Deniz Bilici-Tevfik Kadan

Liberya bayraklı M/V Mozart adlı çoğunluğu Türk mürettebatlı gemi, Batı Afrika kıyılarındaki Gine Körfezi’nde korsan saldırısına uğradı. Türk kaptan Mustafa Kaya idaresindeki 222 metre boyundaki M/V Mozart, Nijerya’nın Lagos limanından aldığı konteynerleri Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Cape Town limanına götürüyordu. Bu sırada korsanların saldırısına uğrayan geminin 19 kişilik mürettabatından 2. Mühendis olan Azerbaycanlı vatandaş saldırıda hayatını kaybetti.

Türk denizcilik firması Boden Denizcilik tarafından işletilen, armatörü ise İngiliz olan konteyner gemisine uzun namlulu silahlarla çıkan deniz haydutları, geminin idaresini ele geçirdikten sonra rotasını değiştirdi. Korsanlar, 19 personelden 15 personeli yanlarına rehin alarak gemiyi terk etti. Arbede esnasında Azerbaycan uyruklu 1 personel öldürüldü. Korsanların Nijerya açıklarında bıraktıkları geminin seyri için yaralanan 4’üncü kaptan ve iki makineciyi bırakarak uzaklaştıkları öğrenildi. Gemi, 3 personelle Gabon'un Port-Gentil Limanı'na demirledi. Ağır silahlarla karadan bu kadar uzakta hareket edebilen deniz haydutlarının kendilerini bekleyen bir ana gemiyi kullandığı tahmininin üzerinde duruluyor.

Türkiye, Nijerya açıklarında deniz haydutlarının saldırısına uğrayan Türk gemisinden kaçırılan mürettebatın kurtarılması için bölgedeki tüm büyükelçilikleri kanalıyla seferber oldu.

BODEN DENİZCİLİK’TEN AÇIKLAMA

Boden Denizcilik de Türk mürettebatı olan konteyner gemisine ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Bugün Gine Körfezi'nde silah zoruyla kaçırılan M/V MOZART gemisinin sahibi ve işletmecileri mürettebatlarından bir kişinin öldürüldüğü ve diğerlerinin kaçırıldığını üzülerek teyit ettiler. Şirket yetkilileri mürettebatın ailelerine en içten baş sağlığı dileklerini ve desteklerini açıklarken konu ile ilgili tüm yetkililerle birlikte bu sorunu en kısa sürede ve en güvenli şekilde çözmeye çalıştıklarını bildirdiler.”

Açıklamada, mürettebatın güvenliği için daha fazla açıklama yapmaktan kaçınılacağı, tüm ekibin güvende olabilmesi için bu konuya hassasiyetle yaklaşılmasının önemli olduğu belirtildi.

Twitter'da paylaşılan ve geminin 4'üncü Kaptanı Furkan Yaren'e ait olduğu belirtilen ses kaydında da "Kör bir şekilde seyir yapıyorum. Tüm kabloları sökmüşler, hiçbir şey çalışmıyor, sadece radar çalışıyor. Rota verdiler, verdikleri rotada götürüyorum gemiyi" ifadesi yer aldı.

BAKANLIKLAR DEVREDE

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Gine Körfezi'nde korsan saldırısına uğrayan geminin Gabon'un Gentil Limanı'na demirlediği bilgisini vererek "15 denizcimizin salimen Türkiye'ye dönmesi için tüm imkanlarımız seferber edilmektedir" açıklaması yaptı. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da kaçırılan Türk vatandaşlarının kurtarılması için tüm ülkelerle gerekli temasların başlatıldığını belirtti. Çavuşoğlu, vefat eden Azerbaycan vatandaşına ilişkin Azerbaycanlı mevkidaşı Ceyhun Bayramov'la görüştüğünü belirterek, "Cenazemizi de alıp Türkiye üzerinden Azerbaycan'a göndermek için her iki ülkenin dışişleri bakanlıkları, konsolosluk birimleri şu anda çalışıyor" dedi. Çavuşoğlu, Türkiye'nin Gabon nezdindeki Librevil Büyükelçisi Nilüfer Erdem Kaygısız'ın bu sabah ilk uçakla Port Gentil'e ulaştığını ve süreci yakından takip ettiğini belirtti. Çavuşoğlu, geminin sahibi şirketin de gerekli tüm çalışmaları yürüttüğünü, hukukçular, sigorta şirketleri ve gemiye personel sağlayan şirketle de temasta olduklarını aktardı.

HAFTADA İKİ SALDIRI

Boden Denizcilik’in avukatı Deniz hukukçusu Selçuk Esenyel, yaşanan gelişmeleri Aydınlık’a değerlendirdi. Rehin olaylarında fidye pazarlıklarında görüşmeleri sağlayan avukat Esenyel, bölgedeki korsan faaliyetlerine ilişkin bilgi verdi. Sadece Gine Körfezinde, deniz haydutlarının son 10 ayda 130’dan fazla gemiye saldırdığını aktaran Esenyel, şunları söyledi:

“Nijerya, Gabon, Sao Toma üçgeninde meydana gelen olay sayısı 10 ayda 130’dan fazla. Yani yaklaşık haftada 2 defa korsan saldırısı oluyor. Çok ciddi bir rakam bu. Daha önce benzer olayları sıkça duyardık ama Somali Körfezinde olurdu. Hatta filmlere de çok konu olmuştur. Somali Körfezi, Afrika’nın doğu yakası, şimdi bu olaylar batı yakasına Gine Körfezine kaymış durumda. Çok ciddi saldırı var ve saldırı sayısı da her geçen gün artıyor. Aslında çok nadir ölüm olayı gerçekleşir; maalesef bizim gemimizde vefat olayı gerçekleşti.”

