Suriye'deki durum, MİT Başkanı Hakan Fidan-Suriye İstihbarat Başkanı Ali Memlük görüşmesi, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun Suriyeli muhalifleri 'meşru' gören açıklaması ve son olarak da önceki gün İdlib'de görevli askerlerimize yönelik saldırıyla gündemde sıcak yer tutuyor. Milli Savunma Bakanlığı önceki gün iki şehidimizi duyurduğu açıklamasında saldırının faillerine değinmedi. Dün ise Piyade Sözleşmeli Er Turgay Abacı'nın şehadetini paylaştığı açıklamada 'terör örgütü mensuplarını' işaret etti.

Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, saldırıyı Ebu Bekir Sıddık'ın Yardımcıları Seriyyesi adlı grubun üstlendiğini duyurdu. Sözkonusu grup daha önce de askerlerimize yönelik bazı saldırıları üstlenmişti. Bölgedeki AFP muhabiri, saldırının İdlib kentiyle Binniş ilçesi arasındaki yolda düzenlendiğini aktardı. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar da önceki gün, saldırının ardından Suriye sınırına giderek burada komutanlarla görüştü.

Güvenlik uzmanları gelişmeleri Aydınlık'a yorumladı. Uzmanlar, Türkiye'nin hem mülteciler hem de güvenlik konusunda esas muhatabının Suriye olduğu konusunda hemfikir. İdlib'deki tıkanmanın aşılması, PKK/PYD bölgelerinde temizliğin başlaması için Türkiye'nin Suriye ve bölge ülkeleriyle ortak hareket etmesi gerektiği belirtiliyor. Uzmanların görüşleri şöyle:

'SURİYE PAKETİ DE OLAN BİR DOSYA PAZARLIĞI YAPILMALI'

  • Uluslararası İlişkiler Uzmanı Hasan Ünal:

Öncelikle şehit olan askerlerimize Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum.

Türkiye’nin bu sorunlarının teker teker ele alınarak çözülmesinin imkânı yok. Örneğin 'İdlib çerçevesinde çözelim. Türkiye olarak bizim istediklerimizi karşı taraf tümüyle kabul etsin' düşüncesi doğru değil. Bütün bu konuların bir dosya pazarlığı şeklinde Rusya ile ele alınması lazım. Bunun içinde de bir Suriye paketi olmalı. Öncelikle, Türkiye artık mevcut Suriye politikasından tümüyle vazgeçip, Suriye’nin egemenliğinin tam olarak tesis edilmesine yönelik bir politika belirlemeli. En kısa zamanda Suriye hükümetiyle ilişkilerini normalleştirmeli ve buna karşılık bu ilişkileri düzeltirken mutlak suretle Suriyelilerin geri gönderilmesine ilişkin bir protokol imzalanmalı. Buna Rusya da garantör ülke olmalı.

'ADANA MUTABAKATI'NI GÜNCELLEYELİM'

İkincisi Adana Mutabakatının güncelleyelim. PYD’yi de kapsayacak şekilde tekrar ele alarak yürürlüğe girdiğine dair yeni bir mutabakata ihtiyacımız var. Üçüncüsü, Türkiye’nin kontrol ettiği Suriye topraklarının Suriye’nin egemenliğine transferinin yapılması sırasında da Suriye devletinin KKTC’yi tanıması lazım. Bunun gibi bir pazarlığa ihtiyacımız var.

Bu dosya pazarlığı içinde Rusya’nın KKTC’yi tanıması da yer alacak. Çünkü Kıbrıs adasında tek devlet oluşması Rusya’nın menfaatlerine aykırı. Çünkü tek devlet olduğu zaman tamamı AB toprağı olmuş oluyor. Hatta dolaylı olarak NATO toprağı olmuş oluyor. NATO’nun, AB’nin genişlemesine karşı bir Rusya’nın kalkıp Kıbrıs’ın tek devlet olmasını istemesi bir anomali. Bunu Rus yetkililer de benim görüşmelerimde kabul ediyorlar. Buna karşılık Türkiye de Kırım'a THY’nin uçmasına izin verir. Kırım'ın Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün parçası olduğu yönündeki açıklamaları terk eder. Şu anda Çavuşoğlu’nun Suriye’nin meşru temsilcisi diyerek açıklama yapması veya Kırım Platformunda Kıbrıs Rum Yönetimi ile aynı masaya oturmasıyla bu sorunların çözülmesi mümkün değil. Dışişleri Bakanlığı çok yanlış bir noktada.

