Kamuoyunun gerçek yüzünü yakından tanıdığı Şebnem Korur Fincancı'nın TTB'ye başkan olması yaygın bir tepkiye yol açtı. Fincancı, FETÖ'nün Ergenekon kumpasında müdahil olması nedeniyle de dikkat çekmişti. Bu nedenle Fincanc'ya kumpas mağdurları da sert tepki gösterdi. Oysa ki Fincancı'nın temsil ettiği bu zihniyet ve kadro 30 yıldır TTB'yi işgal etmiş durumdadır. "Etkin Demokratik TTB" adıyla TTB'yi ele geçiren bu grup, on yıllardır bölücülük, etnikçilik, mikro milliyetçilik yapmaktadır.

Bu vesileyle 27 Eylül 2009'da paylaştığım "Türk Tabipleri Birliği'nde Kimler At Oynatıyor? başlıklı yazımı hatırlatma gereği duydum. Bu yazının üzerinden 11 yıl geçtikten sonra Fincancı'nın TTB'ye başkan olması hiç şaşırtıcı değildir.

TTB (Türk Tabipler Birliği) Merkez Konseyi Başkanı Dr. Gençay Gürsoy ile aynı Konsey’de yer alan  Dr. İlhan Diken ve Dr. Necdet İpekyüz (2006-2008) Paris Kürt Enstitüsü öncülüğünde “Türkiye’de Kürt Sorununa Barışçıl Çözüm Çağrısı” başlıklı bildirgeye ilk imza verenlerden. International Herald TribuneLe MondeNew York Times gibi gazetelerde tam sayfa ilân olarak yayımlanan bu ibretlik bildirgede bakın neler söylenmekte:

“Bizler komşularımız ve kardeşlerimizle aynı haklara sâhip olmak isteriz… Bugün bâzı yetersizliklerine rağmen, Irak Kürdistanı Yönetimi dinî ve kültürel azınlıklara haklarını tanımakla Ortadoğu’da çeşitli kültür miraslarının bir arada, barış içinde, kardeşlik ve eşitlik içinde yaşayabileceklerini kanıtlamaktadır”.

Gençay Gürsoy’un başkanı olduğu TTB Merkez Konseyi’nde yer alan hekimler gibi küresel işbirlikçi misyon görevi üstlenenlerin dillerinin altındaki bakla bu, Kuzey Irak Kürdistan Yönetimi Anayasası’na, “çıkarılacak yasalar şeriata aykırı olamaz” diye hükümler koyuyor, erkekler için şeriatın tanıdığı haklar doğrultusunda çok eşli evlenmelerin yolu açılıyor. Beyefendilerin özledikleri rejim bu işte, BOP çerçevesinde Kürdistan projesinin hayata geçirilmesiyle Türkiye Cumhuriyeti tıpkı Yugoslavya gibi, Irak gibi un ufak edilecek. Irak’ın işgâlle parçalanma sürecinde bir milyonu aşkın Iraklı’nın öldürülmesi, milyonlarca Iraklı’nın sakat bırakılması, yerinden yurdundan sürülmesi, Irak’ın yerle yeksan olması hiç önemli değil beyefendilerin çifte standartlı demokrasi anlayışlarına göre…

Paris Kürt Enstitüsü öncülüğünde hazırlanan bu bildirgede daha neler neler söylüyorlar. “Kürt halkının yaşadığı insanlık dramının sonlanması için İrlanda, Bask, Katalan ve Kosova sorunlarının çözümünde deneyim kazanmış Sayın Tony BlairMartti AhtisaariFelipe Gonzales ve Bernard Kouchner gibi devlet adamlarının arabulucu olarak görevlendirilmesini istiyoruz”. “ … Kürt sorunu artık sâdece bir Türkiye sorunu değil, bir Ortadoğu, bir Avrupa, bir insanlık sorunudur”.
http://www.institutkurde.org/activites_culturelles/appels/imza/

***

Yine Paris Kürt Enstitüsü öncülüğünde başta International Herald Tribune ve Le Monde olmak üzere ABD ve  Avrupa kamuoyuna otonom bir Kürt devleti kurulmasını ve Abdullah Öcalan da dâhil PKK sanık ve tutuklularına genel af çıkarılmasını talep eden “Türkiye’de Kürtler ne istiyor?” başlıklı metne hem de hekim örgütü kimliklerini kullanarak imza atan Selim ÖlçerNecdet İpekyüzİlhan DikenMahmut Ortakaya gibi Gençay Gürsoy’un başkanı olduğu TTB Merkez Konseyi ve Yüksek Onur Kurulu üyelerinin imza vermesini de bu bağlamda değerlendirmek gerekiyor.
http://www.institutkurde.org/activites_culturelles/appels/what_do_the_kurds_want_in_turkey/

