Zafer Afganistan’da milli bayram havasında kutlandı. Kafkasya’dan Sibirya’ya kadar aynı coşku gözleniyordu. Özellikle Azerbaycan’da insanlar neredeyse mutluluktan uçuyordu. O hava Çin’e, Japonya’ya, Afrika’ya da yansımıştı. Gazeteler Türk zaferinin haberleri ile doluydu...

PROF. DR. CÜNEYT AKALIN

97. yılında Büyük Zafer3

Her şey Mustafa Kemal Paşa’nın 100 yıl önce Samsun’da karaya ayak basışı ile başladı. Bu bir isyandı; haksız bir barışı Türklere dayatan Batılı büyük devletlere, onlarla işbirliği içindeki padişaha vb... Olaylar hızla gelişti... Amasya Buluşması, Erzurum ve Sivas Kongreleri derken Kuvayı Milliye oluştu. Kuvayı Milliye başkenti Ankara ile buluştu. Hakimiyeti Milliye forsu göndere çekildi.

Milli Mücadelenin dönüm noktası Sakarya savaşı idi. Ankara’nın çok yakınlarına kadar yaklaşan düşman orduları Sakarya Meydan Savaşı’nda yenilgiye uğradı.

Sakarya Savaşı milli mücadeleye ikircikli bakanlar için uyarıcı oldu. Fransa, İngiltere’den koparak Türkiye ile anlaştı. Sovyetler, Ankara Hükümeti ile ilişkilerini sıklaştırdılar. Dünyanın dört bir yanındaki mazlum kitleler, özellikle sömürge yönetimleri altında yaşayan Müslüman kitleler, Anadolu’daki direnişi nefeslerini tutmuş, dikkatle izliyorlardı. İslam dünyasının aslanı M. Kemal Paşa kılıcını çekmiş, İngiliz gavurunun üzerine yürüyordu.

Büyük Taarruz’un hazırlıkları başladı. Yunan ordularını Sakarya’da geriletmek yetmiyordu, düşman Anadolu’dan, mümkünse Batı Asya’dan sökülüp atılmalıydı.

BÜYÜK TAARRUZ'UN DÜNYADAKİ YANKILARI

Türk Ordularının saldırıya geçerek Yunan kuvvetlerini Afyon’da perişen etmeleri, böyle bir şeyi beklemeyen Batı’da şaşkınlık yarattı. Mazlumlar dünyası ise sevinçten uçuyordu. O sıralarda İngiliz sömürgecilerine karşı bağımsızlık bayrağını yükseltmek için harekete geçen Hintli lider Nehru duygularını şöyle yansıttı: “Mustafa Kemal’in Yunanlılara karşı 1922 Ağustosu’nda Afyon’da kazandığı büyük mücadelenin zaferini duyduğumuz zaman, hapisteydik; habere ne kadar çok sevindiğimizi çok iyi hatırlıyorum. Türklerin zaferini kutlamak için hapishanede barakamızı bulabildiğimiz şeylerle süslemiş, dahası o akşamı elimizden geldiği kadar ışıklandırmaya çalışmıştık. (Nehru, Dünya Tarihinden Kesitler, s. 751)

Hindistan’dan yükselen bir başka ses Hilafet Komitesi’nden geldi. Örgütün başkanı Muhammed Çotani Türkiye’nin Paris temsilciliğine şunu telledi:

“Yunan ordusuna karşı kazanılan parlak ve şanlı zaferden dolayı Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine, muzaffer orduya bütün Hindistan’ın özellikle Müslümanların en içten tebriklerini iletmenizi rica ederim.” (B. Şimşir, Doğu’nun Kahramanı Atatürk, s. 42) O sıralarda, Hindistan’ın dört bir yanından, Karaçi’den Bengal’den, kutlama telgrafları yağdı.