'İDLİB'DEKİ GRUPLAR PROVOKASYONA UYGUN'

İdlib’de çok sayıda cihatçı grup var. Bunların çoğunluğunu, neredeyse tamamını Türkiye terörist kabul ediyor. Dünyadaki birçok ülke, BM terörist kabul ediyor ama biz istesek de istemesek de İdlib politikamızdan dolayı bu grupları dolaylı olarak kollamış oluyoruz. Çünkü Suriye ve Rusya kuvvetlerinin bunlara karşı bir operasyon yapmasını engellemiş oluyoruz. Şimdi bu topraklarda ayrıca ne kadar provokatör var, ne kadar gizli servis elemanı var hangi ülkelere hizmet ediyorlar, bunları bilmemiz de mümkün değil. Dolayısıyla bu tip grupların olduğu yerlerde provokasyon eksik olmaz. Yani ben bu çatışmaların hepsini Türkiye ve Rusya’nın uzlaşmasını engellemeye yönelik provokasyon olarak değerlendiriyorum.

(Memlük-Fidan görüşmesi sürecin seyrini değiştirir mi?) Tek başına bu görüşmeler değiştiremez. Konunun Rusya ile bir dosya pazarlığı olarak ele alınması lazım. Zaten bir dosya pazarlığı yapıldığında Türkiye’nin önemli kısımları istihbarat, dışişleri olmak üzere, muhataplarıyla irtibat kurarak birçok teknik ve siyasal arenada çalışmalar yürüteceklerdir.

(PKK/PYD'ye yönelik operasyon nasıl olmalı?) Bence PKK/PYD’ye askeri operasyon bile gerekli olmayabilir. Adana Mutabakatını yenileyen uzlaşmaya varılırsa, Türkiye Suriye’nin toprak bütünlüğüne tam destek verirse, ABD zaten orada tutunamaz. Tıpkı Afganistan’da olduğu gibi oradan da çeker gider. Bakın Amerika, Doğu Akdeniz Doğalgaz Boru Hattı’nın yapılmayacağını, bunun mümkün olmadığını Yunanistan’a da Kıbrıs Rum Yönetimine de açıklamış durumda. Dolayısıyla burada etkinliğinin azaldığı bir dönemde, kuvvet kullanmaya bile gerek yok. Sadece baskı kurmak ve güç oluşturmak Amerika’ya bu mesajı verecektir. Şimdi tam zamanı.

'SURİYE'NİN ÜLKENİN BATISINDA HAKİM OLMADIĞI TEK BÖLGE'

  • Emekli Tuğgeneral, İstinye Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fahri Erenel:

İdlib’de aktör sayısı giderek artıyor. En önemli nedeni de Taliban’ın Kabil'i ele geçirmesinden 10 gün önce Çin’in Şam’a yaptığı ziyaret. Çin, İdlib ve bu bölgede yer alan, özellikle Doğu Türkistan İslam Partisi’ne mensup olduğunu düşündüğü teröristlerin bir şekilde Afganistan’a taşınarak kendisi için risk oluşturacağını geçmişten beri düşünüyordu. Şam rejimiyle yakın bir iş birliğine giderek buradaki teröristleri etkisiz hale getirebilmek için her türlü desteği vereceğini 4 maddelik açıklamada ifade etti.

İDLİB RUSYA'YLA İLİŞKİLERİMİZİ TÖRPÜLÜYOR

Bizim Rusya’yla ilişkilerimiz birçok yerde iyi ancak ilişkilerimizin törpülenmesinin en önemli nedeni İdlib düğümü. Dün Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar da şehitlerimizle ilgili yaptığı açıklamada, ‘Biz mutabakatlara uyuyoruz’ derken esasında Rusya ve ABD’nin uymadığına işaret etti. Şu anda İdlib, gerginliği azaltma bölgesinden ziyade gerginliğin Suriye topraklarında zirve yaptığı bölge haline geldi. Türkiye burayı kırmızı çizgi olarak görüyor çünkü burası açıldığı anda Suriye’de muhalefet kalmayacağını, Suriye’nin eski haline döneceğini düşünüyor.

