Anasayfa
02 Ekim 2019 ( 7 izlenme )

Rusya'nın İslam Açılımı ve 360 derece diplomasi

Aydınlık gazetesinde Dr.Mehmet Perinçek imzasıyla yayımlanan "Moskova’nın Ortadoğu ve Kuzey Afrika Planı" başlıklı yazı dizisi farklı çevrelerce enine boyuna tartışıldı, söylenecek olanların çoğu söylendi.

ABD’ye karşı Rusya şemsiyesi altında, Türkiye ve İran’ı kapsayan bir birliğin siyasi, sosyal ve dini koşullarını içeren Moskova’nın planı, Rus düşünür Aleksandr Dugin’in Kaynak Yayınları tarafından 2017 yılında yayımlanan "İnsanlığın Ön Cephesi: Avrasya" adlı eserinden de izler taşıyor.

Moskova’nın planıyla ilgili tartışmalarda genel olarak Türkiye’ye biçilen rol, dini kimliğin ön plana çıkarılması ve Rusya’nın dominant rolü ele alındıysa da biz söz konusu planın Rus dış politikasındaki yerini inceleyeceğiz.

Rusya, Türkiye ve İran’la ittifakı dış siyasetinin temel mihenk taşı olarak mı kabul ediyor? Yoksa Moskova’nın her bölgeye ait birbirinden farklı planları projeleri mi mevcut?

MOSKOVA’NIN ŞİFRESİ: DÜŞMANLA BİLE DİYALOG

Diplomasinin temel ilkelerinden birinin, düşmanla bile diyalog kanallarını açık tutmak olduğu söylenir.

Rusya bu ilkeye uygun bir biçimde, ihtilaflar yaşadığı ülkeler dahil olmak üzere 360 derece olarak nitelendirebileceğimiz bir dış politika izliyor.

Moskova’nın bölgemizde Ankara ve Tahran eksenli bir siyaset izlerken diğer yandan İsrail ve Suudi Arabistan’la ilişkileri sıcak tutmaya çalışması, bahsettiğimiz 360 derece diplomatik yaklaşımın bir örneğidir.

Rusya Devlet Başkanı Putin’in, İran’ın sorumlu tutulduğu Aramco saldırılarından hemen sonra, hem de yanı başında mevkidaşları Ruhani ve Erdoğan varken Suudi Arabistan’a S-400 alma çağrısı yapması, Rusların çıkarları doğrultusunda her türlü ittifaka açık olduğunun bir göstergesidir.

Putin’in Riyad yönetimine çağrısı aynı zamanda, Suudileri ABD’den koparma siyasetinin bir parçası olarak değerlendirilebilir.

Rusya’nın çok kanallı siyasetinin bir diğer parçasını ise İsrail oluşturuyor.

Bu bağlamda Çankaya zirvesinden sadece birkaç gün sonra Putin’in Keren Hayesond Vakfı’nda yaptığı şu açıklamaları not etmekte yarar var: "Rusya ve İsrail vatandaşları arasında aile, akraba, dost bağları var. Bu gerçek bir ortak aile ağı, hiç abartmadan konuşuyorum (...) İsrail’de yaklaşık 2 milyon Rusça konuşan vatandaş yaşıyor. İsrail’i Rusça konuşan ülke olarak görüyoruz."

Putin’in açıklamaları, Rusya’nın İran’la ittifak uğruna İsrail’le köprüleri atmayacağının açık bir biçimde ilanı olarak değerlendirilebilir.

BÜTÜNÜN PARÇALARI

Keza Filistin meselesinde, Rusya’nın Sovyetler döneminden farklı bir biçimde daha temkinli bir siyaset izlemesi de tezimizi destekler niteliktedir.

Rusya’nın bloklaşmalardan kaçınan, esnek ittifaklara açık dış siyasetine bir başka örnek ise Keşmir meselesinde takındığı tavırdır.

Bir yandan, Çin’le Kuşak ve Yol Projesi’nde işbirliği yapan Rusya diğer taraftan Kuşak Yol’un Pakistan üzerinden Umman Denizi’ne açılmasında stratejik bir geçiş noktası olan Keşmir konusunda, Çin’le karşı kamplarda yer alan Hindistan’la ittifakını derinleştirebilmektedir.

Saydığımız örnekler sadece söylem analizinden ibaret olmayıp, olgulara dayanmaktadır. Moskova’nın Türkiye ve İran’ı kapsayan projesi tartışılırken Rusya’nın 360 derece dış siyasetinin de hesaba katılmasının faydalı olacağı kanısındayız.

Parçaları birbirine eklemeye çabalamamız halinde, sadece etrafımızda olup bitenle sınırlı kalmamız ve sonucunda denklemin tamamını kaçırmamız maalesef olasıdır.

AMİRAL SONER POLAT’IN ARDINDAN

Türkiye önemli bir değerini, Amiral Soner Polat’ı kaybetti. Vatan Partisi’nin ziyaretleri kapsamında Soner Polat Amiral’le Kahire ve Şam’da bir arada bulunma fırsatım oldu.

2015 yılında Kahire’de, Doğu Akdeniz’deki gaz yatakları daha Türkiye ve dünyanın gündemine girmemişken, Soner Polat Amiral’in başkanlık yaptığı heyetimiz Mısır Dışişleri yetkilileriyle görüşmelerde bulunmuştu.

Görüşmeler esnasında Soner Polat Amiral, Doğu Akdeniz’de Güney Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan’la yaptığı anlaşmalar sonrası Mısır’ın uğradığı kayıpları rakamlar vererek anlattığında Mısırlılar neye uğradıklarını şaşırdılar. Soner Polat Amiral, Kahire’nin Ankara’yla anlaşması halinde olası kazanımlarını açıkladığında ise Mısır tarafı telefonlara sarılıp üst makamlara konuyu anlatmaya başladı.

Soner Polat Amiral’in metodik çalışma yönteminden bizler, olgulara dayanan değerlendirmelerinden ise Türkiye çok şeyler öğrendi.

Türk milletinin başı sağ olsun.



Aydınlık

Bunlar da İlginizi Çekebilir