Anasayfa
2019-10-02 10:17:07 ( 120 izlenme )

Soner Polat bu sözlerle veda etmişti: Üniformamızı kirletenleri unutmayacağız

FETÖ’cü hainlerin kumpaslarının ardından 18 yıl hapse mahkum edilen Tümamiral Soner Polat, 30 Ağustos 2013’de emekliye sevkedilerek çok sevdiği üniformasına veda etmişti. 

“TSK’dan ayrılıyoruz” başlıklı bildiri 5 Eylül 2013 tarihinde Sözcü yazarı Saygı Öztürk’ün köşesinde de yayımlanmıştı.

İşte o yazıdan bir bölüm:

İki sınıf arkadaşının kaderleri de aynı oldu. Askeri Cezaevinden Silivri Cezaevine nakledilirken isyanlarını da ortak açıkladılar: Üniformamızın siyahına toz kondurmadık, beyazına leke sürdürmedik. Onları kirletmeye çalışanları unutmayacağız. Kendi askerine bu haksızlığı reva gören, sivil-asker Devletin bugünkü sahiplerine hakkımızı helal etmiyoruz.

Semih Çetin ve Soner Polat Deniz Harp Okulundan sınıf arkadaşı. Bülent Alpkaya’nın Deniz Kuvvetleri Komutanlığı döneminde birisi genel sekreteri, diğeri özel sekreteriydi. İkisi de tümamiral oldu. Çetin, Gölçcük Donanma Komutan Yardımcılığı, Polat Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın Lojistik Başkanıyken “Balyoz Davası”ndan tutuklandılar.  Askeri cezaevinde aynı odada kaldılar. İkisine de 18’er yıl ceza verildi. YAŞ kararıyla emekliye sevk edildiler. Üst makamlara “TSK’dan ayrılıyoruz” başlıklı ortak veda yazısı gönderdiler. İkisi de bundan sonra da ulusumuzun hayati çıkarları için canlarını seve seve vermeye hazır olduklarını belirttiler.

41 yıl Cumhuriyet donanmasına hizmet veren iki tümamiral, 30 Ağustos’da  emekliye sevk edildi. Üst makamlara gönderdikleri “TSK’dan ayrılıyoruz” başlıklı vedalarında, “TSK’ dan huzur içinde ayrılıyoruz. Çünkü bu yüce kurum ve özellikle Atatürk Cumhuriyeti’ nin tüm değerlerine her hâl ve şartta bağlı kaldık. Bu bağlılığımızı, ağır hapis cezası ile yargılandığımız mahkeme heyeti huzurunda şöyle haykırdık:

SONER POLAT: PİŞKİN SEYİRCİ OLMAKTANSA

Ben Tümamiral Soner Polat: Türk  devletinin  kuruluş  ilkelerine sözde değil özde, kalben bağlı  bir Cumhuriyet amirali olarak bu salonda ve diğer mahkeme salonlarında suni davalarla esir alınan tüm Atatürkçü, onurlu ve kahraman silah arkadaşlarımla aynı kaderi paylaşmaktan ve aynı havayı teneffüs etmekten son derece mutlu, kıvançlı ve gururluyum.

Eğer Cumhuriyet ve  Türk Silahlı Kuvvetleri, içten ve dıştan ağır bir saldırı altında iken, dışarıda pişkin ve kayıtsız bir seyirci olsaydım, öncelikle kendimden şüphe ederim; ailem, yakınlarım ve gerçek dostlarım beni lânetlerdi. Bugün görünüşte kaybetsek bile, tarihin şaşmaz adaleti, bizlerin haklılığını ve doğru tarafta olduğumuzu günün birinde mutlaka ortaya çıkaracaktır.

18 YIL CEZAYLA GÖREVİMİZİ TAÇLANDIRDIK 

Bunca yıllık hizmetimizin karşılığı olarak sahte dijital delillerle 18 yıl hapis cezası aldık. Bu ceza ile görevlerimizi taçlandırdığımıza inanıyoruz. Ülke için bir bedel varsa tabii ki ödeyeceğiz. Bunda büyütülecek bir şey de yoktur. Haksız yere tutuklanarak gönderildiğimiz Hasdal’ da sevdiklerimizden ayrı küçücük bir koğuşta uykusuz geçen geceleri, avluda volta atarak geçen günleri, çok önemli günlerde sevdiklerimizin yanında olamamanın hüznünü elbette hatırlayacağız. Ama bunlar biz deniz subayları için olağan, görevdeyken de yapabileceğimiz şeyler.

Tırnaklarımızla kazıyarak şanla şerefle oluşturduğumuz kariyerlerimizin mahvolması da umurumuzda değil. Çünkü bizler para pul, mevki, makam için bu görevleri yapmadık Devlet görev verdi, yıllarca hizmet ettik. ‘Artık size ihtiyaç kalmadı’ dediğinde de şimdi olduğu gibi çekip gitmesini biliriz.

KENDİ ASKERİNE BUNU REVA GÖRENLERE HAKKIMIZI HELAL ETMİYORUZ

Bugüne kadar siyahına toz kondurmadığımız, beyazına leke sürdürmediğimiz üniformalarımızı kirletmeye çalışanları unutmayacağız. Bunu hazmedemiyoruz. Devletin buna izin vermesini kabul edemiyoruz. Kendi askerine bu haksızlığı reva gören, sivil-asker devletin bugünkü sahiplerine hakkımızı helal etmiyoruz.

Bütün rütbelerimiz ve ayrıcalıklarımızdan arınmış olarak, Atatürk devrimlerinin ve Cumhuriyetin gerçek sahibi olan ve bu maksatla ataları gibi yedi düvele meydan okuyan, korkmayan, sinmeyen, masanın  altına saklanmayan her türlü bedeli göze alan Büyük  Türk Milletine, Türk Silahsız Kuvvetlerine sade birer nefer, Mustafa Kemal’in birer askeri olarak katılıyoruz.

Türk Bayrağı’nın, bu ülkenin sınırları içinde kalan her yerde sonsuza kadar dalgalanması ve ulusumuzun hayati çıkarları için canımızı seve seve feda edeceğimize Yüce Türk Milleti önünde namus ve şeref sözü veriyoruz.”

Veryansın Tv

Bunlar da İlginizi Çekebilir