Anasayfa
30 Temmuz 2019 ( 13 izlenme )

Rusya, İsrail ve ABD’ye ne teklif etti?

Rusya’nın İsrail ile ilişkileri bazı mahfillerde şüphe uyandırdı. Netanyahu'nun Moskova’ya gitmesi üzerinden ‘Rusrail’ ve ‘Putinyahu’yakıştırmaları yapıldı. Türkiye'den bazı sesler de bunu işaret edip, Ankara’nın Rusya’ya güvenemeyeceğini ileri sürdü. Peki İsrail, Rusya’ya ne teklif etti? Rusya’nın karşı teklifinin ayrıntıları neler? Anlaşma sağlandı mı?

NATO’cular bir dönem Atatürk’e saldırırdı. En büyük müttefikleri de siyasal İslamcılardı. 1990 ve 2000’li yıllarda bu saldırılar hakaret boyutlarına ulaştı. 2010’lardan itibaren Atatürk yok sayılmaya ya da ismi devlet kurumlarından kaldırılmaya başlandı. Türkiye ve Suriye’deki PKK koridoruna karşı silah mücadelenin başladığı 24 Temmuz 2015 ve sonrasında da FETÖ’nün umutsuz 15 Temmuz 2016 NATO darbe girişimi ile Atatürk yeniden hatırlandı ve hak ettiği yere kondu. Biz Avrasyacılar buna şaşırmadık.

Çünkü 1993’ten beri Türkiye’nin nihai olarak Avrasya rotasına gireceğini görüyorduk. Bu bir tercih değil, mecburiyetti. Türkiye, 1950 sonrası girdiği Batı/Atlantik çıkmazında en sonunda parçalanıp yok olmaya mecburdu.

Coğrafyamızın 3 büyük ve köklü devletinden biri (diğerleri Rusya ve İran) olan Türkiye böyle bir kadere asla razı gelemezdi. Yüz yıl önce 1919’da da razı gelmedi, bugün de gelemezdi. Başında AKP gibi, ABD ve İsrail’in Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında kurulmuş bir parti dahi olsa yine de gelemezdi.

Şimdilerde ise geleneksel liboş Batı/NATO/FETÖ korosu, Atatürk düşmanlığından vazgeçti, artık Rusya ve Çin düşmanlığıyla yetinmeye başladı. S-400 füzelerinin alımı ve Çin’in Kuşak ve Yol projesine karşı, Rusya’nın faşist ve güvenilmez, Çin’in ise Uygurlara zulmeden totaliter bir devlet olduğu edebiyatını yapmaya başladılar.

RUSYA’NIN İSRAİL İLE FLÖRTÜ

Rusya’nın bölgemize eylemli olarak geldiği 2015 tarihi, Batı Asya’da bir dönüm noktasıdır. Irak ve Afganistan yıkıma uğratılırken kılını kıpırdatmayan Rus Devleti, bir anda kararını verdi ve Suriye’ye, Cumhurbaşkanı Beşar Esat’ın yardımına koştu. İşte o tarihten itibaren işler kesin bir şekilde değişti. ABD ve İsrail’in PKK ve IŞİD maşaları tutunamadı ve dağıldı.

Özellikle IŞİD ve El Kaide türevleri, en son Halep’ten de atıldı ve İdlib’e sığındı. Rusya ise çok akıllı ve hassas bir politika izleyerek Türkiye ve İsrail ile de ilişkilerini sürdürdü.

Hatta Türkiye ile neredeyse stratejik müttefik konumuna geldi.

Son olarak Rusya Enerji Bakanı Doğu Akdeniz’de işbirliği mesajı da verdi. Zaten S-400’den sonra Sukhoi 35 uçakları da Türk savunma sanayinin gündeminde.

Yerli muharip uçak projesinde sanıyorum bu teknoloji devreye alınacak. Neyse mevzuya dönersek, Rusya’nın İsrail ile de ilişkileri bazı mahfillerde şüphe uyandırmadı değil.

Netanyahu gibi faşist bir liderin çat kapı Moskova’ya gitmesi, Putin’in Rus uçağını düşürten İsrail’e ısrarlı ve yumuşak tavırları uluslararası kamuoyunda şüphe uyandırdı.

Rusya, kendisine tamamen düşman cephedeki iki ABD müttefiği İsrail ve Suudi Arabistan ile kontağı hiç kesmedi. Hatta Suudilere S-400 satmayı bile gündemine aldı.

İsrail’de de milyondan fazla Rus kökenli Yahudi vatandaşı var. Bunlardan Avigdor Lieberman Rusya doğumlu Evimiz İsrail Partisi başkanı ve Savunma Bakanı olarak oldukça da etkiliydi.

Hal böyle olunca da bazı şüpheciler, Rusrail ve Putinyahu yakıştırmaları yapıyordu. Türkiye’dekiler de bunu işaret edip, Ankara’nın Rusya’ya güvenemeyeceğini ileri sürüyordu.

Ben İran’ı gözledim asıl. İran’dan Rusya’ya bu konuda sert bir eleştiri hiç gelmedi. Sadece bazı siyasetçiler zaman zaman sitem gönderdiler.

İSRAİL’İN TEKLİFİ

Reklamdan sonra devam ediyor 

Bunun sebebi de 24 Haziran’da Kudüs’te düzenlenen Rusya, ABD ve İsrail güvenlik toplantısına dayanıyordu. Batı Kudüs’teki kritik toplantıya İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başkanlık

etti. Güvenlik zirvesine Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri Nikolay Patrushev, ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton ve İsrail Ulusal Güvenlik Danışmanı Meir Ben-Shabbat katıldı.

