Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Mardin Milletvekili Tuma Çelik hakkında 'nitelikli cinsel saldırı' iddiasıyla fezleke düzenledi. Mağdur kadın yerel seçim çalışmalarında milletvekilinin tecavüzüne uğradığını iddia ederken Çelik iddiaları 'Komplo' diyerek yalanlıyor. Adli Tıp Uzmanı Nevzat Alkan ise 'Milletvekili olmasaydı şimdi hapisteydi' dedi.

SOMUT DELİL OLMASA FEZLEKE HAZIRLANMAZDI

Adli Tıp Uzmanı Nevzat Alkan cinsel saldırı suçlamalarında delillerin büyük önem taşıdığını söylüyor ve başsavcılığın hazırladığı fezlekeye gönderme yaparak "Demek ki savcılık araştırmış ve bir kanaate varmış. Kanaate varmak için ortada somut delil olması gerekir. Suç mahallinde sperm, kan örnekleri ya da başka lezyonlar bulunmuş olacak ki savcılık 'Yeterli delil var' diyerek fezleke hazırlamış" diyor.

KAN YA DA DNA TESTİ YAPILMIŞTIR

MAĞDUR İFADESİ: "Tuma Çelik seçimde birlikte çalışmayı teklif etti. Çocuklarım olduğunu ve aile içi sorunlarım bulunduğunu söyleyip kabul etmedim. Bana 'Gel bize gidelim, bir kahve içer, sorunlarını konuşuruz' dedi. Evde kahve içtikten sonra bana tecavüz etti. O gün, özel günümdü. Salondaki kanepenin üzeri kan lekesi oldu."

ADLİ TIP CEPHESİ: "Kanepede kan lekesi varsa alınan örnek kadının kan grubu ile karşılaştırılmış, bulunan sperm örneklerinin kime ait olduğu DNA testi ile ispatlanmıştır. Bunlar uydurulabilecek deliller değil. Zira sonuçları ağırdır. O nedenle savcılık delil olmasa böyle bir hamle yapmazdı."

'TECAVÜZE UĞRADIM' DEMEK ZORDUR

Mağdur kadın cinsel saldırının 31 Mart 2019'daki seçim çalışmaları sürecinde yaşandığını iddia ediyor. Ancak şikayetini 25 Aralık 2019'da yani olaydan yaklaşık 1 sene sonra yapıyor. Bu noktada 'li milletvekili Çelik 'komplo' kartını öne sürerek şantaja maruz kaldığını söylüyor. Adli Tıp Uzmanı Nevzat Alkan'a 'Neden 1 yıl sonra?' diye soruyorum. Alkan "Bu konuda kesin konuşamamakla beraber durumun daha çok kadınla alakalı olduğunu söyleyebilirim. Cinsel saldırıya uğrayan bir kadın için şikâyetçi olmak gerçekten zordur. Hele evli ve anneyse. Süreç hem kendi ruh sağlığı hem ailesi açısından yıpratıcıdır" diyor.

MAĞDUR İFADESİ: "Olayı ancak bir ay sonra kız kardeşime anlattım, sonra ailem öğrendi. Süryani Dernekleri Federasyonu Başkanı'ndan yardım istedim ancak 'Seni öldürmekten beter ederim, ayaklarına sıkarım' diye tehdit edildim. Bunun üzerine Süryani Derneği'ni taşladım. Hakkımda soruşturma başlatıldı.
Şikâyetten vazgeçmeleri karşılığında bana 'Partiye yönelik yıpratma çabalarıdır, Tuma Çelik ile hakkımızda çıkanlar dedikodudur' şeklinde evrak imzalattırıldı."

ADLİ TIP CEPHESİ: "Belli ki mağdur kadın inat etmiş ve konunun üzerine gitmekten vazgeçmemiş. Bana göre birileri araya girip, tarafları uzlaştırmaya çalışmış. Belli ki kadın da yardım beklemiş, hatta konu uzamasın diye 'uzlaşmak istemiş' bile olabilir. Ama hoyrat davranılınca 1 yılın sonunda gitmiş şikâyetçi olmuş. HDP'li vekil 'Yaptım' demeyeceğine göre, ki kimse demez, elbette 'şantaj' diyecek."

İFTİRA İSE İSPATLAMAK ERKEĞİN SORUMLULUĞU

Alkan "Kadının beyanı esastır" diyor. Yine de akıllarda şu soru var: "Peki ama iftira olamaz mı?" Savcılığın delil olmadan böylesi ağır bir suçlama ile ortaya çıkamayacağına vurgu yapan Alkan "Ancak" diyerek parantez açıyor: "Kadın ile adamın kendi rızaları ile beraber olduğunu, sonra da kadının 'Bana saldırdı' dediğini varsayalım. Bu noktada aksini ispatlamak erkeğin sorumluluğudur." Burada benim de bir soruyla parantez açmam gerekiyor: "Aksi nasıl ispatlanır?" Alkan "Zor ama mümkün. Daha önceki yazışmalar, video kayıtları delil olarak sunulabilir. Mesela kadın olaydan sonra 'canım', 'sevgilim' gibi hitaplar kullanmış mı? Erkeğe yönelik maddi bir şantaj var mı? Bu tarz durumlar kadının aleyhine kabul edilir çünkü hiçbir kadın kendisine saldırdığını öne sürdüğü adama 'sevgilim' diye hitap etmez" diyor.

MAĞDUR İFADESİ: D.K., milletvekili Çelik'le yaptığı  görüşmelerini de dosyaya sundu. D.K.'nın Çelik'e, "Hayatımı bitirdin" şeklinde mesajlar gönderdiği ve HTS kayıtlarında, müşteki ile şüpheli arasında değişik tarihlerde görüşmelerin bulunduğu belirlendi.

ADLİ TIP CEPHESİ: "E, o zaman 'Bu nasıl tuzak?' Milletvekili önce bunu bir izah etsin bakalım. Bana kalırsa başı gerçekten dertte."

HER KESİMDEN 'SUÇLU' ÇIKABİLİR
Alkan şöyle devam ediyor: "Rahatlıkla söyleyebilirim, tecrübeyle de sabit maalesef, toplumun her kesiminden, her statüden insan; sanatçı, oyuncu, müzisyen, siyasetçi ya da bilim insanı olması fark etmez, fiziksel ve cinsel saldırıya yönelebilir. Bu tüm dünyada böyledir. Burada önemli olan kadının cesaretlendirilmesi ve olayın arkasında durmasını sağlamaktır. Bunu da ancak ailesi ve sosyal çevresi başarabilir. Devletin de toplum baskısı yaşamaması adına kadına sahip çıkması önemlidir."