“İskenderun toprağından kopan ve onun tabii uzantısını oluşturandır Kıbrıs. Akdeniz’in en önemlisi İskenderun ve Lazkiye Körfezi’ni yaratandır Kıbrıs. Anadolu coğrafyası ve insanının doğal parçasıdır Kıbrıs. Muaviye Şam hükümdarı iken, ‘Kıbrıs Rum horozu erken ötüyor ve beni rahatsız ediyor. Kıbrıs zapt oluna ve horozun başı kesile’ diyerek, Kıbrıs’ı elinde tutanın ülkesini daha iyi koruyabileceği ve savunabileceği hakikatine işaret ettiği Kıbrıs. Bereketli Hilal coğrafyasının merkezini oluşturan Suriye’nin yıldızıdır Kıbrıs. Suriye medeniyetleri Kenanlılar, Finikeliler, Aramiler ve Amurlular için tarım, imar ve deniz üssüdür Kıbrıs. Suriye ve Anadolu’da anlatılan halk öykülerinin akis bulduğu yerdir Kıbrıs. Apollo (karanfil gibi veya çocuk yüzlü demektir) ve Defne’nin Harbiye (Hatay) şelalelerinden Asi Nehri’ne buradan Akdeniz’e ve adaya aşk yüzmesi yaptıkları cennet mekânın yeridir Kıbrıs. Zeus’un (Zeyno) altın boynuzlu beyaz tosun boğaya dönüşüp, Suriyeli Prenses Avrupa’yı sırtlayıp götürdüğü, âşıkların saklandığı yurttur Kıbrıs. 22 Eylül 2007’de uzun mesafe dünya yüzme rekortmeni Suriyeli yüzücü Firas Mualla’nın atası Zeus gibi Kıbrıs-Suriye mesafesini perşembe akşamı başlayıp cumartesi sabahı bitirdiği barış kulaçların adıdır Kıbrıs.”

Bu satırları yıllar önce bu köşemden paylaşmıştım.

FAİZ SUCUOĞLU İLE TANIŞMAMIZ

5 Kasım 2021’de Faiz Sucuoğlu KKTC’nin Başbakanı oldu. Bu görevine seçilmeden önce Sucuoğlu, 2015-2020 yılları arasında Turizm, Sağlık, Çalışma ve Sosyal Bakanlık makamındaydı. Faiz kardeşimizle Almanya’da öğrenciyken, Kıbrıs Türk’ü Sevil hanım ile evli olan Hataylı ortak bir dostumuz Cemal Bey vasıtasıyla tanışmıştık. Bizimle kıyasla siyasette aktif değildi. Hatta yanlış hatırlamıyorsam ilgisiz ve uzak durmaya çalışırdı. Kıbrıslı Sevil ablanın sayesinde ekmek ve tuzu paylaştık. Freiburg kentinde güzel anıları tarihe nakşettik. Üniversite eğitimim için Frankfurt kentine taşınınca Faiz Bey ile bir daha görüşme imkânı bulamadık. Haberlerini Kıbrıslı gelinimiz Sevil abla ve dostum Cemal abiden alırdık. Almanya’dan Türkiye’ye yatay geçiş yaptığını ve 1993’te İstanbul (Çapa) Tıp Fakültesinden mezun olduğunu duymuştum. Takriben 40 senedir görüşemiyoruz.

SURİYE-KKTC İLİŞKİLERİ

1981’den beri Kıbrıs’a her imkânda giderim. En nihayet tesadüf müdür tevafuk mudur bilemem ama ABD’de Amerika Tarihi Bölümünde tez konusu olarak Kıbrıs’ı çalıştım. Faiz kardeşimin İstanbul’da Tıp eğitimini tamamladığı yıl da bendeniz 1993’te Kıbrıs’a Doğu Akdeniz Üniversitesi tarih Bölümüne ders vermek üzere davet edilmiştim. Ancak Faiz kardeşimle iletişim halinde değildik. En nihayet Şam Üniversitesinde göreve başladığımda, KKTC’nin üniversitelerini her sene Suriye’de düzenlenen Uluslararası Üniversiteler Fuarına davet ettik. Türkiye-Suriye ilişkileri 1998’den sonra hızlı bir iyileşme ve gelişme sürecine girdiğinde bu münasebetlerin Suriye-KKTC ilişkilerine de olumlu yansıdı. Suriye bu kararından dolayı geleneksel olarak çok iyi görüştüğü Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimini küstürdü.

