Türkiye Atatürk’ü her geçen gün daha iyi keşfederken diğer yanda her geçen gün Atatürk'ten uzaklaşanlar var. Bugün mücadele mevzisini bu oluşturuyor.

Sahtekar İrticacılar
Mustafa Gökmen 
Mustafa Gökmen
YAZAR

Son günlerde Türkiye gündemi, Türk ordusuna muhalefet etme gayesinde olanların suyu bulandırma çabaları ile dolmuş durumda. 24 Mart’ta askeri okullara giriş yönetmeliği değiştirildi. Geçmişte  “Kendisinin, annesinin, babasının, kardeşlerinin ve velisinin, tutum ve davranışları ile yasadışı, siyasi, yıkıcı, irticai, bölücü ideolojik görüşleri benimsememiş, bu gibi faaliyetlerde bulunmamış veya bu gibi faaliyetlere karışmamış olması” şeklinde olan ifade “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulu’nca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, iltisakı ya da bunlarla irtibatı olmamak” olarak değiştirildi. İrtica kelimesinin yönetmelikten çıkarılması ne ifade ediyor? Türk ordusuna gerçekten tarikatçılar mı girecek? Beraber inceleyelim.

Türkiye Gladyoyu/İrticayı Temizliyor

TDK’de irtica kelimesinin karşılığına bakalım: Eski koşullarına dönmek isteyen herhangi bir toplumsal ya da politik hareket ya da ideoloji. Bu ideolojiye sahip kişiler aşırılık yanlısıdır ve ilerlemeye karşıdır. İrticanın öz itibariyle cumhuriyet değerlerini ortadan kaldırmak amacıyla kullanılmış bir tabir olduğu görüyoruz. İrtica, özellikle 1980’den sonra Amerikan emperyalizminin cumhuriyet kazanımlarını hedef aldığı dönemlerde Türkiye’de gladyo eliyle yardımlar almış ve kuvvetlendirilmeye çalışılmıştır. İrticai faaliyetler gladyonun olduğu yerde yapılabilir.

Türkiye’deki gladyo faaliyetlerine açıp bakarsak faili meçhul cinayetler, etnik ve mezhepsel kışkırtmalar, terör örgütlerine verilen destekler, Türkiye’nin vatanseverlerini hapishanelere atma eylemleri ve darbe girişimleri olduğunu görürüz. Yakın Türkiye tarihimizde özellikle 1980’den 2010’lu yıllara arasında bu tarz olayları sıkça yaşadık. Ancak 2014 yılından sonra ,Ergenekon ve Balyoz kumpaslarının sona ermesiyle birlikte, Türkiye’nin gladyo ile savaşı başlamış oldu. ABD’nin devletin sinir merkezlerine yerleştirmek için 40 yılını harcadığı FETÖ, Türkiye’deki gladyo faaliyetlerinin özünü oluşturmaktaydı. ABD Türkiye’de faili meçhul cinayetleri, toplumsal kışkırtmaları, Cumhuriyeti yıkma çalışmalarını, 15 Temmuz darbe girişimlerini FETÖ aracılığıyla yaptı. Bugün FETÖ’yü Türk yargısı hapislere atıp devletin içinden temizliyor. Bu mücadele Türkiye’nin gladyodan yani irtacadan arınma mücadelesidir. Devletin her kademesinden yüz binin üzerinden FETÖ’cü temizlendi. Türk ordusuna baktığımızda ise 30 bin FETÖ’cünün temizlendiğini görüyoruz. Sadece FETÖ değil. Yabancı istihbarat servisleriyle bağlantısı gün yüzüne çıkan, yurtdışından fonlanan Furkan Vakfı, Adnan Oktar Terör örgütü gibi yapılara açılan davalar ve yürütülen mücadelelerde Türkiye’nin gladyoya/irticaya karşı aldığı kararlı tavrı göstermektedir.

Bu mücadelenin kısa vadede en büyük kazanımını ordumuza baktığımızda görebiliriz. 24 Temmuz 2015’ten başlayan bölücü ve gerici teröre karşı verdiğimiz silahlı mücadelede kazandığımız başarılar bu durumun en net göstergesidir.

