İki yıl önce 9 Ağustos 2018 günü Ulusal Kanal’daki Çıkış Yolu programında şu vurguları yapıyoruz:

Önümüzde bir Savaş Ekonomisi dönemi var. Savaş ekonomisinin ilkelerini uygulamak zorundadır Türkiye.

Tayyip Erdoğan yönetiminin bugüne kadar bağlandığı güçler ve sınıfsal tabanı, kararlı önlemler almasına izin vermiyor. Ayrıca ideolojisi de buna elverişli değil. Türkiye, bu krizden bir Üretim Devrimiyle, bir Millî Direnme Ekonomisiyle çıkar.

Millî Direnme Ekonomisinin ilkeleri nelerdir?

Bir: Halkın gıda güvenliğini sağlayacağız, kimse aç kalmayacak.

İki: Güvenlik güçlerinin güvenliğini sağlayacağız. Savaşan Ordu her türden olanağa kavuşturulacak.

Üç: Halkın sağlığına öncelik verilecek.

Dört: Eğitim devam edecek. (Teori, Savaş Ekonomisi sayısının arka kapağı, sayı 347, Aralık 2018).

KORONAVİRÜS SALGINI OLMASA DA

Teori dergisi, Türkiye’nin bir savaş ekonomisine gittiği gerçeğini önceden görerek, 2018 yılının Aralık ayında Savaş Ekonomisi tecrübelerini gündeme getirmişti.

Diyeceksiniz ki, o zaman koronavirüs salgını yoktu. Doğru ama ekonomik kriz derinleşiyordu ve salgın olmasa da, Türkiye Savaş Ekonomisi tecrübelerinden yararlanmak zorunda kalacaktı. Vatan Savaşı yanında derinleşen ekonomik kriz, Savaş Ekonomisi benzeri bir programı Türkiye’nin önüne koymaktaydı. Virüs salgını, bu süreci acilleştirdi ve çözümü de yakıcı kıldı.

Virüs salgını koşullarında Hükümetin uygulamaya başladığı siyasetler, Savaş Ekonomisi tecrübelerinde rastlanan türdendir. Önlemlerin daha da köktencileşeceği herkes tarafından görülüyor.

TÜRKİYE’NİN SAVAŞ EKONOMİSİ TECRÜBESİ

Aslında Türkiye, bu konuda dünyada öndelikli (avantajlı) ülkelerden biridir. Çünkü Birinci Cihan Savaşında İttihat Terakki yönetimi altında uyguladığımız başarılı bir tecrübe var. Ve bu tecrübeyi çok iyi özetleyen bilimsel çalışmalar elimizde bulunuyor. Prof. Dr. Zafer Toprak, Türk Devriminin ekonomik programının oluşması açısından çok önemli olan dönemi, önce “Millî İktisat” adlı kitabında inceledi. Ancak konumuz açısından öncelik taşıyan eseri, “İttihat Terakki ve Cihan Harbi” başlığını taşıyor. Kaynak Yayınları’ndan çıkan bu kitabı, hele bugünlerde Hükümet ve Türk Silahlı Kuvvetleri başta olmak üzere herkesin dikkatine sunuyoruz. Eser, “Savaş Ekonomisi ve Türkiye’de Devletçilik 1914-1918” altbaşlığını taşıyor.

DEVLETİN VE HALKIN ÖRGÜTLENMESİ

Cihan Harbinde uygulanan Savaş Ekonomisi kendi hukukunu oluşturdu. Savaşın zorlu sorunlarını göğüslemek, bu hukukun temeliydi. Kamu yararı için gereğinde özel mülkiyete “elkoymak” bu hukukun olağanüstü karakterini ortaya koyuyordu. Öncelikli görev, insan hayatını sürdürmekti, halkın iaşesini sağlamaktı. Bu amaçla çiftçilere tarım üretimi için mükellefiyetler yüklendi. Halkın geçimi, sağlığı ve savaşın ihtiyaçları için, bankacılıkta, kambiyo rejiminde ve dış ticarette devletçilik uygulandı.

İttihat Terakki hükümeti, Savaş Ekonomisini halk içinde özellikle esnafa dayanan ve memuru gözeten uygulamalarla yürütebildi. Öncü Parti örgütlenmesinin ve halkçılığın olanakları başarıyla değerlendirildi. Esnaf ve memur kitlelerine dayanan otorite yanında, aşevleri uygulamasıyla yoksul halk kitleleri de ayakta tutuldu.

İSTİKLAL SAVAŞININ VERİCİLERİ

Savaş Ekonomisi, İstiklal Savaşı yıllarında da devam etti. Cihan Harbi tecrübesi olmasa, Mustafa Kemal Paşa Sakarya Savaşı öncesinde o ünlü Millî Mükellefiyetler Kanunu’nu uygulayamazdı. Ve o büyük fedakârlık ve disiplin olmasa, Hüseyin Haydar da Doğu Tabletleri’nin üçüncüsü olan “Vericiler” şiirini yazamazdı. O şiir, savaşanların ağzından halka şöyle sesleniyordu:

“Biz kollarımızı veriyoruz, kollarımızın ikisini de.

Sizden istiyoruz iki öküzün birisini.

Biz ciğerlerimizi veriyoruz, kimse istemeden,

Veriyoruz ciğerlerimizin akını, karasını,

Körük istiyoruz sizden ve kükürtün yarısını...”

İşte Millî Direnme Ekonomisinin ruhu bu dizelerdedir: Devletin olağanüstü kararlılığı, toplum disiplini ve özverisi.

MİLLİ DİRENME EKONOMİSİ

Türkiye’nin önünde Savaş Ekonomisi var. Biz Vatan Partisi olarak “Millî Direnme Ekonomisi” diyoruz.

Millî Direnme Ekonomisi, virüs salgınının getirdiği tehditlere karşı kalkan olmak kadar, Üretim Devrimine geçiş döneminin de kalkanıdır.

Vatan Partisi, Milli Direnme Ekonomisini planlama çalışmalarına başlamaktadır.

KİTAP VE DERGİ


FİLM

CİNDERELLA MAN

Yönetmen Ron Howard, 1929 ekonomik bunalımında boksör James Braddock’un karısı ve çocuklarıyla çektiği sıkıntıları, baba sorumluluğunu, eşi ve çocuklarıyla paylaştığı acıları, umutları ve sevinçleri anlatıyor. Elinden sakatlanarak boksu bırakmak zorunda kalır, limanlarda ağır işler yaparak ekmek parasını çıkartır, fakir fukara fonundan yardım alarak ailesini ayakta tutmaya çalışır. Braddock, erdemli, dürüst, vicdanlı, namuslu boksördür. O, New Jersey’de Bergen mahallesinin gönlündeki, “Buldok Jimmy”dir. Ringe döner, halkın coşkulu desteğiyle küllerinden doğar. Film, zorluklarla savaşan erdemli insanın zaferini duygulu ve etkili sahnelerle işliyor. Yaşadığımız dayanışma günlerinin filmini internetten bulabilirsiniz.

YARIN: MERHABA KAMUCULUK – 10 / MİLLÎ DAYANIŞMA KAMPANYASI