Anasayfa
06 Kasım 2019 ( 6 izlenme )

Yavuz Alogan’ın Hong Konglu dostları

Biraz gecikmiş bir yazı bizimkisi. Sayın Yavuz Alogan polemik yapacağımız “Merkezin Sağı ve Solu” makalesini ta 21 Eylül’de yazdı. Yazıyı okurken “yok daha neler bunu da mı yazmış” diye şaşırsak da kendimizde cevap yetiştirecek mecali bulamamıştık. Fakat sonraki yazılarında da benzer nüveleri görünce Alogan’ın Troçkist bile diyemeyeceğimiz liberal-anarşist ve düpedüz apolitik fikirleriyle ilgili bir şeyler yazma ihtiyacı hissettik.

Alogan’ın ilgili makalesini sözcük kalabalığından arındırdığınızda iki temel önermeyle karşılaşıyorsunuz:

1 – Dünyada ABD, Rusya ve Çin gibi kapitalist-emperyalist ülkelerin bir savaşı var.

2 – Bunlara karşı direnen ve yakında dünyayı ele geçirecek sağlıklı bir kitle hareketi geliyor.

'CESUR DÜNYANIN İLK TEMSİLCİLERİ HONG KONGLULAR'

Alogan yazısının sonunda Hong Kong’da Çin’e karşı “özgürlük” isteyerek sağı solu yakıp yıkanları “benimsedikleri ideoloji ve taşıdıkları bayrak her ne olursa olsun doğmakta olan yeni cesur dünyanın ilk temsilcileri” olarak tanımlayarak övgüye boğmaktadır.

Yavuz Alogan Marksisttir. Ya da en azından kendisini öyle tanımlamaktadır. İyi ama bir Marksist herhangi bir toplumsal olayı “benimsedikleri ideoloji ve taşıdıkları bayrak her ne olursa olsun” doğru bulabilir mi? Önemli olan ne olursa olsun “eylem” midir?

Mesela Hong Kong’da Çin’e karşı özgürlük isteyen Alogan’ın deyişiyle “cesur dünyanın ilk temsilcileri” ellerinde ABD bayrakları ile eylem yapıyorlar. Cadılar Bayramı kutluyorlar, “Yaşasın Amerika” diye bağırıyorlar. “Gönüllüler” eylemcilere ABD bayrağı dağıtıyorlar. Eylemciler Hong Kong’da Çin değil, ABD egemenliğini tercih ediyorlar. Kendileri gibi düşünmeyen Hong Konglulara ise saldırıyorlar, ulu orta linç ediyorlar.

Alogan bu eylemde bir Marksist olarak doğru olan ne buldu merak içindeyiz. Amerikancı bir eylem, sadece “eylem” olduğu için bir Marksistin gözünde haklı ve meşru olabilir mi? “Ortamda biraz hareket olsun, keyfimiz yerine gelsin, mis” diye özetleyebileceğimiz tutum, bir Marksistin değil, olsa olsa apolitik bir anarşistin görüşleri olabilir. Alogan belli ki bu görüşte.

BAŞ DÜŞMAN NEDİR?

Alogan’ın bir dünya ve Türkiye tahlili yoktur. Emperyalizm nedir bilmemekte, kendisini ve siyasetlerini emperyalizme göre konumlandırmamaktadır. Dünyaya Türkiye’den, insanlık cephesinden ve gerçeklik zemininden bakmadığı için de ABD emperyalizmi ile Çin ve Rusya’yı bir tutmaktadır. Bu üç ülkeyi eşitlemek, ABD’yi ve onun onlarca yıllık saldırganlığını, yıkıcılığını perdelemek dışında bir anlam ifade etmiyor.

Marksist olmak, tarihin devrimlerle (kırılmalarla) ilerlediği yönündeki tarihsel materyalist anlayışı kılavuz edinmektir. Marksist siyaset ise, önündeki mücadeleleri “sıraya koymayı” gerektirir. Tabi, sırtınızda yumurta küfesi varsa bunu yaparsanız, yoksa “her şeye ve herkese, her zaman ve her zeminde” karşı olabilirsiniz. Bu anarşizm sizi ne kadar Marksist yapar, o ayrı.

