MEHMET PERİNÇEK

Avrupa Birliği’nin (AB) “Stratejik Pusula” başlıklı belgesi, 21 Mart 2022 günü AB Dış İlişkiler Konseyi’nde onaylandı. AB, onayladığı bu stratejik belgeyle Türkiye ve KKTC’nin Doğu Akdeniz’deki haklarını tamamen yok saydığını ilan etmiş oldu.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı ise ertesi gün yaptığı açıklamayla bu stratejik belgeye dair tepkisini dile getirdi.

“AB’nin Stratejik Pusula başlıklı belgesinin dün (21 Mart) AB Dış İlişkiler Konseyi’nde onaylandığını öğrendik.

Belgenin özellikle ülkemize atıfta bulunulan Doğu Akdeniz bölümünün, Türkiye’nin ve Kıbrıs Türklerinin bu denizdeki haklarını yok sayan ve maksimalist deniz yetki alanı iddiaları bulunan iki AB üyesi tarafından AB’ye dikte ettirildiği, bu haliyle uluslararası hukuka, teamüle ve hatta AB’nin kendi müktesebatına aykırı ve gerçeklikten kopuk olduğu görülmektedir. Bu anlayışla doğru yönü göstermekten şaşarak “pusula” olmaktan çıkan belgeyi “stratejik” olarak görebilmek de güçtür. Bu belgenin AB'yi Doğu Akdeniz'de, çözümlerin değil, sorunların parçası yapacağı ve doğru stratejilere taşımayacağı aşikârdır.

Son günlerde yaşanan gelişmeler göz önüne alındığında, belgenin gerçekleri ve doğruları bu şekilde ıskalamış olması ve tam üyelik adayı olan bir NATO Müttefikini bu denli sığ bir bakışla ele alması AB için bir vizyonsuzluk ve talihsizliktir.”

AB MASALININ SONU

“Stratejik Pusula”nın AB’de kabul edilmesi, Türkiye için AB masalının bir kez daha bittiğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Artık AB’ye giriş, asla Türkiye'nin “stratejik hedefi” olamaz. Çünkü Türkiye'nin bağımsız bir ülke olma ve bölge kaynaklarının adil bir şekilde paylaşılmasını sağlama stratejisiyle AB'nin bu stratejik belgesi taban tabana zıt.

Çok açık! Türkiye’nin AB’ye alınıp alınmayacağı ayrı bir konu. Ancak AB kapısında beklerken bile Türkiye’nin KKTC'den ve “Mavi Vatan”dan vazgeçmesi isteniyor. O kapıdan girmeyi bırakalım, önünde beklemek için dahi Türkiye’nin varlığının teminatı olan KKTC ve “Mavi Vatan”ın üstünün çizilmesi gerekiyor. Hatta daha da ötesinde Türkiye’ye “bunu aklından bile geçirme!” mesajı veriliyor.

YUNANİSTAN NATO MÜTTEFİKİ, TÜRKİYE DEĞİL

Diğer taraftan AB'nin stratejik belgesine göre Yunanistan NATO müttefiki ama Türkiye değil. NATO ülkelerinin hemen hemen hepsinin altında imzası var.

Bu noktada Türk Dışişleri’nin şu yanılgısını da düzeltmek lazım. Bu kararı aldıranlar, Yunanistan ve Güney Kıbrıs değil. Hayır! Onların rolü piyon olmanın ötesine geçemez. Bu strateji ABD'ye ve Washington’nun kontrol altında tutmak istediği Avrupa Birliği’nin emperyalist güçlerine ait. Amaç, Doğu Akdeniz'de KKTC'yi gömmek ve Türkiye’yi kıyılarına hapsetmek.

UKRAYNA POLİTİKASININ ÖNEMİ

Bu hedef için de büyük güçler bir araya gelmiş durumda. İşte bu yüzden Türkiye’nin Doğu Akdeniz'de bu tehlikeyi bertaraf edecek uluslararası ittifaklar zincirine ihtiyacı var. Rusya, bu tehdidi dengelemek adına Türkiye’ye lazım.

Bu anlamda Ukrayna politikamız daha da önem kazanıyor. Konu, dönüp dolaşıp hep vurguladığımız noktaya geliyor: Doğu Akdeniz ve Karadeniz tek bir cephe. Rusya'yı Doğu Akdeniz'de yanına alan Ankara, AB'nin “stratejik pusulasını” da çöpe atar. KKTC, uluslararası planda Rusya da dâhil önemli güçlerin resmen tanıdığı bir ülke konumuna ulaşır.

