Dün Sayın Büyükelçi Yerhov'un Ukrayna'da neler olup bittiğini Türk kamuoyuyla paylaştığı bilgilerin ilk bölümünü vermiştik. Sayın Yerhov, Rusya'nın yaklaşımındaki kilit noktaları anlatmaya bugün de devam ediyor:

BİYOLOJİK SİLAH ÜRETİMİ

5. Rusya’nın özel askeri operasyonu sırasında ilginç şeyler ortaya çıkıyor. Mesela, silahlı kuvvetlerimiz tarafından Ukrayna topraklarında ABD’nin ve NATO müttefiklerinin askeri biyolojik programlar gerçekleştirdiğini ispat eden belgeler (https://disk.yandex.ru/d/YLeifXovbuEdbw) ele geçirildi. Elde edilen materyaller, açık ve net bir şekilde gösteriyor ki; Ukrayna’da biyolojik silahlar geliştirilmesini sağlayacak olan araştırmalar yapılmış. Yapılan tespitlere göre, otuz civarında biyolojik laboratuvarda veba, Sibirya ülseri, kolera, tularemi mikroplarının araştırmaları ile etkileyici boyutlara ulaşan çok sayıda farklı programlar gerçekleştiriliyordu. Bu araştırmalara direkt olarak katılanlar arasında, Pentagon dışında, ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı, George Soros Vakfı, Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi ile ABD Başkanı’nın oğlu Hunter Biden yönetimindeki Rosemont Seneca Yatırım Fonu gibi mevcut ABD yönetimine yakın yapılar yer aldı. Özel operasyonun başlamasıyla birlikte bu faaliyetlere ilişkin delillerin acilen yok edilmeye başlanması şaşırtıcı değildir.

Rusya, Ukrayna topraklarında ABD’nin ve NATO'nun askerî biyolojik programlarını içeren belgeler ele geçirdi.

UKRAYNA DONBASS’A SALDIRACAKTI

Askerlerimizin elde ettiği evraklar, sadece bunları göstermemektedir. Meğer Ukraynalı birlikler maksatlı olarak Donbass’a saldırmaya hazırlanıyordu, bu amaç doğrultusunda belirli hazırlıklar, planlamalar ve savaş koordinasyon eğitimi yapılıyordu. Bu planların icrasının başlamasına birkaç hafta kalmıştı. Umarım, bütün bu evraklar özel askeri operasyonumuz bittikten sonra yayınlanacak ve bütün dünya bu çok sayıdaki bulgu hakkında bilgi sahibi olacaktır.

YALAN HABELER

6. Bu günlerde enformasyon alanını dolduran, Rusya’yı ve silahlı kuvvetlerini kamuoyunun gözünden düşürme amacı taşıyan yalan haber dalgası şaşkınlık yaratıyor. Bu haberlerde eski filmlerden, bilgisayar oyunlarından görüntülere, aleni mizansen görüntülerine yer veriliyor. Üstelik bütün bunlar resmi Ukrayna kaynaklarından yayınlanıyor. Beyrut limanındaki patlama, Çin’de çıkan bir yangın ve daha birçok farklı olay, “Rus bombardımanlarının” neticeleri olarak gösterilmektedir. İşte fotoğrafta bir kadın görüyoruz, onu bir saldırının sivil kurbanı olarak gösteriyorlar. Ama başka bir fotoğrafta aynı kadın elinde silahla görülüyor ve aynı kadının Ukrayna güçlerine bağlı bir birimde görev yaptığı ortaya çıkıyor. Mariupol’deki doğumevi, tiyatro ile alakalı konular kasıtlı olarak pompalanıyor. Bu doğumevinin çoktan tahliye edilmiş olduğu ve Nazi ekibinin ateş noktası ve karargahı olarak kullanıldığı, tiyatroya herhangi bir füze fırlatılmadığı, “Azov Taburu” tarafından içeriden patlatıldığı onlarca tanığın açıklamaları ile yayınlandı. Tanıkların anlattıklarına göre, bu kötü şöhretli taburun savaşçıları insanları evlerinden kovalayarak, konut binalarının üst katlarında ateş noktaları kuruyor, sivilleri “canlı kalkan” olarak kullanıyor, şehirden kaçmaya çalışan kendi adamlarını da kurşuna diziyorlardı. İnsani koridorların açılmasını engellemeleri hiç şaşırtıcı değildir. Onlar insanları hiç ama hiç düşünmediler. Bir gün bu suçların hesabını vermek zorunda kalacaklar.

Küçük bir not daha: Ukrayna'da olanlar özel bir operasyon değil de bir savaş olsaydı, o zaman orada çok uzun süre bir ateş duvarı oluşurdu ve on binlerce kurban olurdu. Tıpkı Amerikan savaş makinesinin saldırıları sonucunda tam olarak kaç bin kişinin öldüğünün henüz tam olarak belirlenmediği Irak’ta olduğu gibi.

Büyükelçi Yerhov, Ukrayna ile yürütülen müzakerelerle ilgili, “Rus tarafı, ilkelerden ödün vermeden ve tabii ki, karşı tarafın da bu yönde adım atacağı anlayışıyla böyle bir çalışmaya hazır.” ifadelerini kullandı.