Örneğin Mustafa Kemal, Yavuz Alogan gibi olsaydı, “İngiltere, Fransa, İtalya, Rusya, topunuza birden savaş açıyorum, hepiniz emperyalistsiniz” derdi. Ama o Rusya, İtalya ve Fransa’yı sırayla devre dışı bırakarak, onlarla anlaşmalar yaparak hatta Rusya ile ittifak kurarak bütün gücünü “baş düşman” olan İngiltere’ye ve onun piyonu olan Yunanistan’a karşı birleştirdi. ABD, Çin ve Rusya’yı eş tutan Alogan’ın bir “baş düşmanı” var mıdır acaba? Baş düşman Türkiye’ye ve insanlığa karşı somut düşmanlıklarıyla ABD midir, yoksa “bütün kapitalistler” gibi soyut ve sabun gibi bir “şey” midir? Nedir öncelik?

1 – Türkiye’den baktığınızda ABD güncel bir Milli Güvenlik tehdididir. Türkiye ile savaşmaktadır. Çin ve Rusya ise değildir. Hatta Türkiye’nin ABD’ye karşı direnişinde cephe gerisindeki beynelmilel müttefikleridir.

2 – Emperyalizme karşı savaşan Suriye’den baktığınızda, ABD düşmandır. Çin ve Rusya ise müttefiktir.

3 – ABD-NATO tehdidi altında olan ezilen ve gelişmekte olan ülkeler düzleminden baktığınızda, Çin ve Rusya onlar için tehdit değil, müttefiktir.

Peki, Alogan bu düzlemlerden bakmıyorsa, hangi düzlemden bakıyor? Avrupa solculuğunun bize dayattığı “otoriterliğe karşı demokrasi” düzleminden mi? Galiba öyle, yoksa Çin ve Rusya’yı düşman ilan edip Hong Kong ve Moskova göstericilerine “taşıdıkları bayraklara bakmaksızın” (Yani açık söyle(ye)mese de ABD bayrağı taşısalar bile) sahip çıkmanın başka bir açıklamasını biz yapamıyoruz.

'EYLEM HER ŞEYDİR'

Alogan’ın, “eylem her şeydir” yaklaşımının doğal sonucu olarak, örneğin PKK/YPG’ye sahip çıkması gerekir. Öyle ya “benimsedikleri ideoloji ve taşıdıkları bayrak her ne olursa olsun” hareket halindeler. Ve Batılı liderlerin ve yazarçizer takımının iddia ettiği üzere “otoriter, barbar ve soykırımcı” Erdoğan Türkiyesine karşı ABD bayrakları ve silahlarıyla savaş yürütüyorlar. Omuzlarında kimin bayrağı, ellerinde kimin silahının olduğunun pek bir önemi yok nasıl olsa.

Alogan’ın, gazetelerine, TV’lerine, bankalarına, şirketlerine kayyum atandığı zaman haldır huldur “direnişe” geçen FETÖ’cülerle de kurabildiği bir duygudaşlık var mıdır acaba? Acaba onlar da “doğmakta olan yeni cesur dünyanın” habercileri miydi?

15 Temmuz Darbecileri de pekâlâ Alogan’ın sempatik eylemcilerinden olabilir. Öyle ya onlar da “Yurtta Sulh” için ve “otokrasiyle yönetilen” Türkiye’de yeniden demokrasiyi tesis etmek “içün” eyleme geçmişlerdi.

Hong Kong’un Çin karşıtı protestocularıyla arkadaş olabilen birisi, pekâlâ yukarıdakilerle de aynı zeminde buluşabilir. Ya da daha güncel, Alogan sürekli Ak Parti hükümetine karşı “hareket içinde olan” Süleymancılar ve Furkancılarla da çok güzel anlaşabilir.

Abartıyor muyuz?

Kesinlikle hayır.


Aydınlık

Bunlar da İlginizi Çekebilir