Sosyal medya düzenlemesi ticari, hukuki, ahlaki ihtiyaçlardan kaynaklanıyor. Ertelenemeyecek, tahammül edilemeyecek sorunlar yumağı oluştu. Z kuşağı dalkavukluğu yaparak oy avlamayı daha önemli görenler sorunu kavrayamıyor, sorumsuzlukta sınır tanımıyor. Neyse ki Aydınlık’ta dün Z kuşağı yazı dizisi başladı. Okumalarını öneririz.

Uzun uzun konuşmaya, yazmaya değecek pek çok sakatlığı barındırıyor sosyal medya. Bu kez kadının aşağılanması konusuna değineceğiz. Her gün yüzlerce belki binlerce kadın, yalnızca kadın olduğu için aşağılanıyor. Küfür, hakaret ve tehdide maruz kalıyor. Son olarak Sayın Esra Albayrak’a yönelik insanlık dışı bir saldırı gerçekleşti, en ağır biçimde kınıyor, dayanışma duygularımızı iletiyoruz.

Kadınları hedef alan çirkin saldırılara duyarsız kalınmaması, ortak bir tepki geliştirilmesi sevindirici. Biraz samimiyet aramak da hakkımız. Bu toplum bir aydır “senin küfürbazın, dayakçın kötü, benim mahallemdekine ses çıkarma” anlayışıyla uğraşıyor. Haliyle siyasiler temiz olduklarını kanıtlamak için yarışıyor. Saldırıları kınayanların, aynı günün akşamında sosyal medya düzenlemesine akla yatkın bir gerekçe göstermeden hararetle karşı çıkması tam da bu çerçeveye oturuyor. Alkış aramayı bırakalım da biraz sorumluluk alalım. Fena mı olur? İnsan onurunu hiçe sayan sosyal medya davranışlarının cezasız kalmaması için çabalayalım.

ŞİMDİ TAM SIRASI

Kadının aşağılanması başlığının en kolay göz ardı edilebilen alt başlığı ise küfür. Küfürle savaşmayı ne zaman gündeme alsak “Şimdi sırası mı?” diyenler oluyor. O kadar sorunun arasında bununla mı uğraşacağız! Hem burada topu başkasına da atamıyoruz! Galiba kendini değiştirmek korkutucu görünüyor. Oysa değişim kaçınılmazdır. Olumlu yöndeyse insanı güçlendirir.

Küfür konusu bazı çevrelerce de “feminist takıntı” ithamıyla küçümseniyor. Küfrün eril kimliğine dayanıyor olsa gerek. Doğru, küfür erildir. Kaba sözden farklıdır, daha ağırdır. Küfürsüz bir yaşamı teşvik etmek; anneye saygıyı, kadına saygıyı, insana saygıyı hâkim kılmak feministlerin değil hepimizin görevidir.

BİNLERCE BEĞENİ

Sosyal medyada küfrün yaygınlığına iki açıdan yaklaşmalıyız. Birincisi, bu durum gerçek hayatın bir yansıması. İkincisi, sosyal medya ortamı bunu körüklüyor. Başkalarını ezme, üstünlüğünü kanıtlama, başkalarıyla alay etme iklimi baskın iklim haline geldiği için küfürler sağa sola daha kolay savruluyor. Sahte kimlik de kullanıyorsanız önünüzde hiçbir engel yok.

Meşhur bir spor gazetesi vardı, üç harfli. Evet, sözde Atatürkçü bir gazetenin futbol eki. Bir sosyal medya kullanıcısı o gazetenin ismindeki küfrü kullanarak tivit attığında binlerce kişi tarafından beğeniliyor ve paylaşılıyor. Zaman zaman, kadın cinayetlerine tepki için yapılan bir paylaşım bile başka kadınlara tecavüz iması taşıyor.

Google’a küfür yazınca karşınıza ilk olarak şunlar çıkıyor: Duyulmamış küfürler, efsane küfürler, en süper küfürler.

KABULLENMEYELİM

Hayret edilesi değil mi? Değil. Hayatımızın o kadar doğal bir parçası haline geldi ve o kadar normalleşti ki… Bir kafeye gittiniz, hemen yan masanızda kalabalık bir grup oturuyor, başlarından geçen olayı küfür kullanmadan aktaramıyorlar. Birbirlerini uyarmıyorlar, çünkü normalleri bu. Yüksek sesle anlatıyorlar ve ancak küfürler başka bir kadının kulağına ulaştığı an rahatsızlık hissediyorlar. O da belki. Küfrü modernlik zannedenler yok değil. Ya da yolda yürüyorsunuz, telefonla konuşarak önünüzden giden adam belli ki öfkeli ve bağırarak küfrediyor. Katlanmak zorunda kalıyorsunuz. Siz utanıyorsunuz, telefonun diğer ucundakini düşünün. Evdeyseniz aile fertlerinizden ya da akrabalarınızdan biri siyasi yorumunu küfürle çarçabuk donatıyor. İşyerinde veya okulda arkadaşlarınızla sohbet ettiğinizi varsayalım; mutlaka heyecanını, şaşkınlığını, kızgınlığını, sevincini küfürle ifade eden çıkıyor. Uyardığınızda şu cevabı alıyorsunuz: Ne yapalım küfür etmeden rahatlayamıyoruz?

Yalnızca erkekler mi küfrediyor? Hayır. Ağırlıkla öyle olsa da genç kadınlar arasında küfürleşmenin moda olarak geliştiğini gözlemliyorum. Kadınlar için özellikle marjinal, asi ya da güçlü olmanın dışavurumu olarak algılanıyor.

İHTİYACIMIZ YOK

Mutluluğumuzu ifade etmek için küfre ihtiyacımız yok.

Öfkemizi ifade etmek için küfre ihtiyacımız yok.

Hayal kırıklığımızı ifade etmek için küfre ihtiyacımız yok.

Görüşlerimizi ifade etmek için küfre ihtiyacımız yok.

İsyan etmek için küfre ihtiyacımız yok.

Güçlü olmak için küfre ihtiyacımız yok.

Güzel Türkçemiz, duygu ve düşüncelerimizi ifade edebileceğimiz zengin kelime dağarcığına sahiptir. Küfür gücün değil acizliğin göstergesidir. Modernliğin değil medeniyetsizliğin ifadesidir. Kadın bedeninin ve kimliğinin aşağılanmasıdır. Ve küfür, şiddet öğesidir.

Bu kapsamda, KADEM’i “Küfürsüz Hayat Mümkün” kampanyası için kutluyorum.

Bu yazıyı derin tahliller yapma iddiası ile yazmadık. Biraz iç dökmüş olduk. Görüşlerinizi bekliyor, başlangıç olsun istiyoruz. Gelin, çürümeye meydan okuyalım. Vatan Partisi, haziran ayı başında yayınladığı genelge ile sosyal medyanın yoz kültürüne dikkat çekti ve mücadeleye koyuldu. Emekçi ahlakına uygun bir üslup benimsenmesi, nezaket ve terbiyeye özen gösterilmesi çağrısında bulundu. Aklın güzelliği dil, dilin güzelliği söz ile…


Meltem Ayvalı

Aydınlık