Zafer Afganistan’da milli bayram havasında kutlandı. Kafkasya’dan Sibirya’ya kadar aynı coşku gözleniyordu. Özellikle Azerbaycan’da insanlar neredeyse mutluluktan uçuyordu. O hava Çin’e, Japonya’ya, Afrika’ya da yansımıştı. Gazeteler Türk zaferinin haberleri ile doluydular. O sıralarda İngilizlere karşı tepkilerin başladığı Mısır da, çeşitli kesimler mektuplarla, telgraflarla M. Kemal Paşa’ya ulaşmaya çalıştılar. Mısır basını “Serdarı namdar” yani ünlü başkomutan M. Kemal Paşa’yı “İslamın şampiyonu” olarak alkışlıyordu. (Morning Post, Londra, 21.9.1922)

Büyük zaferin ardından Paris’teki Türk temsilciliğine milli mücadeleyi büyük bir dikkatle izleyen Kuzey Afrika ülkelerinden çok sıcak kutlama mesajları geldi.

Türk Devrimi’nin Kuzey Afrika’daki Müslüman halkları derinden etkilediği kısa sürede ortaya çıkacaktır.

En çarpıcı kutlamalardan biri Bengal’dan geldi. Nazrul İslam Asya’nın öteki ucundan Kemal Paşa diye şöyle haykırıyordu:

KEMAL PAŞA

Hamiyetli annenin cesur evladı

Kemal´in erkek sesi kükremektedir.

Harikalar yarattın sen Kemal kardeş,

Harikalar yarattın mucizeye eş.

Kılıcınla Mübarek ol Kemal Paşa

Cehenneme gönderdin düşmanı. Yaşa!

Kükre! Kuvvet ver bize kutsal hıncından.

Söyle! Korkmayan var mı Türk kılıcından.

Kudretli Kemallere muhtacız biz de.

Örnekler çoğaltılabilir.

SONUÇ:

Amerikalı gazeteci John Reed o sıralarda bulunduğu Rusya’da Bolşevik Devrimi’ne tanıklığını “Dünyayı Sarsan 10 Gün” kitabı ile kalıcılaştırmıştı. Gerçekten de Devrim’in 10 gününde yaşanan olaylar, insanlık için sarsıcı olmuştu. Aynı şekilde, dünyanın dört bir yanından yükselen seslerin bir araya gelmesi ile ortaya çıkan tablodan hareketle, M. Kemal Paşa önderliğinde 19 Mayıs 1919’da başlayan, Büyük Taarruz ile doruğa çıkan, işgalci düşmanın 9 Eylül 1922’de denize dökülmesi ile zafere ulaşan Türk Devrimi’ni “Dünyayı (özellikle Mazlumlar Dünyasını) Sarsan 3 Yıl” olarak nitelemek yanlış olmaz.

KEMAL PAŞALENİN KARDEŞ!

Kurtuluş Savaşı’nın pek sözü edilmeyen deniz cephesi ve Sovyet yardımlarının Türkiye’ye taşınması, TürkSovyet dostluğunun gelişmesinde büyük rol oynar. Bu dostluk iki hükümet arasında kalmaz, en alt birimlere kadar yansır. Rus limanlarından silah taşımacılığındaki çok etkin başarılı hizmetlerinden ötürü İstiklal Madalyası ile taltif edilen M. Celaleddin Orhan’ın anılarından aldığımız aşağıdaki bölüm, o dönemi anlamak açısından önemlidir: “Bir gün, yine asker subay kuyruk olmuş cephane taşıyorduk. (...) Rus askerleri hep birden bizleri uzun uzun alkışladılar. Sonra da cephane vagonuna hücum ile vagondaki sandıkları kaptıkları gibi koşa koşa gemiye taşımaya başladılar. (...) Bu suretle 2530 kadar Rus askerinin de yardımıyla gece yarısına bitirmeye çalıştığımız 127 ton topçu mermisi ile 20 ton da eğer takımı yükümüzü 45 saat evvel bitirmiş olduk. (...) Biz teğmenler de dahil olmak üzere rıhtım üzerinde bağdaş kurup Türk, Rus askerleri karışık hep birlikte güle oynaya yediğimiz o yemeğin tadını hiçbir zaman başka bir sofrada bulamadım dersem inanın. Ruslar, Rus oyunları bizimkiler de memleket oyunları oynadılar. En sonunda da Kemal PaşaLenin kardeş diyerek hep beraber halay çekişleri bir ömürdü.”