Türk ordusu yurt içinde ve yurt dışında PKK’ya ve DAEŞ’e karşı büyük başarılar kazanıp, ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesini bozguna uğrattı. Türkiye’nin her alanda gladyodan arınıp zaferler kazandığı bir süreçte “Türk ordusuna tarikatlar dolacak, Türk ordusunda irticai faaliyetlerin önü açıldı” söylemleri toplam sürecin doğasına aykırı olup, Türk ordusuna muhalefet çizgisidir. Bu söylemleri en yüksek sesle dile getirenlerin Gara operasyonlarında Türk ordusunu başarısızlığa mahkum etmeye çalışanlarla aynı olmasının tesadüf olmadığına da dikkat çekmek gerekir.

Yapılan Değişiklik Daha Kapsayıcı

Türkiye’ye muhalefet etme gayesinde olanlar, Türk ordusunu yıpratma amacı güdenler, gladyonun temizlenmesinden rahatsız olanlar bu yönetmelik değişikliğini manipülatif bir propaganda malzemesi olarak değerlendirmekten eksik kalmadı. Oysa yapılan değişiklik Türk ordusunu ve cumhuriyet değerlerini daha iyi savunuyor. Yapılan kara propaganda sonrası Milli Savunma Bakanlığı yazılı olarak yaptığı açıklamada şöyle demiştir:

'Giriş Koşulları' başlığını taşıyan 44’üncü maddesinde yer alan subjektif değerlendirmelere tabi olan ve TCK’da suç olarak düzenlenmemiş olan muğlak "Tutum ve davranışları ile yasa dışı, siyasi, yıkıcı, irticai, bölücü ideolojik görüşleri benimsememiş, bu gibi faaliyetlerde bulunmamış veya bu gibi faaliyetlere karışmamış olması" şartı kaldırılarak yerine daha geniş kapsamlı, güncel mevzuata uygun, daha somut suçta ve cezada kanunilik ilkesini gözetir şekilde yeni bir düzenleme yapılmıştır.’’

Değişiklik yapılan maddenin artık suçları ve tehditleri daha somut ortaya koyması, daha kapsayıcı ve geniş olması Türk ordusunun değerlerini daha korunabilir hale getirmiştir. İrtica kelimesi kaldırıldı diye Türkiye’de irtica baş kaldıracak değerlendirmeleri yapanlar, Türkiye’nin içine girdiği süreci kavramayan veya kavramasına rağmen ABD’den medet umanlardır. Türk kadınını kanunların değil de Avrupa’nın dayatması olan toplumsal cinsiyetçi sözleşmelerin koruduğunu iddia edenlerin bakış açısının bir başka düzleme yansımasıdır. Ayrıca hatırlatmak gerekir ki savundukları madde yürürlükteyken ordunun ve devletin içine Türkiye’de irticanın en esaslı temsilcisi FETÖ’cüler girmiştir.

İrtica Değil Atatürk Yükseliyor

Yukarıda tespit ettiğimiz gibi Türkiye emperyalizm ile savaşırken her geçen gün Atatürk’ü daha iyi tanıyıp ona daha çok sarılıyor.

Ordumuz ABD güdümlü terör ile mücadele ederken Atatürk’ün fikirlerinden besleniyor.

Devletimiz gladyoyu temizlerken Atatürk’ten esinleniyor.

Emperyalizmi yenilgiye uğratan büyük devrimci önderimize sırtımızı yaslıyoruz.

Onun mücadelesini rehber ediniyoruz.

Mustafa Kemal Atatürk’ün vasiyeti olan Sovyetler Birliği ile iyi ilişkiler kurma görevini bugün yerine getiriyoruz. Astana’da, Soçi’de kurduğumuz ilişkiler emperyalizmin korkulu rüyası haline geldi. Büyük önderin ‘’Biz Türkiyalılar Asyaî bir milletiz, Asyaî bir devletiz” sözleriyle tanımladığı Avrasya rotası bugün Türkiye’nin uluslararası ilişkiler stratejisi olarak uygulanıyor.  ABD’nin Türkiye’de irticai faaliyetleri geçmişte kaldı. Milli bayramların yasakladığı, cumhuriyet değerlerinin hiçe sayıldığı, Atatürk’ün adının anılmadığı, Atatürkçülerin, vatanseverlerin hapislere atıldığı süreçler sona erdi. Tüm bunların aksine Atatürk’ün en güçlü şekilde savunulduğu süreçlerin içindeyiz. Milli bayramlarımız olumsuz salgın koşullarına rağmen en güçlü şekilde kutlanıyor. Mustafa Kemal Atatürk’ün tam bağımsızlık fikirleri devletimizin ana mücadele eksenini oluşturuyor. Türkiye’nin Atatürkçü aydınları hapislere atılmıyor. İrtica fikirlerine sahip olanlar hapislerde. 