İmzacıları arasında INTERPOL kırmızı bültenleriyle aranan terör örgütü mensuplarının bulunduğu böylesi bildirgelere TTB Merkez Konseyi üyelerinin imza atması TTB’de at oynatanlar hakkında oldukça net bir fikir vermektedir.

http://www.mfa.gov.tr/no-84—22-mayis-2008_-basinda-ulkemize-iliskin-yanli-ve-gercekdisi-ifadeler-hk_.tr.mfa

***

Gençay Gürsoy’un yakın çalışma arkadaşı, İstanbul Tabip Odası (İTO) Başkanı iken İTO Genel SekreteriTTB Merkez Konseyi Başkanı iken de TTB Yüksek Onur Kurulu Üyesi olan, şimdi de TTB’nin kardeş örgütü Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Başkanı olan Şebnem Korur Fincancı, 1 Haziran 2005’te düzenlenen Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonunu (ATİK) onur konuğu olarak ATİK’in 18. Kongresi’ne katıldı. ATİK Haber Merkezi’nin 5.4.2005 tarihli haberinde Şebnem Korur Fincancı’nın kitleyi heyecanlandıran ve düşündüren süreci sorgulatan ve mücadele şevki veren konuşması ile mücadeleye renk kattığı müjdelendi.

PKK yöneticisi TTB yönetimine girdi

Gençay Gürsoy’un TTB bünyesinde yakın çalışma arkadaşı Şebnem Korur Fincancı’nın onur konuğu olarak mücadele şevki kattığı ATİK 18. Kongresi Sonuç Bildirgesi şöyle:

1915 Ermeni Soykırımını Lânetliyoruz. Ermeni Halkının Acısını Paylaşıyoruz!

24 Nisan 1915 Ermeni Ulusunun ve Müslüman olmayan diğer halkların soykırıma uğratılma tarihidir. Bu soykırımla sadece bir ulusun/halkın önemli bir bölümü yok edilmedi. Aynı zamanda bu halkların yaşadıkları topraklarda yarattıkları tarihsel uygarlık düzeyi ve zengin bir kültür hazinesi yok edildi. 24 Nisan ayağa dikilmenin bütün ezilenlerin acılarını bilince çıkarmanın, anıları sınıf kinine dönüştürmenin de tarihidir… 24 Nisan 2005 soykırımın 90. yılıdır… Bilinmelidir ki emperyalist efendiler ve onların uşağı faşist TC de bu mes’eleye kendi ekonomik, toplumsal, tarihsel çıkarı açısından bakacaktır. Her yıl olduğu gibi bu yıl da 1915’de hunharca katledilen, anayurtlarından sürgün edilen milyonlarca Ermeni/Süryani/Rum-Helen halklarının acısı yine burjuva politik çıkar yaklaşımlarına âlet edilecektir.

… Türk hâkim sınıflarının Kürt ulusal sorununa yaklaşımı neyse, Ermeni soykırımı mes’elesine de yaklaşımı aynıdır

Biz, ATİK olarak, 24 Nisan 1915’de yaşanan Ermeni/Süryani/Rum-Helen halklarına karşı yapılan soykırımı lânetliyoruz.

-1915 Jenosidini Kınıyoruz

-Kahrolsun Türk Şovenizmi ve Irkçılığı

-Kahrolsun Faşist TC Devleti

-Yaşasın Halkların Kardeşliği

Yine, Gençay Gürsoy’un yakın çalışma arkadaşı Şebnem Korur Fincancı “Militarizme ve Şovenizme Karşı Aydınlar Bildirgesi’nin” de imzacıları arasında başı çekmişti. Bu bildirgede “Halklarımızın ufkunda kara bulutlar dolaşıyor. Bunun sorumlusu devlettir. Devlet, savaş politikasında ısrar ediyor; Kürt halkının üstüne silâhlı operasyonlarla gitmeyi sürdürüyor. Mardin’de 12 yaşındaki çocuğu infaz ediyor; Van’da, Diyarbakır’da halka ateş açıyor; sivilleri öldürüyor, yaralıyor. Devlet, militarizmi körüklüyor; Tunceli’de sivil ve silâhsız insanları havadan ve karadan bombalıyor; Ankara’nın göbeğinde kelepçelediği ve ayağından yaraladığı genci kurşuna dizerek naklen infaz gerçekleştiriyor. (Burada Adalet Bakanlığı önünde canlı bomba olarak eyleme kalkışan kişi kastediliyor). Devlet, şovenizmi kışkırtıyor; Kürt halkını “sözde vatandaş” olarak anıyor; Devlet anadilde eğitimi savunduğu için Eğitim-Sen’i tasfiye etmekle tehdit ediyor. Devlet, topluma resmî ideolojiyi dayatıyor; 1915 Ermeni tehcirinin gerçek boyutlarını kabûl etmek bir yana, Türk Tarih Kurumu (TTK) ve Yüksek Öğrenim Kurulu (YÖK) bünyesinde oluşturduğu sözde komisyonlar aracılığıyla gerçekleri çarpıtıyor, ezen ulus milliyetçiliğini yeniden üretiyor. Kaynağı bizzat devletin kendisi olan şiddetin sorumluluğunu başka adreslerde aramak, aydının vicdanıyla da, bilimsel gerçekçi kimliğiyle de bağdaşmaz” deniyordu. http://www.kizilbayrak.org/2005/sikb.05.29/sayfa_20.html 