(Mehmet Perinçek, Atatürk’ün Sovyetler’le Görüşmeleri, Kaynak Yayınları, 2014)

TARİHE DAMGAMIZI BÖYLE VURDUK

26 Ağustos 1922

Türkiye tarihinin önemli bir dönüm noktası. Büyük Taarruz: Sabah saat 03.00’te Ordugâh’tan yola çıkan Başkomutan Mustafa Kemal, Genelkurmay Başkanı (Bakanı) Fevzi Paşa ve Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa, Birinci Ordu’nun gözetleme yeri olan Kocatepe’ye geldiler. Gün ağarırken sabah saat 05.00’te gürültülü top atışlarıyla saldırı başladı. Ardından piyadeler ilerlemeye başladılar. Bütün cephede düşmanla temasa gelindi. Top atışları başladığı zaman Afyon’daki bir balodan üç saat önce dönmüş olan Yunan subayları şaşkınlık geçirdiler. Türk Ordusu’nun süngü hücumuna kalkan bazı tümenleri ilk olarak 6.55’te Tınaztepe’yi, 9.00’da Belentepe’yi aldılar. 11.25’te Türkmentepe alındı. Sivritepe ve Kırcaarslan tepeleri bir ara Yunanlıların eline geçtiyse de sonra yeniden kurtarıldı.

Türk kuvvetlerinin çökertmeye çalıştıkları Yunan cephesinin uzunluğu 20 kilometreyi buluyor. Top sesleri Afyon’da bir gök gürültüsü gibi duyuluyor. Trikopis, Afyon’daki Yunan hastanelerinin boşaltılmasını ve Uşak’a nakledilmesini emretti. Nakil işi akşama kadar tamamlandı. Parçalı bulutlu ve rüzgârlı bir havaya rağmen Türk uçakları, 12 keşif uçuşu ve 4 hava çarpışması yaptı, 3 Yunan uçağına kendi hatları gerisine zorunlu iniş yaptırıldı, bir Yunan uçağı düşürüldü.

Meclis’in gizli oturumunda, Fevzi Paşa’nın saldırının başladığını bildiren telgrafı okundu. Başbakan Rauf Bey, bunun birkaç gün gizli tutulmasını istedi. Ordunun başarısı için dua okundu. Telgrafa verilen cevapta, Tanrı’dan orduya muzaffer kılması dileğinde bulunuldu.

Peyâmı Sabah’ta Ali Kemal: Düşmandan Düşmana: Kuvayı Milliye hariç ve dahilde yaptıklarıyla asla kazanmamış, kaybetmiştir. Ankara yardakçıları, Sevr’i tadil ettirdik diyorlar. Yapacağımız iş, İttihat ve Terakki’nin yaptıklarını unutturmaktı. Bu doğru yola gitmekten bizi Ankara alıkoydu, alıkoyuyor. Ankara başımızda oldukça bu keşmekeşten bir hayır doğarsa, bilfarz, İzmir, Edirne kurtulursa seviniriz, çıldırırız, fakat aklen, irfanen bu mertebe yanıldığımız için yalnız kalemimizi kırmak değil, insanlığımızdan bile istifa eyleriz. Olaylar ispat edecektir ki biz yanılmış olmayacağız. İkdam: Fransa’nın Anadolu’nun tahliyesinde ısrarı. Yunanistan henüz Venedik Konferansı’na davet edilmemişse de hazırlık görmekle meşguldür.

