KKTC Başbakanı Ersin Tatar, KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay ile birlikte geçtiğimiz günlerde İstanbul’a gelmiş Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi’nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yardımcısı Fuat Oktay ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile görüşmüştü.

KKTC basınında yer alan bir iddiaya göre o görüşmede Rusya’nın savaş gemilerine KKTC’deki Gazimağusa ya da Gemikonağı limanlarının açılması görüşüldü. Eğer KKTC, Rusya ile askeri ilişki geliştirirse bu hem Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin ABD ile yaptığı anlaşmaya cevap olacak hem de KKTC’nin tanınmasında bir adım olacak.

İddiayı KKTC’de yayımlanan Kıbrıs Postası gazetesi yazarı Ulaş Barış köşesine taşıdı. İşte Barış’ın “KKTC limanları Rus gemilerine açılacak mı?” başlıklı yazısından bir bölüm:

"Ani bir kararla İstanbul’a, reisin huzuruna çağrılan hükümet ortaklarımız, dünkü Kıbrıs Postası’nın manşetine bakacak olursak, ‘yaslı gidip, şen dönmüşler…’

Yaslı denilmesinden kasıt, ziyaret öncesi, Özersay’ın ‘bağımsız’ adaylığı ile birlikte, Türkiye yetkililerinin, Başbakan Tatar’a “sen başbakan olarak devam et, Özersay’ı destekleyin” şeklinde bir telkin yapılacağı, bunun da hükümeti paramparça edeceği yönündeki algı idi sanırım.

Görüşmede böyle bir telkin yapıldı mı henüz bilmiyoruz ancak, dönüşte yapılan ‘170 milyon serbest bırakıldı’ şeklindeki açıklama dışında pek önemli bir husus göremedim.

Hatta, eğer Sayın Tatar’a böylesi bir telkin yapılmadıysa, 12 Şubat günü seçim yasaklarının da girmesiyle birlikte, hükümetin 2 ay boyunca iş yapmak yerine, seçimle uğraşacağını, böylece zaten sorun yumağı olan memleketin daha da beter olacağını düşünmek olası.

Ancak, ben bu makalede, bu bilindik banal konuları değil, söz konusu ziyaretin esas sebebi ile ilgili ortaya atılan bomba iddiayı yazmak istiyorum.

Malumunuzdur, ABD, Kıbrıs Cumhuriyeti’ne 1987’den beri uyguladığı silah ambargosunu geçen yılın son günlerinde kaldırdı. Bunu yaparken de, söz konusu tasarıya bomba gibi iki tane Rusya şartı koydu.

Şartlardan bir tanesi Rus işadamlarının güneydeki off-shore bankalardaki hesapları üzerinde etkin denetim yapılması, ikincisi ve hayati olanı ise, Rus savaş gemilerinin bundan böyle güneyde bulunan limanları ne bakım ne de ikmal için kullanamayacağı yönünde olanıydı.

Bu şart, Rusya’nın büyük tepkisine yol açtı, hatta Rusya’nın Lefkoşa Büyükelçisi ile Rum siyasiler arasında söz düelloları yaşandı.

Ardından geçtiğimiz Cuma günü söz konusu silah ambargosunun kaldırılmasının bir başka hususu olan ve yakın zamanda adaya gelmesi öngörülen Amerika askeri uzmanlarının güneyde vereceği eğitimlerin başlanacağının açıklanması tartışmaları daha da büyüttü.

Haber aslında yeni değil, tasarıda var ancak yine de adanın güneyde Amerikan askeri varlığının olacak olması ve İran-ABD geriliminin olumsuz etkilerini de düşünecek olursak, Kudret Özersay’ın da dediği gibi “Amerikan askeri varlığı için bir başlangıç” olabilir.

İşte tüm bu gelişmeler yaşanırken, geçtiğimiz hafta çıkan bir haber henüz doğrulanmasa da Kıbrıs sorununu en üst düzeyde uluslararası bir soruna dönüşebileceğini göstermesi açısında kritiktir.

Haberde, hafta başı bir araya gelen Rusya Devlet Başkanı Putin ile Başkan Erdoğan’ın görüşmesinde, Putin’in, Erdoğan’dan Mersin limanının Rus savaş gemilerine açılmasını resmen istediği yazıldı.

Erdoğan’ın ise bu isteğe “Türkiye NATO üyesidir, olmaz” diyerek reddettiği haberin ayrıntısında yazıyor.

Ancak haberin devamı bizi çok yakından ilgilendiriyor.

Buna göre, Erdoğan’ın, Putin’e “Mersin olmaz ama KKTC’deki Gazimağusa ya da Gemikonağı limanları uluslararası tanınmışlığı olduğundan olabilir” dediği iddia ediliyor.

İşte hükümetimizin İstanbul’a çağrılmasının esas sebebi bu konunun masaya yatırılması olduğu yönünde ciddi duyumlarım olduğunu söylemem lazım.

Güneyin Amerikan şartlarına boyun eğmesinin ardından, Rusya için böylesi bir adımı atmak tam bir misilleme olur, o kesin.

Hayır, düşündüğünüzde kulağa çok da mantıklı geliyor. Amerika’nın liman darbesine, Rusya’dan kuzeydeki, tanınmamış KKTC’nin tanınmış limanları yanıtı…

Hele da geçen haftalarda, Vatan Partisi Başkanı Perinçek’in, sonradan alay konusu olsa da, Abhazya ziyaretinden dönüşte yaptığı “Abhazya, KKTC’yi tanıyacak” şeklindeki açıklama dikkat çekmişti.

Gurcistan’dan kopartılan, Rus hegemonyasında bir ülke olan Abhazya, Rusya da dahil 7 ülke tarafından tanınıyor.

Yani Rusya tanıyacak demiyorum ama onun uydusu olan bir ülkenin KKTC’yi tanıması bir yerde ‘dolaylı tanıma’ anlamında bir algı yaratabilir.

Peki, o kadar ileri gitmeyelim de, soralım: KKTC limanlarının Rus gemilerine açılması şeklindeki haberler doğru ise bunun sonucu ne olur?

Makalenin sonunda yaklaştım diye buna yerim kalmadı, ama son günlerde hükümet yetkilileri tarafından sürekli şekilde gündemde tutulan “KKTC Doğu Akdeniz’de önemli bir aktör haline gelmiştir” şeklindeki boş lafın altı ufaktan da olsa dolmaya başlar demek mümkün gibi duruyor.

Ha ne kadar dolar, konu nereye döner, kim nasıl bir adım atar, bunu şu anda kestirmek güç ancak, hep dediğimiz gibi Kıbrıs sorununun uluslararası bir sorun olmasından mütevellit, dünyanın iki süper gücünün ada üzerinden böylesi bir restleşmeye girmesi, zaten kendi doğasında bile ürkütücüdür.

Dolayısıyla, bence, 2020 yılı ada için çok belirleyici olacak…

Editör notu: Günümüzde Türk savaş gemileri, Girne ve Gazimağusa limanlarını kullanıyor. Büyük tonajlı savaş gemileri, liman derinliğinin uygun olması nedeniyle genellikle Gazimağusa Limanı’na demirliyor."