Evet, görüldüğü gibi şiddetin sorumlusu PKKDHKPC gibi eli kanlı terör örgütleri ve canlı bomba eylemcileri değil, yalnızca Devlet’ti bu kerâmeti kendinden menkul postmodern küresel işbirlikçi aydınlara göre…

***

Birinci Dünya Savaşı’nda 1.5 milyon Ermeni’yi soykırıma uğrattığımıza dâir iftira kampanyalarıyla ABD ve AB’nin Türkiye’yi parçalama amaçlı “Büyük Ermenistan” projesine payandalık yaparak “özür dileme seferberliği” başlatan sözde aydın, yerli işbirlikçilerin başını çekenler arasında  Kürt sorununa(!) arabuluculuk için kollarını sıvayan Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Gencay Gürsoy’un da olmasını bu bağlamda değerlendirmek gerekiyor. http://www.ozurdiliyoruz.com/

***

Türk Tabipleri Birliği (TTB)Aktütün Karakolu’nun teröristlerce basılmasından hemen sonra 5 Ekim 2008 tarihinde “yitirdiklerimizin yakınlarına, hepimize başsağlığı, yaralılarımıza âcil şifa diliyoruz” başlıklı bir basın açıklaması yapmıştı. Bu açıklamanın arkasından çeşitli platformlarda, açıklamada söz edilen “yitirdiklerimiz” kavramının hem şehit olan askerlerimizi, hem de ölen teröristleri kapsıyormuş gibi anlaşılabileceği belirtilerek, herhâlde TTB’nin kastının bu olmadığı ve bu duruma açıklık getirmesinin yerinde olacağı vurgulandı. Ancak, TTB bu konuda herhangi bir açıklama yapmaksızın sessiz kalmayı tercih etti. 25 Ekim 2008′de Ankara’da toplanan TTB Genel Yönetim Kurulu toplantısında konu hakkında açıklama yapan TTB Genel Sekreteri, baskında ölenler arasında asker veya terörist olup olmadıklarına göre bir ayırım yapmadıklarını tekrar vurguladı. Son olarak Ankara Tabip Odasının Yönetim Kurulu toplantısına çeşitli konularla ilgili görüşmek üzere katılan TTB Genel Sekreteri’ne, Aktütün karakol baskınında ölen teröristlerle, baskında şehit olan askerlerimiz arasında herhangi bir fark görüp görmedikleri açıkça soruldu. Genel Sekreter’in yaptığı uzun açıklamalar sonuç olarak, baskında ölenler arasında bir fark görmediklerini ifâde ediyordu.
http://www.keremdoksat.com/2008/12/16/ha-terorist-ha-mehmetcik-hatta-bir-de-ozur-dileme-kepazeligi/

TTB Merkez Konseyi üyelerinin ve Genel Sekreteri Eriş Bilaloğlu’nun karakol basan PKK’lı kaatillerle şehit olan askerlerimizi bir tutan açıklamaları da TTB’de at oynatanlar hakkında oldukça net bir fikir vermektedir.

***

Örnekleri uzatabiliriz. Genelkurmay Başkanlığı’nın, Gençay Gürsoy’un başını çektiği “aydınların” yaptıkları eylemlerle terörü destekliyor açıklamasına cevap veren Gençay Gürsoy, “o değerlendirmeyi kendisine iâde ediyoruz. Bizi bağlamaz” demişti. Kim haklı kim haksız âyan beyan ortada değil mi?