Kaderini Amerika’ya Bırakanlar

Türkiye Atatürk’ü her geçen gün daha iyi keşfederken diğer yanda her geçen gün Atatürk'ten uzaklaşanlar var. Bugünün esas mücadele mevzisini de bu oluşturuyor. Bugün saflaşma emperyalizm ve onun yerli işbirlikçileri ile vatanseverler arasında bulunuyor. Bu saflaşmayı Türkiye gemisinde olanlar ile ABD gemisinde olanlar olarak da tarif ediyoruz. 

Böyle olumlu gelişmeler olurken irtica tartışmaları ile iç cepheyi hedef alanlar, Türkiye’de iktidar olmak için Türkiye-ABD savaşında düşmanın kazanmasını bekliyor. ABD gemisinden muhalefet yapma gafletine düşen bu tayfa, ABD’nin kazanmasını yalnızca beklemiyor. Bunun için görev başındalar. Bu ekibin en belirgin özelliği ise ABD’nin kara gücüm olarak tarif ettiği PKK’nın siyasi uzantısı HDP’ye ve FETÖ’ye  kol kanat germeleri, örtülü veya açıktan ittifak yapmalarıdır.

CHP-İYİP- HDP- DEVA ve GELECEK Partilerinin oluşturduğu bu ekip ABD’nin Rand raporunda tarif ettiği gibi toplumsal huzursuzlukları emperyalizmin amaçları adına fırsat olarak değerlendirirler.

LGBTİ dernekleri ile ortak hareket ederler.

Türkiye vatan savaşına başlar, saray savaşı argümanlarıyla baltalamaya çalışırlar.

Türk Ordusu BOP’un kökünü kazır; ‘Suriye’de ne işimiz var, sizin tosunlar askere gitsin’ derler.

Yalanlarla, manipülasyonlarla FETÖ’yü temizleme mücadelesine karşı çıkarlar.

Boğaziçinde olduğu gibi haklı öğrenci taleplerini sulandırıp, Türk gençliğini devlet, asker, polis düşmanı olarak göstermeye çalışırlar.

Sözde Atatürkçü olduklarını söylerler ama yaptıklarıyla ABD’nin Türkiye’yi bölme ve Cumhuriyeti yıkma planlarına hizmet ettiklerini çok iyi bilirler.

Böyle nam salmış siyasi partiler, aydın müsvetteleri televizyon ekranlarına çıkıp ‘Türkiye’ye de büyük bir telaş ile irticai faaliyetler hakim olacak’ diyorlar. Onları telaşa düşüren irtica kelimesinin çıkması değildir. Türkiye’nin kararlı bir şekilde Atlantik rotasında çıkıp Avrasya rotasına girmesidir.  Türkiye emperyalizm ile mücadele ettikçe Cumhuriyet kazanımlarının bırakın gerilemesini, her geçen gün ilerleyecektir. Emperyalizme göbekten bağlı olanların irtica faaliyetlere karşı olmasını da sahtekarlık olarak nitelendiriyoruz.

Hem Türkiye’deki irtica merkezi FETÖ’yü savunacaksınız, onların gazetelerine operasyonlar düzenlendiğinde kol kanat gereceksiniz, onları hapislerden çıkarmak için ‘adalet’ yürüyüşleri düzenleyip Türkiye’yi demokratik olmadığı gerekçesiyle Avrupa’ya, Amerika’ya şikayet edeceksiniz hem de Türkiye irticayı temizlerken irtica yükselecek yalanlarıyla huzursuzluklar yaratacaksınız.

Bu yaklaşım ile sadece ABD’ye bağlılığınızı bir daha bildirmiş olursunuz!

Türkiye’de huzursuzluk, güvensizlik yaratamazsınız. Esas siz Türkiye’de hedeflerinize ulaşırsanız Türkiye’de irtica hakim olur.

Büyük devrimci önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün arkasına saklanarak ABD planlarında görev alma hayasızlığının içinde olanları Türk milleti ve Türk gençliği olarak çok iyi görüyoruz.

O kirli planlarına ulaşmaması için Türk gençliği olarak her daim görevimizin başındayız.

 

Mustafa Gökmen

TGB Genel Sekreter Yardımcısı

tgb.gen.