Şam’daki Kıbrıs Cumhuriyeti (Güney Kıbrıs Rum Yönetimi) Büyükelçiliği, Suriye Dışişleri Bakanlığına resmi bir yazı göndererek KKTC diye bir ülkenin olmadığını, bu bölgenin TSK tarafından işgal edildiğini, Birleşmiş Millet Güvenlik Konseyi kararlarına binaen Suriye’nin bu bölge ile bir ilişkide olmasının uluslararası yasalara aykırı olduğunu anlatmaya çalıştı. Suriyeli yetkililer bu mektubu muhatap bile almadı. Suriye tarafı cevaben, KKTC’de yüz binlerce insanın yaşadığını, bu insanların eğitim, seyahat ve ticaret hakkının baki olduğunu ifade etmişti. Suriye’nin adanın her iki kesimi ile iyi münasebetlerini korumaya devam edeceğini, Kıbrıs’ın içişlerine müdahale etmediğini ancak bu meselenin iki toplum ve ilgili devletler arasında görüşmelerle çözülmesi gerektiğini, bir nihai çözüm sağlanıncaya kadar da abluka ve ambargolardan çok çekmiş olan Suriye’nin KKTC’ye karşı abluka ve ambargo uygulamayacağını beyan etmişti.

FAİZ SUCUOĞLU İLE

YENİDEN İLETİŞİM

Burada 1978’den beri Lazkiye-Magosa arasında Suriye’ye ihraç edilen terör savaşının başladığı 2011’e kadar deniz seferlerinin mevcut olduğunu hatırlatalım. Güney Kıbrıs ahalisi Şam’a her gün uçak veya gemiyle gelip ada ile kıyasla çok daha ucuz olan Suriye mallarını alıp giderken aynı şeyi Kuzey Kıbrıs’tan günübirlik çalışan gemi ile gelerek yaparlardı. Tüm bu süreçlerde Faiz kardeşim ile irtibat halinde değildik. Sevil ve Cemal ile de iletişim kopmuştu. Onlar da Faiz ile görüşmüyorlardı. En nihayet Faiz kardeşim 2016’da KKTC’nin Sağlık Bakanı olduğunda fotoğrafını bir gazete haberinde görmüştüm. Çok şaşırmıştım. KKTC Sağlık Bakanlığını aradım. Kim olduğumu, neden aradığımı izah ettim ve Faiz kardeşime ulaştırılmak üzere telefon numaramı bıraktım. Yıllar sonra telefonda tekrar konuştuk. 5 Kasım’da KKTC’nin Başbakanı seçildi. Gurur duyduk. Kendisini tebrik ediyoruz.

Mert olacağız, vicdanlı olacağız ve hak olan sözümüzü esirgemeyeceğiz. Başkalarına kılıcı saplamadan önce kendimize iğneyi sokacağız. Hatalarda ısrarcı olmak felakettir. Kıbrıs’ta çok büyük acılar yaşandı. Her kesimin yaşadıkları felaketler var. Diyarlarından, evlerinden, bağlarından, komşularından koparılmaları dram ve travmalar yarattı. Belki de zamanın bile iyileştiremeyeceği derin yaralar yaşandı. Kim haklı kim haksız konusuna girersek suçlu aramaya kalkarsak İngiltere deriz. Ardından vuku bulan din, dil, ırk nefret söylemleri, katliamlar, talan ve göç patlatılan bombanın arkada bıraktığı kanlı ve karanlık tablo ve sonuçtur. Rum yönetiminin siyaseti ve dini kurumlarının anti-emperyalist, anti-Siyonist duruşundan bugün İsrail, İngiltere ve ABD ile birlikte hareket etmesi düşündürücü, hazin ve utanç kaynağıdır. Anadolu’dan Türk/Müslüman nüfusu artırmak maksadıyla adaya taşınan on binler ve hoyratça uygulanan politikalar da sorunu adil çözmek, her iki toplumun gönlünü kazanmak yerine kurtarılan bir toprak ve millet için yapılan en büyük zulümdü.

