Türk Tabipleri Birliği Başkanlığı'na seçilen Şebnem Korur Fincancı, ilk açıklamasında Ergenekon davasının adli yargılama hakkı ihlal edilerek karartıldığını iddia etti. Fincancı, Abdullah Öcalan’a Özgürlük Platformu’nda yer aldığını kabul etti.
Öcalan’a desteğini doğruladı, mesaiye kumpasla başladı TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı, Ergenekon davasının, içine herkesin konularak ve adli yargılama hakkı ihlal edilerek karartıldığını savundu. PKK lideri Abdullah Öcalan’a Özgürlük Platformu’nda yer aldığını kabul eden Fincancı, kendisine karşı çıkan tabip odası olmadığını, açıklamaları Vatan Partililerin yaptığını ileri sürdü.

TTB Başkanı seçilen Fincancı Independent Türkçe’de hakkındaki iddialara ilişkin açıklamalarda bulundu:

TTB, SARI ÖKÜZÜ VERMEME KARARI ALMIŞ

“Başkan olmak gibi bir planım yoktu. Arkadaşların ısrarıyla geldim, kendimi örgütün başkanı buldum. Niye ben? Adım çıkmış sekize inmez yediye. Ben yerleri bile siliyor olsam saldıracakları belliydi. Arkadaşlarla bunları konuştuk. İnsan hakları sert bir mücadele. Doğrudan devlet uygulamalarını eleştiriyoruz. ‘Sizi zora sokmayım başkan olmayayım' dedim. Onlar da bu kadar saldırı olunca 'O zaman sarı öküzü vermeyiz' dediler. Sarı öküz ben oldum.

KUDDUSİ OKKIR’IN RAPORUNDA KATKIM VAR

“Bugüne kadar işkencelerin aydınlatılması ile ilgili pek çok süreçte emeğim var. Örneğin Ergenekon üzerinden tartışma yürüyor. Ne yazık ki adil yargılama ihlalleriyle dolu bir süreç geçti, benim müdahil olmam dışında. Bunu da hep dile getirdim ben. İnsan hakları mücadelesinde kaybettiğimiz bir insan vardı Kuddusi Okkır. TTB tarafından hazırlanan raporda benim emeğim vardı.

ERGENEKON SÜRECİ KARARTILDI

“(Ergenekon davasına neden müdahil oldu) Bu soruşturmanın ilk günlerinde bulunduğu iddia edilen ve bana yönelik tehdit içeren bilgi etkili oldu. Benim yüzüme yastık kapatıp tecavüz etme hayali kurmuş bir kişi o dosyadan çıktı. Bu bir ölüm tehdidi aynı zamanda. Benim müdahil olmam kaçınılmazdı. Ama sonrasında hemen hızlıca herkesi içine koyarak ve adil yargılama hakkını ihlal ederek süreci baltalamaya yönelik, aydınlatmaya değil karartmaya yönelik bir süreç yaşandı. Orada da hep biz dile getirdik bunun bir karartma olduğunu. Ve çok sevdiğim dostum Ahmet Şık dosyaya müdahil olunca... Benim avukatlarım onun da avukatıdır. Bu da zaten çelişkiyi göstermektedir bu tablodaki.

ÖCALAN’A ÖZGÜRLÜK PLATFORMU SAVUNMASI

“(Öcalan’a yönelik açıklamaya neden destek vermiş) Öcalan’a Özgürlük Platformuna gelince... Çözüm sürecinin olduğu dönemdir. Tartışmalar yürümektedir. Bu arada Öcalan tecrittedir. Kimseyle görüşmemektir. Her seferinde koster bozuktur, her seferinde avukatlar, aile gidememektedir. Ben de özellikle tecrit üzerine etkileri üzerine çalışmıştım cezaevleri sürecinde.1992’de başladı tabutluklarla başladı tecride karşı tutum. Neyi söyleyeceğim tecrit işkencedir diyoruz yıllardır. 2010’lara geldiğimizde tecrit işkence değildir mi diyeceğiz? Bunun kimliğinden bağımsız olması gerekir. Değerlendirme yaparken kimliğine bakmamamız gerekir insanların. Ama Türkiye'de öyle bir algı yok. Onu da oradan tuttular. Her yerden tutulabilir. Önemli olan ilkeli olmaktır. Ben bu konuda ilkeli olduğumu düşünüyorum her aşamasında.”

TABİP ODALARININ TEPKİSİ GERÇEK DEĞİLMİŞ!

Fincancı'nın başkanlığının ardından birçok tabip odasından tepki gelmişti. Son olarak 16 tabip odasının yanısıra bazı hekim grupları ortak bir bildiri yayımlayarak, Fincancı'nın başkanlığına karşı olduklarını duyurmuştu. Bizzat oda yönetimlerinin imza attığı bildiriyi görmezden gelen Fincancı, kendisine sadece küçük grupların karşı çıktığını öne sürdü:

“(Bazı tabip odalarının kendisine karşı açıklamaları) Bunlar gerçeği yansıtmıyor. Şöyle bir bilgi kirliliği var. Artık adını anmak zorundayım Vatan Partililer. Bu arkadaşlar oda seçimlerine girerler. Hep çok az oy alıp kazanamazlar. Oda adına açıklama yapıyormuş gibi görünüyorlar ama aslında oda içerisinde çok küçük bir grup. Aslında açıklamayı yapan onlar ama sanki odanın açıklaması gibi göründü sosyal medyada. Öyle bir şey yok. Kaldı ki TTB bütün hekimlerin haklarını savunmak zorundayız. Ben yaklaşık 10 hesabı Twitter’a bildirdim. Ölüm tehditleri vardı. Twitter, o hesapları askıya aldı onların arasında meslektaşlarım da olabilir. Ama onların da hakkını korumak zorundayız. Biz aslında sağlık hakkını savunuyoruz.”

'ÇEKİLMEYECEĞİM' MESAJI

(Eleştiriler sürerse çekilmeyi düşünür müsünüz?) En başından beri tüm meslektaşlarıma hiç görev almayabilirim, tümüyle ayrılabilirim dedim, rahat olmalarını söyledim. Ama bu iddiaların hiçbiri gerçeği yansıtmıyor, dolayısıyla meslektaşlarım uygun bulmadılar. Ben hazırım oradan yana sıkıntı yok, hep alışığım. Meslektaşlarım da hazır olduklarını birlikte güzel çalışmalar yapacağımızı söylediler.”