Rusya gibi Suriye ve İran’ın sıkı dostu, nasıl olur da düşmanlarla aynı masaya oturup, pazarlık yapabilirdi. Hele de Bolton gibi bir savaş manyağıyla Ruslar ne konuşacaktı.

Bunun cevabını İsrailli deneyimli bir gazeteci verdi. İsrael Şamir, aynı zamanda bir Rusya uzmanı. Şamir, UNZ sitesinde kaleme aldığı yazısında, İsrail’in Rusya’ya aylar öncesinden bir teklifle gittiğini yazdı.

Buna göre İsrail, Rusya’nın İran’ı bölgeden çıkartması ve ilişkilerini kesmesi karşılığında, ABD içindeki etkisini kullanarak Moskova üzerindeki yaptırım ve ambargo baskısını çözecekti.

Netanyahu’nun asıl motivasyonu, Rusya’nın İran’ı bırakıp, bölgede İsrail ile iş tutmasıydı. Putin bunu baştan reddetmedi ve ciddiye aldı. Çünkü Yahudiler benzer bir teklifi 1.Dünya Savaşı’nda İngiltere’ye yapmış ve bundan da kazançlı çıkmıştı. O zamanki teklif şuydu: İngiltere Filistin’i Yahudilere verirse, Yahudiler de ABD’yi İngiltere ve Fransa’nın yanında savaşa girmeye ikna edecekti. Böyle de oldu. Yalnız bir istisnayla, ABD savaş sonrası hiç yapılmayanı yaptı ve müttefiklerinden savaş tazminatı aldı, İngiltere ve Fransa da mağlup Almanya’yüklendi. Neticede Almanya’daki ekonomik kriz Hitler’i getirdi ve en nihayetinde kaybeden Avrupalı Yahudiler oldu.

Neyse bu tarihin bir eski sayfası. İsrail’in güncel teklifine gelirsek... Moskova’da uzun bir istişare dönemi yaşandı. Hatta Suriye’de bazı İran yanlısı isimler bile bu süreçte görevden alındı.

RUSYA’NIN KARŞI TEKLİFİ

Şamir, Rusları son olarak bir karşı teklif hazırladığını yazdı. Şamir’in iddiasına göre, Putin Batı Kudüs’te İsrail ve ABD’ye şu öneriyi getirdi: “ABD, İran’a yaptırımları kaldıracak ve Suriye’den askerlerini çekecek, bunun karşılığında da Rusya İran’ın Suriye’den çıkması için elinden geleni yapacak ve Rusya-ABD görüşmeleri başlayacaktı”.

Aslında Putin’in teklifi geçen yılın eylül ayında da Knesset’te konuşulmuştu. Ancak son olarak Batı Kudüs’teki üçlü toplantıda bazı rötuşlarla ABD ve İsrail’e sunuldu. Ve masada her hangi bir anlaşma sağlanamadı. Zirve sonrası Patruşev’in gazetecilere verdiği demeçte İran’ı savunması, ABD ve İsrail’de soğuk duş etkisi yarattı. Patrushev, “İran’ın bölgenin güvenliğine tehdit oluşturduğu gibi gösterilmeye çalışılması veya uluslararası terör gruplarıyla karşılaştırılması kabul edilemez” ifadelerini kullandı.

Zaten zirve öncesinde Putin de, İran’ı kesinlikle satışa getirmeyiz mesajını vermişti. Tahran’dan Moskova’ya tepki gösterilmemesi de bunun bir deliliydi zaten.

“Ruslara güvenilmez” edebiyatçıları ise ABD-İsrail ve hempalarına güvenilmeyeceğini bir kez daha kanıtlamış oldu.

TÜRKİYE, İRAN, SURİYE, IRAK İTTİFAKI ŞART

Ancak şunu da vurgulamak lazım ki, ABD ve maşalarının doğrudan tehdidi altındaki Türkiye ve İran’ın Rusya ile iyi ilişkileri sürdürürken, kendi aralarında da bir Batı Asya İttifakı yapması şart.

Enerji kaynağımız ve dost-akraba komşumuz İran ile Astana’da birlikteyiz, batı tehdidine karşı güvencemiz Rusya ile devasa projeler içindeyiz. Dünyada güçlü olmak için önce bölgede güçlü olmak lazım. Türkiye, İran, Irak ve Suriye’nin acilen bir araya gelip, topraklarındaki terörist unsurları yok etmesi ve verimli işbirlikleri kurması elzem. Bu dörtlü kurulursa, ona Azerbaycan, Lübnan, Katar ve diğerleri de eklenir. Çin’in dünyayı değiştirecek Kuşak ve Yol girişiminin başarısı da buna bağlı.

Rusya’nın da eli rahatlar böyle bir ittifak kurulursa. Türkiye de 4 milyonluk Suriyeli işgalinden kurtulur. Doğu ve Güneydoğu’da ekonomi ve tarım yeniden kurulur. Bölgesel ticaret ve işbirliği ile herkes zenginleşir, refah artar. İsrail, Suudi Arabistan, İngiltere ve ABD de artık haddini bilir ve adam gibi müzakere masasına oturur, terör merör gibi pisliklerden uzak durur.

KAYNAK: https://www.unz.com/ishamir/russia-america-and-iran/


Aydınlık

Bunlar da İlginizi Çekebilir