'Kobani bahanesiyle 68 Ekim 2014’te düzenlenen eylemlere ilişkin aralarında eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın da olduğu 108 sanık hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianame, Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçlarını Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede aralarında Demirtaş’ın da olduğu 27’si tutuklu, 6’sı hakkında adli kontrol kararı, 75’i hakkında da yakalama kararı bulunan 108 sanık için 38’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi.'

         Ajanslara geçilen haber buydu. Bu hazırlanan iddianameye göre terörist Demirtaş’ın kurtulması mümkün değil… Sırf bu olaylarda 53 kişi yaşamını yitirdi. Binlerce kişi yaralandı. Devlet ve halkın malı yağmalandı, yakıldı, yıkıldı. Halkı sokaklara isyana davet eden terörist Demirtaş’tı. Bu kadar insanın ölümüne sebebiyet veren kişilere 38’er kez ağırlaştırılmış müebbet cezası bile az olur. Kobani olaylarında bu kadar ceza isteniyor. Ya hendekçukur olaylarında üstlendiği rol ne olacak?

         “Hendek kazanların alnından değil, ellerinden öpüyorum”, “Halkımız şanlı direniş gösteriyor”, “Bu gençler hendek kazmayıp ne yapacaklar?” diyen terörist Demirtaş’ın buradaki azmettiriciliği ne kadar ağırlaştırılmış müebbet gerektirir? 793 şehidin bedeli herhâlde daha ağır olmalı, değil mi?

         Toplamda 846 kişinin ölümünde parmağı olanın hesabı da çok ağır olmalıdır. Ama Türkiye’deki kanı beş para etmez muhalefete göre terörist Demirtaş suçsuz ve demokrasi kahramanıdır. Tüm bu olaylara rağmen “Suçu nedir, niçin hapiste tutuyorsunuz?” diyen şerefsiz ve haysiyetsizler de vardır.

         AKPMHP hariç tüm muhalefet terörist Demirtaş’ı kurtarmak için seferberlik başlatmış ve tüm propagandalarını bunun üzerine kurmuşlardır.

         Şimdi Kobani olaylarında terörist Demirtaş hakkında ağırlaştırılmış müebbet isteniyorsa ve böyle bir hapis cezası alırsa muhalefete bir görev düşmektedir. O görev ise terörist Demirtaş’ın o cezasını paylaşmak için Adalet Bakanlığına başvurmaları olacaktır. Kişinin suçunu başkasının çekmesi gibi bir şeyin elbette hukukta yeri yoktur. Bunlar nasıl ki, 846 kişinin azmettirici katili terörist Demirtaş’a masumkahraman muamelesi yaparak sahip çıkıyorlarsa en azından bu konuda da saçmalamış olurlar. Belki de Anayasa’da sırf bunlar için değişiklik yapılır ve dönüşümlü olarak terörist Demirtaş’ın yerine hapis yatarlar.

         Kemal Kılıçdaroğlu, Meral Akşener, Temel Karamollaoğlu, Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu, Ekrem İmamoğlu bu dönüşümde terörist Demirtaş’a en başta destek vermesi gerekenlerdir. Terörist Demirtaş’ın avukatları “Bizim cezamızı biraz bunlar paylaşacak” diye AİHM’ye böyle bir başvuruda bulunabilirler.

         “Selahattin Demirtaş hapiste yattığı günleri şeref madalyası olarak takacak” diyen Kemal Kılıçdaroğlu böyle bir şereften(!) yararlanmak istemez mi?

         Yerel seçimlerden önce terör örgütü PKK’nın yayın organı Özgür Politika üzerinden HDP tabanına “Oyunuzu CHP ve İYİ Parti’ye verin” açıklamasını yapmış olan terörist Demirtaş’ın, Kemal Kılıçdaroğlu ve Meral Akşener’den bu vefayı beklemesi hakkıdır. Meral Akşener hasretle beklediği o terörist Demirtaş ile kahvaltı gününü dönüşümlü ceza yatma günlerinde hapishanede gerçekleştirebilir.

         Terörist Demirtaş’ın alacağı ağırlaştırılmış müebbeti en çok paylaşması gerekenlerden birisi de Kemal Kılıçdaroğlu’dur. Madem HDP’nin oyunu alarak ittifak ortaklığı yapıyor, terörist Demirtaş’ın alacağı cezaya da ortak olmalıdır. Terör örgütü yardım ve yaltakçısı Kemal Kılıçdaroğlu için böyle bir hukukta kişiye özel kanun çıkarılmalıdır.

         Joe Biden’a yalakalığını sürdürmek için ABD’deki yaşanan olaylar üzerinden demokrasi nutukları atan Kemal Kılıçdaroğlu’nun, hendek çukur ve Kobani olaylarındaki 846 kişinin ölümünden sorumlu bir teröristi desteklemesi yüz karalığı ve vatan hainliğidir. Trump ABD’de demokrasiyi hazmedemedi, yandaşlarını eylemlere davet etti ve dört kişinin ölümüne neden oldu, terörist Demirtaş da terör örgütü PKK’nın talimatıyla hendekçukur ve Kobani olaylarında yandaşlarını isyana davet etti ve 846 kişinin ölümüne sebebiyet verdi. Kılıçdaroğlu’nun vicdansız emperyalizm yalakalığı işte böyle bir şeydir. Kendi ülkesinde kan döken, can alanları “şeref madalyası” takarak savunuyor, ABD’ye demokrasi nutukları gönderiyor. Vallahi billahi yazık, bu adam Atatürk’ün kurduğu CHP’de Genel Başkanlık yapıyor.

         İşin en garip tarafı nedir biliyor musunuz? Bu Kemal Kılıçdaroğlu, Joe Biden koltuğuna oturur oturmaz 846 kişinin azmettirici katili terörist Demirtaş’ın serbest bırakılmasını ondan umut edecektir. ABD’deki olaylar için demokrasi nutukları atan Kemal Kılıçdaroğlu kendi önce hendekçukur ve Kobani olaylarında terör örgütüne yaptığı yardım ve yataklığın, suçluyu övmenin hesabını Türk milletine vermelidir.


Yıldıray Çiçek

Türkgün