RUSYA, HESABI PEŞİNEN ÖDEDİ

Artık Rusya için hiçbir kural kalmadı. Sözde uluslararası hukukun dışına itildiler. Zaten Rusya, şu an Batı dünyasında "yasadışı". KKTC konusunda bir adım attığı zaman kimse bir şey diyemez ve yapamaz. Zaten Moskova aleyhine yapılacak her şeyi yaptılar ve yapıyorlar. Rusya, şu an Batı’nın dayattığı sistemin dışına çıktı, çıkartıldı. Moskova, artık KKTC konusunda istediği adımı atabilir. Hesabı önden peşin ödemiş durumdalar.

Ankara, artık AB’nin stratejik belgesine bakıp “kim dost, kim düşman?” görmeli. Ve düşmandan gelen tehdidi nasıl ve kimle dengeleyeceğini de planlamalı.

“NE NATO NE AVRASYA”, NATO’YA TESLİMİYET SLOGANI

Tam bu noktada “ne NATO ne Avrasya” sloganının sahiplerine de sormak lazım. Mavi Vatan’ın yanında, Batı’nın dayatmalarının karşısında olduklarını söylüyorlar. Fakat karşı cephede bütün AB ülkeleri var. Arkasında ABD’nin de olduğu kesin. Hepsi, “Stratejik Pusula” başlığı altında Türkiye’yi ve KKTC'yi Doğu Akdeniz’e gömme stratejisinin altına imza atmış.

Bu stratejiyi silah dâhil her araçla hayata geçirmeye de hazırlar. Ne de olsa belgede 5.000 kişilik hızlı askeri müdahale gücünün kurulmasının kararlaştırıldığı açıklanıyor. Dolayısıyla Stratejik Pusula, sadece siyasi olarak değil, Türkiye'yi askeri anlamda da hedefi haline getiriyor. Bir de bunlara Doğu Akdeniz’deki ABD merkezli askeri hareketliliği de eklemeyi unutmayalım.

Peki, “ne NATO ne Avrasya”cılar bu tehdide nasıl karşı duracak? Rusya da dâhil Avrasya’nın gücünü yanına çekmeden Doğu Akdeniz’de direnmek nasıl olacak? “Ne NATO ne Avrasya”nın NATO’ya teslimiyet sloganı olduğu da bu belgeyle ortaya çıktı.

KARARI ANKARA VERECEK

Yunanistan, Doğu Akdeniz’in Ukrayna’sı; Ukrayna da Karadeniz’in Yunanistan’ıdır. İkisinin arkasında da “Stratejik Pusula” vardır. Bu belgenin altına imkânı olsa Zelenskiy Ukrayna’sının da imza atacağı unutulmamalıdır. “Stratejik Pusula” birinde galip gelirse diğerinde de kazanır. Birinde çöpe giderse, diğer cephede de kaybeder.

Hangi seçeneğin ağır basacağını ise Türkiye’nin tavrı belirleyecektir.

‘TÜRKİYE PROVOKASYON YAPIYOR’ İMASI

Stratejik belgenin Türkiye’yle ilgili bölümünde Doğu Akdeniz’deki gerilime Türkiye’nin sebep olduğu öne sürülerek Türkiye’nin AB üye devletlerine yönelik tek taraflı provokasyon yaptığı ima edildi: “AB Üye Devletlerine yönelik provokasyonlar ve tek taraflı eylemler, uluslararası hukuka aykırı egemenlik hakları ihlalleri ve düzensiz göçün araçsallaştırılması nedeniyle Doğu Akdeniz'deki gerilimler devam etmekte ve hızla yükselme potansiyeline sahiptir; iyi komşuluk ilişkileri ilkesi doğrultusunda istikrarlı ve güvenli bir ortamın yanı sıra işbirliğine dayalı ve karşılıklı yarara dayalı bir ilişkinin sağlanması hem AB'nin hem de Türkiye'nin çıkarınadır.”

Vatan Partisi Uluslararası İlişkiler Bürosu, Haziran 2020'de düzenlediği KaradenizAkdeniz Dostluk ve Barış Çalıştayı'nda bölgesel işbirliğini geliştirecek 10 maddelik plan sundu.Aydınlık