KKTC’NİN TANITILMASI

Kıbrıs’ın İngiliz üsleri, İsrail ve ABD nüfuzu ve etkinliğinden kurtuluncaya kadar TSK’nın adada olması zaruridir. Ya Kıbrıs başta Türkiye, Suriye ve Lübnan için dost, müttefik ve güvenli liman ve ada olur ya da bunun sağlanması için Türkiye, Suriye ve Lübnan, KKTC’yi tanıtmak, tanımak ve müdafaa etmek için birlikte canhıraş mücadele eder. Türkiye, Suriye ve Lübnan’ı dost edinerek Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’ta sahnelenen oyunu altüst eder ve ticari, güvenlik ve stratejik kazanımları hanesine yazar. Bunun için de devlete önce akıl, feraset ve millet sevgisi egemen olmalıdır. KKTC’nin tanıtılması ve resmi olarak tanınması için sorumluluk sadece Türkiye’nin sırtında değildir. KKTC’nin yeni Başbakanı Faiz Sucuoğlu kardeşimizin hükümetinin tanınması için daha aktif ve etkin bir uluslararası faaliyet programını hayata geçirmesi elzemdir.

VATAN PARTİSİ VE

PERİNÇEK’İN ÇABASI

Türkiye’de genelde Vatan Partisi özelde Doğu Perinçek’in KKTC’nin savunulması, tanıtılması ve tanınması için verdiği mücadele takdire şayandır. Abhazya ile yapılan Kıbrıs görüşmeleri devlet politikası olmalıdır. Azerbaycan cesur adımlar atmalı ve tereddüt içinde davranmamalıdır. Doğu hastalığından kederli olanların bir argümanı var ki mahalleye şenlik; ‘Perinçek 70’li yıllarda Türkiye’nin Kıbrıs politikalarını eleştiriyordu. Türkiye’yi işgalci olarak görüyordu’ diyorlar. Kıbrıs tarihi üzerine mastıra ve doktora yapmış, adayı çok yakinen tanıyan olarak ifade edeyim; 1955-1974 yılları arasında nüans farklılıkları da olsa, bu dönemde alınan kararlarda Türkiye’nin çıkarlarını gözeten politikalar da icra edilmiş olmasına rağmen, hükümetler Kıbrıs meselesinde temelde İngiltere ve ABD’nin çizdiği çerçevede hareket etmişlerdir. 1965’ten sonra yönetime musallat olan Yunanistan’daki askeri cunta da bu program ve planın parçası ve uygulayıcısıydı.

Ancak her şerde bir hayır vardır misali, TSK’nın adada olması zaman içinde İsrail, ABD ve İngiltere için rahatsızlık unsuruna dönüşmüştür. Başbakan Sucuoğlu, geçmişte AB ve ABD’ye tavizler vererek KKTC vatandaşlarının daha huzurlu, daha zengin ve daha güvenli yaşayabileceğinin propagandasını yapan menfaat çevrelerin Kıbrıs’ın başta Türkiye, Suriye ve Lübnan için sahip olduğu tarihi ve coğrafi bağların idrakinde değildir. Bu tarihe hizmet etmek yerine adayı aynı milletin üyeleri, komşu ve akraba devletlere karşı sömürgeci ve emperyalist emeller taşıyan devletlere pazarlıyorlar. Bir vakit Almanya’da ekmeği ve tuzu paylaştığımız, eğitimini Türkiye’de yapan, başta Türk Milleti, Filistin, Suriye ve Lübnan halkına yüreğinde muhabbet beslediğine inandığım kardeşimiz Başbakan Faiz Sucuoğlu’nun KKTC’nin bak, daim, huzurlu ve tanınmış olmasına önemli katkılar yapacağına olan inancımızı koruyoruz.

Yüzlerce yıl önce Lübnan, Suriye ve Anadolu’dan adaya göç eden ve Kıbrıs’ın imarında ve ticaretinde önemli bir rol oynayan Antakya kökenli Lübnan-Suriye Marunî Mesihileri, Arabi Müslümanlar ve Türkler halen etkin topluluklardır. Suriye, Lübnan, Filistin ve Arabi Dünya ile ilişkileri gayet güçlüdür. Kıbrıs’ın hem Güney kesiminde hem de Türk bölgesinde yaşıyorlar. Girne/Karpas bölgesinde yer alan Maruni Mesihi Kurmakit (Kurmakitis, Koruçam) köyü buna örnektir. İşe bu toplulukları siyasete ve uluslararası ilişkilere katarak KKTC’nin Lübnan ve Suriye ile yakınlaşmasına hizmet edebiliriz. Faiz kardeşimizin Lübnan, Suriye, Abhazya, Azerbaycan, İran ile ikili görüşmeler yapması ses getirecektir. Türkiye ile koordineli çalışmak önemli ve elzemdir. Ama ve lakin mevcut hükümet bu yönde adım atamıyorsa KKTC hükümeti bu rotaya girmesi için Türkiye’ye ciddi bir uyarıda ve kardeş nasihatinde bulunmalıdır.


Aydınlık