KAÇAK PETROL FAALİYETİ

Korsanların ağırlıklı olarak yetiştiği bölgenin Nijerya’nın Bayelsa eyaleti olduğunu belirten Esenyel, şu çarpıcı bilgileri verdi: “Bayelsa’ya aslında eyalet demek de güç. Çok geniş bir orman; Konya’nın şehir sınırlarından daha büyük. Tamamen nehirlerle ve derelerle bölünmüş bir ekvator ormanı. Ağacın içinden ağaç çıkan bir yer. Ben bizzat gördüğüm için söylüyorum. Bir ay kaldım o ormanda. Coğrafi olarak çok zor bir bölge. Bu bölgede kabileler yaşıyor. Bu olayları da kabileler gerçekleştiriyor. Altında yatan sebep tabii fakirlik, yoksulluk... Bunu devletin desteklediği ya da zenginlerin desteklediği teorileri de var. Çünkü aynı bölgede petrol de var ve kaçak petrol çıkartılıyor o ormanın içinden. Orada özellikle gençleri çok küçük yaştan itibaren suça teşvik edip suç dosyalarının kabarık hale gelmesi ve ilerleyen dönemde de orada o kaçak işleri yapmaktan başka bir opsiyonun kalmamasını sağlamak gibi de birtakım teoriler var. Ağırlıklı olarak baktığınızda o bölgenin fakirliğinden, yoksulluğundan kaynaklanıyor. Açlıkla mücadele ediyor, yiyecek ekmeği yok ama bot buluyor, yakıt buluyor, kalaşnikof ve silah bulup gemilere saldırabiliyor. Bu kadar gemiye saldırıyorlar, o kadar fidye topluyorlar, pek nerede bu paralar? Onlara da gitmiyor para. Kaçıranlara da katkısı yok aslında.”

FİDYE PAZARLIĞI

Korsanların 15, en çok 20 yaşında olan çocuk ve gençlerden oluştuğunu kaydeden Esenyel, rehin personeli kurtarmak için işleyen fidye pazarlığı sürecini de şöyle anlattı: “Genelde kaçırma olayından sonra üçüncü veya dördüncü gün ararlar. Uydu telefonu üzerinden bir pazarlık süreci başlar. O fidye pazarlığı bittiğinde de -tabii bunun belli operasyonel şartları var, teslimi vs zorlayıcı noktalar bulunuyor- takas işlemi gerçekleşir. Daha önceki tecrübelerimize dayanarak bu süreç üç hafta kadar devam edecek diyebiliriz. Daha kısa sürmesini umarız ancak denizcilerimizin teslim alınması, alındığı bölgedeki resmi prosedürler gibi işlemlerin ardından denizcilerimiz 3-4 hafta sonra ailelerine kavuşacak diyebiliriz. Şimdi yapmamız gerek gemideki personelimizin sağlık durumlarının iyi olduğundan emin olmak ve resmi makamlarımızın bu konudaki girişimlerini takip etmek.”

SOMALİ’DEN GİNE’YE

Av. Selçuk Esenyel, korsan olaylarının Somali’den Gine Körfezine kayma nedenini de şöyle açıkladı: “Somali Körfezinde güvenlik önlemleri had safhada. Orada bir süreç işlemişti. Devletler tarafından kontrol edilene kadar cereyan etti korsanlık faaliyetleri. Şimdi bölgeye, kısa aralıklarla bir sürü ülkenin savaş gemisi yerleşmiş durumda. ABD’nin savaş gemisi de var o bölgede, havadan vs müdahale edebilmek için… Gine Körfezi ‘yeni trend’ diyeyim. Bu bölge için de bir süreç olacak. Birleşmiş Milletler NATO, ABD’nin bölgeye savaş gemisi göndermesi, tatbikat vs gibi... Ama tabii bu bir süreç, Afrika ülkeleriyle birlikte, devletlerin oturup bir mutabakata varması gerekiyor.

CEM GÜRDENİZ: NATO BAHANE OLARAK KULLANABİLİR

Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, Gine Körfezi'ndeki korsanlığa ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. NATO'nun daha önce Afrika'ya yerleşmek için Somali'deki korsanlık faaliyetlerini desteklediğini hatırlattığımız Amiral Gürdeniz, "Gine Körfezi'ndeki olayın arka planını şu an doğrulayamayız. Fakat 'Great Power Competition' dönemindeyiz. Böyle bir dönemde; yani Güney Çin Denizi, Akdeniz, Hint Okyanusu, Kuzey Atlantik, Arktik gibi sıcak temas alanları varken ve gemi sayısı bu kadar azken; 2008'deki gibi yeni bir işe giremezler. Gemi yok adamlarda, neyi gönderecekler? Bu büyük bir efor. Ama böyle olayların bir excuse (bahane) olarak kullanılabileceğine karşı çıkmam" dedi.

Korsanlığın münferit olaylar olmadığını, arkasında daha büyük bir organizasyon bulunduğunu kaydeden Gürdeniz, şöyle devam etti:

"Bu olayı anlayabilmek için Nijer Delta olayına gitmek lazım. Movement for the Emancipation of the Niger Delta (MEND) örgütüne gitmek lazım. Onların 2006'da niye denize çıktıklarına bakmak lazım. Kaçırdıklarından fidye alıp bu parayla silah temin ediyorlar. Buradaki iç savaşta da tarafların büyük güçlerce kullanılıyor olması mümkün.

“Tabii ‘hadi donanma gönderelim’ demek kolay değil. Somali'de bir yılda 825 kişi kaçırılıyordu, burada yılda 80 kişi kaçırılıyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin gündemine dahi gelmedi konu. Olayın özü şu: Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi bir karar çıkarmadan orada hiçbir ülke donanma gücü bulunduramaz."


Aydınlık