ESAD İDLİB'İ ALIRSA FIRAT'IN DOĞUSUNA BAKACAK

İdlib Fırat’ın batısında Suriye’nin kontrol edemediği tek yer olarak kaldı. Dolayısıyla İdlib kontrol altına alınırsa Suriye’nin batısında Esad rejimi kontrolü tam anlamıyla sağlamış olacak. O zaman belki Fırat’ın doğusuna daha fazla odaklanabilecek. Sayın Dışişleri Bakanının ifade ettiği gibi Türkiye ile Suriye, PKK konusunda aynı görüşte. Onda kesinlik var zaten. İdlib konusunu Suriye bir an önce çözmek istiyor. Hatta Rusya, Çin ve İran da çözmek istiyor. Suriye’nin toprak bütünlüğü ve buradaki teröristlerin etkisiz hale getirilmesini istiyorlar.

TÜRKİYE'NİN SEÇENEKLERİ AZALIYOR

İdlib konusunun artık çözülme zamanının geldiğini düşünüyorum. Türkiye bu bölgeye yapılacak yeni bir harekatın göçlere neden olacağını defalarca kez deklere etti. Hatta bu bölgeden gelen BM yardım konvoyunun geçtiği kapı son kez 1 yıllığına açıldı, artık bu da kapatılacak. Dolayısıyla Türkiye’nin elindeki seçenekler de azalıyor. Türkiye bu bölgeyi teröristlerden temizleme sözü vermişti. Bu sözün yerine getirilmesini Rusya deklare etti. Anayasa görüşmeleri 2 defa yapıldı ve kesildi. Bundan sonra muhaliflerin Suriye içerisinde veya yeni anayasa içerisinde bulunması pek mümkün görünmüyor. Suriye, bu görüşmelerin de desteklenmemesinden hareketle bölge içerisindeki hakimiyetini artırmaya çalışıyor.

DOĞRUDAN GÖRÜŞMELER BAŞLAMALI

İdlib düğümü çözülmezse Türkiye-Rusya ilişkileri de ileride daha ciddi zararlar görebilir. Türkiye Suriye ile, aynen Mısır’da olduğu gibi doğrudan doğruya Dışişleri Bakanları düzeyinde daha etkin biçimde görüşmeli. Seçimden sonra Çin ve Rusya ziyaret etti. Bu ne demektir? BM Güvenlik Konseyi’nin 2 üyesi varlığını kabul ediyor. Arap Birliği’nin geçenlerde Türkiye aleyhinde yaptığı açıklama doğrudan Mısır’ın etkisiyle yapılmıştır. Türkiye-Mısır ilişkilerinin gelişmesinin Suriye ve İdlib üzerinden olacağını düşünüyorum. Evet birçok faktör ve ama Mısır-Suriye ilişkilerinin tarihini bildiğimiz için Mısır bu konuda daha etkili olacaktır.”

'YPG'YE ODAKLANMAK İÇİN ÖNCE DİĞER ADIMLAR ATILMALI'

  • Eski Genelkurmay İstihbarat Başkanı Emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin:

Yapılması gereken Suriye’yle, İran’la ve Rusya’yla görüşmek. Görüşerek bazı bölgeleri kontrol altına almak. Mesela İdlib konusunda en önemli konu, bir şekilde operasyonla oradaki teröristlerin silahlı grupların boşaltılmasıdır. Türkiye ile Rusya arasında oradaki sorun şu, Türkiye için Rusya’yla yapılan protokole göre teröristlerle diğerlerinin ayrılması gerekiyor. Türkiye o konuda hassas davranıyor. Çünkü bu bölgede bir çatışma çıkarsa 2.5-3 milyona yakın bir göç bekleniyor. Türkiye’yi asıl korkutan konu o. Diğer taraftan tabi İdlib’in dışında da mutlaka çözüm için görüşmemiz gerekiyor. İdlib’in dışında da Tel Tamir var. Orası bizim kontrolümüzde değil. Münbiç var, Tel Rıfat var. Bu bölgelerde teröristler var. Dolayısıyla Türkiye’nin bu işi bitirebilmesi için mutlaka Suriye ve Rusya’yla görüşmesi gerekiyor. Bu işin başlangıcı görüşmek.

(Çavuşoğlu'nun Türkiye, Lübnan, Ürdün ve Irak mülteciler konusunda inisiyatif başlattı açıklaması) Tek başına inisiyatifin bir anlamı yok ki. Suriye’yi de işin içine katmanız lazım. Sonuçta bu insanlar Suriye’ye gidecekler. Suriye’yi dışarı bırakarak bir çözüm yok. Mesela Rusya şu anda YPG ile Suriye hükümetinin anlaşması konusunda çalışıyor. Ayrı bir devlet olmasın, özerklik olmasın, birlikte hareket etsinler diye. Yani çok değişik çalışmalar var. Yer hazırlanması lazım. Çatışmaların bitmesi lazım. Bana göre Suriye’deki mülteciler gibi konuların bitmesi gerekiyor ki YPG’ye odaklansınlar.

