PKK/YPG ile Suriye yönetiminin anlaştığına dair iddiaları sorduğumuz Suriye Enformasyon Bakanlığı Müsteşarı Bessam Abu Abdullah ‘Bu bir anlaşma değil, teslimiyet’ dedi. Abdullah iki ülke yetkililerinin diyalog başlatması gerektiğini belirtti.

ELİF İLHAMOĞLU

Suriye Enformasyon Bakanlığı Müsteşarı, Baas Partisi yöneticisi Bessam Abu Abdullah, Türkiye’nin Barış Pınarı Harekatı ve PKK/YPG ile Suriye yönetimi arasında yapıldığı iddia edilen anlaşma ile ilgili Aydınlık’ın sorularını yanıtladı:

YPG, Suriye’de bazı bölgelerde Suriye ordusuna teslim olarak işgal ettiği bölgelerden çekiliyor. Suriye hükümeti ile YPG arasında bu bağlamda bir anlaşma olduğu söylentileri var. Sizin bu anlaşma hakkında bilginiz var mı?

Bu bir anlaşma değil çünkü sadece tek taraf var; YPG. YPG, Beşar Esad’ın liderliği altında Suriye ordusunun kontrolüne gireceklerini ve Suriye bayrağı çekeceklerini söyledi. Bu olaydan sonra bazı söylentiler çıktı siyasi çözüme dair. Fakat bu bir siyasi çözüm değil. Suriye’de siyasi çözüme ve Suriye anayasasına yalnızca Suriye halkı karar verir.

‘ANLAŞMA DEĞİL TESLİMİYET’

Yani bu bir anlaşma değil teslimiyet öyle mi?

Evet böyle söyleyebiliriz. Çünkü anlaşma denen şeyin içeriği tamamen teslimiyete dayanıyor. Suriye hükümeti ve Suriye ordusunun hiçbir yükümlülüğü yok söz konusu anlaşmada. Fakat ileri ifadeler kullanmak istemiyoruz şu an. Çünkü önceliğimiz askeri operasyonlarımızı tamamlamak. Buna rağmen, YPG liderliğine karşı güvenimiz yok. Fakat şimdi bu gelişmeleri izlemeli ve sorunu çözmeye odaklanmalıyız. Suriye halkı kesinlikle YPG’yi desteklemiyor. Hatta güneyde YPG’nin boşalttığı yerlerdeki halk da YPG’yi değil, Suriye ordusunu destekliyor. YPG imajı onlar için de terörist örgüt demek, legal bir örgüt değil.

Türk tarafı durum değişikliğini kavramalı. Türk hükümeti sürekli Suriye’nin toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygı duyduğunu söylüyor. Öyleyse Suriye ordusunun Münbiç’e ve diğer şehirlere girmesini kabul etmeli, çünkü oralar Suriye toprağı.

‘ERDOĞAN BUNU SURİYE HÜKÜMETİ İLE ÇÖZMELİ’

Çözüm nasıl olmalı?

Adana Mutabakatı uygulamaya konulmalı. Çünkü hem Türk tarafı hem Suriye hem İran hem de Rusya Adana Mutabakatı’nı benimsediklerini söylüyorlar. Çıkış yolu burada. Başka bir çıkış yolu yok.

Erdoğan Suriyeli mülteciler için güvenli bölge kurmak istediğinden bahsediyor. Bunlar boş laflar ve gerçekleştirmesi çok zor. Türk hükümeti mültecilerle ilgili Suriye hükümeti ile görüşmeli aksi takdirde hiçbir şey yapamaz. Türkiye şunu anlamalı, mülteci sorununa dair tek başına karar veremez. En nihayetinde onlar Suriye vatandaşı ve Suriye hükümeti ile birlikte bu iş çözülmeli.

Suriye’deki tek tehlike YPG değil, İdlib’de Haseke çevresinde IŞİD ve El Nusra terör örgütleri de var. Sonuçta Türk hükümeti oturup şu noktayı düşünmeli; terör tehditlerine karşı Türkiye ve Suriye arasında askeri ve siyasi görüşmeler yeniden başlamalı. Bence Türkiye’deki pek çok siyasi parti ve kurum da bu görüşte.

‘DİYALOG BİR AN ÖNCE BAŞLAMALI’

Türkiye ve Suriye bu terör sorununu birlikte çözebilir mi?

Bölgede, Suriye’nin egemenliğini, toprak bütünlüğünü tanımak ve Suriye hükümeti ile diyaloğu kabul etmek dışında başka bir çözüm yolu yok. SykesPicot Anlaşmasına hizmet eden diğer bütün projeleri ve saygısızlık içeren bütün yaklaşımları durdurmalıyız.

Şam ve Ankara arasındaki diyalog sadece Suriye ve Türkiye halklarının değil, bütün bölge halklarının yararına olur.

Biliyorum karmaşık meseleler var. Ve iki hükümet arasında güven ilişkisi yok. Fakat bence iki ülke arasında bu diyalog bir an önce başlatılmalı.

‘ARTIK GELECEĞE BAKMANIN VAKTİ’

Ne yazık ki Ankara’daki bazı yetkililer hala 2011’de yaşıyorlar. Beşar Esad Suriye Arap Cumhuriyeti’nin yasal lideridir. Bu yetkililer biran önce Esad fobilerini bitirmek zorundalar. Bu koşullarda eğer halkının çoğunluğunun ve ordusunun desteği olmasa hiçbir lider görevinde kalamaz. Ama Beşar Esad bu desteğe sahip.

İki ülke arasında derhal diyalog kurumalı. Ben Türkiye’de bazı partilerin, Başta Vatan Partisi’nin bu diyaloğu desteklediğini biliyorum. Bölgemizde güvenli bir geleceği ancak Suriye, İran, Irak ve Türkiye’nin işbirliği ve kaynaşması ile yaratabiliriz.

Eminim ki bu ülkelerin halkları da hükümetlerinden bunu bekliyor.

Artık geleceğe bakma vakti.


Aydınlık