TTB Merkez Konseyi’nde, Yüksek Onur Kurulu’nda yer alan hekimlerin bu türden bildirgelere imza atması, böylesi eylemlerin içinde yer alması ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bütünlüğünü hedef alan organizasyonlarda onur konuğu olması hiç de şaşırtıcı değildir. Üstendikleri küresel işbirliği misyonuna uygun olan doğal tutumlarıdır. Bu misyonun temeli Üniter Türkiye Cumhuriyeti’nin emperyalizmin güdümünde  Irak ve Yugoslavya’da olduğu gibi parçalanması ve bölünmesidirBunun adı devrimcilik, solculuk, ilericilik olamaz. Bu olsa olsa emperyalizme maşalık yapma misyonu olan küresel işbirlikçi postmodern neoliberal sapmadır.

Anlaşılması güç olan, hekimlerimizin hâlâ böylesi bir anlayış ve kadronun TTB’de at oynatmasına neden hâlâ seyirci kalmasıdır.

Dr. Ali Rıza Üçer

***

Gençay Gürsoy ve Etkin Demokratik(!) TTB Kadrosu:

Dr. Gençay Gürsoy (Başkan) 1939 Oltu doğumlu. 1963 İstanbul Tıp Fakültesi mezunu. Nöroloji Anabilim Dalı öğretim üyesi, Profesör. Üniversite Asistanları Sendikası ŞûbeBbaşkanlığı ve Tüm Üniversite Asistanları Derneği Başkanlığı, 1990-1994 TTB Yüksek Onur Kurulu Üyesi, İstanbul Tabip Odası 1979-1981 dönemi Genel Sekreteri ve 2002-2006 dönem Başkanı. 2006-2008 ve 2008-2010 Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı.

Dr. Şebnem Korur Fincancı 2006-2008 TTB Merkez Konseyi Yüksek Onur Kurulu Üyesi, 1959 İstanbul doğumlu. 1983 Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunu. İstanbul Tıp Fakültesi Adlî Tıp Anabilim Dalı Başkanı. Profesör. İstanbul Tabip Odası 2000-2002, 2004-2006 Onur Kurulu üyesi. 2002-2004 Genel Sekreteri.

Dr. Selim Ölçer 2008-2010 TTB Merkez Konseyi Yüksek Onur Kurulu Üyesi, 1948 Silvan doğumlu. 1972 Ankara Tıp Fakültesi mezunu. KBB uzmanı, serbest hekim. 1986-1990 Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi, 1990-1995 TTB Merkez Konseyi Başkanı, 1996-1998 ve 2006-2008 Yüksek Onur Kurulu Üyesi.

Dr. Necdet İpekyüz 2006-2008 TTB MK Üyesi, 1964 Bismil doğumlu. 1988 Akdeniz Tıp Fakültesi mezunu. Diyarbakır Göğüs Hastalıkları Hastanesi Âcil Servisi, pratisyen hekim. 1994-1997 ve 2000-2001 Diyarbakır-Mardin-Batman-Şırnak Tabip Odası Genel Sekreteri, 1997-1998 ve 2001-2004 Diyarbakır Tabip Odası Başkanı.

Dr. İlhan Diken 2008-2010 TTB Merkez Konseyi Üyesi, 1960 Diyarbakır doğumlu. 1986 Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı. Diyarbakır Tabip Odası İnsan Hakları Komisyonu, İşçi Sağlığı Komisyonu, Pratisyen Hekimlik Komisyonu üyeliği. Diyarbakır Tabip Odası Başkanlığı, Yönetim Kurulu Üyeliği ve Genel Sekreterliği. TTB MYK Üyeliği.

Dr. Eriş Bilaloğlu TTB Merkez Konseyi Genel Sekreteri 2008-2010. 1962 Ankara doğumlu. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu (1986). 1990-1994 Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya ihtisası. Dr. Sami Ulus Çocuk Hastânesi’nde Biyokimya laboratuarında uzman olarak çalışıyor. 1989 Ankara Tabip Odası ve Türk Tabipleri Birliği Pratisyen Hekim Komisyonu kurucusu. 1990-1992 TTB Merkez Konseyi üyesi. 1996-2002 TTB Merkez Konseyi Genel Sekreteri. 2002-2006 TTB Merkez Konseyi Üyesi.

Dr. Mahmut Ortakaya 2002-2006 TTB Yüksek Onur Kurulu Üyesi. 1938 Siverek doğumlu. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Göğüs Hastalıkları ihtisası yaptı. 1990-1994 Diyarbakır Tabip Odası Başkanı. 1994-2002 TTB Yüksek Onur Kurulu üyesi. 1984-2004 Diyarbakır Tabip Odası TTB Büyük Kongre Delegesi. Diyarbakır 1 Nolu Verem Savaş Dispanseri Baştabibi.

Kaynak: Türk Tabipler Birliği’nde Kimler At Oynatıyor?