürecin nasıl ilerletildiğini aktardı. Gördüğümüz en büyük etken halkın ve devletin örgütlenmesi... Bunun için merkezi kuvvetli devletler yakıcı bir ihtiyaç haline dönüşüyor. Liberalizmin minimum etkili eleman olarak değerlendirdiği devlet baba, artık en etkili eleman olarak hayata dönüyor.5 Son yıllardır sürekli söylüyoruz, "Emperyalist kapitalist sistem gücünü yitiriyor" diye. İşte bu salgınla birlikte buna en canlı, kanlı haliyle şahitlik ediyoruz. Salgının ardından ne Türkiye ne de Dünya eskisi gibi olacak. Toplumların kültürel ve sosyal pek çok konuda yapısının değişeceği de aşikar. Yeni bir dünyanın kapısının aralandığı döneme resmen girmiş bulunuyoruz.

Bizlerin vatandaşlar olarak üstüne düşen bazı görevler de var. Zor günlerden geçiyoruz. Bu dönemde yapmamız gerekenler ise başta Sağlık bakanlığı olmak üzere devletimizin tüm uyarılarını dikkate almak, asılsız iddialara boyun eğmemek ve en önemlisi Bilim Kurulu'nu rehber edinmek. Bu günleri hep beraber atlatacağız.

Gözdenur Mercan

TGB Konya İl Başkan Yardımcısı

TGB Konya Akıl Fikir Kulübü Başkanı

 

DİPNOT:

1- https://www.youtube.com/watch?v=EvtocCfnZ6w

2- https://www.haberler.com/prof-dr-mehmet-ceyhan-dan-doc-dr-oytun-erbas-13024783-haberi

3- https://twitter.com/enveraysevera/status/1238413972220641280

4- https://twitter.com/candundaradasi/status/1239353646506262532

5- https://www.aydinlik.com.tr/haber/cin-baskonsolosu-aydinlik-a-konustu-cin-in-sirri-orgutlu-seferberlik-203432-1

tgb.gen.tr

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

İstanbulluların metrobüs çilesi devam ediyor! Zincirlikuyu metrobüs durağında insan seli AK Parti'de kafalar karışık! Açılım hevesi MHP'den dönecek Maaş hesabı değişiyor! Emekliye eşit zam Yılmaz Özdil, Davutoğlu’nun G=(SV+PV)x(SZxSPxSİ) formülünü yazdı