Amerikan emperyalizminin sesi durumundaki yayın organlarından Foreign Policy, NATO'da Türkiye'ye karşı cephe kurulması çağrısı yaptı. Ankara'nın İsveç'ten teröristlerin iadesini istemesini bile 'şantaj' olarak gören FP, Fransa ve Yunanistan haricindeki diğer Avrupa ülkelerine "Harekete geçin" diyor. SuriyeIrak'ta PKK devleti kurulmasını isteyen, Fetullahçı Terör Örgütü'ne de küresel ölçekte kol kanat geren NeoConSiyonist lobi, bir yandan "Türkiye NATO'dan atılmalı" kampanyası yürütürken aynı zamanda Ankara'ya karşı geniş bir cephe oluşturmak istiyor. 

Türkiye'nin İsveç'ten teröristlerin teslimini istemesini 'şantaj' olarak tanımlayan Foreign Policy dergisi, NATO içerisinde cepheleşme çağrısı yaptı. "Türkiye'nin şantajına karşı NATO dimdik durmalı" başlıklı bir makale yayınlayan FP, Ankara merkezli hiçbir güvenlik endişesinin tanınmaması gerektiğini ilan etti. 

Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin haklarına 'yasadışı' diyen dergi, Libya ile imzalanan enerji anlaşmalarını 'saldırganlık' olarak yorumlarken aynı zamanda Azerbaycan'ın kendi topraklarını 30 yıl aradan sonra kurtarmasına verilen desteği de eleştirdi. 

Stimson Center bünyesinde 'Büyük Amerikan Programı' araştırmacısı James Slebens ile Uluslararası Stratejik Araştırmalar Merkezi (CSIS) çalışanı Mathleu Droln tarafından kaleme alınan zehir zemberek makale, Washington'da Türkiye'ye karşı bakışın şeklini göstermesi bakımından oldukça önemli. 

Türkiye'nin onay vermemesi halinde İsveç ve Finlandiya'nın temmuz ayındaki NATO zirvesine katılayacağını belirten ve Ankara'ya karşı hemen harekete geçilmesi çağrılarının yapıldığı yazıda şu ifadeler kullanıldı:

"NATO üyelerinin müttefikler arasındaki ayrışmanın derinleşmesini önlemek için sessiz kalması artık anlamsız. NATO liderliğinin ve ülkelerinin İttifak içinde yıkıcı ve zorlayıcı davranışları nedeniyle Türkiye'yi ciddi şekilde meşgul etme zamanı geldi. NATO içerisinde Türkiye'ye karşı birleşik bir cephe kurmak için kilit Avrupa başkentlerine biraz cesaret yeterli olacaktır.

(...)

Türkiye, Suriye kuzeyi ile Irak kuzeyindeki Kürt gruplara karşı tek taraflı davranmaya devam ediyor. Ankara, PKK ve onunla tarihsel ve ideolojik bağları olan YPG ile YPJ'ye dair meşrû güvenlik kaygıları taşısa da, bu grup, IŞİD/DEAŞ'a karşı mücadele için küresel koalisyon tarafından desteklenen yegane oluşum durumunda. Türkiye'nin PKK/YPG'ye karşı (yazıda 'Kürt savaşçılar' deniliyor) operasyonları dramatik güvenlik sonuçları doğurabilir. 

BEDEL ÖDEMEDEN ŞANTAJ YAPTI

Erdoğan ile Rusya lideri Putin arasında yakın bir ilişkin var ve Erdoğan, şartların sağlanması halinde Suriye lideri Beşşar Esed'le bile görüşeceğini söyledi. Tüm bu sorunlara rağmen Türkiye'nin eylemlerini sorgulamak NATO içinde bir tabu olmaya devam ediyor. 

(...)

Türkiye'nin NATO müttefiklerine kendi çıkarına olmasa bile neredeyse hiçbir bedel ödemeden şantaj yapma veya tehdit etme konusunda uzun bir geçmişi var. İttifak'ın yeni savunma politikasına onay için NATO, Müttefik Kara Komutanlığı'nın İzmir'de kurulmasını kabul etti. Bunu elde eden Ankara, daha sonra PYD/YPG'nin terör örgütü listesine alınmasını istemekle başarısız bir girişimde bulundu. Ankara'nın aşırı taleplerine boyun eğmek, Türkiye'nin geniş kapsamlı terörizm tanımına hizmet ediyor. 

ANKARA GERİ ADIM ATMIYOR 

NATO şimdiye dek birden fazla havuç teklif etmenin Türkiye'yi sopasından vazgeçmeye teşvik edeceğine dair hatalı bir beklentiyle hareket etti. Ankara ise sopasını sımsıkı tutarak kendisine sunulan tüm havuçları yemekten oldukça memnun. Kendi müzakere tarzlarına ne kadar yabancı olsa da, diğer NATO üyeleri mevcut açmazın gerçekliğini kabul etmeli ve Türkiye'nin gayrimeşrû ve aşırı taleplerini geri püskürtmeli.

Gerçek şu ki, yalnızca ABD hükümeti sorunlu davranışı konusunda Türkiye'ye baskı yaptığında diğer müttefikler onaylayarak başlarını sallamaya cesaret edebiliyor. Bu, 2020 sonularında o zamanki ABD'nin tutumuydu. ABD Başkanı Joe Biden ve mevcut NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Avrupalı liderlerden Türkiye'ye karşı mümkün olan en büyük birleşik cepheyi oluşturmak için mücadeleye katılmalarını istemelidir. 

İNGİLTERE, İTALYA, İSPANYA, ALMANYA... 

Fransa ve Yunanistan hariç diğer üyeler Türkiye'ye meydan okumak yerine onu yatıştırmaya çalışmayı tercih ediyor. Ancak birkaç NATO üyesinin Ankara üzerinde gerçekten etkili olduğunu hatırlamak önemlidir. İngiltere son yıllarda Türkiye ile bağlarını derinleştirmiştir. İtalya ile Türkiye'nin Libya'daki çıkarları örtüşmektedir ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile İtalya Başbakanı Giorgia Meloni arasında iyi bir atmosfer var. 

İspanya, Türkiye ile savunma ve endüstride yakın ilişkiye sahiptir. Almanya'nın ise Türkiye ile önemli ticari ve toplumsal bağları var. Bu başkentler arasında (Türkiye'ye karşı) eşgüdümlü bir eylem sonuç verebilir. Amaç Türkiye'ye ne kazanacağını değil ne kaybedeceğini göstermek olmalıdır. Teşvikler ve tavizler bir başlangıç noktası olarak değil, bir ödül olarak gelmelidir."