Vakit: Dedeağaç serbest liman. Yunanlılar Bulgarları şimdiden susturmaya çalışıyorlar. Anadolu’da muhtariyet ilan ettiler, idaresi Atina’dan icra ediliyor.

Karagöz: Gunaris, iskeletten ibaret kalmış Kral’dan, askeri, mali, siyasi durumu konferansa göstermek için bizzat teşrif buyurmasını istiyor. Yeni usul siyasetle herkes sulhu bulacak/Harp ejderi bundan sonra başlarını yolacak/Zan ederim kıştan evvel Yunanlılar savuşur...

İleri: Venedik Konferansı hakkında devletler arasında haberleşme olmaktadır. Fransa, Anadolu’nun tahliyesinde ısrar ediyor. Türkiye ve Yunanistan’a gönderilecek davetnameler henüz tespit edilmediğinden devlet keyfiyeti tehir etmektedir. Vehip Paşa, Roma’da tevkif edildi.

Tevhidi Efkâr: Fransa İngiltere’nin Konferans hakkındaki notasına cevap verdi. Milli hükümetimiz konferansa ne gibi şartlar altında katılabilir?

27 Ağustos 1922

Afyon’da büyük bir saldırıya geçildiğini öğrenen Ankara halkı, uykusuz bir gece (26/27 Ağustos) geçirdi. Türk birlikleri, sabah saat dörtten başlayarak dalgalar halinde Yunan mevzilerine saldırdılar. Yunanlıların bir yıldan beri tahkim ettiği mevziler ele geçirilmeye başlandı. Yunan Birinci Kolordu Komutanı Trikopis, bazı birliklere, karşı saldırıya geçmelerini emretti. Ancak, değil karşı saldırıya geçmek, yerinde tutunmanın zorlaşuğı, durumu iyileştirmenin imkansız olduğu cevabını aldı. Afyon’un boşaltılması ve kuvvetlerin önceden tespit edilen yere çekilmesi emredildi. Telefon bağlantısı kesildiğinden emri bazı birliklere ulaştırmak mümkün olmadı. Ordu Komutanlığı ise, fırsat düştükçe karşı saldırıya geçilmesini emretti. Trikopis, daha batıda bir savunma hattı tutmaya karar verdi. Afyon’da Hıristiyanlar, büyük bir paniğe kapıldılar. Dört beş bin Ermeni, istasyona akın etti. Yunanlılar, Birinci Kolordu tarafından bırakılan malzemeyi imha ederek Afyon’u terk ettiler. Bütün Yunan mevzilerine şiddetli darbeler indiren Türk birlikleri, Afyon’a girdi. Yunanlılar, perişan bir halde Sincanlı ovasına atıldı. Süvari Kolordusu, Yunan çekilme hattına hakim oldu. Nurettin Paşa, Afyon’un alındığını Batı Cephesi’ne bildirdi. Mustafa Kemal, Fevzi ve İsmet Paşalar onu kutladı.

İlk zafer haberleri üzerine, yurdun her yanından Meclis’e, Başkomutanlığa, gazetelere, Hükümet’e tebrik ve sevinç telgrafları yağmaya başladı. Afyon’un alındığı haberi, cepheden merak ve heyecanla haber bekleyen Ankara’da bomba etkisi yaptı. “Tarifi mümkün olmayan bir sevinç ve tatlı bir heyecan içindeki halk, yedisinden yetmişine” sokaklara döküldü. Havaya silahlar atıldı. Her adım başında ‘’Yaşasın millet! Yaşasın milli ordu! Yaşasın Gazimiz!” sesleri yükseldi.

Rus Federatif Şuuralar Cumhuriyeti Savunma Bakanı Karahan, Ankara Hükümeti’ne gönderdiği telgrafta, zaferi kutladı ve bu zaferin Rusları da sevince boğduğunu, kesin zaferin yakın olduğuna inandıklarını bildirdi. Afganistan ve İran Elçileri, Başbakan Rauf Bey’i ziyaret ederek zaferden ötürü sevinçlerini bildirdiler.