(Hakan Fidan ve Ali Memlük görüşmesi süreci çevirebilir mi) Çevirebilir tabi. Bu görüşme mültecileri de içine alabilir. İdlib konusunda da tehlikeli adımlar başladı Afganistan dolayısıyla. Oradan Afganistan’a gitme ya da Afganistan’dan bu bölgeye gelme noktasında. Onları görüşecekler. Bölgede artan terörist varlığı var son zamanlarda, o konu görüşülür büyük ihtimalle. Oraya huzur gelecek, mülteciler yerlerine gidecek. Terörle ilgili konular ortadan kaldırılacak. Bütün bunlara öncelik edebilir görüşme. İstihbarat başkanlarının görüşmesi diplomasiye ya da devlet başkanına önemli kazanç sağlayabilir. Biz diyoruz ya devamlı Suriye’nin bütünlüğü diye. Suriye’nin bütünlüğü için birtakım terör örgütlerini, YPG’nin şunun bunun faaliyetlerinin önlenmesi gerekiyor. İdlib’deki olayların önlenmesi gerekiyor. Yine oradakilerin ülkeye yönelik göç hareketlerini engellemek gerekiyor.

'MUHATAP KİMSE ONUNLA İRTİBAT KURULMALI'

  • Gaziantep Üniversitesi Öğretim Üyesi Ali Fuat Gökçe:

Dışişleri Bakanı Sn. Mevlüt Çavuşoğlu’nun Suriye’deki muhaliflerle yaptığı görüşme sonrası İdlib’de bu saldırılar arttı. İdlib’deki Türk Mehmetçiğine karşı yapılan bu saldırıların, Suriye resmi hükümeti yardımcısı kuvvetleri ve İran tarafından yapıldığını düşünüyorum ben. Türkiye’nin muhaliflere vermiş olduğu desteğe karşılık... Bunun dışında Rusya’nın da HTŞ'yi bombaladığını düşünüyoruz. Suriye’deki güçler de Türk ordusuna, Türk askerine bir saldırı gerçekleştiriyor. Burada bir güç gösterisi var. Türkiye’nin almış olduğu tutuma karşılık askeri alanda böyle bir karşılık veriyorlar.

(Buradaki saldırılar nasıl önlenebilir?) Bununla ilgili de iki seçenek var. Ya daha fazla asker kullanacaksınız. Daha fazla asker kullanarak oradaki saldırıları bertaraf edeceksiniz. Ya da oradaki resmi muhataplarla görüşerek buradaki saldırıları önleyebilirsiniz. Burada bu iki seçenekten bir tanesi yapılması lazım diye değerlendiriyorum ben. Aksi takdirde saldırılar devam edebilir.

(İdlib Mutabakatı tıkandı. Çözüm için Rusya ve bölge ülkeleriyle bir inisiyatif sağlanabilir mi) Türkiye, kendi sınırlarının güvenliğini istiyorsa mutlaka ve mutlaka oradaki resmi yetkililerle diyalog içerisinde olmalıdır. Suriye’de Rusya’yla niye görüşelim? Amerika’yla niye görüşelim? Suriye’de Suriye hükümetiyle. İran’da İran hükümetiyle, Irak’ta Irak hükümetiyle görüşülür. Şimdi bu İdlib Mutabakatının taraflarının varmış olduğu anlaşmaların uygulanması lazım.

LAVROV: HEDEFE UZAĞIZ’

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, geçen gün yaptığı açıklamada İdlib'de Suriyeli muhaliflerle 'teröristleri' ayırma çalışmalarının, "hedeflenenden çok uzak" olduğunu söylemişti. Lavrov, “Türk meslektaşlarımız, Erdoğan ve Putin'in onayladığı iki sene önce yapılan anlaşmanın uygulanmasını tamamlamalıdır. Bu durum BM'nin 2254 nolu kararında açıkça belirtildi. Bu anlaşma şartları normal, muhalif vatandaşlarla, Heyet Tahrir el Şam grubu teröristlerinin birbirlerinden ayrılmasını içeriyor. İşlemler başladı ancak, yapılması gereken daha çok şey var." ifadelerini kullanmıştı.

Aydınlık