EKONOMİK SAVAŞ İLAN ETTİLER, AŞARIZ

7. Bana sık sık şu soru yöneltiliyor: Rusya yaptırımlar altında nasıl hayatta kalmayı planlıyor? Ülkemiz, defalarca çeşitli Batı kısıtlamalarının hedefi oldu. Bunlar başka ülkelere de uygulandı. Bu arada Türkiye, Mustafa Kemal Atatürk zamanında yaptırımlara maruz kalmamış mıydı? Bir şey olmaz, o zaman dostlarımızın yardımıyla hayatta kaldık, şimdi de kalacağız. Fakat elbette bugün uygulananların ölçeğinin eşi benzeri görülmemiştir. Bize karşı topyekûn bir ekonomik savaş ilan ettiklerini, Rusya'yı boğmak istediklerini açıkça söylüyorlar. Ancak Batı medeniyeti, Rusya'yı ezmeye çalışırken, aslında, kendi dayandığı değerleri ve ilkeleri ayaklar altına aldı. Artık herkes, ülkesinin mali rezervlerinin basitçe çalınabileceğini ve mülklerine el konulabileceğini biliyor. Daha dün özel mülkiyetin dokunulmazlığı, masumiyet karinesi, ifade özgürlüğü ilkelerini şevkle savunan bu kişilerin ikiyüzlülüğü hayret vericidir. Utanmadan başka ülkelere baskı yapılıyor, yüzyıllara dayanan geçmişe sahip medeniyetler tehdit ediliyor, onları yaptırım çarkına girmeye zorluyorlar. İlginç olan şu ki, Türkiye'yi AB'ye kabul etmek istemiyorlar ancak Avrupa yaptırımlarına katılmaya zorluyorlar. Bu adil mi?

Yerhov, Atatürk döneminde Türkiye'nin Batı'nın yaptırımlarına maruz kaldığını, bunları dostlarıyla aştıklarını hatırlattı. (Fotoğraf: Atatürk ve Sovyet Büyükelçi Aralov'un Büyük Taarruz'dan önce cephe ziyaretinden.)

İHA’LAR RUS ASKERLERİNİ ÖLDÜRÜYOR

8. Burada bana çok sık yöneltilen bir soruya değinmeden geçemem. Türk “Bayraktar” insansız hava araçlarının Ukrayna'ya tedariğini nasıl karşılıyoruz? Pekâlâ, çok dürüst olacağım. Bu sevkiyatların Rus toplumunda ne kadar acı verici bir şekilde karşılandığını tasavvur bile edemezsiniz. "İş iştir" gibi açıklamalar anlayışla karşılanmıyor, çünkü insansız hava araçlarınız askerlerimizi öldürüyor. Onları sırf bunun için satın alıyorlar. Bu arada, Türkiye'nin müttefiki olduğunu iddia eden bir ülkenin, Mehmetçiklerin savaştığı kişilere büyük miktarda silah aktarma alışkanlığı olduğunu ve bunun Ankara’nın çok hoşuna gitmediğini hatırlatayım. Neden bizim buna sıcak bakmamız gerekiyor?

MOSKOVA’DA 'OFİS' YOK

Bu arada, okların Rusya'ya çevrilmesini savunan vicdansız yorum girişimlerinin hemen önüne geçmek istiyorum. Türk ordusunun savaştığı insanlara silah vermiyoruz ve Türkiye'de bunu çok iyi biliyorlar. Somut kanıt sunma zahmetine girmeyen bazı muhatapların hatırlatmayı çok sevdikleri gibi o kişilerin Moskova’da bir "ofisi" de yok.

NAZİ DEVLETİ OLMAYACAK

9. Bundan sonra ne olacak? Rusya, Ukrayna'yı dostane ve askerden arındırılmış, başka bir Nazi devleti yaratma tehdidinin olmayacağı, Rus diline, kültürüne ve Ortodoks Kilisesi'ne hiçbir yasağın olmayacağı bir devlet haline getirmek için çaba göstermeye devam edecek. Ukrayna’nın günümüzde NATO'nun eylem tarzı ve genişleme ve yayılma konusundaki saplantısı olarak tezahür eden, Batı'nın "Drang nach Osten" politikasının toprakları haline bir kez daha gelmemesi için. Bu hedefler adına askerlerimiz ilerliyor, son turu geçtiğimiz günlerde İstanbul'da gerçekleşen müzakereler de sürüyor. Türkiye'nin müzakere edilmiş bir çözüme ulaşma çabalarını çok takdir ettiğimizi ve bu nedenle son turu burada Türkiye topraklarında düzenlemeye karar verdiğimizin altını çizmek istiyorum.

BİR GECEDE ANLAŞMA OLMAZ

10. Şu anda hem Türkiye'de hem de dünyadaki pek çok medya kuruluşunda İstanbul toplantısının olumlu önemi konusunda sevinç ve hatta bir nevi coşku var. Gerçekleşen samimi görüşmeden duyduğum memnuniyeti paylaşmaya hazırım. Müzakere edilmiş bir çözümü asla reddetmedik ve tam tersine her zaman onu hedefledik. Fakat mutabakat sağlanmamış tüm sorunların sihirli bir değnek dalgasıyla bir gecede çözülmesini beklemek muhtemelen yanlış olur. Objektif olarak konuşursak, pozisyonlar ve formülasyonlar üzerinde mutabakat sağlamak için çok fazla özenli çalışma yürütülmesi gerekecektir. Rus tarafı, ilkelerden ödün vermeden ve tabii ki, karşı tarafın da bu yönde adım atacağı anlayışıyla böyle bir çalışmaya hazır. Dostlarımızdan sürece olumlu katkılar geleceğine inanıyoruz. BİTTİ