Hakimiyeti Milliye: Başımıza 150 seneden beri yumruk inerken birbirimizle didişmekle meşgulüz. (Meclis’te söylenen bazı sözlere hücum.) Garbi Anadolu’nun mühim kısımlarını gösteren harita 35 kuruştur. Dün sabahtan itibaren bütün cephelerde kahraman ordumuz düşmanla çarpışmağa başladı. Kocaeli ve Menderes mıntıkalarında.

Öğüt: Son söz yine silaha düştü. Fedakar milletimiz için mukadder olan mesut günler artık yaklaşmıştır.

Yenigün: Kahraman ordularımız namus, istiklal ve vatan için dün sabahtan itibaren bütün cephede cani ve müstevli düşmanla çarpışmaktadır. Başyazı: Söz silahındır!

Açıksöz: Batı Cephesi’nde savaş başladı. Yardım Allah’tan. Ziya Gökalp’ın manzumesi: İngiliz’den sakın.

Yeni Adana: Umum cephelerde harp başladı.

İkdam: Bir taarruz hareketinin arifesinde miyiz? Kocaeli, Afyon, Eskişehir bölgelerinde 25 tarihli keşif saldırıları. Ekmekçi amele ile fırıncılar arasındaki anlaşmazlık, bir greve müncer olacak mahiyettedir. Kayseri’de her hafta muntazam toplanan Türk Ortodoksları, Fener’e sığınmış olanları kendilerinden ayırıyorlar. Yakup Kadri: Türkçe bir gazete, Rum ve Ermeni basını ile birlikte Ankara Hükümeti’nin çökmeye, dağılmaya doğru gittiğini yazıyor. Barış görüşmelerinin başlayacağı böyle nazik bir zamanda bu yayınlar, Kral Konstantin’e ve Hacıanesti’ye yarar.

Peyamı Sabah’ta Ali Kemal: Biz bugün iktisaden, içtimaen, fikren öyle geriyiz ki, Avrupa ile aramızda uçurum var. Sandığımız gibi zamanımızda istiklal, istikbal topla tüfekle kaim değildir. Vakit: Kocaeli Cephesi’nde ordunun başarılı bir keşif taarruzu. Bunu hakiki bir taarruzun takip edip etmeyeceğini gelecek yeni tebliğler gösterecektir.

Tevhidiefkar: Konferans, Eylül’ün nihayetinde toplanacak. Fransa, İtalya ile hemfikir. Milli ordu, taarruza mı geçiyor? Cephede darbelerimiz tekrar ve tevali etmeye başladı. Kocaeli mıntıkasında düşman mevzilerini hücumla zapt ettik. Şark Mahfeli’nin açılış töreni.

İleri: Fransız Hükümeti, Anadolu’nun tahliyesi hususunda ısrar etmektedir. Konferansın toplanma tarihi, Devletlerce müzakere ediliyor. Venedik Konferansı hakkında Fransa ve İtalya hemfikirdir. Taarruzun başladığına dair şehrimizdeki şayialar. Ordumuzun düşmana her cephede kat’i darbeyi vurabileceğinden emin bulunduğumuzdan, resmi tebligat beklendiğinden, bu şayialara önem vermemek kabil değildir. Başyazı: Kahraman Anadolu: Anadolu’nun hakkı da, kuvveti de, hususiyle azim ve kararı da var ve ziyadeleşiyor.

Babalık: Zelaleti siyasiye nümuneleri İbrahim Şevki’nin manzumesi: Kemal’in ilhamı. Enver Paşa sağ(!). Enver Paşa’nın, kuvvetlerini geri çekmeleri için Ruslara verdiği 19 Mayıs tarihli ültimatom: Yunan zulmü devam ediyor.

Kurtuluş Savaşı Günlüğü, Zeki Sarıhan (Türk Tarih Kurumu Yayınları)


Aydınlık